"Kadrolu-sözleşmeli ayrımını kaldırıyoruz" diyen Erdoğan, uzman-başöğretmen ayrımı yaptı

20. Milli Eğitim Şurası'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan "kadrolu, sözleşmeli öğretmen ayrımını kaldırıyoruz" dese de öğretmenleri uzman ve başöğretmen olarak ayırmaya devam etti.

"Kadrolu-sözleşmeli ayrımını kaldırıyoruz" diyen Erdoğan, uzman-başöğretmen ayrımı yaptı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20. Milli Eğitim Şûrası’nın açılışında konuştu. Erdoğan, “Öğretmenlikte adaylık kaldırma sınavını artık bir kenara bırakıyoruz. Bunun yerine öğretmenlerin mesleki gelişmeleri temelinde bir program uygulayarak adaylarımıza destek olacağız. Öğretmenlikte 10 yılını doldurmuş öğretmenlerimize uzman öğretmenlik imkanını getiriyoruz. Eğitimlerini tamamlayan ve yapılan sınavlardan geçen öğretmenlerimiz hem derece alacaklar hem de maaşlarında bin lira artış olacaktır. Ayrıca sözleşmeli öğretmen ile kadrolu öğretmen ayrımını da ortadan kaldırıyoruz. Mecburi hizmet hariç, özlük hakları, atamalar, mazeret tayinleri başta olmak üzere sözleşmeli öğretmenlerimiz kadrolu öğretmenlerimizle aynı haklara sahip olacaklar. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çok yakında TBMM'nin takdirine sunulmasını planladık” dedi.

20. Milli Eğitim Şurası'nı açılış töreni Cumhurbaşkanlığı'nda yapıldı. Açılışın ardından Divan Toplantısı düzenlenecek. İkinci gün boyunca ‘Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları’ ile sürecek şurada üçüncü gün ise komisyondan çıkan kararlar oylamaya sunulacak. Ardından kamuoyuyla paylaşılacak. 

BAKAN ÖZER: "CUMHURİYET TARİHİNİN EN SERT VE BASKICI EĞİTİM MÜDAHALELERİNE TANIKLIK ETTİK" 

Açılışta konuşan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, "Bugün eğitim sistemimizde üstesinden gelmeye çalıştığımız pek çok sorunun temelinde geçmişteki baskıcı eğitim politikaları yatmaktadır. Bilhassa 1990’lı yılların sonlarına gelindiğinde Cumhuriyet tarihinin en sert ve baskıcı eğitim müdahalelerine tanıklık ettik" dedi.

Bakan Özer'in ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

ÖĞRENCİLERİMİZİ DÜNÜN ÖĞRENCİLERİ GİBİ EĞİTMEYE KALKARSAK İSTİKBALİMİZİN ELİMİZDEN KAYIP GİTMESİNE MANİ OLAMAYIZ

Eğitim ve öğretim meselemize çok daha geniş, çok daha vizyonel bir anlayışla yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum. Dünyadaki değişimi de Türkiye’deki dönüşümü de görmezden gelemeyiz. Gençlerimize sadece dünün dünyasından, dünün Türkiye’sinden yola çıkarak bir ufuk kazandıramayız. Hazreti Ali Efendi’miz, ‘Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin’ diye buyuruyor. Zira günümüzün öğrencilerini dünün öğrencileri gibi eğitmeye, yetiştirmeye kalkarsak istikbalimizin elimizden kayıp gitmesine mani olamayız.

