Metropoll anketi: İstanbul’da İmamoğlu mu, Kurum mu önde? Metropoll anketi: İstanbul’da İmamoğlu mu, Kurum mu önde?

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri, Meclis’te görüşülen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı ve bağlı kuruluşların bütçelerine dair konuştu.

KARANLIK, SİNSİ ANTİDEVRİM

AKP’nin Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan bahsederken tozpembe bir tablo çizdiğini ancak gerçeğin böyle olmadığını dile getiren Mêrdîn Milletvekilli Beritan Güneş, “Mevcut durum işsizlikle, yoksullukla, geleceksizlikle, barınamamakla, ayırımcılıkla, siyasi baskılarla, nepotizmle, uyuşturucuyla, cinsel saldırılarla, flört şiddetiyle, iş cinayetleriyle, depresyonla mahkûm edilmeye çalışılan ve çalınan bir gençliğin tablosudur genç arkadaşlarım. ‘Sessiz devrim’ dediler, açık bir itirafta bulundular genç arkadaşlarım. Sessiz, sedasız, sinsice bütün ülkeyi bir karanlığa doğru sürüklediler, gençlerin, kadınların kazanımlarına göz diktiler. Bu olsa olsa sessiz sedasız bir antidevrimdir” dedi.

İŞSİZ GENÇ KADIN SAYISI ERKEKLERİN İKİ KATI

Bütçenin geçmesi halinde kaynakların faize, yandaşa ve sermayeye aktarılacağı uyarısında bulunan Güneş, “Şimdi, bu sessiz sedasız halk düşmanı politikaların verilerine hep birlikte bakalım. İktidar sipariş usulü verilerle, İstatistik Kurumunun dahi işsizliği saklayamadığı oranlarla karşımızda. TÜİK’e göre bile genç işsizliği yüzde 16,3; erkeklerde bu oran 13,8; kadınlarda ise bir anda yüzde 21’e fırlıyor. Neredeyse erkeklerin 2 katı kadar genç kadın işsizlik yaşıyor yani toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin gençler arasında da çok derinleştiğini görüyoruz. Bu gençler sınava giriyorlar da bunlardan kaçı üniversiteye gidecek imkânlara sahip, kaçı barınabiliyor, kaçı barınamadığı için üniversiteyi terk ediyor, kaçı zorla evlendiriliyor, kaçı iş bulabiliyor; siz bunlardan haberdar mısınız? Anlamsız istatistiklerle herkesi kandırmaya çalışıyorsunuz” diyerek, tepki gösterdi.

‘GENÇLERİN ROLÜ ÇALINIYOR’

AKP’nin 23 yıl boyunca gençlerin ihtiyaç ve taleplerine dönük politika üretmediğini, makbul ve makul bir gençlik yaratmaya çalıştığını ifade eden Güneş, Aile ve Gençlik Fonu’nu kamulaştırılmasına da tepki gösterdi. Bu fonun ideolojik fon olduğunu dile getiren Güneş, “Eğer antidevrim yapmıyorsanız, gelin, bu fon içinde ‘evlilik’ için verdiğiniz 150 bin lirayı bütün üniversite öğrencilerine, bütün gençlere verelim, isteyen yüksek lisans yapsın, isteyen dil kursuna gitsin, isteyen kendine bir iş kursun, isteyen de evlensin fakat sizin derdinizin gençler falan olmadığını, gençleri eve hapsetmek, yeni ev gençleri yaratmak olduğunu bir kez daha söyleyelim. Siz gençlerin her şeyi sorgulamasından, toplumsal yaşamda etken değil, edilgen olmasından yanasınız, bu yüzden herhangi bir rol almalarını istemiyorsunuz; derdinizin gençleri, özellikle de genç kadınları evlere hapsetmek olduğunu biz çok iyi biliyoruz” diye kaydetti.

SAVAŞ NEDENİYLE ARTTI

Merkez Bankası Hafize Gaye Erkan’ın “Ben kiralayacak ev bulamıyorum, kiralar çok pahalı, bu yüzden annemin yanına taşındım” sözlerini anımsatan Güneş, “Bu ülkede gençler yurt odasında 8 kişi kalıyor, bir öğün yemek yemek bir lüks hâline geldi, basit bir sosyal aktivite bile imkânsız bir hâle geldi, bu soruları da sorun. Ayrıca, hatırlatalım, bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz fakat haberdar değilsiniz. Ülkeyi savaşla, kanla, zulümle, yandaşa peşkeş çekerek yönetirken kiralar aldı başını gitti Gaye Hanım, haberiniz olsun. İşte sizin iftihar tablonuz da bu. Yine bir diğer iftihar tablosu da KYK yurtlarındaki din dersleri” diye belirtti.

Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kürt gençlerinin özgün problemleri vardır, Kürt olmakla ilgili problemleri vardır, siyasete katılmakla ilgili problemleri vardır. Gördüğünüz arkadaşımız, bizim MYK üyemiz ve Eş Sözcümüz, kendisi en demokratik hakkını kullanırken bu devletin kolluğu tarafından işkenceyle gözaltına alındı fakat siz, asla bizim gören gözlerimizi karartamayacaksınız, asla ve asla boyun eğdiremeyeceksiniz, biz dimdik ayaktayız. Şimdi, bir de uyuşturucu meselesi var. Uyuşturucu ve bağımlılıkla mücadele etmiyorsunuz, bunun aksine toplumda yayılmasını istiyorsunuz. Neden? Çünkü gençler sosyal problemlerle uğraşmasın istiyorsunuz, bağımlı birer gençliğe dönüşsünler istiyorsunuz ve bu yüzden müdahale etmiyorsunuz.

BAB’DA ÊFRÎN’DE NE İŞİNİZ VAR?

Gençlik ve Spor Bakanlığı, uyuşturucuyla mücadele etmek yerine başka işlerle meşgul. Ne yapıyor biliyor musunuz? Rojava’da, Bab’da gençlik merkezleri açıyor. Sayın Bakana soruyorum: Bab’da, Efrin'de ne işiniz var Sayın Bakan? Sizin işiniz Bab’da gençlik merkezi açmak mı? Ne yapıyorsunuz o gençlik merkezlerinde? Bütün kamuoyu, bütün gençler bunun cevabını bekliyor. Sizi kendi sorunlarınıza dönmeye davet ediyorum. Mesela, Amedspor ayrımcılığa uğruyor, Amedspor’a dönük saldırılara değişen hiçbir şey yok, Bakanlığınızın önleyici hiçbir çalışması da yok. Daha ne kadar sürdüreceksiniz bu tavrı? Fakat biz buradan söylemek istiyoruz ki Amedspor maçında açılan ‘Beyaz Toros’ pankartlarına karşı Amedspor’un yanında olmaya ırkçılığa, cinsiyetçiliğe karşı durmaya devam edeceğiz.”

BÜYÜK ORANDA KÜRT GENÇLERİ

Son 9 ayda en az 50 bin gencin yurt dışına ilticada bulunduğunu ve bunun yüzde 80’inin Kürt gençlerinden oluştuğuna dikkat çeken Güneş, “Acaba bu, bölgeyi insansızlaştırma politikasının bir parçası mı? Ama biz buna da geçit vermeyeceğiz, önce gasp ettiğiniz belediyelerimizi alacağız, sonra kendi şehirlerimizi inşa edeceğiz ve buradan genç arkadaşlarıma da seslenmek istiyorum: Aday adaylığı sürecimiz devam ediyor, gelin DEM Parti’den aday adayı olun ve sizler de hem şehrinizi yönetin hem de kendi politikalarınızı oluşturun diyorum” diye konuştu.

‘AKP VE ÇETELERİ KAZANIYOR, DOĞA VE HALK KAYBEDİYOR’

Söz alan İzmir Milletvekilli Ömer Akın da, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesine değindi. Akın, “Bu bütçenin özeti, bir yanda AKP iktidarının ve çeteleşmiş şirketlerin olduğu, diğer yanda da halkın, doğanın ve yaşam alanlarının bulunduğu bir denklemden ibarettir. Bu denklemin mevcut hâli AKP ve ortakları için kazan kazan durumundadır ama halk, doğa ve yaşamları için ise kaybetmek şeklindedir. İktidarın iklim krizi karşısında çözüm arama samimiyetini anlamak için söylediklerine değil yaptıklarına bakmak gerekiyor. Örneğin Muğla’daki üç termik santrali hakkında yargı kararına rağmen kapatmama kararı bunun bir örneğidir. İktidar iklim krizini gerçekten dert etseydi bu santralleri yıllar önce kapatması gerekiyordu. AKP iktidarının iklime, çevreye, doğaya bakışına göre parasını veren her şeyi satın alabilir, ödediği kadar tahrip edebilir; iklimi bozma hakkını satışa çıkarıyorlar. İktidar karbon piyasası oluşturmak için bir düzenleme yapma girişiminde, bunun anlamı şu: Parasını ödeyen atmosfere karbon salma hakkını satın alabiliyor, iklim bile alınıp satılabilen bir nesne hâline getirilmeye çalışılıyor” dedi.

'MİLLET CAN DERDİNDE AKP RANT'

Her yıl 400 milyon metrekare ormanlık alanının vasfını kaybettiğini de paylaşan Akın, “Daha geçtiğimiz hafta, tek adamın imzasıyla 11 ilde 1 milyon metrekareye yakın alan orman dışına çıkarıldı. Bu alanların yarın öbür kısmıyla ilgili de neler yapılacağını herkes biliyor, tabii ki imara açılacak. Bu iktidarın sadece çevreyi ‘şehircilik’ dediği inşaatçılığa meze ettiği çok açık bir şekilde gözüküyor. AKP'nin şehircilikten anladığı tek şey var; beton, inşaat ve rant. Hani derler ya ‘Koyun can derdinde, kasap et derdinde’ diye AKP iktidarınınki aynı bu zihniyette. Millet can derdinde, sizin şehircilik anlayışınız rant derdinde” diye konuştu.

HAVANIN SUYUN TOPRAĞIN HAKLARI VAR

Akın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bu ülkenin bütün kaynaklarının, parasının pulunun şirketlerden, sermayeden, bir avuç zenginden yana kullanılmasına karşıyız; insanı, emekçileri, doğayı, iklimi, bütün canlı yaşamı gözeten bir bütçe olmasını istiyoruz. Bu toplumdaki her insanın sağlıklı, güvenli, yaşanabilir bir konutta yaşama, çevre dostu kentlerde yaşama hakkı var. Havanın, suyun, toprağın, doğanın hakları var. İktidarın bütçe teklifini bu bakımdan kabul etmiyoruz” diye kaydetti.

‘TAPULAR YOK EDİLİYOR’

Söz alan Wan Milletvekili Mahmut Dindar ise, Tapu ve Kadastro Kurumunda yaşanan usulsüzlüklere ve yolsuzluklara değindi. Dindar, bu kurumun Wan’da yaptığı usulsüzlere de işaret etti. Cumhuriyet boyunca Kürtlere yönelik sürgün, tenkil ve tehcirin bir uygulandığı ve bu usulsüzlerin de bundan bağımsız olmadığını ifade eden Dindar, “Bu ülkede haklar, inançlar ve özellikle Kürtler söz konusu olunca kadastro meselesi de hiç de masum olmuyor. Bugün Afrin’e, Rojava’ya saldıran bu iktidar ilk olarak tapu kayıtlarını yok ediyor. Dünyanın dört bir yanından ‘cihatçı’ adı altında topladığı canileri ve katilleri Kürtlerin kadim topraklarına yerleştirmektedir. Binlerce yıldır Kürt diyarı diye bilinen Afrin’de Kürtlerin bağlarını, bahçelerini ve evlerini gasbediyorlar. Türkiye'de 90l'ı yıllarda köyleri yakılarak boşaltılanlar, yıllar sonra köylerine döndüğünde tahrip edilmiş kadastro kayıtlarıyla karşılaşıyor. Kendi köyüne dönüp, kendi topraklarında yaşamını devam ettirmek isteyen halklarımız buralara başka yerlerden getirilip, yerleştirilen koruyucu, mülteci insanlarla karşı karşıya getiriliyor”  şeklinde ifadeler kullandı.

TALAN EDİLİYOR

Dindar, “Hazine arazileri, ormanlıklar, meralar, imara yeni açılacak alanlar AKP'nin yandaşları için talan yerlerine dönüşmüştür. Kayyumlar halkın olan bu alanları AKP yandaşlarının talanına açmaktadır. Bu talan düzenine son vermek için halkımızı, demokratik kamuoyunu ve toplumsal muhalefeti görevi çağırıyoruz” diye konuştu.