‘Seyfullah'ı yaralayan polise ördürmeye teşebbüsten ceza verilmeliydi’

Seyfullah Turan’ı uzun namlulu silah dipçiğiyle ağır yaralayan polis Bahadır Turan'a, “Nitelikli yaralama” suçundan 5 yıl hapis cezası verilmesine tepki gösteren avukatlar, cezasızlık politikasına dikkat çekti.

‘Seyfullah'ı yaralayan polise ördürmeye teşebbüsten ceza verilmeliydi’

Hakkari'de 2009’da boş bir arazide arkadaşları ile top oynayan 14 yaşındaki Seyfullah Turan’ı, başına uzun namlulu silah dipçiğiyle vurarak ağır yaralayan özel harekat polisi Bahadır Turan’ın yeniden yargılandığı dava dün karara bağlandı. Polis Turan’a verilen ertelemeli 6 ay 7 gün hapis cezasına dair Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği hak ihlali kararından sonra Elazığ 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, bu kez sanık Turan’a “Nitelikli yaralama” suçundan 5 yıl hapis cezası verdi.  

5Seyfullah Turan’ın avukatları Murat Timur ve Münip Ermiş, sanık polisin “Adam öldürmeye teşebbüs” suçundan ceza alması gerektiğini ifade ederek, kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacaklarını söyledi.  

DOSYA ORADAN ORAYA GÖNDERİLDİ

Dava avukatlarından Murat Timur, AYM’nin müvekkiline yönelik verdiği kararda, “işkence ve kötü muamele” değil, “yaşam hakkı ihlali” olduğuna hükmettiğini hatırlatarak, AYM ayrıca polise verilen 6 ay 7 günlük hapis cezasını da az bularak yeniden yargılamasına karar verdiğini söyledi. Yine güvenlik gerekçesiyle dosyanın Hakkari’den bin 600 kilometre uzaklıkta bulunan Isparta iline gönderilmesini de haksız bulan AYM’nin, dosyanın yakın bir kente gönderilmesi gerektiği tespitinde bulunduğunu kaydeden Timur, “Bu kapsamda dosya Elazığ Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi kapsamında olduğunu belirterek, Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Ağır Ceza Mahkemesi ise görev alanına girmediğini söyleyerek, kararı tekrar geri gönderdi. Uyuşmazlık nedeniyle dosya Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı. Bölge mahkemesi ise dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının yerinde olmadığını belirterek, dosyayı tekrar Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yıllardır dosya oradan oraya gönderildikten sonra en nihayetinde Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmalar başladı” dedi. 

'ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS’

Anayasa Mahkemesi’nin “yaşam hakkı”nın ihlali yönünde hüküm kurmasının ardından yapılan yeniden yargılamanın aslında “adam öldürmeye teşebbüs” kapsamında yapılması gerektiğini ifade eden Timur, mahkeme başkanının, yargılama başlanmadan verdiği görevsizlik kararı ile hakimin tarafsız olması gerektiğine ilişkin hükmü ihlal ettiğini kaydetti. Bu nedenle yaptıkları reddi hakim taleplerinin kabul edilmediğini hatırlatan Timur, AYM’nin tespitine rağmen mahkemenin aksi yöndeki kararının hukuka aykırı olduğuna dikkat çekti. 

‘MİLLİYETÇİLİĞİN ARKASINA SIĞINIYORLAR’

Timur, bölgede erteleme kapsamında bulunan suçlarda tutuklama kararı sürekli uygulandığını, ancak adam öldürmeye teşebbüs eden sanık toplumda infial oluşturmasına rağmen tutuklanmadan hala görevinin başında oluşunun Türkiye’de cezasızlık politikasının kurumsallaştığının en iyi örneği olduğunu belirtti. Timur, “Bu yaklaşım yargıyla olan güveni dip noktaya taşıdığı gibi, bu kararlardan güç alan kamu görevlileri yeni olaylara çok daha fazla teşebbüs etmektedir. Özellikle kamu görevlilerin hukuka aykırı bu fillerini milliyetçi ve vatanseverlik olgularıyla meşrulaştırdıkları, bu davada da ortaya çıkmıştır. Sanık bu olguları da bu duruşmada net bir şekilde işletmiştir” diye konuştu.  

‘YARGININ KÜRDE BAKIŞI’

Dosyanın Isparta'ya ve daha sonra Elazığ'a gönderilmesini eleştiren Timur, “Bu durum mağdurların haklarını aramasına set oluşturmuş, yüzyüzelik ilkesini ve adil yargılama ilkesi ihlal edilmiştir. Bu tutum yargının Kürtlere ilişkin negatif bir tutum içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu dosya bir mahkeme için önemli bir dosya olmayabilir, ancak Hakkari'de yaşayan tüm insanlar için önemlidir” diye konuştu.  

‘ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS VAR’

Avukat Münip Ermiş ise, AYM’nin kararına göre verilen cezanın az olduğunu belirterek, “Bu olayda bir çocuğun öldürülmesine teşebbüs edildi. Hatta bir M16 silahın dipçiği ile kafaya birden fazla kez vurarak adeta öldürmek istiyor. Bu görüntülere rağmen ‘İnsan öldürmeye teşebbüs’ suçundan ceza verilmedi. Düşünsenize kamera ile tespit edilmiş bir olayda, 12 yıl boyunca mahkeme tayin edilemedi. Bir kere bu davanın ilk olarak Isparta’ya taşınması bile büyük bir ihlaldi. AYM’nin bu kararından sonra dosya bu kez Hakkari’den 10 saatten fazla uzak olan Elazığ’a gönderildi. Mahkemeler bile bile AYM’nin verdiği kararın etrafını dolandılar. Bu da yetmedi ağır yaralama olduğu halde dosyayı Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdiler. Bunca görüntü ve tespite rağmen dosya yıllarca, 5 mahkemede adeta süründürüldü” dedi. 

ADİL YARGILAMA YAPILMADI

Dosyadaki en önemli noktanın polisin halen görev başında olması olduğunu anlatan Ermiş, cezasızlık politikasının polisi tümden cesaretlendirdiğini söyledi. Ermiş, “Türkiye’de yüzlerce insan polisin sınırları aşması nedeniyle şiddet gördü ve öldürüldü ama hiçbir şekilde adil bir yargılama yapılmadı. Bu politika devam ettiği sürece de ülke bu hukuksuzluklarla anılmaya devam edecek” diye konuştu. 

DAVANIN GEÇMİŞİ

Demokratik Toplum Partisi'ne (DTP) yönelik operasyonları protesto etmek amacıyla Hakkari'de, 23 Nisan 2009 tarihinde gerçekleştirilen eylem sırasında Bahadır Turan adlı özel hareket polisi, henüz 14 yaşında olan Seyfullah Turan’ın kafasına silah dipçiği ile vurarak ağır yaralaması neden olmuş, Turan günlerce yoğun bakımda kalmıştı.

Turan'ın kafasına silah dipçiğiyle vurarak ağır yaralanmasına sebep olan özel hareket polisi Bahadır Turan hakkında, "Kasten adam öldürmeye teşebbüs ve işkence" suçlamasıyla Hakkari'de açılan dava, daha sonra "güvenlik" gerekçisiyle Isparta 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde gönderildi. Yargılama sonucunda sanık polise "Polisin meşru müdafaa halinde ve psikolojisinin bozuk olduğu, zor kullanma yetkisini kullandığı" gerekçesiyle sadece 6 ay 7 gün hapis cezası verildi. Ceza 2 yılın altında olduğu için de para cezasına çevrildi.

Seyfullah Turan’ın avukatları, kararın Yargıtay tarafından onanması üzerine 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, başvuruyu yaklaşık 3 yıl sonra karara bağladı. 9 Kasım 2017’de karar veren AYM, Seyfullah Turan’ın "işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine" ilişkin iddiasını kabul edilemez buldu. Turan’ın anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan "yaşama hakkının ihlal edildiğine" ilişkin iddiasının kabul edilebilir olduğuna hükmeden mahkeme, başvurucunun yaşama hakkının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna vardı. Mahkeme, yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın bir örneğini Isparta’daki mahkemeye gönderdi.

AYM’nin dosya ile ilgili duruşmanın yakın bir ilde görülmesine karar vermesinin ardından ise duruşma Elazığ’a taşınmıştı.

MA / Adnan Bilen

Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2022, 20:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER