Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Kürtçe diline yönelik saldırılar farklı biçimlerde sürüyor.  25 Eylül 1925’te ilan edilen Şark Islahat Planı’nın 41’inci maddesi ile Kürtçe yasaklandı. Hükümet, belediye ile diğer devlet kurum ve kuruluşlarının yanı sıra çarşı ve pazarda Türkçe dışında başkaca dil konuşanların cezalandırılması karar altına alındı. 1 Kasım 1928’de kabul edilen “Harf Kanunu” ile ise Türkçe dışındaki dillerde yapılan yayınlar ya sansüre maruz kaldı ya da para cezaları uygulandı. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından çıkarılan 2932 sayılı yasa ile de Türkçe dışında herhangi bir dilin kullanımı yasaklandı.

Türkçe dışındaki dilleri yasaklayan 1983 tarihli yasa verilen mücadeleler sonucu, 25 Ocak 1991'de yürürlükten kaldırıldı. Ancak Kürtçeye dönük yasaklamalar farklı şekillerde sürdü. Meclis’te Kürtçe yemin eden Kürt milletvekillerin dokunulmazlıkları kaldırılarak cezalandırıldı.  Tüm bunlara rağmen Kürtler, anadillerine dair ısrarlarını sürdürdü. 2001 yılında Türkiye’nin birçok üniversitesinde “anadilde eğitim” için binlerce öğrenci imza verdi. Bu nedenle birçok öğrencinin eğitimine son verildi, bir kısmı ise tutuklandı.

Verilen mücadele sonucu Kürtçe, Eylül 2012’de yayınlanan yönetmenlikle seçmeli ders olarak Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) müfredatına girdi.

85 BİN ÖĞRENCİ KAYIT YAPTIRDI

Aynı yıl içinde 28 ilde açılan Kürtçenin Kûrmanci ve Kirmançkî (Zazaca) lehçelerinde açılan derslere 18 bin 847 öğrenci kayıt yaptı. Bu sayı sonraki yıllarda giderek arttı. Öyle ki 2013-2015 eğitim-öğretim yıllarını kapsayan “diyalog süreci”nde Kürtçenin de içinde olduğu seçmeli anadil derslerine 85 bin öğrenci kayıt yaptırdı.

SAYI 20 BİNE KADAR DÜŞTÜ

Cumartesi Anneleri 950'inci hafta eylemi nedeniyle yargılanacak Cumartesi Anneleri 950'inci hafta eylemi nedeniyle yargılanacak

Fakat bu sürecin iktidar eliyle sona erdirilmesi akabinde başvuru formlarında Kürtçeye yer verilmemesi, Kürtçe dili öğretmenlerinin atamaları yapılmaması, materyal eksikliği gibi nedenlerle birçok merkezde öğrencilerin Kürtçe seçmeli ders talepleri karşılık bulmadı. Bu politikanın sonucu olarak 2021-2022 eğitim yılında Kürtçeyi seçmen dil olarak seçen öğrenci sayısı 20 bine kadar geriledi. 

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki 2024 yılı bütçe görüşmeleri sırasında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Wan Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, bu durumu Milli Eğitim Bakanı (MEB) Bakanı Yusuf Tekin’e sordu. 

Tekin, verdiği yanıtta 2022-2023 eğitim yılında 24 bin kişinin Kürtçe ve lehçesi Zazacayı seçmeli ders olarak seçtiğini, 2023-2024 yılında ise 24 bin 998 öğrencinin bu dersleri seçtiği bilgilerini paylaştı. Bakanlığın paylaştı verilere göre; Agirî’de 553, Çewlîk’te 2 bin 485, Bêdlîs’te 351, Amed’te 4 bin 944, Colemêrg’te 3 bin 224, Mersin’de 494, Mêrdîn’de, 5 bin 72, Sîrt’te 511, Dersîm’de 299, Rîha’da 397, Wan’da bin 763, Êlîh’te 3 bin 497, Şirnex’te bin 398 öğrenci Kürtçeyi seçmeli ders olarak seçti.

HEDEP’li vekil Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, devletin Kürtçeye dönük politikalarına dair değerlendirmelerde bulundu.

TEK DİL DAYATMASI

Birçok farklı halkın bir arada yaşadığı Türkiye’deki bu çeşitliliğin büyük bir zenginlik olduğunu söyleyen Sayyiğit, “20 milyon insanın kullandığı Kürtçe var. Yine Zazaca, Lazca ve Hemşince var. Bu zenginlikle bu toprakların halklar bahçesi olması gerekirken, maalesef tek bir dil üzerinden eğitim yürütülüyor. Devlet tek dil, tek kültür ve tek bayrak üzerinden politikalarını sürdürmeye çalışıyor” dedi.

‘ARKASINDA DEVLET POLİTİKASI VAR’

Her şeyden önce bir insana anadilinin seçmeli olarak verilmesinin doğru olmadığını vurgulayan ayrıca verilen Sayyiğit, seçmeli derslerin de yeterli olmadığını ifade etti. Sayyiğit, “2015’te Türkiye’deki okullarda 85 bin öğrenci Kûrmanci ve Zazakî dillerini seçerken, bu sayı bugün 23 binlere kadar düşmüş. Bunul arkasında devletin izlediği bir politika var” diye konuştu.

ÖĞRENCİLER BAŞKA DERSLERE YÖNLENDİRİLİYOR

Birçok okulda bazı işgüzar eğitimcilerin öğrencileri başka derslere yönlendirmesiyle de ders seçimlerinin düşürüldüğünü belirten Sayyiğit, “Materyal noktasında ciddi eksiklikler var. Özellikle Kürtçe branşında atama sayısı az ve yetersiz. Sistem, ‘evet, seçmeli ders veriyoruz’ diyor ama arka planda da bunu azaltmaya yönelik çalışıyor” dedi. 

Seçmeli ders seçimi azalmış gözükse de bunun Kürtçeye olan ilginin azaldığı anlamına gelmediğini vurgulayan Sayyiğit, şunları söyledi: “Son süreçte anadilde eğitim için yapılan anketlere baktığımız zaman, bu anketlere katılan Kürtlerin yüzde 86’sı anadilde eğitimi talep ediyor. Burada bir çelişki de var. Bir tarafta anadilde eğitime yoğun bir talep varken, bir yandan okullardaki başvurularda ciddi sıkıntılar var. Bu sıkıntının temelinde aslında yine sistemin yürütmüş olduğu politika var.” 

‘ANADİLDE EĞİTİM HER ÇOCUĞUN HAKKI’ 

Kürtçeye ve diğer dillere dönük engellemelere işaret eden Sayyiğit, “Yüzyıldır tekçilik üzerinden politika yürütülüyor ve başka bir dilin ülkeyi böleceğini zannediyorlar. Oysaki anadil bütünleştiricidir. Tekrar ifade diyoruz; anadilde eğitim bu toprakların zenginliğidir ve her bir çocuğun birincil hakkıdır” diye konuştu.

Anadilinde eğitim görmeyen öğrencilerin başarısız olduklarına dair araştırmalara işaret eden Sayyiğit, “Çünkü çocukların büyük bir çoğunluğu hiç bilmedikleri bir dil ile okula başlıyor. Bir çocuk kendi anadilinde eğitim almadığında çocukta travmaya da yol açabiliyor ve Türkçeyi iyi bilen çocukların yanında eğitimde geride kalıyor” diye kaydetti.

AİLELERE DE SORUMLULUK DÜŞÜYOR

HEDEP’li vekil, Kürtçeye dönük engellerin kaldırılmasında ailelere de sorumluluklar düştüğünün de altını çizdi. Ailelerin çocuklarına Kürtçe öğretmeleri gerektiğini söyleyen Sayyiğit, “Çocuklar gözlerini açtıkları gibi aileler onlara Kürtçe öğretmeli. Her ne kadar bizler için yeterli olmasa da seçmeli derslere başvurular yoğun olmalı. Yine siyasi partilerin, STK’ler bu konuda daha ciddi adımlar atmalı. Tekrar ifade ediyoruz; biz bir yüzyıl daha Kürtlerin statüsüz kalmasını kabul etmeyeceğiz. Anadilinde eğitim ve Kürtçenin anayasal statüye kavuşturulması konusunda HEDEP olarak ciddi çalışmalar yürüteceğiz” dedi.

“KÜRTÇE EĞİTİM VEREN KURUMLARI TEKRAR AÇACAĞIZ’

Belediyelere kayyım atanması ile Kürtçe eğitim veren kurumların kapatıldığına dikkat çeken Sayyiğit, belediyeleri kayyımlardan aldıktan sonra tekrar Kürtçe eğitim veren kurumları tekrar açacaklarını ve dil konusundaki çalışmaları tekrar sürdüreceklerini kaydederek, “Önceki belediyelerimizin yaptığı çalışmaları tekrar hayata geçirip, onun üzerine yenilerini de ekleyip bunu daha yüksek bir seviyeye çıkartacağız” dedi.

MA / Mehmet Aslan