Melek Karaaslan davasının gerekçeli kararı: Ölüme terk edildi

Sistematik işkence gören ve yaşamını yitiren Melek Karaaslan davasının gerekçeli kararında, Melek'in tuvalete konulan bir tahta üzerinde yatırıldığı, aç ve susuz bırakıldığı belirtildi. ATK raporunda ise tedavi ihtiyacının karşılanmamasıyla ölüme terk edildiği kaydedildi.

Melek Karaaslan davasının gerekçeli kararı: Ölüme terk edildi

Ağrı'nın Hamur ilçesinde 2012 yılında eşi ve eşinin ailesi tarafından sistematik işkence gören, tuvalete hapsedilen ve 30 kiloya düşen, daha sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Melek Karaaslan davasının gerekçeli kararı açıklandı. Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği’nin yargı sürecini yürüttüğü dava, Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmüş, Karaaslan’ın eşi Ferdi Karaaslan’a 19 yıl 2 ay, kayınpederi Kutbettin ile kayınvalidesi Naciye Karaaslan’a 15’er yıl hapis cezası verilmişti.

TEDAVİDEN VAZGEÇTİLER 

Mahkeme gerekçeli kararında, hayatını kaybeden Melek Karaaslan’ın, ilk çocuğunun doğduktan bir gün sonra hayatını kaybettiği, ikinci çocuğuna hamile olduğu esnada bazı rahatsızlıklarının başladığını ifade etti. Kararda, “Söz konusu dönemde sanık Ferdi'nin Kasım 2010 ve Mart 2011 tarihlerinde Melek’in belini doğrultamaması nedeniyle Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tedavi yaptırmak amacı ile götürdüğü, Melek’e hastanede bir takım tedavilerin uygulanmaya başlandığı, ancak Melek’in sağlık durumu zamanla kötüleşmeye başlamış, hiç yürüyemez ve sınırlı biçimde hareket edebilecek hale gelmiştir. Aynı evde yaşayan sanıkların maktulün sağlık durumunun iyi olmamasına rağmen başlattıkları tıbbi tedaviyi istikrarlı bir şekilde devam ettirmedikleri, başlattıkları tedavi sürecinde olumlu sonuç alamayınca tedavi sürecinden iyileşme ümitlerinin tükenmesi nedenleriyle vazgeçtikleri belirlenmiştir” denildi. 

TUVALETTE KİLİTLEDİLER 

Gerekçeli kararda, net olarak tespit edilemeyen süre boyunca Melek Karaaslan’ın Ağrı’nın çetin kış koşullarında tuvalette tahta bir sedirin üstünde ya da bir sandalyenin üstünde yaşamaya mahkum edildiğine yer verilerek, “Melek’in tuvalette geçirdiği süre içerisinde zaman zaman yiyecek ihtiyaçlarının giderildiği, ancak beslenme, tıbbi bakım ve tedavi ihtiyacının ideal olacak şekilde karşılanmadığı belirlenmiştir” ifadelerine yer verildi. 

ENFEKSİYON TÜM VÜCUDUNA YAYILDI 

Karaaslan’ın eşi Ferdi Karaaslan’ın eşine bakmakla yükümlü olduğu ancak bu görevi yerine getirmediğine dikkat çekilen kararda, “Yine, kayınvalide ve kayınpeder olan sanıklar Naciye ve Kutbettin’in ise bakımı ve tedavisi çok önem arz eden Melek’i tuvalette bulunan tahta sedirin üzerinde bırakmak suretiyle kadının hayatı ile ilgili önceden gerçekleştirdikleri bu davranışın Melek’in hayatı ile ilgili tehlikeli bir durum oluşturmaları nedeniyle sorumlu oldukları, öte yandan Melek’in ölmeden önceki son ifadesinde belirttiği gibi son 3 ay içerisinde hiç bir şekilde banyo ve diğer temizlik ihtiyaçlarının da giderilmediği, bu koşullarda hareketsiz bir yaşam süren Melek’in durumunun giderek kötüleşmeye başladığı ve vücudunda ölümü ile nedensellik bağı oluşturabilecek derecede bası yaraları enfekte olması ve enfeksiyonun tüm vücuda yayılması nedeniyle hayatını kaybettiği anlaşılmıştır. Yine bu durumun yani Melek’in beslenme, tıbbi bakım ve tedavi ihtiyacının yeteri oranda karşılanmadığı Melek'in babası olan sanık Kasım Levent tarafından çok önceden bilinmesine rağmen yardım yükümlülüğünün ve görevli makamlara bildirim yükümlülüğünün yerine getirmediği anlaşılmıştır” denildi. 

'KUTBETTİN VE NACİYE KARAASLAN SORUMLU'

Melek Karaaslan’ın kayınvalidesi Naciye ve kayınpederi Kutbettin Karaaslan’ın aynı evde yaşadıklarının hatırlatıldığı gerekçeli kararda, “Bu kişilerin Melek’in kronik bir hastalığa yakalanmasında kusurlarının olmadığı ancak bu şekilde yatalak hasta olan bir kadını insanlığa ve tıbbi bakım ve tedavi kurallarına çok aykırı olacak şekilde tuvalette sert bir tahta üzerinde tüm gündüz vaktinde yatırmaları yeteri kadar yıkamamaları, iyi beslememeleri, tıbbi bakım ve ihtiyaçlarını karşılamamaları suretiyle Melek’in yaşamını bu şekilde gerçekleştirdikleri ihmal boyutundaki tehlikeli davranışlarla büyük bir tehlikeye atmaları, Melek’in hayatı konusunda ihmali davranışlarda bulunarak oluşturdukları bu hayati tehlikeyi bertaraf etmek için hiç bir şey yapmamaları, bu tehlikenin Melek’in yaşamı bakımından icrai bir davranışa eşdeğer olduğunun; bu sanıkların Melek’in ölümünden sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır” diye belirtildi.  

'MELEK’İN ÖLÜMÜNÜ GÖZE ALDILAR'

Mahkeme kararının devamında, şunlar kaydedildi: “Sanık Ferdi ile aynı evde yaşayan kayınvalide ve kayınpeder olan Naciye ve Kutbettin Karaaslan ölümünden önceki 13 aylık süre içerisinde Melek’i herhangi bir sağlık kuruluşuna götürmemiştir. Tuvalette bulunan tahta bir sedirin üzerinde sert bir zemin üzerinde yatırmıştır. Bu nedenle vücudunda bası yaralanmalarına sebebiyet verdikleri anlaşılmakla doğrudan Melek'in ölümünü istememişlerdir. Yani sanıkların eylemlerini icra ederken doğrudan kast içinde bulunduklarını mahkememiz kesinlikle kabul etmemektedir. Ancak Melek'in artık iyileşemeyeceği kanaatine vardıklarından Melek'i evdeki bakımlarını olması gerektiği şekilde yapmamak, örneğin banyosunu yaptırmamak, tuvalette sert bir tahtanın üzerinde yatırmak suretiyle ve gerekli gıdalarını istenen ölçüde vermemek, ölümünden önceki 13 ayda herhangi bir tedavi kurumuna götürmemek suretiyle doğrudan istemedikleri Melek'in ölümüne ilişkin ikincil neticeyi kabullendikleri ve Melek’in ölümünü göze aldıkları yapılan yargılamanın sonunda anlaşılmıştır.”

ATK: TIBBİ BAKIMI YAPILMADIĞI İÇİN ÖLDÜ

Mahkeme gerekçeli kararında, Ağrı Adli Tıp Kurumu'nun raporuna da yer verdi. Raporda, “Melek Karaaslan’ın hastalığının seyri sırasında ortaya çıkan bası yaralarının enfekte olması ve enfeksiyonun tüm vücuda yayılması nedeni ile öldüğü, beslenme, tıbbi bakım ve tedavi ihtiyacının karşılanması halinde iyileşmesi ve ölümle sonuçlanan sürecin engellenmesinin tıbben mümkün bulunduğu, dolayısı ile beslenme, tıbbi bakım ve tedavi ihtiyacının karşılanmaması ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu” şeklinde kaydedildi. 

CEZADA İNDİRİM YAPILDI 

Sanık Ferdi Karaaslan’a önce 23 yıl hapis cezası veren mahkeme ardından indirim yaparak cezayı 19 yıl 2 aya çevirdi. Yine Melek Karaaslan’ın kayınpederi Kutbettin ile kayınvalidesi Naciye Karaaslan’a verilen 18 yıl hapis cezası ise 15’er yıla indirildi. 

DAVANIN GEÇMİŞİ

Hamur ilçesinde 2012 yılında eşi ve eşinin ailesinden şiddet gören ve 4 metre kare bir alana kapatılan Melek Karaaslan’ın ölümüne neden olan ve yargılanan eşi Ferdi Karaaslan’a verilen 16 yıl 4 ay, kayınpederi Kutbettin ile kayınvalidesi Naciye Karaaslan’a verilen 6 yıl 3’er aylık hapis cezaları, Önce Çocuk ve Kadın Derneği Başkanı Müjde Tozbey Erden’in itirazıyla Yargıtay 1’nci Ceza Dairesince az bulunarak bozuldu. Ağrı 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanan tutuklu Ferdi Karaaslan’ın cezası 16 yıl 8 aya, tutuksuz Naciye- Kutbettin Karaaslan çiftinin cezaları ise 12 yıl 6’şar aya çıkarıldı. Melek’in babası ise beraat etti.

DOSYA İKİNCİ KEZ BOZULDU

Sanık ve mağdur avukatları bir kez daha cezaya itiraz ederek davayı temyiz etti. Yargıtay’da tekrar incelenen dosya ile ilgili ikinci kez yeniden yargılama kararı verilerek dosya tekrar Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Yapılan yeniden yargılamada Melek’in eşi Ferdi Karaaslan’a 19 yıl 2 ay, kayınpederi Kutbettin ile kayınvalidesi Naciye Karaaslan’a 15’er yıl hapis cezası verildi. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER