Dolar 9 TL’ye yükselince birilerine servet aktı, birileri yoksullaştı

"Halkın alım gücü düşerken, halk fakirleşirken ihracat yapanlar, yüksek dövize sahip zümreler servetlerine servet katıyor. "

Dolar 9 TL’ye yükselince birilerine servet aktı, birileri yoksullaştı

Doların her gün bir rekor kırmasının toplumsal bir karşılığı var. Örneğin halen 2 bin 825 TL olan asgari ücretlinin geliri, 9 TL’ye yükselen dolar kuruna göre artık sadece 313 dolar ediyor. Bu rakam, çok düşük ücretler verilmesi ile bilinen Çin’deki asgari ücretin bile altında. Çin’de asgari ücret hızla artırıyor, Pekin’de asgari ücret 360 dolara çıkmış durumda. Türkiye’deki asgari ücretliler Çin’dekinden bile ucuza çalışıyor. 

Bu açıkça işçi ve emekçilerin yoksullaşması demek. 

450 milyar dolar dış borç var. Her rekor, her 1 kuruşluk artış, TL cinsinden borcun büyümesi demek. 

Halkın alım gücü düşerken, halk fakirleşirken ihracat yapanlar, yüksek dövize sahip zümreler servetlerine servet katıyor. 

Faiz indirimi de aynı şekilde birilerini besliyor; ihracatçıların yanı sıra inşaatçıları, orta ölçekli firmaları, TL ile borçlanan küçük sermaye gruplarını vs. Aynı zamanda düşük faizle piyasayı biraz canlandırıp, özellikle Anadolu’da AKP’nin omurgasını oluşturan küçük esnafı biraz olsun nefeslendirmeyi hedefleyen bu politika on milyonlarca insanı yoksullaştırıyor.

‘Düşük kur ihracatı’ artırıyor söylemiyle ülkenin ucuz emek cenneti olması gerçeğinin üzeri örtülüyor.

Karşılığı da kölelik dayatması oluyor; Kocaeli’de Güney Koreli sermaye Hyundai Assan, İstanbul Avcılar’da Çinli Xiaomi, Gebze’de Japon Mitsuba fabrikasında görüldüğü gibi! İşçilere sendika yasak, fazla mesai, acımasız çalışma koşulları serbest. İşçi yasalarda yazan hakkını istedi mi polis hemen karşısında!

Muhafazakâr iş insanlarının kurduğu sermaye örgütleri; Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD), Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) ve Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD). Hepsi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz kararını açık ve kesin destekliyorlar. 

“Sanayici kur artışına çabuk uyum sağlayabiliyor ama yüksek faiz çok daha derin yaralar açıyor”.

“Faizde küçük bir indirime bile karşı. Çünkü bu, üretmeden kazananların hiç hoşuna gitmiyor. İnşallah hükümetimiz ve Merkez Bankasının çabalarıyla bu mücadele başarıya ulaşacak”.

Bu ve benzeri cümleler bu örgütlerin başkanlarına ait. Cumhurbaşkanı da işte bu blokun sözcülüğünü yapıyor. 

Bu blok adına hayata geçirilenlerin bedelini emekçiler ödüyor. 

Bakmayın, ‘Merkez Bankasının kasasında 122 milyar dolar var’ sözlerine. Doları düşürmek için kullanılabilecek gibi değil. Elin parası o!  

Dış politikanın bedelini de, etrafındaki bloku beslemenin faturasını da dönüp dolaşıp bu ülkenin dar gelirli vatandaşı ödüyor. 

Politikada giderek dar bir cihatçı İslamcıların sözcülüğüne sıkışan AKP hükümeti, ekonomide geniş kitleler aleyhine daralıyor.

Evrensel-Bülent FALAKAOĞLU

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER