Kürt siyasetinin güçlü olduğu kentlerden Van'da, belediye seçimlerinde Kürt siyasetini temsil eden partilerin üstünlüğü söz konusu. 2014 ve 2019 seçimlerinde kazandığı belediyelere kayyım atanan Kürt siyaseti, 31 Mart seçimlerinde de iddialı.

DEM Parti, Van'da adaylarını belirlemek için 13-14 Ocak'ta birçok merkezde sandık kurdu. 12 aday adayının yarıştığı ön seçimde sosyolog Neslihan Şedal ilk turda, eski HDP Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan da ikinci turda Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan adayı seçildi.

ŞEDAL VE ZEYDAN ÇALIŞMALAR BAŞLADI

Resmi açıklamanın ardından seçim çalışmalarına başlayan Şedal ve Zeydan, Artı Gerçek’ten Şenol Bali'nin sorularını yanıtladı. Eşbaşkan adayları; Kürt sorununun çözümü, tecrid, 31 Mart seçimleri, kayyım politikaları, işsizlik, göç, deprem riski gibi pek çok konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

'ÖN SEÇİM DEMOKRASİNİN EN SOMUT HALİ'

Ön seçimin radikal demokrasiyi topluma yaymak hedefiyle yapıldığını ve demokrasi şölenine evrildiğini söyleyen Neslihan Şedal, "Kent uzlaşısının kendisi bu ön seçimlere yansıdı. Birçok STK, sendika ve dernek delegasyon olarak oy verdi ve iradesini beyan etti. Halkın da kendisini temsil edecek eş başkanlarını kendisi seçmesi demokrasinin en somut hali olarak karşımıza çıktı. Birçok kesim ve kimlikten insanlar geldi ve yerel seçimlerden önce iradesini ortaya koydu" dedi.

11.jpg

'MÜCADELEMİZİN ÖZÜ YERELLERDİR'

Abdullah Zeydan ise 14 Mayıs 2023 Genel Seçimleri'nden sonra partilerinin yaptığı halk toplantılarında gelen öneri ve eleştirileri hatırlattı ve şöyle konuştu:

"Partimiz devrimsel bir karar alarak bundan sonraki süreçlerde aday belirleme konusunda halkımızın söz sahibi olması yönünde karar aldı. Dört ay süren halk ziyaretlerinin ardından partimiz, halkın tüm eleştirilerini değerlendirdi. Bizim mücadelemizin özü yerellerdir. Yerel dinamikler karar sahibi olduğu zaman parti başarıya ulaşıyor. Zaman kısa olmasına rağmen 100 bin delegasyonla ön seçim gerçekleştirdik. Katılımcı demokrasinin hayat bulması açısından örnek olacak bir süreç oldu. Partimiz, bu süreçten alnının akıyla çıktı"

'HALKIMIZLA BERABER YÖNETMEYE TALİP OLDUK'

Kentin temel sorunlarına değinen Şedal da “Van’ın nüfusu 1.5 milyona vardı. Biz, sorunları yerinde tespit etme ve buna dair projeler üretmeyi hedef koymuş bir gelenekten geliyoruz. Yerel yönetimler anlamında da kendini uzun süredir bu alanda yetkinlendirmiş, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma ile kendini dünyaya kabul ettirmiş bir yerel yönetimler modeli var. Van özelinde de sorunları doğru tespit ederek kalıcı çözümler üretmeyi kendimize dert etmiş durumdayız. Halkımızla beraber yönetmeye talip olduk ama kendimizden başlatmayan bir yerden, bizden önceki arkadaşlarımızın var olan emeklerini görünür kılacağız ve bunun üzerinden program ve projeler geliştireceğiz" dedi.

22-001.jpg

'KENT YOĞUN GÖÇ ALDI ANCAK BARINMA HAKKI BELİRLİ POLİTİKALARLA SINIRLANDIRILDI'

Köy boşaltmaları ile beraber büyük bir nüfusun kente yığıldığını, ayrıca Van'ın sınır kenti olması nedeniyle yoğun bir göçmen akışının yaşandığını vurgulayan Şedal, şöyle devam etti:

"İnsanların doğal barınma hakkının belli politikalarla sınırlandırıldığı, imar yapılanmasının bu nüfusunun barınma hakkından ziyade daha çok bir rantsal düzenceyle, kapitalist modernitenin yaşam alanlarını rant alanlarına dönüştürmesi üzerine gelişen bir imar planlaması var. Nüfusun çoğalması, beraber çarpık bir kentleşmeyi de kendiyle getiriyor. Bununla bağlantı olarak trafik sorunu da derinleşiyor."

