Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 973'üncüsünü gerçekleştirdi. Bu haftaki eyleme, kayıp yakınlarının yanı sıra insan hakları savunucuları da destek verdi. 

2018’de yaptıkları 700’ünci hafta eyleminin ardından Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “ihlal” kararına rağmen 5 buçuk yıl boyunca Galatasaray Meydanı’na girişleri engellenmeye çalışılan Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’ndaki ısrarı sonuç verdi. Bu ısrarının ardından geçen haftadan sonra bu hafta da eyleme izin verildi.

Tüm kötü hava koşullarına rağmen ellerinde taşıdıkları karanfiller ve kayıplarının fotoğraflarıyla kayıplarının mekanı olan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, bu haftaki eylemlerinde, 1994 yılında Merdin’deki evinden özel tim ve askerlerce gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu. 

‘EN UZUN SÜRELİ ADALET MÜCADELESİNİ VERİYORUZ’

Şenyaşar: Beni mahkemeye çağıracaklarına suç işleyenleri tutuklasınlar Şenyaşar: Beni mahkemeye çağıracaklarına suç işleyenleri tutuklasınlar

Bu haftaki açıklamayı yapan İHD Kayıplara Karşı Komisyonu üyesi Sebla Arcan, 2018’den bu yana polis şiddetiyle kendilerine yasaklanan Galatasaray Meydanı’na tekrardan kavuşmalarının, verdikleri ısrarlı mücadelenin sonucu olduğunu belirtti. Cumartesi Anneleri olarak 973 haftadır bu ülkedeki en uzun süreli adalet mücadelesini yürüttüklerini söyleyen Arcan, verdiklerinin mücadelenin devletin adaleti sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonucu olduğuna işaret etti.

AYDOĞAN’IN AKIBETİ SORULDU

Arcan ardından 1994 yılında gözaltında kaybettirilen Aydoğan’ın hikayesini şöyle anlattı: “30 Kasım 1994 sabahı erken saatlerde Aydoğan ailesinin evi çok sayıda özel tim, asker ve korucu tarafından basıldı. Eşi ve çocuklarının önünde darp edilen Nihat Aydoğan elleri ve gözleri bağlı, kanlar içinde önce Midyat Jandarma Karakolu’na, oradan da Mardin Jandarma Merkez Komutanlığı’na götürüldü. Nihat Aydoğan’dan bir daha haber alınamadı. Resmi makamlar Nihat Aydoğan'ın gözaltına alındıktan 20 gün kadar sonra nöbetçi savcılığa sevk edildiğini ve ifadesi alındıktan sonra da serbest bırakıldığını iddia etti. Bunun üzerine eşi bir arzuhalciye yazdırdığı dilekçe ile savcılığa başvurdu. Savcı eşi Halime Aydoğan’a ‘Eşin dağa gitmiştir, bir daha da bu kapıya gelme’ dedi.” 

  

‘JANDARMA ZORUYLA ÖLÜM KAYDI DÜŞÜRÜLDÜ’

Aradan geçen uzun zaman diliminin ardından Aydoğan’ın nüfusta ölüm kaydının düşüldüğünün açığa çıktığını söyleyen Arcan, “Ailesinin  ‘öldüyse mezarı nerede’ sorusu cevapsız bırakıldı. Nüfus İdaresine ölüm bildiriminde bulunan köy muhtarı, jandarma komutanının baskısı sonucunda gerçek olmayan bu bildirimi düzenlemek zorunda kaldığını itiraf etti” ifadelerini kullandı.  

‘JİTEM İDDİALARI DİKKATE ALINMADI’

Aydoğan’ın ailesinin bugüne kadar yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz bırakıldığını ve etkin bir soruşturmanın yürütülmediğini ifade eden Arcan, “Son olarak içinde Nihat Aydoğan’ın da olduğu Midyat kayıpları ile ilgili İHD aracılığıyla tekrar başvuru yapıldı. Yapılan başvuru üzerine Midyat Savcılığı bir fezleke hazırladı. Savcılık, bu kişilerin kaybedildiklerine dair bilgi olmadığını iddia ederek, dosyayı kapatılması talebiyle Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. MİT eski yöneticisi Mehmet Eymür’ün JİTEM’in varlığı ve işlediği cinayetlerle ilgili basına verdiği röportajın ardından, avukatların Eymür’ün ifadesinin alınması talebi savcılık tarafından kabul edilmedi. Dosya halen açık, ancak adliyenin tozlu raflarında bekliyor” diye belirtti. 

Arcan, eylemlerinin 973’üncü haftasında Aydoğan ve kaybettirilen tüm yakınlarının akıbetinin açığa çıkarılması ve failleri hakkında etkin bir soruşturma yürütülmesi talebinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

Yapılan açıklamanın ardından Cumartesi Anneleri/İnsanları Galatasaray Meydanı’nı karanfiller bırakarak eylemlerini sonlandırdı.