400 gündür haber alınamayan Hurmüz Diril'in kızı: Her sabah babamız nerede diye uyanıyoruz

Kaybolmasının üzerinden 70 gün sonra annesinin cenazesini bulan Diril ailesi, 400 gündür kendisinden haber alınamayan Hurmüz Diril’i arıyor.

400 gündür haber alınamayan Hurmüz Diril'in kızı: Her sabah babamız nerede diye uyanıyoruz

Şırnak’ın Beytüşebap’a bağlı Kovankaya (Mehre) köyünde yaşayan Şimuni ve Hurmüz Diril çifti 12 Ocak 2020’de ortadan kayboldukları haberini aldı ailesi. Aradan geçen 70 günün ardından çocukları annelerinin cansız bedenine ulaşıyor. Baba Hurmüz Diril’den ise 400 gündür haber alınamıyor.

1980-1995 arasında 100 bini aşkın Asuri-Keldani yurttaşın Türkiye’yi terk ettiği dönemde, Hurmüz ve Şimuni Diril de 11 çocuklarıyla birlikte, boşaltılan Kovankaya’dan ayrılmak zorunda kalarak yıllarca İstanbul’da yaşamak zorunda kalıyor. Yıl 2011’i gösterdiğinde ise aile nihayet doğup büyüdükleri Kovankaya’ya köyüne geri dönüyor. Ancak birçok hayalle köyüne dönen Diril çifti hayal ettiği hayatı yaşayamıyor. K3 kişinin yaşadığı küçücük köyde iki kişinin kaçırılıp öldürülmesinin nasıl olup hâlâ aydınlatılamadığı ise akıllarda büyük bir soru işareti.

Anne babasının akıbetinden 400 gündür haber alınamayan Hurmüz Diril’in kızı Gülcan Diril Üzümcü yaşadıkları süreci Artı Gerçek'e anlattı.

Diril, köy boşaltmalarının ardından babasının İstanbul’da kaldığı süre içinde sürekli köy hasreti çektiğini anlatıyor. İlk fırsatta köye dönme planı yapan babası Hurmüz Diril, 2011 yılında köye dönüşlerin başlaması ile birlikte zaman kaybetmeden yeniden köyüne yerleşiyor. 2013 yılında çözüm sürecinin başlaması ile birlikte Diril ailesi bütün yatırımlarını köye yaparak, iki göz kaldığı evi hemen yeniliyor.

‘BABAM KENDİNİ KÖYDE ÖZGÜR HİSSEDERDİ’

“Babam kendini köyde özgür hissederdi. Bana Avrupa’nın en güzel yerini de verseniz, köyümden bir yere gitmem derdi. İstanbul’da kaldığı süreçte hep köye dönmemin hayalini kurdu. 2016 yılında kalıcı olarak, yaşam standardını yükseltmek adına, yeni evini tamamlamıştı. Her yaz bütün kardeşler ailemin yanına giderdik. Yine köyde yaşamak isteyip cesaret edemeyen bütün akrabalar her yaz ailemin yanında olurdu. Neden böyle oldu anlamıyorum. Nerden bilirdik ki bir gün bunları yaşayacağımızı.”

‘BİR YERE GİTSELER KESİN HABER VERİRLERDİ’

Gülcan Diril en son 5 Ocak tarihinde annesi ile konuşuyor. Daha sonra bir daha anne ve babasından haber alamıyor.

“Günlerce bekleyişimiz sürdü ancak 12 Ocak tarihinde abim Peder Remzi Diril ve Fransa’dan gelen iki akrabayla köye gidip annem ve babamı evde bulamayınca bir sorun olduğunu anladık. Köyde havyanlar varken asla anne ve babam köyü terk etmezdi. Terk etse bile kesin bize haber verirdi”

‘YOĞUN KAR YAĞIŞI NEDENİYLE ARAMAYA ARA VERİLDİ’

Anne ve babasını evde bulamayan abi Diril hemen durumu yetkililere haber veriyor. Arama çalışmaları ise 16 Ocak tarihinde başlıyor. Arama çalışmalarını, olay yeri inceleme ekibi kısa mesafeli olarak sadece evimizin etrafında yapıyor. Ancak daha sonra yoğun kar yağışı ile aramalara ara veriliyor. Gülcan Diril o günü şöyle anlatıyor:

“Biz yoğun kar yağışının olması nedeniyle arama çalışmalarını kendi imkânlarımız ile yaptık. Her yere baktık ama bir iz bulamadık. Köyde sadece 3 kişi kalıyor. Diğer kalan kişi ise babamın kuzeni olan Apro Diril. Kendisi bizim arama sürecimizi yavaşlattı. Her defasında çelişkili ifadeler verdi. İlk önce babamın ‘örgüt’ tarafından kaçırıldığını söyledi daha sonra ise farklı farklı ifadeler verdi. Bugün yarın gelir söylemleri bizim arama çalışmalarımızı yavaşlattı. Belki o bu şekilde davranmasa süreç daha hızlı ilerleyebilirdi.”

’ANNEMİN CENAZESİNİ ABİM BULDU’

Gülcan Diril, 20 Mart sabahı gün ağarmadan odasında bir sisli bir bulut gördüğünü anlatıyor. O an bir ölüm haberi alacağı bütün zihnini ele geçiriyor. Nitekim ki öyle de oluyor. Gülcan Diril’ o gün abisi arayarak amcasının evine gelmesini istiyor…

“20 Mart sabahı abim keçileri otlatmaya götürürken annemin cesediyle karşılaşmış. Ayak izlerinin bittiği yerin 400 metre aşağısında. Su annemin cesedini sürüklemiş. Suların çekilmesiyle annemin cenazesi nehrin kenarında bir taşa takılmış bir halde buldu. Çok zor bir an… Hele çocuğunun annesini o şekilde bulması tarif edilemez bir acı… İlk göz ağrısı… Abim eve dönerek annemi bulduğunu söylemiş evdekilere. Paramparça annem… Nasıl kıydılar o güzel anneme… Eğer ilk başta geniş çaplı bir arama olsa belki annem ölmeyecekti. Belki annemi bulabilecektik.”

‘ANNEMİ HAYATTAN EDEN O TOPRAĞA GÖMEMEZDİK’

Abisi annesinin cenazesinin başında 17 saat bekliyor. Cenazeyi almaya gelecek helikopter hava koşulları nedeniyle bir gün sonra olay yerine ulaşıyor. Daha sonra aile Şimuni Diril’in cenazesini İstanbul’a getiriyor.

“Annemi köye defin etmek istemedik. İstanbul’a defnettik. Annemi İstanbul’da defnetmek istedik, çünkü hem bizim hem de kardeşlerinin ziyaret etmesi daha kolay olacaktı. O süreçte Covid-19 salgını olduğu için kimseye haber vermeden, kendi aramızda bir defin işlemi yaptık. Annemi hayatından etmiş bir toprağa nasıl bırakabilirdik? Annemi son yolculuğuna uğurlamak çok acıydı ama bu nasıl söylenir bilmiyorum; En azından yerini biliyorduk. Arada yanına gidip sohbet konuşabilecektik. Ama babamız hala yok… Acıdır ama hayatta değilse bile cenazesini istiyoruz.”

‘BABAMIN DİZLİK VE AYAKKABISINI BULDUK’

Gülcan Diril, annesinin cenazesinin bulunduğu yerin öldürüldüğünü tahmin edildiği yerde, babasının ayakkabısı ve dizliğini bulduklarını anlatıyor. Yine evin yakınında ise tarlada babasının cep telefonunu. Annesinin cenazesinin bulunmasının ardından bu işin bir cinayet olduğuna kanaat getirdiklerini söylüyor:

“Artık bunun bir cinayet olduğunu anladık. Abim evin yüz metre yakınında annemin ayakkabını buluyor. Babamın cep telefonu bizim evden 25-30 metre uzaklıkta tarlaya atılmış. Nehrin kenarında babamın ayakkabısının teki ve dizliği var. Bunların hepsini biz kendimiz bulduk. Orada bir boğuşma olmuş. Birinci dereceden şüpheli Apro Diril’in minicik köyde bu boğuşmalar yaşarken duymaması imkânsız. Yaşananları görmedim söylemi asla kabul edilemez. Artık tahammülümüz kalmadı.”

‘APRO DİRİL HAKKINDA ETKİN BİR ARAŞTIRMA YAPILMADI’

Gülcan Diril, Apro Diril hakkında etkin bir araştırma yapılmadığını düşünüyor.

“Olaydan dört gün sonra jandarma annemle babamın evini aradı ancak Apro Diril’in evini aramadı. Apro Diril’in evini ikinci kez geldiklerinde aradılar. Köye biri geldiğinde küçük yer olduğu için, herkes gelenin kim olduğunu, birbirinin misafirini bilir. Korkutulduğu yönünde söylemler var. Korkutulmuşsa köyde yaşamaya nasıl devam edebiliyor. Ben bu kişi hakkında etkin bir araştırma yapılmasını istiyorum. Çünkü olayların tek tanığı bu kişi.”

‘BABAMI ÖLÜ YA DA DİRİ İSTİYORUM’

Aradan geçen 400 güne rağmen bir an bile babasını aramadan bir gün bile vazgeçmeyen Gülcan Diril’in tek isteği biran önce babasının bulunması. Gülcan Diril kamuoyunda ailesinin durumunun yeterince işlenmemesinden de şikâyetçi.

“Birçok medya yaşadığımız durumu görmezlikten geliyor. Türkiye’de acı çok sıradanlaştı. Yeniden 1990’lı yıllara döndüğümüzü kabul etmiyorum. Her sabah güne babamız nerede diye güne uyanıyoruz. Ne istediler bu iki güzel insanlardan? Bir an önce babama ölü ya da diri kavuşmak istiyorum. Artık sesimizi duysunlar lütfen.”

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2021, 15:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER