Van’da yıkılması gereken 15 bin bina duruyor

Van’da 9 Kasım 2011 yılında yaşanan ikinci depremin yıl dönümüne ilişkin düzenlenen panelde konuşan TMMOB İKK Başkanı Fırat Durmaz, kentin depreme hazır olmadığını belirterek, 15 bin bina ve yapının yıkım kararı olmasına rağmen geçen 9 yılda yıkılmadığını ve bunun risk oluşturduğunu söyledi.

Van’da yıkılması gereken 15 bin bina duruyor

Van’da 2011 yılında yaşanan 5.6 büyüklüğündeki 9 Kasım’daki ikinci depremin yıl dönümünde Baronun Tahir Elçi Toplantı Salonu’nda “Van depreminden 9 yıl sonra, Van depreme ne kadar hazır?” adlı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van İl Eşbaşkanı Öznür Bartın’ın yaptığı panele, Türkiye Maden Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) İKK Başkanı Fırat Durmaz, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-SEN) Şube Eşbaşkanı Murat Atabay, Türk Tabipler Birliği (TTB) Van-Hakkari Odası Üst Kurul Delegesi Özgür Deniz Değer ve HDP Eşbaşkan Yardımcısı Ümit Dede konuşmacı olarak katıldı. Panelde Milletvekilleri Muazzez Orhan ile Murat Sarısaç, görevden alınan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Mustafa Avcı, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkanı Çetin Uyar,  Baro Başkanı Zülküf Uçar ve çok sayıda kişi dinleyici olarak katıldı.

‘KAOSA MERKEZİ YÖNETİM ÖNCÜ OLDU’

Panelde ilk olarak konuşan İMO Başkanı Fırat Durmaz, kentin deprem kuşağından bahsetti.  Türkiye’de 1941 yılından bu yana 180 büyük deprem yaşandığını kaydeden Durmaz, bu depremlerin  8 tanesinin Van ve çevresinde yaşandığına dikkati çekti. Van’da 9 Kasım 2011 tarihinde yaşanan depremde 40 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Durmaz, “Depreme hazırlıksız yaşanan ve hiçbir deprem eylem planı olmayan merkezi yönetim kaos yaşanmasına öncü olmuştur. 2011 yılından önce deprem toplanma alanları yoktu. Ülkenin her ilinden başka ülkelerden gelen yardımlar organize edilemedi. Birçok mahalleye zaruri ihtiyaçlar gönderilemedi. Birçok yardım tırı insanların ihtiyaçları giderilmeden geri gönderildi. Ekim depreminde enkaza dönen ilimiz Kasım depreminde adeta mağduriyet yarattı” dedi. 

‘EKSİKLİLER FELAKETE DÖNÜYOR’

Hasar tespit çalışmalarında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan yetkin olmayan insanlarla çalışma yürütüldüğünü belirten Durmaz, “Henüz güçlendirmenin kriterleri bilinmeden birçok bina orta hasarlı yada hafif hasarlı denildi” diye konuştu.  “Deprem gerçeğini kabul etmek gerekir” diyen Durmaz, Van’da deprem olursa başımıza ne geleceğin tespiti için depremin sebeplerinin iyi bilinmesi gerektiğine işaret etti. Durmaz, “Zemin değerlendirme etüttü ve deney yapımında hatalar. Denetleme eksiklikleri, yapı inşası eksikliği, yapı spotlarının eksikliği, deprem sonrası alınması gereken önlemlerin eksikliğinden kaynaklı deprem felakete dönüyor” dedi. 

YIKIM GERÇEKLEŞMEDİ’

2011 Van depreminde yapılan hataların bugün İzmir depreminde devam ettiğini vurgulayan Durmaz, şöyle devam etti: “Olası bir depremde Van depreme hazır değil. 2011 depreminde ağır hasarlı olarak tespit edilen ve 9 yıl geçmesine rağmen konut, işyeri ve depo niteliğinde 15 binin üzerinde bina mevcut. Kimse tarafından yıkımı gerçekleşmeyen bu yapılar olası depremde büyük risk taşıyor.” 

Kentin henüz deprem eylem planının olmadığını, toplanma alanlarının olmadığını sözlerine ekleyen Durmaz, deprem bilincinin bireysel ve örgütsel olarak topluma aşılamak gerektiğini söyledi.  

‘DEPREM SONRASI TRAVMA’

Ardından konuşan Psikiyatrist Özgür Deniz Değer de 9 yıl önceki depremde sağlık hizmetlerinde aksamalar meydana geldiğini hatırlattı. Sağlık hizmetinin ve verilen ilaçların ücretsiz olduğu algısının yaratıldığını ifade eden Değer, “Reçete katkı payları 1 sene sonra yeniden ortaya çıktı. Van ve çevresi sadece doğal afet ve depremlerden kaynaklı değil savaş ve göçten de mağdur olan kenttir. Kentte bu travmatik olan yaşam içinde yeniden tekrar bir travmanın ortaya çıkması oluşan sağlık sorunlarının biraz daha derin olmasına yol açıyor” diye konuştu. 

