İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Başkanı Murat Melet, binlerce insanın ölmesine neden olan koronavirüs (Kovid-19) salgınından kaynaklı cezaevlerindeki tutukluların büyük bir risk altında olduğuna değindi. Tutukluların bir an önce tahliye edilmesini, hükümlülerin de sağlıklı ve hijyenik bir ortama kavuşturulması gerektiğinin altını çizen Melet, İmralı Cezaevi'nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın durumuna ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığına da işaret ederek, gelişecek olumsuz herhangi bir durumdan Adalet Bakanlığı ve mevcut siyasi iktidarın sorumlu olduğuna vurgu yaptı. 

'ADALET BAKANLIĞI CİDDİYETLE YAKLAŞMIYOR' 

Salgının her geçen gün daha da yaygınlaştığına dikkati çeken Melet, virüse karşı bilim insanları ve Dünya Sağlık Örgütü'nün art arda yaptığı uyarılara değindi. Böylesi bir ortamda Adalet Bakanlığı'nın cezaevlerine yönelik ciddi bir yaklaşımının bulunmadığını belirten Melet, kafe, restoran ve spor salonları gibi yerlere getirilen kısıtlamalara işaret ederek, "20 kişi bir araya gelmesi dahi uygun bulunmazken bugün Van başta olmak üzere Türkiye cezaevlerinde 20 kişilik koğuşlarda 40 kişinin kaldığını herkes çok net biliyor. Adalet Bakanlığı böyle bir durumda dahi 40 kişinin aynı koğuşta bulunmasına müsaade ediyor ve bu durumu görmezden geliyor. Bu hastalık dünyada bağışıklık sistemi zayıf olan, yaşı ilerlemiş olan, kronik bir hastalığı bulunan insanları çok daha olumsuz etkilediğini biliyoruz" diye konuştu. 

AVUKATLARIN GÖRÜŞME TALEBİNE RET

İHD olarak bir grup avukatın kentteki 3 cezaevine giderek, Cezaevi Müdürlüğü ile tutuklu ve hükümlülerle görüşmek ve tedbirlere dair bilgi almak istediğini belirten Melet, taleplerinin kabul edilmediğini paylaştı. Melet, "Amacımız durumun nasıl olduğunu yerinde görmekti. Görüşmeleri engelleyerek değil, insan hakları örgütleriyle ve avukatlarla birlikte cezaevlerinin durumu incelenmeli. Ortaklaşarak hareket edilmesi gerektiğini söylüyoruz" dedi.

'HASTA MAHPUSLAR ÖLÜME TERKEDİLİYOR' 

İHD verilerine göre cezaevlerinde bin 470 hasta tutuklu ve hükümlü bulunduğunu hatırlatan Melet, "Bizler insan hakları savunucuları olarak daha önce de hasta mahpusların serbest bırakılması gerektiğini defalarca dile getirdik. Fakat bugün elzem bir durum ortada. Salgının bu kadar yaygınlaştığı bir ülkede hasta mahpusların cezaevinde kalması, ölüme terk edilmeleri anlamına geliyor. Bağışıklık sistemleri çok çok zayıf. Bu insanların sayısızca hastalıkları var. Havalandırmalar, beslenmeler, tedavileri çok çok yetersizdir. Aynı zamanda bu insanların hijyenik ve dezenfekte edilmiş bir ortamda tutulmaları gerekiyor. Buna hiçbir cezaevinin uymadığını biliyoruz" ifadelerini kullandı. 

'CEZAEVLERİNDEN HABER ALAMIYORUZ' 

Adalet Bakanlığı'nın konuya dair ciddi bir açıklama yapmadığını söyleyen Melet, bağımsız ve tarafsız heyetlerin cezaevlerini inceleyip, "alındı" denilen önlemlerin yeterliliğini yerinde görmeleri gerektiğine vurgu yaptı. Melet, şöyle devam etti: "Bugün avukat arkadaşlarımızın Van cezaevlerine dönük bir heyet şeklinde mahpuslarla görüşmek, onların sorunlarını dinlemek için yaptığı girişim engellendi. Yasak gerekçesi ise Adalet Bakanlığı'nın vermiş olduğu karar neticesinde artık avukat görüşlerinin de yasak edildiği. Mahkemeye çıkacak mahpusların avukatları ile güreşebileceği bunun da özel izin belgeleri ile olabileceğini bildirmişler. Bizler cezaevlerinde haber alamıyoruz. Bin 470 hasta mahpusun biran önce serbest bırakılması gerekiyor" çağrısında bulundu. 

'249 BİN MAHPUS BULUNMAKTA'

Tutukluların serbest bırakılıp, tutuksuz yargılanması gerektiğini dile getiren Melet, hükümlülerin de bir an önce sağlıklı ve hijyenik bir ortama kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi. Cezaevlerinde bulunan çocukların durumuna da değinen Melet, "Cezaevlerinde yüzlerce çocuk anneleri ile birlikte cezaevinde kalıyor. Bütün annelerin çocuğu ile birlikte serbest bırakılması şarttır. Bu gün Türkiye cezaevlerinde 800 çocuk bulunmaktadır. Bu çocukların da serbest bırakılması gerekiyor. Biz buradan salıverilmeliler derken aslında bunların tutuksuz yargılanması gerektiği düşüncesindeyiz. Yargıyı bertaraf etme gibi bir söylemde bulunmuyoruz. Bugün cezaevlerinde binlerce tutuklu yargılanan var. Hüküm verilmeyen ve tutuksuz yargılamaların da bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. İkinci bir talebimiz ise hüküm giymiş insanların sağlıklı ve hijyenik bir ortama bir an önce kavuşturulması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz. Özellikle de besin ve gıda anlamında yeterli oranda besin kalitesinin artırılması gerekiyor. Bizim belirttiğimiz durumlar gerçekleşirse cezaevlerinde olası bir katliamın önüne geçmiş oluruz. Türkiye cezaevlerinde 249 bin mahpus bulunmaktadır. Bizim belirttiğimiz durumların gerçekleşmesi durumunda geriye hükümlü tutuklular kalır. Bu da cezaevlerinin kapasitesini üçte iki oranında etkileyecektir. Böyle bir durumda hükümlülere yeterli alan, besin, hijyen ve sağlıklı ortam sağlanmış olacağı inancındayız" şeklinde konuştu. 

OLACAKLARDAN İKTİDAR SORUMLUDUR

Salgının çok fazla yaygınlaşması durumunda hükümlü bulunan mahpusların da ev hapsi şartı tahliye edilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını ifade eden Melet, "Çünkü yaşam hakkının kutsal olduğuna inanıyoruz. Adalet Bakanlığı şöyle bir düşüncede olabilir; 'cezaevleri kapalı bir alan ve fiziki görüşlere izin verilmeyerek' bu önlemlerin yeterli olduğunu düşünüyor. Ama cezaevinde çalışan gardiyanın ve memurun cezaevine virüsü götürmeyeceği ve yaymayacağı konusunda hiç kimse böyle bir garanti veremez. Tamamıyla insan yaşamını etkileyen böyle bir durumda biz insan hakları savunucuları olarak taleplerimizin çok net ve insani olduğunu belirtiyoruz. Adalet Bakanlığı bu konuda sorumluluğunu acilen yerine getirmelidir. Cezaevlerinde yaşanılabilecek olası bir olumsuz durumundan başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ve mevcut siyasi iktidar sorumludur" dedi.  

'BAĞIMSIZ BİR HEYET İMRALI'YA GİTSİN' 

Tecridin uygulandığı PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın durumuna da dikkati çeken Melet, "Diğer bir önemli husus ise 249 cezaevinden biri olan ve Sayın Öcalan’ın tutulduğu İmralı Cezaevi'dir. Bugüne kadar halen İmralı Cezaevi ve Öcalan’ın durumuna ilişkin herhangi bir açıklama yapılmış değildir. Bir an önce İmralı koşullarının gözden geçirilmesi ve gerekirse tarafsız ve bağımsız bir heyetin adaya giderek, aileyi ve toplumu bilgilendirmesi gerekiyor" uyarsında bulundu. 

Van Newrozu’nda Bakırhan’dan “yeni dönem” mesajı: İsyandan inşaya geçiş vurgusu
Van Newrozu’nda Bakırhan’dan “yeni dönem” mesajı: İsyandan inşaya geçiş vurgusu
İçeriği Görüntüle

Ailelerin kaygılarının giderilmesi noktasında başta Öcalan olmak üzere tutuklu ve hükümlülerin haftada en az bir kez görüntülü konuşması gerektiğini ifade eden Melet, şunları belirtti: "Adalet Bakanlığı acil bir şekilde mahpus ve ailenin psikolojik sağlığı açısından günde en az bir kez telefonla ve haftada bir kez görüntülü konuşması için gerekli adımı atması lazım. Toplumda hakim olan bu korkudan dolayı aileler çocuklarını, çocuklar da ailelerini merak edeceği gerçeğini hepimiz biliyoruz. Türkiye’de maalesef bir şey sonuçlandığında önlem alınmaya başlanıyor. Bizler de cezaevlerinde salgının başlamadan önce belirttiğimiz hususların gerçekleştirilmesi gerektiğini, aksi takdirde sorumlu tutulacak olanın Adalet Bakanlığı ve mevcut siyasi iktidar olacağını bir kez daha belirtiyoruz."  

MA / Cemil Uğur