Yerel seçimlerin gerçekleştirileceği 31 Mart’a sayılı günler kalırken, siyasi partilerde genel hazırlıklarda sona doğru geliniyor. Adayların çoğunluğu belirlenirken, hem adaylar hem halk sahada hummalı bir seçim çalışması yürütüyor. Bu çalışmaların yürütüldüğü kentlerden biri de Wan. Söz konusu kentte 14 kadın belediye eş başkan adayı yerelde büyük bir çalışma yürütüyor. Temel siyasi çizgilerinin üçüncü yol olduğunu söyleyen  Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Wan (Van) Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı Neslihan Şedal, seçim sürecine dair değerlendirmelerde bulundu.  

‘Ön seçimler üçüncü yol çizgisinin toplumsallaşmasıydı’

DEM Parti’nin siyasi geleneğine işaret eden Neslihan Şedal, “Partimizin tecrübe ve birikim ile toplumun kendisini demokratikleştirmesi adına kadın bakış açısıyla bir toplum tahayyülünü hayata geçirmek gibi bir derdi var. Yerel siyaseti tartışırken, kent uzlaşısı ve üçüncü yol çizgisinin aslında toplumsallaşabilmesi noktasında da birçok yol yöntem ile uygulamaya çalışan bir yerden de yaklaşıyor. Önceki seçimlerde önümüze çıkan sorunları gidermeye dönük halkla bir araya gelerek; özeleştirel yaklaşan bir pozisyonu var” dedi. 

‘Demokrasiyi toplumsallaştırabilen bir yöntem’

DEM Parti’nin halkın önerilerini dikkate alarak kendi mücadelesini ördüğünü, halkın önerileriyle mücadelesini yükselttiğini ifade eden Neslihan Şedal, “ön seçimleri” demokrasiyi radikalleştirmenin bir modeli olarak tanımlamak gerektiğine dikkat çekti. Neslihan Şedal, “Haliyle önseçimlerin yarattığı etkinin bugün çok güçlü bir sahiplenmeye dönüştüğünü görebiliriz. Çünkü ön seçimleri yerel demokrasiyi daha rahat toplumsallaştırabilen bir yöntem olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Kayyum ön seçimlerde sandığa gömüldü’

Van Gölü işgal ve tahribat sonucu yok oluyor! Van Gölü işgal ve tahribat sonucu yok oluyor!

Halka bir araya gelindiğinde büyük bir ilgi ve motivasyonla yerel seçim çalışmalarını yürüttüklerini kaydeden Neslihan Şedal, “İki dönemdir belediyelerimize atanan kayyumlarla kentlerin yönetilmesini istemiyorlar. Bunun bir yönetimsizlik, bir politikasızlık biçimi olduğunu halk kendisi bir kez daha ifade etti ön seçim sürecinde. Kayyumların kendilerini temsil etmediğini aslında toplumsal bir yanının olmadığını ifade ettiler.  Kayyumlar yerel halkın iradesine yapılmış bir darbe olarak okunarak aynı zamanda önseçimlere de güçlü bir sahiplenme yaşandı” şeklinde konuştu. Halka ait kaynakları,  kayyumun yandaşlarına peşkeş çektiğini ve topluma hizmet etmediğini dile getiren Neslihan Şedal, “Bir yerde aslında kayyumlar yerel seçimlerden önce, ön seçimlerde sandığa gömülmüş oldu” ifadelerini kullandı.

‘Ulus devlet aklı toplumsallaşmaya yer vermiyor’

“Yerel siyaseti, yerinden yönetimi,  tartışırken bu özerkliğin içinde kendini barındıran dinamikleri de bu modelin içinde harmanlayarak geliştirmemiz gerektiğini söylüyoruz” diyen Neslihan Şedal, DEM Parti olarak yerel siyaseti güçlendirirken, DEM Parti’nin beslendiği paradigmanın alt yapısını oluşturduğu ideolojik zeminin, demokratik ve kadın özgürlükçü bir paradigma olduğunun hatırlatmak gerektiğine dikkat çekti. Ulus devlet aklının kadına, gençliğe, toplum içerisinde itilen, dezavantajlı olarak görülen kesime yer vermediğini söyleyen Neslihan Şedal , “ Yani iktidarın aklıyla beslenen ve bugün kök salmış derinleşmiş toplumsal sorunlara karşı kendini idame etmeye çalışan, politik özneler olarak kendini geliştirmek isteyen hiçbir kesime yer vermiyor” dedi.  

Kadın özgürlükçü paradigma 

DEM Parti’nin tüm bu dinamikleri toplumun öznesi haline getirmek istediğine dikkat çeken Neslihan Şedal, “Temelde kadını toplumun politik öznesi haline getirmek, o bilinci açığa çıkarmanın yöntemlerini geliştirmeyi hedefliyor. Çünkü bugün kadının içinde olmadığı hiçbir toplumsal oluşum kendini demokratik olarak tanımlayamaz. Yine gençliğin içinde olmadığı hiçbir oluşum kendini demokratik,  sosyalist olarak tanımlayamaz. Haliyle DEM Parti aslında sorunun kökünden, yani gelmiş olduğu siyasi gelenekten, kendi paradigmasını geliştirerek örmek istediği siyasi modelin öznesi olan kadın hareketinin geliştirdiği modelle hayata geçirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

‘Yaşamı ören kentleri hedefliyor’

DEM Parti’nin iktidar aklı tarafından toplumda kenara itilmek istenen, yok sayılan, dışlanan bütün kesimleri bu modelin içinde barındırarak üçüncü yol çizgisini hayata geçirmek için mücadele ettiğine dikkat çeken Neslihan Şedal, “Bizler demokratik siyaseti radikal bir şekilde örmeye çalışırken DEM Parti’nin yapmak istediği şey aslında özgür eş yaşam modeliyle kentleri yeniden kadın kentleri, ekolojik kentler, gençlik kentleri olarak yaşamı ören bir yerden tanımlamak” diye konuştu. 

‘Eş yaşamın toplumda neye dönüştüğüne bakmak lazım’

Bu noktada özgür eş yaşam kavramının  yaşamsallaşmasının önem taşıdığını söyleyen Neslihan Şedal, “Özgür eş yaşam esasta kadın ve erkek arasında gelişen iktidar ilişkilerini toplumun her hücresinden yok etmek isteyen ve bu iktidar ilişkilerini yok ederken yerine kadın ve erkek arasında gelişen her ilişkilenme biçiminin özgürlüğü yarattığı, birbirini anlamlandırmayı amaçladığı, eşitliği, demokrasiyi, yaşamın kendisini örgütlenmeyi yarattığından bahsedebiliriz. Bu noktada eş başkanlık sisteminin toplumda neye dönüştüğüne bakmak lazım” dedi. 

‘Eşbaşkanlık iki kişiden oluşan bir yönetim sistemi değil’

Eşbaşkanlığın iki kişiden oluşan bir yönetim sistemi olmadığına dikkat çeken Neslihan Şedal, “Kendini toplumun en küçük hücresine kadar örgütleyen yine oradan beslenen ve demokrasiyi her hücreye yaygınlaştırmaya çalışan bir model. Böyle bir yaşamı örgütlemeye çalıştığınızda ekolojik tahribat olmaz. Sizler her canlıya değer verdiğiniz için aslında yaşamı örgütlemiş oluyorsunuz. Böylesi bir yaşam biçiminde gençlik apolitikleştirilmez, tamamen toplumun politik öznesi haline gelir. Burada hiçbir birey dezavantajlı duruma düşmez. Bu modeli oluşturduğunuz zaman hiçbir kimlik kendisini üst kimlik olarak tanımlanamaz. Hiç kimse burada yabancılaştırılmaz.  Kent uzlaşı dediğimiz mesele içerisinde kendini gördüğünde; daha demokratik, daha eşitlikçi ve daha özgürlükçü bir yaşamın içinde kendisini bulmuş olur” şeklinde konuştu.

‘Kentler kayyım gaspıyla sömürülüyor’

Eş başkanlık sistemini hayata geçiren tek partinin DEM Parti olduğunu hatırlatan Neslihan Şedal,  “Nerede kadın varsa orada iktidar oluşumu olmaz. Gençlik varsa burada iktidar oluşumu mümkün değildir. Çünkü bizim kadın bakış açısıyla yönetmek istediğimiz kentlerde yeni bir inşa gibi bir amacımız var. Önceki süreçte bizler yerel siyasette,  hem hayata geçirdiğimiz projeler hem de yaşamsallaştırmak istediğimiz modelin kendisini aslında kadın ve gençliğin çok güçlü bir şekilde temsil edildiğini gördük. Bizler biliyoruz iki dönemdir bu kentler kayyım gaspıyla sömürülüyor, talan ediliyor. Dolayısıyla burada ilk hedef alınan söz konusu çalışmalardır” sözlerini kullandı.

‘Wan’da 14’te 14 yapalım’

Toplumun tüm dinamiklerinin dikkate alındığı bir çalışma yürüteceklerine işaret eden Neslihan Şedal, kadını ve gençliği, toplumun temel öznesi olarak gören bir yerden belediyeleri tekrar alacaklarını kaydetti. Kayyım zihniyetinin talan etmiş olduğu yerlere giderek kadın bakış açısıyla özgürlükçü, demokratik bir yaşam modelini hayatı geçireceğiz. Bu modelden bir adım geri atmadık. 31 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçimlerde Van’da 14’te 14 yapalım” çağrısında bulundu.