'KENTİN POLİTİKASI KADIN ÖZGÜRLÜĞÜNE DÖNÜK DEĞİLSE SORUNLAR DA ÇÖZÜLEMİYOR'

Kentin sorunlarının derin bir şiddeti de beraberinde getirdiğini dile getiren Şedal, kadınların da bu şiddet sarmalında intihara sürüklendiğini ve şiddete uğradığını kaydetti. Şedal, şöyle devam etti:

"Sorunlar, giderek çözülmez krizlere dönüşen toplumsal gerçeklik halini alıyor. Cinsiyetçilik ideolojisinin toplumun her alanına yayıldığını görebiliyoruz. Kadın kırım politikalarının kentte çok geniş işletildiğini, neredeyse her gün üç-dört kadın katliamının gerçekleştiği, intihara sürüklendiği veya şiddete maruz kaldığı bir durum söz konusu. Bir kentin politikası, kadının özgür bir ortamda yaşamasına dönük değilse diğer sorunların çözülemeyeceğini de görebiliyoruz. Kadın ekonomisini geliştiren politikaların geliştirilmediğini görüyoruz."

'HER HAFTA İŞ CİNAYETLERİNDE ÖLEN GENÇLERİN CENAZELERİ GELİYOR'

Van’ın eşbaşkan adayları: Seçimlere 50 yıllık direniş ruhuyla hazırlanıyoruz Van’ın eşbaşkan adayları: Seçimlere 50 yıllık direniş ruhuyla hazırlanıyoruz

Şedal’in bir başka gündemi kentte artan yoksulluk, göç ve metropol kentlerde iş cinayetinde ölen Vanlı gençler oldu. Şedal, "Gençlerin istihdamına dönük politikanın yürütülmediğini görüyoruz. Bu gençler metropollere giderek inşaatlarda çalışıyor. Neredeyse her hafta iş cinayetinde hayatını kaybeden gençlerin cenazesinin kente geldiğini biliyoruz. Bunlara dönük program ve projelerimiz olacak. Bunu yaparken bütün dinamiklerle bir araya gelerek sorunların nasıl çözüleceğini tartışacağız. Van mega bir kent ancak uzun yıllardır bir otogarının olmayışı, stadyumun olmayışı, sosyal alanların kütüphanelerin olmayışı temelde hepimizin derdi olacak. Buna dönük çözümleri halkla birlikte oluşturacağımız ortak zeminlerde çalışmalar yürüteceğiz" diye konuştu.

'KENTİMİZ AFETLERE VE DEPREMLERE DAYANIKLI HALE GETİRECEĞİZ'

Eş başkan adaylarının gündeminde 6 Şubat 2023'te yaşanan Maraş merkezli deprem de vardı. Bu felakette ölenleri anan Şedal ve Zeydan, doğal afetlerin toplumsal dayanışma ve demokratik yönetimlerle daha az yıkıcı hale geleceğini vurguladı. Van'da 2012 yılında yaşanan depremi hatırlatan Zeydan, deprem hazırlıkları konusunda yapacakları çalışmaları şöyle sıraladı:

"Maraş, Van ve diğer depremlerde gördük. Halkçı, toplumcu ve katılımcı bir anlayış yok. Kentimizde yapacağımız işlerden biri, depreme dayanıksız, dirençsiz, sağlıksız yapı stoğunun tespit edilmesi ve bu stoğun çevre, doğa ve yatay mimari gözetilerek sağlıklı yapılar haline getirilmesidir. Bunu hızlı bir şekilde yapacağız. Mimari tasarım süreçlerinden statik tasarım süreçlerine deprem öncesi hazırlıklarımızı yapacağız. Zemin etüt ve denetim çalışmalarını da disiplinli bir şekilde yürüteceğiz. Kentimizi afetlere ve depremlere dayanıklı bir hale getireceğiz."