BİN YILLIK MİLLET İRADESİYLE 1400 YILLIK MİLLET KARAKTERİ YAŞATILIRSA BİZİM OLACAKTIR

Hayatın her alanında olduğu gibi eğitim öğretimde de başarının anahtarı düşünmek, analiz etmek, hazır cevaplarla yetinmeden sorgulamaktır. Analiz yapan, merak eden, motivasyonu yüksek, özgüven sahibi bilgili, erdemli ve vicdanlı gençler aydınlık yarınlarımızın da teminatıdır. Gençlerimizi, çocuklarımızı bu hedeflere ne kadar yönlendirebilirsek, bu değerlerle ne kadar donatabilirsek eğitimde de o derece başarılı olabiliriz. Maarif davamızın öncülerinden merhum Nurettin Topçu bu hususu şöyle anlatmaktadır: ‘Bir neslin kurtuluşunu ancak maarifinin yükselmesinde aramak lazımdır.’ İlkokuldan üniversiteye kadar maarifin bütün basamaklarında bin yıllık millet iradesiyle 1400 yıllık millet karakteri yaşatılırsa bizim olacaktır. Ne kimliğimizi, karakterimizi, aslımızı inkâr gibi bir yanlışa düşeceğiz ne de şanlı mazimizin parıltılarıyla kendimizi avutacağız. Yunus’un ahlakı ve irfanı esas alan şiirleriyle harmanlayacağız. Hacı Bektaşi Veli’nin izinden yürüyecek, Yesevi’nin hikmet pınarından besleneceğiz. İşte bu anlayışla eğitim ve öğretim başta olmak üzere her alanda maziden atiye sağlam muhkem köprüler kurmanın gayretinde olacağız.

OECD ORTALAMASINI YAKALAMIŞTIR

Bundan 19 yıl önce ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde, en çok ehemmiyet vereceğimiz 4 alandan birinin eğitim olduğunu ilan etmiştik. Aradan geçen süre zarfında, milletinize verdiğimiz diğer tüm sözler gibi hamdolsun gerçeğe dönüştürmenin gurunu yaşadık. Hazırladığımız tüm bütçelerde en yüksek payı eğitime ayırdık. Merkezi yöneyim bütçesinin yüzde 15,7’sini eğitime tahsis ederek toplam tutarı 274 milyar 385 milyon olarak belirledik. Derslik sayımızı 343 binden 601 bin seviyesine çıkartarak ülkemizin dört bir yanını modern eğitim kurumlarıyla donattık. 2002 yılından bugüne kadar 713 bin 625 öğretmenizim öğrencileriyle buluşmasını sağlayarak okullarımızın kadro ihtiyacını giderdik. Şu an ülkemizde faal olarak görev yapan öğretmenlerin yüzde 73’ü bizim iktidarımız döneminde atanmıştır. İnşa ettiğimiz derslikler ve yaptığımız atamalar sayesinde bugün öğretmen başına düşen öğrenci sayısı OECD ortalamasını yakalamıştır.

ÖĞRENCİLERİMİZ ÜLKEMİZDEKİ TÜM OKULLARDA KURAN’I KERİM’İ VE PEYGAMBERİMİZİN HAYATINI ÖĞRENEBİLİYOR

İnsanımızın hafızasında derin yaralar açan 8 yıllık kesintisiz eğitim yerine 4 4 4 olmak üzere zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardık. Evlatlarımıza çok geniş bir yelpazede kendi kabiliyetlerine ve isteklerine uygun dersleri seçme imkanı getirdik. Bugün artık isteyen her öğrencimiz, ülkemizdeki tüm okullarda mukaddes kitabımız Kuran’ı Kerim’i ve peygamberimizin hayatını öğrenebiliyor. Ders kitaplarını evlatlarımıza ücretsiz dağıtarak sene başında ailelerimizi büyük bir sıkıntıdan kurtardık. Artık ne öğrencilerimiz ne de velilerimiz ders kitabı peşinde koşmuyor. Okulun ilk gününde ders kitaplarını masalarında, sıralarında hazır buluyor. Biz, teksir notlarıyla, kağıtlarıyla okuduk. Teksir makinelerinden o mürekkebin dağıldığı, almak isteyip de abilerinizden alamadığınız o notlar bizim için bir felaketti. Paramızı verip almak isterdik, üst sınıflardaki abilerimiz bize o teksir notlarını vermezlerdi. Kırtasiyeci dükkanından kitap almak için sıraya girerdik. 15 gün sonraya bize kitap veya defter için gün verirlerdi. Biz bunları yaşadığımız için dedik ki ‘Artık bu nesle bunu yaşatmayacağız’. Özellikle alt gelir grubundaki vatandaşlarımıza yük olmaya başlayan yardımcı kaynak meselesini de çözüme kavuşturuyoruz. Yardımcı kaynaklar bakanlığımız tarafından hazırlanıyor ve evlatlarımıza ücretsiz bir şekilde dağıtılıyor.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARININ SAYISINI ARTIRMAYI HEDEFLİYORUZ

Okul öncesi eğitimi de süratle yaygınlaştırıyoruz. Mesleki eğitimde bir süre önce yürüttüğümüz seferberliği şimdi okul öncesi eğitime teşmil ediyoruz. Bilhassa büyükşehir merkezlerimizde eksikliği hissedilen okul öncesi eğitim kurumlarının sayısını daha da artırmayı hedefliyoruz. İlkokuldan üniversiteye kadar eğitimin her kademesinde attığımız bir önemli adım da kız çocuklarımızın önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

BU ÜLKEDE ÖZDE FAŞİST VE JAKOBEN KESİMLERİN EN ÇOK HIŞMINA UĞRAYANLAR KADINLARIMIZ OLMUŞTUR

Bu ülkede sözde ilerici ve özgürlükçü ama özde faşist ve Jakoben kesimlerin en çok hışmına uğrayanlar kadınlarımız ve kızlarımızı olmuştur. Üniversite kapılarına kurulan ikna odaları bu zihniyetin utanç vesikalarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Anne babalar, gerektiğinde ceketlerini satıp kız çocuklarını okutmak istediğinde maddiyattan önce bu zihniyetin yasakçı tavrıyla karşılaşmıştır. Bizim iktidarımızdan evvel kadın öğretmen oranı yüzde 50’nin altındayken bugün bu oran yüzde 60’ı bulmuştur. Kız çocuklarımızın eğitim oranının yükselmesiyle birlikte kadınların hayatın farklı kulvarlarında üstlendikleri roller de artacaktır. Türkiye sadece tarihiyle, medeniyet değerleriyle, kültür birikimiyle değil hedefleriyle, vizyonuyla da büyük bir ülkedir.

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU’NU KISA SÜREDE MECLİSİMİZİN TAKDİRİNE SUNACAĞIZ

Öğretmenlerimizin özlük haklarını artırmayı, mali ve sosyal imkanlarını genişletmeyi, çalışma şartlarını iyileştirmeyi asla ihmal etmiyoruz. Bu doğrultuda son 19 yılda tarihi nitelikte pek çok adım attık. Başkaları öğretmemelerimizi tehditle meşgulken biz son olarak 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde bir müjdemizi de meslek kanununu inşallah kısa sürede meclisimizin takdirine sunacağız. Bu düzenleme sayesinde öğretmenlerimizi tarihte ilk kez kapsamlı ve bütüncül bir meslek kanununa açılacaktır. Bu çalışma öğretmenlerimizin mevcut haklarına ilaveten yeni mali, sosyal ve özlük hakları da sağlayacaktır. Öğretmenliği kariyer mesleği olarak tanımlayarak adaylık, uzman öğretmenlik, başöğretmenlik alanında hakları, görevleri ve sorumlulukları da netleştiriyoruz.

ÖĞRETMENLİKTE 10 YILINI DOLDURMUŞ ÖĞRETMENLERİMİZE UZMAN ÖĞRETMENLİK İMKANINI GETİRİYORUZ

Aynı şekilde, öğretmenlikte adaylık kaldırma sınavını artık bir kenara bırakıyoruz. Bunun yerine öğretmenlerin mesleki gelişmeleri temelinde bir program uygulayarak adaylarımıza destek olacağız. Öğretmenlikte 10 yılını doldurmuş öğretmenlerimize uzman öğretmenlik imkanını getiriyoruz. Eğitimlerini tamamlayan ve yapılan sınavlardan geçen öğretmenlerimiz hem derece alacaklar hem de maaşlarında bin lira artış olacaktır. Yüksek lisans yapmış öğretmenlerimiz ise sınavdan muaf tutulacaktır.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİMİZ KADROLU ÖĞRETMENLERİMİZLE AYNI HAKLARA SAHİP OLACAKLAR

10 yıllık uzman öğretmenler eğitimlerini tamamlayıp sınavda başarılı oldukları takdirde baş öğretmen unvanıyla görev yapacaklardır. Bu öğretmenlerimizin maaşlarında da 2 bin lira artışa gideceğiz. Doktora yapmış öğretmenlerimiz ise bu sınavdan muaf tutulacaktır. Böylece öğretmenlerimize kariyer basamaklarında ilerleme imkanı sunarken lisansüstü eğitim için de çok önemli teşvikler vereceğiz. Bunu yanı sıra birinci derecedeki öğretmenlerimizin ek göstergelerini daha önce söz verdiğimiz şekilde 3600’e çıkarıyoruz. Ayrıca sözleşmeli öğretmen ile kadrolu öğretmen ayrımını da ortadan kaldırıyoruz. Mecburi hizmet hariç, özlük hakları, atamalar, mazeret tayinleri başta olmak üzere sözleşmeli öğretmenlerimiz kadrolu öğretmenlerimizle aynı haklara sahip olacaklar. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çok yakında TBMM takdirine sunulmasını planladık.

RÖVANŞİZM PEŞİNDE DE DEĞİLİZ, SADECE SORUNLARI ÇÖZMENİN PEŞİNDEYİZ

Belli periyotlarda bir muhasebe yapmak, uygulanan politikaların zayıf yönlerini tespit etmek, yeni kararlar almak eğitimde gelişmenin olmazsa olmasıdır. Eğitimde mükemmele ulaşma çabası eleştirilecek, yerilecek değil alkışlanacak bir tavırdır. Eğitimle ilgili çalışmalarımızı yapbozdan ziyade eskinin kazanımlarını da koruduğumuz yeni bir inşa ve tekamül süreci olarak görüyoruz. Biz, başkaları gibi eğitime ideolojik gözlüklerle bakmıyoruz. Rövanşizm peşinde de değiliz, sadece sorunları çözmenin peşindeyiz. Biz, tüm evlatlarımızı geleceğe daha nitelikli, daha kalifiye ve donanımlı şekilde hazırlamanın çabasındayız. Her zaman söylediğim gibi ülkemizin meselleriyle ilgili yapıcı eleştirilere sonuna kadar açığız. Kimden gelirse gelsin Türk eğitim öğretim sistemimi çok daha ileriye taşıyacak her türlü makul öneriyi değerlendirmeye hazırız. 

PROFESÖRLERİMİZ GELSİNLER OKULLARIMIZA MÜDÜR OLSUNLAR

Katarlı öğrenciler hadisesinde olduğu gibi yalan yanlış bilgilerle evlatlarımızın hayalinin çalınması hoş karşılamamız gereken bir konuydu. Önümüzdeki dönemde medya mensupları ve siyasetçiler başta olmak üzere millete karşı sorumluluğu olanların daha hassas davranacaklarına inanıyorum. Bir konunda altını çizerek söylüyorum. İstiyorum ki ortaöğretimde profesörlerimiz gelsinler, okullarımıza müdür olsunlar. Ortaöğretime farklı bir zenginlik kazandıracaktır. Bu çağrımı daha önce de yaptım. Yine yapıyorum. Çünkü ortaöğretimde de profesörlerimizde okullara müdür olanlar birkaç tane var. Onları da özellikle takdirlerimi, saygılarımı sunuyorum. Bunu yaygınlaştırmanın çok çok önemli olduğuna da inanıyorum. Eğitimde fırsat eşitliği ana teması altında toplanan 20. Milli Eğitim Şurası’nın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2021, 18:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER