ABD hükümeti 20 yıldır aralıksız savaştığı Taliban'la anlaşarak, Afganistan’ı, Taliban yönetimine devretmiş oldu. Çekilmeden hemen sonra Taliban da, çok kısa sürede vilayet merkezlerini ele geçirdi ve 15 Ağustos'ta pek bir direnişle karşılaşmadan Kabil'e girmesi ve Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin başka yetkililerle ülkeyi terk etmesiyle tam kontrolü yeniden elde etmiş oldu.

Fakat Taliban dediğimizde akıllarda sürekli olarak acımasız bir şekilde uyguladığı kurallar, cezalar ve özellikle kadın ve de kız çocuklarının kamusal alandaki varlıklarına müdahaleler gelmekte. Böylelikle Taliban, ele geçirdiği yerlerde hükümete bağlı okulları, hastaneleri ve mahkemeleri de kapatarak kendi acımasız kurallarını uygulamaya koydu.

Kadınlara uygulanan bu politikalara karşı hayatının belli süresini hem eğitimi için hem de güvenliği için erkek kılığında giyinen ve sonra Afganistan’da kadınlar için eğitim, kamusal alana katılım, sağlık ve kadınların politikada söz sahibi olması için mücadele eden ve de uluslararası tanınırlığını Afgan kadınları için kurduğu Kadınların Siyasi Katılım Ağı (WPPN) çalışmalarıyla bilinen aktivist ve gazeteci Nilofar Ayoubi ile konuştuk.

Yurtsuzluğun öteki adı: Kürt Sineması Yurtsuzluğun öteki adı: Kürt Sineması

thumbnail_Nilofar (1)

                          Erkek kılığında giyinmem aktivizmi ateşledi

Erken yaşlarda Taliban’la şiddetli bir biçimde karşılaşmaya başlayan Ayoubi, Hayatının tehlikede olduğu dönemlerde erkek kılığında okuldaki eğitimine devam ettiğini ve bu durum onun kadın hakları konusunda aktivist olmasına yol açtığını dile getirdi. Nilofar Ayoubi, ‘’Afgan bir girişimci, anne,  aktivist ve gazeteciyim. Afganistan'daki kadınların ve kızların hakları ve de haklarının güçlendirilmesi için mücadeleye adamış biriyim. Taliban'ın baskıcı yönetimi altında büyüyen kızların hayatlarına getirilen sınırlamaları ilk elden deneyimledim.   Çocukluğumun büyük bölümünü ve güvenliğini ve de okula erişimini sağlamak için babam tarafından erkek  kılığında giyinmek zorunda kaldım ve ilham aldım. Bu durum Nilofar'ın ilk deneyimleri, aktivizmimi ateşledi diyebilirim ‘’ dedi.

thumbnail_Nilofar

          Kadınlar ve yerel milisler Taliban politikalarına karşı direniyor

Afganistan’da, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle birlikte başta kadınlar olmak üzere birçok kesimlere baskıcı politikalar uygulanmaya başlandı. Taliban yönetimi özellikle kadınlara karşı eğitim, sağlık, ulaşım ve kamusal alandaki kadın varlığını uyguladığı baskı politikalarıyla izole etmeye çalıştı. Kadınların, Taliban’ın baskı politikalarına karşı direndiğini ve yalnız olmadıklarını dile getiren Ayoubi, ‘’Kadınlar, Taliban'ın baskıcı politikalarının doğrudan etkisiyle karşı karşıya kalarak Taliban'a karşı mücadelede önemli bir rol oynuyor. Ancak bu mücadelede yalnız değiller. Afgan güvenlik güçleri, yerel milisler ve etnik azınlık grupları da Taliban'ın kontrolüne direniyor ve haklarını savunuyor. Hem erkekler hem de kadınlar, bireysel çabalar ve örgütler aracılığıyla insan haklarını, demokrasiyi ve kapsayıcılığı aktif olarak savunurlar. Daha iyi bir Afganistan için verilen mücadele, Taliban'ın baskıcı yönetimine karşı birleşen çok çeşitli bireyleri ve grupları içeriyor‘’ diye ifade etti.

                Afghan and womens

        Filistin’deki insanlık dışı uygulamalara karşı sessizlik endişe verici

İsrail’in, Filistin’e uyguladığı savaş politikalarına karşı sessiz kalındığını ve uluslararası toplumun adil bir dünya için adım atması gerektiğini ifade eden Ayoubi, bu sürecin kadınlar içinde endişe verdiğini ifade etti. Ayoubi, ‘’Afganistan ve Filistin'de kadınların maruz kaldığı insanlık dışı uygulamalara karşı dünyanın sessizliği endişe verici. İnsan haklarını korumak ve daha adil bir dünyayı teşvik etmek için bu sorunları kabul etmek ve ele almak çok önemlidir. Uluslararası toplumun bu ihlallere karşı ses çıkarma ve ezilenlere destek verme sorumluluğu vardır. Farkındalığı artırmak, diyaloğa girmek ve değişimi savunmak önemli adımlardır. Hükümetler, kuruluşlar ve bireyler bu uygulamaları kınamak ve anlamlı çözümler bulmak için nüfuzlarını kullanmalıdır. Kadınlar için daha güvenli ve kapsayıcı bir ortam yaratmanın anahtarı işbirliği ve dayanışmadır. Sessizliği kırmak ve kadın haklarını aktif olarak desteklemek, adalet, eşitlik ve insan onuru için küresel bir harekete katkıda bulunabilir’’ diye konuştu.

 

                          

                               Kadın özgürlüğü için mücadele ediyorum

Taliban’ın iktidarı tekrar ele almasıyla birlikte kadınların hayatlarında genel anlamıyla olumsuzluklar barındıran sosyal durumlar her geçen bir yenisini de beraberinde getirmeye devam ediyor. Ayoubi, Afganistan’daki kadınların temel hak mücadeleleri için Kadınların Siyasi Katılım Ağı adlı oluşumunda aktif olarak bulunduğunu ve kadınlar için mücadele ettiğini dile getirdi. Ayoubi, ‘’Son yıllarda kadın haklarını ve siyasi katılımı teşvik eden çeşitli girişimlerde aktif olarak yer alıyorum. Kadınları barış görüşmelerine dahil etmeye ve Afgan kadınlarının temel insan haklarını savunmaya çalışan Kadınların Siyasi Katılım Ağı'nın (WPPN) kurucularından biri oldum. Nilofar, Afgan kadınları için eğitimin, iş fırsatlarının ve araba kullanma hakkının öneminin yanı sıra annelerin çocukları üzerindeki haklarının tanınması gerektiğini vurguluyor ve kadınların özgürlüğü için mücadele ediyorum’’ diye konuştu.

 

                           Afganistan’daki kadınlar için kararlılık

Nilofar Ayoubi, Afganistan’da ailesinin  tehdit altında olduğu dönemlerden bugünlere nasıl bir mücadele verdiğini ve yaşadığı tüm sorunlara karşı nasıl güçlü kaldığını sorduğumuzda Afganistan kadınlar için umutla kaldığını dile getirdi. Ayoubi, ‘’Mücadelemin kökleri baskıcı normlara meydan okuma ve Afganistan'daki kadınların ve kızların hakları ve güçlendirilmesi için mücadele etme kararlılığımdan kaynaklanıyor. Değişimin sesi ve daha kapsayıcı ve eşit bir toplum için umut ışığı olmaya devam ediyorum ‘’ diye ifade etti.