'HİZMET ETME FIRSATI KESİLMESEYDİ ŞEHRİMİZ DAHA İYİ BİR KONUMDA OLACAKTI'

Belediyelere yönelik iki dönemdir devam eden kayyım atamalarına dikkat çeken Zeydan, Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanlarından Bekir Kaya’nın hukuksuz bir şekilde rehin alındığını, bir sonraki eşbaşkanlardan Bedia Özgökçe Ertan’ın ise sürgünde olduğunu hatırlattı. Zeydan, "Hizmet etme fırsatı kesilmeseydi emin olun bugün şehrimiz daha iyi bir konumda olacaktı" dedi.

33.jpg

'KAYYIM ZİHNİYETİYLE SORUNLAR DAHA DA DERİNLEŞTİ'

Van’ın jeopolitik konumuyla şu an bulunduğu yerin çok ötesinde olması gerektiğini dile getiren Zeydan, "Ancak kayyım zihniyeti, gaspçı anlayış tüm bunların önüne geçti. Kentin biriken sorunları var. Gaspla birlikte hiçbir sorun çözülemedi. Kentin imarından ulaşımına, sosyal donatılarından kültür ve çevreye kadar bütün sorunlar daha da derinleşti. Çünkü kayyım zihniyeti işgalci bir zihniyet. Van’ı kendine ait görmeyen, kendi evi gibi bakmayan bir anlayış. Bir ganimet anlayışı var. Hele hele bu son dönemlerde batan geminin malları anlayışıyla ne götürtürsem ne talan edersem kârdır anlayışıyla talanın boyutunu daha da büyüttüler" diye konuştu.

'YARALARI HALKLA BERABER SARACAĞIZ'

Turizmden tarıma, kültür-sanattan istihdama büyük çöküşler yaşandığına dikkat çeken Zeydan, "İmar, ekoloji, gençlik, kadın gibi sorunlarla ilgili tespitlerimiz hazır. Çözümü de kolektif bir akılla yapacağız. Halkımız müsterih olsun. Kentteki derin yaraların farkındayız. Halkla beraber bu yaraları saracak gücümüz de var. Çünkü biz buranın insanıyız. Kendi evimiz gibi görüyoruz. İnsanlar nasıl ki kendi evini hassasiyetle görüyorsa biz de kentimizi öyle görüyoruz" dedi.

'TEK KURUŞU BİLE KİMSEYE YEDİRMEYECEĞİZ'

Yolsuzlukları belgelediklerini ve buna bulaşan herkesin hukuk önünde hesap vereceğini belirten Zeydan, "Halkımız müsterih olsun, tek kuruşunu bile kimseye yedirmeyeceğiz ve hakkını sonuna kadar koruyacağız. Belediye borçlanmış biliyoruz. Elimizde sihirli bir değnek yok fakat halkımız da görecek ki elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bunu halkımız için, halkla beraber yapacağız. Gecemizi gündüzümüze katarak halkımızla, çevre ve emek örgütleri, kentin bütün dinamikleri ile bu sorunların üstesinden gelebiliriz. Biz yavaş yavaş yaralarımızı saracağız ve halkımıza hak ettiği hizmeti sunacağız" diye konuştu.

'KAYYIMLAR, DEM PARTİ YÖNETİMİ VE HALKI KARŞI KARŞIYA GETİRMEK İSTİYOR'

Kayyım uygulamalarına değinen Neslihan Şedal da bu politikalarla halk ile DEM Parti’nin karşı karşıya getirilmek istendiğini söyledi. Şedal, "Belediyenin borcu 4 milyonu aşmış. Yüzlere işçi ekmeğinden edildi. Buna karşın ihtiyaç dışı yüzlerce personel alındı. İşine alınmayan 306 kişi başta olmak üzere halkımız hangi konuda mağdur edildiyse bu mağduriyeti gidermek temel gündemimiz olacak. Kayyımların yarattığı tahribat ekonomi ile sınırlı değil. Kadın, gençlik, sosyal ve kültürel alanda, birçok alanda tahribat var. Kayyımların yaptığı yolsuzlukları, usulsüzlükleri Sayıştay raporuna yansıyan detaylardan görebiliyoruz. Yıkım ve talan için, halkın kaynaklarını kendi menfaatleri için kullanmaya geldiklerini iyi biliyoruz. Taşınır ve taşınmazlar satıldı. Temel hedef; gelecek DEM Parti yönetiminin belediyeyi yönetememesi ve halkla karşı karşıya gelmesini istemeleri. Partimiz üzerinden yürütülen politikalardan bağımsız değil" dedi.

ALTERNATİF BELEDİYECİLİK HEDEFİ

Şedal’in dikkat çektiği bir başka konu ise 'alternatif belediyecilik' oldu. Şedal, "Belediye kaynaklarının halka ulaştırılması önemli ama bizim için esas olan halk ve sorunlarıdır. Bunu geliştirmenin yol ve yöntemlerini tartışıyoruz. Bunu başardığımızda alternatif belediyeciliği de başarmış olacağız. Kentin sorunları her zaman gündemimizde. Kayyımlar gelse gelmese kooperatifçiliği kendimize hedef etmiş bir geleneğimiz var. Ekonomik alanda, kültürel veya dil alanında çalışmalarımızı yürütüyoruz zaten. Kendimizi, kurumlara sıkıştıran bir yerde görmüyoruz. Her sokak ve her ev, yerel yönetim alanları geliştirdiğimiz alanlar olacak. Dolasıyla kayyım atansa da atanmasa da yapmak istediklerimiz önünde engel olacak bir durum olmayacak" diye konuştu.

'ÖCALAN'IN SESİ TOPLUMA ULAŞTIĞINDA BARIŞ SÜRECİ HAKİM OLUYOR'

Kürt sorunun inkâr edilmesinin mevcut sorunları beraberinde getirdiğini söyleyen Zeydan, "Yaşadığımız mevcut sorunlar önemli ama sorunların altında yatan meselenin Kürt meselesinin inkârı olduğunu bilmek gerekiyor. Şu an Sayın Abdullah Öcalan üzerinde gerçekleştirilen ve üç yıla yakındır devam eden hukuksuz tecridin mutlaka kaldırılması gerekiyor. Fiziki özgürlüğü ve Kürt sorunun demokratik ve barışçıl yollarla çözümü talebiyle zindanlardaki tutsaklar bir açlık grevi başlattı. Bu taleplerin de karşılanması gerekiyor. Kendi evlatlarının zindanlardan tabutlarla çıkmasını istemeyen anneler var. Bu süreçleri desteklemek adına bir de Özgürlük Yürüyüşü başlatıldı. Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması neden önemli, neden sürekli buna vurgu yapıyoruz? Sayın Abdullah Öcalan’ın sesi topluma ulaştığı zaman barış süreci hâkim oluyor" dedi.

'KÜRT MESELESİNİN MEVCUT SORUNLARI BERABERİNDE GETİRİYOR'

Diyalog ve müzakere vurgusu yapan Zeydan, şöyle devam etti:

"Yüz yıldır devam eden Kürt meselesinin artık diyalog ve müzakereyle sonuçlanmasının Türkiye halklarına olumlu yansıyacağını biliyoruz. Bunun, tecridin kalkması ve Sayın Abdullah Öcalan’ın müzakere süreçlerinde birinci derecede aktör olması ile mümkün olacağına inanıyoruz. Kürt meselesinin inkârı mevcut sorunları da beraber getiriyor. Bugün Van en yoksul ve en yoğun genç nüfusunun olduğu bir kentimiz. İşsizliğe mahkûm edilmiş bir gençliğimiz var. İstihdamlarına yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Bütün sorunlarla ilgili kısa, orta ve uzun vadede planlamalarımız var. Gerekli adımları atacağız. Tüm sorunların üzerinden geleceğimize inanıyoruz."

'BİR KEZ DAHA KAYYIM ATANMASINA CESARET EDİLEMEYECEK'

31 Mart’ta halkın yüksek bir oy oranı ile DEM Parti'nin yanında duracağını söyleyen Zeydan, "Halkımızın bu yüksek desteğiyle bir kez daha kayyımın atanmasına cesaret edilemeyeceğini düşünüyoruz. Belediyelerimizi halkın gücüyle kayyım gaspından kurtaracağız. Halkın bu desteğine ve iradesine rağmen bir kez daha kayyım düşüncesi olursa bu onların utancı olacaktır. Halkımız yine bu gaspçı anlayışa karşı kendi partisinin yanında duracak. 31 Mart'ta belediyelerimizi alacağız ve halkımızla birlikte belediyelerimizi yöneteceğiz" dedi.