Ak Parti Grup Toplantısı (2)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Muhalefet altına gireceği, damı akmayan bir çatı aramaya devam etsin. 30 Mart’ta acayip bir fırtına esti, bunların çatısını, matısını uçurdu gitti. Biz şimdi, evde çocuklarda soruyor, ‘dede şapkadan...

Ak Parti Grup Toplantısı (2)
banner537
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Muhalefet altına gireceği, damı akmayan bir çatı aramaya devam etsin. 30 Mart’ta acayip bir fırtına esti, bunların çatısını, matısını uçurdu gitti. Biz şimdi, evde çocuklarda soruyor, ‘dede şapkadan nasıl bir tavşan çıkacak’ diyor, ‘şimdi biz merakla bunu bekliyoruz oğlum ’ diyorum. Geometrik ölçülerin nasıl bir şekil çıkartacağını ilgi ile izliyoruz. Bakalım bu süre içinde Bahçeli’de, Kılıçdaroğlu da bu işi öğrenebilecek mi? Biz siyaset mühendisi değiliz, çizim yapmıyoruz, ama onlar siyaset mühendisliğine özenmişler" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada; İş Türkiye'ye gelince, Ortadoğu, Asya, Afrika ülkelerine gelince özgürlük, hukuk ve demokrasi diyerek aşağılamaya, tahkir etmeye, izah vermeye kalkıyorlar. Mısır'da seçilmiş hükümete darbe yapıldı. Yüzlerce masum gösterici katledildi sesleri çıktı mı? Duydunuz mu, dünyaya sesleniyorum. Bunlar Mısır'da darbeye darbe diyemediler. Halen de diyemiyorlar. Darbe mahkemelerinde yargılanan, idama mahkum edilen masum insanlarla ilgili açıklama yapıp üzerini örttüler. Suriye'de 4 yıldır oluk oluk kan akıyor. Kimyasal silahlar, uçaklarla her tarafa yakıp yıkılıyor. 200 bin insan öldü, sesleri çıkıyor mu? Orada zalim, katil bir yönetici destekleniyor, şimdi de Cumhurbaşkanı adayı olarak kendi kendine Cumhurbaşkanı olmaya hazırlanıyor. Hangi yüzle kimin huzuruna sandık getireceksin? Nerede insan hakları örgütleri, Filistinli'yi susturursunuz bu ifade özgürlüğünü ihlal anlamına gelmez, Filistinli gazeteciyi sokak ortasında vurursanız bu basın özgürlüğünü zedelemez. Gazze'de Filistinlilerin üzerine ölüm yağdırırsanız, bu insan hakları ihlali olmaz. Niye, çünkü onlar Filistinli. Bunların Mısır'daki darbecilere diktatör dediklerini asla duymazsanız. Sadece birkaç kişi biz bunu seslendiriyoruz ama bunun dışında yok. Uluslararası toplantılarda da seslendiriyoruz, seslendireceğiz" dedi.

Erdoğan, "İçerideki kibir abidelerine boyun eğmeyeceğimiz gibi dışarıdaki kibir abidelerine de boyun eğmeyeceğiz. Milleti, milletin temsilcilerini, siyasetin temsilcilerini karşısına alıp kibirle ders veremez. Aynı şekilde de dışarıda da hiç kimse Türkiye'yi karşısına alıp Türkiye'ye parmak sallayamaz. O günler geçti. Türkiye'nin üzerinde ameliyat yapmak isteyen o örgütler bilsinler ki karşılarında artık sinmiş, acziyet içerisinde bir ülke yok. Hakkaniyet ölçüsünde, nezaket içinde yapıcı her eleştiriye açığız. Eleştiriye açık olduğumuz için reform yapıyoruz. Şu bizim 12 yıl içinde yaptığımız reformları Cumhuriyet tarihinde acaba hangi iktidarlar yaptı? Uluslararası hukuku, evrensel değerleri benimsediğimiz için AB'ye üye olma gayemiz var ve bunu kararlılıkla sürdürüyoruz ama bu yanlış anlaşılmasın. İçeride olduğu kadar dışarıdaki mütekebbirler de yumuşak başlı olmamızı, uysal koyun olduğumuz şeklinde yorumlamasın" diye konuştu.

"Bu algı operasyonlarıyla hiçbir yere varamazlar" diyen Başbakan Erdoğan, "Uluslararası örgütler sergiledikleri çifte standartla Türkiye'nin saygınlığına gölge düşüremezler. Türkiye'yi gerçekten tanımak isteyenler varsa gelsin halkın içine girsin, gerçek fotoğrafı burada görsün. CHP'nin yandaş medyası olanlar Türkiye'yi yanlış tanır. Biz, güçlü bir ülke olarak istikametini rotasını bilen bu yolda emin adımlarla yürüyen ülke olarak ihtiyaç duyulan reformları yapıyor, kademe kademe Türkiye'nin standartlarını yükseltiyoruz" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, "Dün imzalayarak, TBMM'ye gönderdiğimiz tasarıyla suçla mücadelede bazı cezaları artırıyor. Yargı sisteminde önemli değişikliklere gidiyoruz. Toplumsal değerleri altına alan bazı suçlarda cezayı katlayarak artırıyoruz. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların en sert şekilde cezalandırılmasını sağlıyoruz. Bugüne kadar olan tablo demek caydırıcı değildi. Oturduk haftalarca aylarca bunu müzakere ettik. Bu suçların çocuklara karşı işlenmesi hiç kuşkusuz idam cezası gerektiriyor. Ancak, ülkemizde artık idam cezası uygulanmadığı için bunun yerine çocuklara yönelik suçlarda cezayı en ağır yere taşıyoruz. Çocuklara karşı suç işleyenler 30 yıl yatıyordu, bunu 39 yıla çıkarıyor. Müebbet hapis cezasını 24 yıl infazdan 33 yıla çıkarıyoruz. Failler cezalarını tamamlasalar bile bazı kısıtlamalara tabi olacaklar. Uyuşturucuyla mücadelede, kenevir ekimi 1 yıldan 7 yıla kadar hapisti, bunu 5 yıldan 12 yıla kadar artırıyoruz. Uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal ve ihraç suçunun cezasını, 20 ila 30 yıl aralığına yükseltiyoruz. Çocuklara uyuşturucu verilmesi ve satılması hususunda ceza 15 yıldan az olmayacak. Bu suçlardan ceza alanların koşullu salıverilme süresini uzatıyoruz" ifadelerini kullandı.

Son yıllarda artış gösteren hırsızlık ve kapkaç gibi suçlarının da cezalarının önemli ölçüde artırıldığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Konutta hırsızlık 5 ila 10 yıl aralığına, kapkaç 3-7 yıldan 5-10 yıl aralığına uzatıyoruz. Telefon elektrik ve demiryolları altyapısını oluşturan malzemeler çalınıyor, hayati riskler ortaya çıkıyordu, bu tür suçların iki katına artırılmasını getiriyoruz. Sulh ceza ile asliye ceza ayrımını ortadan kaldırıyoruz. Yargı sürecinde savcı ve hakimlerimizin iş yükünü azaltıyoruz. Bölge idare mahkemelerinin sayısını da azaltıyoruz. Şu anda 25 ilde bölge idare mahkemesi var bu sayıyı ihtiyaca göre yeniden düzenliyoruz. İdari yargılamada ivedi yargılama usulünü getiriyoruz. Şu anda Yargıtay'da 38 daire var, bunların 23 ü hukuk 15'i ceza dairesi. Yargıtay 1. başkanlık kurulunun üye sayısını 8'den 11'e çıkarıyoruz. Yargıtay Genel Sekreteri olabilme için kıdem şartı gerekmiyordu, yeni düzenlemeyle 5 yıl kıdem şartı getiriyoruz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını belirlemek için yapılan seçimlerde her üye tek adaya oy verecek. Bunlar kapsamlı paketimizin sadece özeti. Suçla mücadele caydırıcı tedbirler, yargının hızla işlemesi konularında çok sayıda düzenlemeyi Meclis'te görüşecek, meclisimiz kapanmadan süratle bitirip Türkiye'ye kazandıracağız. Bu önemli paketin ülkemiz için hayırla vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.

ERDOĞAN, ÇİFTÇİLERE MÜJDE VERDİ

30 Nisan'da TBMM Genel Kurulu'nda çıkarılan yasayla Türkiye'de tarıma yönelik önemli bir reform gerçekleştirildiğini anlatan Erdoğan, "2005 yılında ilk kez bölünmez parsel büyüklüğünü belirledik. Bu yeni düzenlemeyle tarım arazisi üzerinde anlaşma sağlanan mirasçıya devredilecek. Bu mümkün olmazsa aile ortaklığı şeklinde kullanılabilecek. 3. kişilere satılabilecek. Bu kanunla birlikte artık tarım arazilerimiz bölünmeyecek. Parçalanmış arazilerimiz de getirdiğimiz teşviklerle birleştirilecek. Son 12 yılda tarım sektörümüz sürekli büyüme kaydediyor. 24 milyar dolar olan tarımsal hasılamız, 62 milyar dolara ulaştı. Türkiye tarımsal ekonomik büyüklük itibarıyla şu anda dünyanın 7. Avrupa'nın 1. en büyük tarımsal gücü konumunda. B yeni kanunla zirvedeki yerimizi muhafaza edeceğiz. Çiftçilerimizi sevindirecek müjdemizi açıklamak istiyorum. Kuraklık, sel gibi afetler nedeniyle bazı çiftçilerimiz zararlara maruz kaldılar. 23 Ağustos'tan sonra 31 Aralık 2014'e kadar afetlerden zarar gören çiftçilerimizin kredi borçlarını ödemelerine kolaylık getiriyoruz. Ürünlerin, en az yüzde 30 oranında zarar gören, hasar tespit komisyonunca tespit edilen çiftçilerimiz bundan yararlanacak. Vadesi gelen borçlar bir yıl süreyle yüzde 3 faizle ertelenecek. Bununla ilgili kararnameyi dün akşam imzaladık ve gönderdik" dedi.

"DARBELERİN ARDINDAN SİYASETE CETVELLE SINIRLAR ÇİZİLDİ"

AK Parti'nin istişare toplantısında cumhurbaşkanlığı seçim sürecini etraflıca değerlendirme fırsatı bulduklarını anlatan Erdoğan, "AK Parti çok yoğun istişareler yapıyor. Kuyumcu hassasiyetiyle adayını tespit ediyor. Hazırlıklarımızı yapıyor, Türkiye için en uygun formülleri üretmek gerekiyorsa buna gayret ediyoruz. Biz, birinci dünya savaşında cetvel felaketini yaşadık. Biliyorsunuz, yüzyıl önce coğrafyamızda sınırlar adeta cetvelle çizilir gibi çizildi. Cumhuriyet döneminde tek parti yıllarında bunu CHP'liler iyi bilir. Cetvelle kafa taslağının ölçüldüğüne şahit olduk. Tek parti döneminde insanımız şablonlara sıkıştırılmak istendi. Cetvelle kriterler belirlendi, vatandaşlar makbul olan ve olmayan diye ayrıldı. Darbelerin ardından bu kez de siyasete cetvelle sınırlar çizildi. Siyasetin bu sınırlara müdahalesi engellendi. Şu anda o malum cetvelin bir kez daha ele alındığını, siyaset mühendisleri tarafından bir kez daha cetvelin devreye sokulduğunu görüyoruz Bu ara nedense, MHP'nin Genel Başkanını merak sardı, geometriyle de alakası pek yok ama. Geometrik şekiller içinde bir siyaset oluşturmuş. CHP Genel Müdürü de cetvelle çizilmiş gibi ana kriterleri ortaya çıkarıyor. Siyaset geometri değildir. Siyaseti geometriye hapsetmek isteyenler bugüne kadar hem yanıldılar hem de zulüm yaptılar. Siyaseti geometri gibi verenler vatandaşa da geometri işlemi yaptılar. Dümdüz, birbirine benzeyen, iç açılarının toplamı hepsinde 180 yapan standart vatandaşlar üretmek istediler. İşte bu cetvel zihniyeti yüzünden Türkiye ret, inkar ve asimilasyon zulmüne maruz kaldı. Bu cetvel zihniyeti yüzünden bu ülkede özgürlükler kısıtlandı, insanımız arasında ayrım yapıldı" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "CHP Genel Müdürü ne diyor, siyasi parti liderlerin Cumhurbaşkanı adayı olmasını istemiyor. Sen nasıl siyasetçisin ya önce sen kimsin ya? Bir defa siyaseti inkar eden, siyasetçi olabilir mi? Demek ki CHP'de oluyor, her zaman olduğu gibi .Biliyorsunuz CHP'nin genel müdürü o koltuğa oturduğu andan beri hala Genel Başkan olamadı. Şimdi siyasetin dışından aday özlemini dile getiriyor. Benim partimin geçmişinde neler oluyordu diye öğrenmesi lazım. Bürokrat, hukukçu, asker kökenli olabilir ama siyasetçi olamaz. Kafa yapısı bu. Birebir 27 Mayıs zihniyeti. Herkes cumhurbaşkanı olur, ama siyasetçi cumhurbaşkanı olamaz dediler. Allah aşkına Ey Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal hem CHP'nin Genel Başkanı hem de Cumhurbaşkanıydı. İşine geldiği zaman CHP'nin kurucusu Atatürk'tür diyorsun. Milli şefleri İnönü hem CHP'nin genel başkanı hem de cumhurbaşkanıydı. Demokrat parti döneminde Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçildiğinde Demokrat Parti'nin genel başkanıydı. 27 Mayıs seçilmişlerden o kadar korkmuştu ki seçilmişleri idam etmekle kalmadı, işte Cumhurbaşkanına da siyasetten yani halktan milletten koparmaya çalıştı. Merhum Özal siyasetten cumhurbaşkanlığına geçti. Sayın Demirel siyasetten cumhurbaşkanlığına geçti, ne oldu? Sayın Abdullah Gül, Başbakan Yardımcımızdı, Dışişleri Bakanımızdı oradan Cumhurbaşkanlığımıza geçti, kötü mü oldu? Bunların nasıl bir cumhurbaşkanı özlediklerini, istediklerini çok iyi biliyoruz. Tarihte örnekleri var. Kardeşlerim, bu CHP zihniyetinden bir şey olmaz. Bu ülkede egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyoruz değil mi, buna inanıyoruz değil mi? Öyleyse millet ne yaparsa en güzelini yapar."

Başbakan Erdoğan, "Muhalefet altına gireceği, damı akmayan bir çatı aramaya devam etsin. 30 Mart’ta acayip bir fırtına esti, bunların çatısını, matısını uçurdu gitti. Biz şimdi, evde çocuklarda soruyor, ‘dede şapkadan nasıl bir tavşan çıkacak’ diyor, ‘şimdi biz merakla bunu bekliyoruz oğlum ’ diyorum. Geometrik ölçülerin nasıl bir şekil çıkartacağını ilgi ile izliyoruz. Bakalım bu süre içinde Bahçeli’de, Kılıçdaroğlu da bu işi öğrenebilecek mi? Biz siyaset mühendisi değiliz, çizim yapmıyoruz, ama onlar siyaset mühendisliğine özenmişler. Millet bize rota çiziyor, istikamet çiziyor. Biz o istikamette yürüyoruz ve yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER