Van-Bahçesaray karayolunda 42 kişinin yaşamını yitirdiği ve 84 kişinin yaralandığı iki ayrı çığ felaketinin üzerinden bir yıl geçti. İlk çığ geçtiğimiz yılın 4 Şubat'ında meydana geldi ve kar altında kalan minibüsteki 5 kişi yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerden 2'sini arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğü 5 Şubat'ta ikinci çığ felaketi yaşandı. Bu çığ felaketinde ise, aralarında arama ve kurtarma ekibi üyelerinin de bulunduğu 37 kişi yaşamını yitirdi. 

TEK ÖNLEM: YOLU KAPATMAK

Sivil toplum örgütleri tarafından hazırlanan raporlarda, her kış çığ riski taşıyan karayolunda yeteri önlem almayan yetkililer yaşanan felaketin başlıca sorumlusu tutuldu. Raporlarda, çığ riskinin bulunduğu yerlere betonarme perdelerin inşa edilmemesi ve kara tünellerinin yapılmaması en büyük eksiklikler olarak gösterildi. 

Tüm bu uyarılara rağmen karayolundaki çığ riskine karşı bir çalışma yapılmadı ve yetkililerin "önlemler alınacak" sözleri havada kaldı. Kar yağışı sonrası karayolunu geçici olarak ulaşıma kapatmak dışında ne kar tünelleri yapıldı ne de betorneme perde inşa edildi. Özellikle kar yağışı sonrası ulaşımın imkansız hale geldiği ve ciddi tehlikeler barındıran yol halen araç sürücüleri tarafından mecburi olarak kullanılıyor. 

HUKUKİ SÜREÇ

Bunun yanı sıra iki ayrı çığ felaketine ilişkin başlatılan soruşturma da halen yerinde sayıyor. Yaşamını yitiren kişilerin ailelerine tazminat ödemek dışında şimdiye kadar olayda sorumluluğu bulunan tek bir kişi yargılanmadı. İş makineleri ile seyahat ederek, ikinci çığ felaketine neden olduğu iddia edilen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve eski AKP milletvekili Gülşen Orhan’ın söz konusu olaya ilişkin başlatılan soruşturmaya dahil edilip edilmediği ise bilinmiyor. 

Çığda yaşamını yitirenlerin yakınları, her gün büyük bir korku içerisinde aynı yolu kullanmak zorunda kalan yolcu ve minibüs şoförleri  yaşadıkları endişeleri ve bir yıllık süreci anlattı.

HER GÜN BABALARINI SORUYORLAR

Eşi Übeyit Kapağan'ı ikinci çığ felaketinde kaybeden Nigar Kapağan, ellerine iliştirilen 40 bin TL ile olayın kapatılmaya çalışıldığını kaydetti. 4 çocuk annesi Kapağan, maddi anlamda zor günler yaşadıklarını ve eşinin sigortasında kalan düşük ücretle geçimlerini sağlamaya çalıştığını söyledi. “Ne gelen oldu ne de soran" diye dert yanan Kapağan, "Çocuklarım hepsi küçük ve öğrenci. Harcamalarımız çok fazla. Kaldığımız ev inşaat halindeydi ve kayınımın yardımıyla bitti. Babalarının ölüm haberinden sonra çocuklarımın hepsi içine kapandı. Küçük çocuklarım babalarını her defasında soruyor. Kabullenmeseler bile alıştılar. Çok zor bir acı bizim için” diye konuştu. 

Bir yıl geçmesine rağmen halen olayı "dün yaşanmış gibi" hissettiğini belirten Kapağan, “Bu süreçte kaynım ve eşi bana destek oldu. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu çok ağır bir yük. 5 çocukla yalnız başıma kaldım. Eşim saat 06.00’da her şeyden habersiz bir şekilde evden gitti ve bir daha gelmedi" dedi. 

'KAPIMIZI ÇALAN OLMADI'

Çığ felaketinin yaşandığı bölgeye gidenlerden Kapağan’ın yengesi Nejla Kapağan, yaşanan ihmallere işaret ederek, bunların halen devam ettiğini kaydetti. İhmallere bizzat şahit olduğuna dikkati çeken Kapağan, “İlk çığdan sonra bir şerit çekilmiş olsaydı belki bu kadar can kaybı olmazdı. Çığ bölgesinde ne bir önlem vardı ne de bir şerit. Bölgeye gidenleri kimse durdurmadı. Bu kadar can kaybının tek nedeni önlem eksikliğindendi” diye konuştu. Olay sonrası verilen sözlerin tutulmadığını ve yaşamını yitirenlerin yakınlarına herhangi bir destek sunulmadığını dile getiren Kapağan, “Gösteriş için geldiler. Ev vaadinde bulunanlar da oldu. O da yalan çıktı. O günden sonra kimse kapılarımı çalmadı" dedi. 

DEVAM EDEN RİSK

Önlem alınmadığı halde benzer felaketlerin devam edeceğine dikkati çeken Kapağan, şunları söyledi: “O bölgede birçok köy var, aile var. Mecburen o yolu kullanmak zorundalar. Arada bir yıl geçti ama tek bir çalışma başlatılmadı. İhmaller devam ediyor. Durumu örtbas etmeye çalışıyorlar. İş gösterişe gelince herkes kameraların önüne geçiyor. O bölgede bir an önce önlemlerin alınması ve yeni çalışmaların başlatılması lazım." 

KORKULU SEYAHAT  

Çığ riskine rağmen söz konusu yolda seyahat etmek zorunda olan şoför Müşerref Ataman, birçok kez çığdan kaynaklı geldikleri yolda geri döndüklerini aktardı. Yaşanan bir çığdan kaynaklı 4 saat sonra Van merkeze ulaşabildiklerine değinen Ataman, "Bahçesaray yolu çok sarp olduğu için mecburen arabaların tekerleklerine zincir bağlamak zorundayız. Bağlayana kadar ellerimiz donuyor. Virajlarda çok fazla sorun yaşıyoruz. Arabaya zincir bağlamamıza rağmen virajları geçemiyoruz. İki saatimiz virajlarda geçiyor. Her yıl bölgeye birçok çığ düşüyor. Geçen yıl birçok insan hayatını kaybetti. O yolda çok korkuyoruz. Kısa yol olduğu için  de mecburen o yolu kullanıyoruz" sözleriyle yaşadıkları endişeyi anlattı. 

Bahçesaray'a bir haftadır ulaşım sağlanamıyor Bahçesaray'a bir haftadır ulaşım sağlanamıyor

5 DAKİKAYLA KURTULDU

Çığ felaketinden 5 dakikalık bir gecikme ile kurtulduğunu aktaran Ataman, bir yıl geçmesine rağmen önlem alınmamasını eleştirdi. Ataman, şöyle devam etti: "Şimdilik Karapet yolunu saat 07.00 ile 14.00 arasında açıyorlar, daha sonra kapatıyorlar. Şoförler olarak çok sıkıntı yaşıyoruz. Van'a gittiğimizde geri dönüyoruz. Salgından dolayı kimseye misafir de olmak istemiyoruz. O yüzden Karapet yolundan, orası kapalı olursa Hizan yolundan geri gidiyoruz. Hizan yolu uzun olduğu için kimse de gelmek istemiyor. Arabanız Hizan yolunda kayarsa asla o arabayı toparlayamazsınız."

Bahçesaray yolunda tünellerin yapılmasını isteyen Ataman, "Allah bu felaketleri bize bir daha yaşatmasın. O çığda ölen ben de olabilirdim. Çığda kalan arabayla aramızda 5 dakika vardı. O arabaya yol vermiş olmasaydım çığın altında ben de kalabilirdim” dedi. 

‘SEVDİKLERİMİZLE VEDALAŞIYORUZ'  

Bahçesaray yolunu kullanan şoförlerden Mehmet Nuri Leymon ise, verilen vaatlerin hayata geçirilmediğini söyledi. Leymon, yolun sık sık kapatılmasından kaynaklı farklı alternatiflere yöneldiklerini ve Bitlis üzerinden geldikleri yere gitmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Leymon, "Mağdur durumdayız. Geçen yıl düşen ilk çığda ben orada değildim. İkinci gün olay yerine gittik. Çığa kapılan araç bizim bir arkadaşın aracıydı.  Birçok kişi hayatını kaybetti. Felaketlerin bir daha yaşanmaması için tünel yapılmasını istiyoruz. Evimizden çıktığımız zaman sevdiklerimizle vedalaşarak çıkıyoruz” diye kaydetti. 

KORKU SÜRÜYOR

Her gün Bahçesaray yolunu kullanmak zorunda olan Menderes Ceyhan de endişe ve korkunun hiç eksik olmadığını dile getirdi. Kış aylarında söz konusu yolun "çekilmediğini" kaydeden Ceyhan, yolda önlemlerin alınmasını istedi. Ceyhan, "Yolu her kullandığımızda korkuyoruz. Bu korkudan dolayı birçok kişi yaz aylarında bile yolu kullanmıyor. Küçükten büyüğe herkes mağdur" diye konuştu.