Şair Iuvenalis, “İntikam çapsız bir kafanın kıvancıdır” diyor. Hele intikam sandığın aslında senin adaletsizliğin ise...

Silahlar sustu. Rehine takası başladı. Hamas ve İsrail esir aldıklarını bırakıyor. Öldüresi öfkeye rağmen savaşın da bir hukuku var. Uymak istemeyenleri bile mecbur bırakıyor. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar kurşunların gölgesinden çıksınlar diye savaşın dışına çıkarılıyor. Ancak insanın intikam hissinin esir aldığı liderler, Netanyahu’dan da Hamas’tan da beteri var dedirtiyor.

İçerideki 80’i aşmış generalleri kastediyorum. Malum, bugünkü siyasi iktidarın 28 Şubat’la bitmeyen bir hesabı var. Bu hesap gözlerini öyle karartmış ki...

Bu köşede defalarca anlattım. Davanın 28 Şubat iddianamesini yazan savcı Mustafa Bilgili, FETÖ’den hüküm giyen Kozmik Oda savcısının ta kendisi. Davaya konu olan sahte belgelerin kaynağı, kumpas davaların ihbarcısı Ahmet Yılmaz. Bu belgeleri savcıya götüren isim, 28 Şubat sürecinde Fethullahçı olduğu gerekçesiyle ordudan atılan Tamer Tatar. Davada tutuklamaları yapan, kritik roller üstlenen hâkimler de FETÖ bağlantılı. 17-25 Aralık’tan sonra Erdoğan ile Gülen’in arası bozuldu ama 28 Şubat davasında “Beraber yürüdük” şarkısını söylemeye devam ettiler. 79 günde Yargıtay’dan karar çıkarmaları yetmedi. Kızdıkları Anayasa Mahkemesi’nde bile elbirliğiyle sanıklar aleyhinde karar verdirdiler.

HER ŞEY BİR YIL ÖNCE BAŞLADI

Derken...

Geçen yıl 20 Aralık’ta generallerden 85 yaşındaki Vural Avar hapiste hayatını kaybetti. Hasta ve yaşlı olduğu biliniyordu. İntikam için ölüme sürükleniyordu. Kamuoyunda olayın yarattığı infialin ardından 2 Ocak’ta Adalet Bakanlığı bir genelge yayımladı.

Genelgeyi açıyorum. Bakanın imzaladığı belgede cumhurbaşkanının yetkisi hatırlatılıyor:

“TC Anayasası’nın 104. maddesinin 16. fıkrasına göre sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak görev ve yetkisi cumhurbaşkanına aittir.”

Devamı var...

Bekir Bozdağ imzalı belge, “Cumhurbaşkanlığı makamına gecikmeksizin eksiksiz sunulabilmesi amacıyla”, hasta ve yaşlı mahpusların Adli Tıp’a sevk edilmesi uyarısında bulunuyor.

Yani Bakan Bozdağ demiş ki içerideki hastaları, kocamışları tespit etmek bizim görevimiz ama gereğini yapmak cumhurbaşkanının görevidir.

Bugün dava kapsamında hapiste 5 emekli general bulunuyor. Çetin Doğan 83, Fevzi Türkeri 82, Yıldırım Türker 82, Cevat Temel Özkaynak 78, Erol Özkasnak 77 yaşında.

İçeridekiler bakanın söylediği gibi birer birer Adli Tıp’a sevk edildi.

Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, generallere ayrıntılı bir sağlık taraması yaptı. Bir dizi gel gitin ardından 5 generalin de sürekli hastalık ve kocama halleri çıktı. Raporlar nisan-mayıs aylarında savcılıklara gönderildi. Doktorlara göre de 5 general hapiste kalamazdı.

Örnek olsun. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, Çetin Doğan’ın hastalıklarını şöyle sıraladı: Diabetes mellitus, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, opere romber dar kanal, sağ peroneal sinir hasarı, sağ düşük ayak, işitme kaybı. Doğan için oybirliği ile “kocama hali” raporu verildi. Doğan’ın dosyası 6 Nisan’da savcılığa gönderilmiş.

İNTİKAM İÇİN İMZALAMIYOR

Dosyalar infaz savcılıklarından Adalet Bakanlığı’na oradan ise Cumhurbaşkanlığı’na iletildi. Buradan sonrası aslında bir takdir değil, sadece görevdi. Hasta ve kocamışlığı kanıtlanmış bir mahkûm için cumhurbaşkanı “Bence öyle değil” diyemezdi. İmzayı atacak, generaller adreslerinde hayatlarının son evresini geçirecekti. Herkes de buna hazırdı. Generallerin tahliyesi sonrası kalacakları adresin tespiti bile karakollar tarafından yapılarak dosyaya eklendi.

Gelgelelim her ne olduysa burada süreç durdu. Mezarevlerde günahsız insanları işkenceyle öldüren Hizbullah davası sanığı 71 yaşındaki Mehmet Emin Alpsoy’un, Saadet Partili sandık görevlilerini katleden 75 yaşındaki Hacı Sülük’ün, Sivas’ta yazarları diri diri yakan 75 yaşındaki Hayrettin Gül’ün hapisliklerini hasta ve yaşlı diye hızla kaldıran cumhurbaşkanı, hapisteki generallerin dosyasını 6 aydır bekletiyor. Bir yıl önce Vural Avar’ın ölümünün ardından başlayan süreç bir türlü ilerlemiyor. Yaklaşık 50 yıl TSK üniformasını taşımış askerlerin çocukları ise her sabah “Babam öldü mü” endişesiyle uyanıyor.

Nedenini tahmin etmek güç değil. Zira savaşın bile bir hukuku varken, bu hukuk Hamas-Netanyahu tarafından bile bir buçuk ayda tanınırken, bizimkilerin intikam duygusu hiçbir kural bilmiyor. İçerideki generaller için de Katar’ın ya da Sisi’nin devreye girmesi mi lazım?

İntikam önce sahibini kör eden bir zehir gibi. Herkes biraz içse gerçekler görünmez olurdu.