Travmalardan sonra insanlarda çeşitli ruhsal tepkilerin yaşandığını ifade eden Değer, uykusuzluk, iştahsızlık gibi durumlar meydana geldiğini söyledi. Değer, “Bu durum 6 ay sonrasında devam ederse travma sonrası stres bozukluğu başlıyor” dedi. Deprem ve doğal afetlerde meydana gelen ölümlerin azalmasında en büyük payın halkta olduğunu anımsatan Değer, şöyle devam etti: “Yaşanan evlerin, ortamların depreme dayanıklı olması gerekiyor ama 6-12 saat içerisinde kurtarma çalışmalarında depremzedeler birbirine yardımcı oluyor. Kişilerin deprem konusunda bir bilince sahip olması ve depremde ne yapacakları, afet çantası gibi hazırlık yapması ve eğitim çalışmasına ihtiyaç var gibi görünüyor.” 

‘OKULLARIN HASAR TESPİTİ YETERSİZ’

Ardından konuşan Eğitim-Sen Şube Eşbaşkanı Murat Atabay ise, depremde öğrencilerin durumuna dikkati çekti. Sağlıkçılar ve kamu kurum çalışanlarının hem depremzede hem de çalışan olduğunu hatırlatan Atabay, “Farklı illere giden öğrencilerin sorunları vardı. Okulların hasar tespiti iyi yapılmadı. Okula başlayan ve daha sonrasında okul binasının ‘hasarlı ve yıkılacaktır’ denilen durumlar oldu. Bu da öğrencileri olumsuz etkiledi” diye konuştu.

‘STÖ’LERİN KOORDİNASYONLU OLMASI GEREKİYOR’

 STÖ’lerin kriz dönemlerinde birleştiğini fakat uzun süreli dönemde ise bertaraf edildiğine işaret eden Atabay, şunları söyledi: “STÖ’ler devletle ilişkilenirken kriz dönemlerinde yapabilecekleri sınırlı. Bu anlamda bu tarz sorunları belki de ciddi programlama ve koordinasyonla aşmak gerekiyor. STÖ’ler olarak sadece deprem değil afet dönemleri ile ilgili nasıl organize olacağımız, koordinasyonu nasıl sağlayacağımızı hem il hem ülke genelinde bunun planlanması yapılması gerekiyor. STÖ’lerin iktidardan bağımsız resmi yapılarla birlikte krizden çıkışın koordinasyonunu yapması gerekiyor.” 

‘HÜKÜMET HÜKMETME GÜDÜSÜNDE’

Son olarak konuşan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Avukat Ümit Dede ise, konuşmasına depremlerde yaşamını yitirenlere başsağlığı dileyerek başladı. Dede, şunları ifade etti: “En son İzmir’de Van Başkale’de görülen depremlerin hazırlıksızlığını siyaseten ele almak gerekiyor. Deprem ve diğer doğal afetlerde meydana gelen durumlarda hükümetlerin hükmetme dürtüsünü görmek lazım.” 

1999 Gölcük depreminden sonra deprem noktasında bazı yasaların çıktığına vurgu yapan Dede, 2002 yılında iktidara gelen hükümetin doğayla kavga ettiğini anımsattı. Dede, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkede genel olarak depreme hazırlıksız olma durumu söz konusu iken Van Belediyesi olarak imkânlar kısıtlı iken Van Belediye Başkanı Bekir Kaya ve tüm personel hızlı şekilde organize olup enkaz kaldırma arama-kurtarma çalışmaları için canla başla mücadele ettiler. Diğer tarafta merkezi hükümet yerel hükümetlerin çalışmasını engellemeye çalışıyorlardı. Birinci deprem yaşandıktan sonra Van Valisi Bayram otelde açıklama yaparak ‘Van deprem için güvenli’ dedi ve herkesi evlerine geçmesini istedi. Ardından yaşanan ikinci depremde Bayram Otel başta olmak üzere birçok ev yıkıldı ve çok sayıda canımızı yitirdik.” 

‘HÜKÜMETİN POLİTİKALARI ÇÖKTÜ’

Deprem sonrasında TOKİ’lerin maliyetinin çok üstünde satıldığını sözlerine ekleyen Dede, sözlerini şöyle tamamladı: “Hükümet ihtiyaçları gören yerden değil rantı gören yerden baktı. TOKİ’ler altyapı ve üst yapı ile birlikte yapılır. Oysaki Van’da TOKİ’ler kabataslak yapılarak halka teslim edildi. Halen TOKİ’lerde sorunlar devam ediyor. Van’da depreme hazır olmadığımızı ifade ettik. Geçen yıl İran’da sınır köylerinde meydana gelen depremde de hükümetin hükmetme olayıyla karşılaştık. Koronavirüs salgını nedeniyle de HDP belediyeleri tarafından hazırlanan yardımların götürülmesine de izin verilmedi. Belediyelerin halka ihtiyaç sahiplerine göndermek istedikleri yardımlar engellenmeye devam ediyor. Kış koşullarında halen Başkale depreminde etkilenen köylülerin durumları iyi değil. Hayatta kalan insanlar açısından yaşamın daha kaliteli sürdürme imkanı gerçekleştirilmedi. Ülkenin birçok temel sorununda olduğu gibi bu sorunda da devletin politikalarının bittiğinin tespitini net olarak yapmak gerekiyor.”

Panel soru ve cevaplarla son buldu. 

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2020, 19:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER