Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerel seçimlerle ilgili “Biz varsak gaz var, biz yoksak gaz yok” gibi bir tehdit dili kullandığını, çünkü seçim sonuçlarından korktuğunu yazdı.

Taşgetiren ‘O “tehdit” ifadelerinin çirkinliğine kendisinin de inandığını, Tekirdağ’da aynı sebeple CHP’yi suçlamasından anlıyoruz. Ama kendisi de sürdürüyor aynı çirkin dili. Acaba neden? Belli ki sandığın ne getireceğini bilmiyor olmasından… 28 Mayıs 2023’te Cumhurbaşkanlığı seçimini aldı. 5 yıllığına yeniden seçildi. Ama muhalefetteki bütün darmadağınıklığa rağmen yerel seçimlerden korkuyor.’ dedi.

Ahmet Taşgetiren şunları yazdı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ak Partili” olduğunun altını çize çize bir süredir kullandığı dil gerçekten şaşırtıcı. Tepkilere de aldırmıyor, bir bakıma içselleştirilmiş bir dil bu.

Hakan Fidan İran Dışişleri Bakanı ile görüştü Hakan Fidan İran Dışişleri Bakanı ile görüştü

Üstelik depremin yıl dönümünde, Hatay ile başlamıştı. “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Gelmedi. Hatay mahzun kaldı” demişti. Tepkiler gelmişti, bir şehrin en yıkılmış gününde, üstelik Cumhurbaşkanı tarafından insanlara bu söylenir miydi?

En son Ordu’da dillendirdi. “Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi, kusura bakmayın açık konuşuyorum. Doğal gazı nasıl getirecekler? Biz varsak doğal gaz var biz yoksak doğal gaz yok…”Bir ara Tekirdağ’da “kötü bir dil” örneği olarak benzeri bir üslubu CHP’nin benimsediğini ileri sürmüştü. “Ne oluyor?” diye soruldu. Cumhurbaşkanı Hatay için uyarılmış mıydı? Hatay dili neydi Tekirdağ dili neydi?

Yoo, Cumhurbaşkanı devam etti aynı söyleme… Evet, işte Ordululara hitap ederken “Biz varsak gaz var, biz yoksak gaz yok” deyiverdi. Devletin tüm muslukları onun elindeydi.

Mesela belediyeler iç kredi kullanırken izni Cumhurbaşkanı’nın imzası ile alabileceklerdi. Öyle bir kararname çıkıverdi. Bu, can çekişiyor olsanız bir damla su verilmeyebilir, demekti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, iktidara ait yönetim olsun olmasın, her şehirde canının istediği tasarruflarda bulunabilirdi. Her şehrin örtülü kayyımı idi. “Yerel idarelerin yetkisinin artırılması” yönelişinden, muhalif ot bitirmeme dönemine gelinmişti.

Gene de ülkede seçimler vardı. Seçim sonuçlandığı günün hemen ertesinde kayyımların tayin edildiği oluyorsa da, gene de vatandaşın önüne sandık konmaktaydı.

Acaba Putin veya Sisi, seçimlere giderken Rusya’nın – Mısır’ın herhangi bir şehrinde – beldesinde, muhalif bir sandık çıkacağı kuşkusunu taşıyor muydu? Türkiye’nin, biraz da muhalefetin zaafları sebebiyle oraya doğru gittiği yönünde değerlendirmeler olsa bile, henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sandıklardan onlar kadar emin olduğu söylenemiyor.

O “tehdit” ifadelerinin çirkinliğine kendisinin de inandığını, Tekirdağ’da aynı sebeple CHP’yi suçlamasından anlıyoruz. Ama kendisi de sürdürüyor aynı çirkin dili.

Acaba neden?

Belli ki sandığın ne getireceğini bilmiyor olmasından…

28 Mayıs 2023’te Cumhurbaşkanlığı seçimini aldı. 5 yıllığına yeniden seçildi.

Ama muhalefetteki bütün darmadağınıklığa rağmen yerel seçimlerden korkuyor.

Bir kere İstanbul ve Ankara’da yenilmişliği var. O zaman da Cumhurbaşkanı idi ve hele İstanbul’u ilçe ilçe, meydan meydan dolaştı olmadı, seçimler iptal edildi, daha büyük yenilgi geldi.

Kılçıksız bir iktidar istiyor, onun için de İstanbul’da aykırı bir ses istemiyor. Ordu’da da istemiyor, Hatay’da da istemiyor. Ordu’da bile – ki oralar kalesi sayılır Tayyip Erdoğan’ın- halka karşı “tehdit dili”ni kullanıyor.