Kemal Kılıçdaroğlu: Kürt sorununu bizden başkası çözemez

Kılıçdaroğlu, CHP Ekonomi Masası Değerlendirme Toplantısı'nda, 'Kürt meselesini somut olarak nasıl çözeceksiniz?' sorusuna yanıt verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Kürt sorununu bizden başkası çözemez

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Ekonomi Masası Değerlendirme Toplantısı'nda kendisine yöneltilen “Kürt meselesini somut olarak nasıl çözeceksiniz?” sorusunu yanıtladı. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin çözülemeyecek sorunu olmadığının altını çizerek, şunları söyledi:

“Eğer ifade ettiğiniz Kürt sorunu bugüne kadar çözülememişse, sorumlusu siyaset kurumudur. Çözüm yeri TBMM’dir. Burada çözülür. Bütün partilerin katılımıyla çözülmesi gereken bir konudur, her partinin içinde çözebilecek bilgi ve birime sahip kişileri vardır. Mesele Türkiye’nin en temel sorununu parti çıkarları penceresinden değerlendirmeyeceksiniz, ülke çıkarları penceresinden değerlendireceksiniz. Bütün ayrıntıları bizim raporlarımızda var. Doğu ve Güneydoğu’da billboardları kiralayarak, 22 soruda, 22 cevabı ilan etmişiz: Sorunun çözümüne yönelik en sağlıklı politikaları ilan etmişiz. Bu sorunu bizim dışımızda hiçbir parti çözemez.”dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi ekonomik buhrandan çıkaracak 4 aşamalı stratejilerini ‘can ve mal güvenliğinin sağlanması, demokrasiyle üretim seferberliği, güçlü sosyal devlet ve sürdürülebilir planlama’ olarak açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Bize oy verin, sevdiğiniz için değil iktidara geldiğimizde bizi rahat eleştirebilmeniz için oy verin” dedi. 81 ile milletvekillerinin gönderileceğini duyuran Kılıçdaroğlu, AKP iktidarının ‘büyüme önünde en büyük engel olduğunu’ kaydederek, sürdürülebilir bir büyüme politikası izleyeceklerini vurguladı. CHP’nin ekonomi kurmayları ile birlikte ekonomistlerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Türkiye 100 metrelik koşu için çalışmıyor. Maraton koşmak zorunda” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Hilton Garden Inn Otel’de CHP Ekonomi Masası Değerlendirme Toplantısı'na katıldı.

Toplantının açılışında konuşan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Devlet ve ekonomik krizi aynı anda yaşıyoruz. Bu buhran bir anda ortaya çıkmadı. Her şey 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken ‘Ben alışılmış bir Cumhurbaşkanı olmayacağım’ sözüyle başladı” dedi. Öztrak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra ekonomik krizin giderek ilerlediğini ifade ederek, “Ucube bir tek adam ve parti rejimine gidildi” diye vurguladı.

İLK GEZİ ADANA, MERSİN, HATAY’A

Öztrak, ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımına gideceğini açıkladıktan sonra gelişmekte olan ekonomilere yatırımların azaldığını kaydederek, “2018’ın yaz aylarında okyanus ötesinden atılan tweet ülkedeki ekonomik kırılganlıkların büyümesene yol açtı. Biz de CHP’nin çözüm önerilerini ortaya koymak üzere bir kurul oluşturduk” bilgisini paylaştı. Öztrak, koronavirüs salgının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini de inceleyen bu kurulun ve partilerinin önerilerinin iktidar tarafından dikkate alınmadığını bildirdi. Öztrak, CHP’nin bu haftadan itibaren esnaf ve iş insanlarıyla görüşeceğini açıklayarak, “Onları dinleyeceğiz ve CHP’nin çözüm önerilerini kendileriyle paylaşacağız. Bu hafta Mersin, Adana ve Hatay’ı dolaşacağız. Artık yeni kural, kurum ve kadrolara ihtiyaç var” diye konuştu.  

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

KİMSENİN UMUTSUZLUĞA KAPILMA HAKKI YOK

Toplumun her kesiminin büyük bir endişe içinde olduğunun, çıkış aradığının farkındayız. Türkiye bu ekonomik buhrandan nasıl çıkar? Kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur. Türkiye’de çözülmeyecek sorun da yoktur, her sorunu akıl, bilgi, deneyim ile çözmek mümkündür. Sorunların kaynağına inerek, sorunları çözebiliriz. Sorunlar sadece içeriden kaynaklanmıyor. Türkiye’nin dışa açık ekonomisinde geniş bir şekilde önümüzde duruyor.

HERKESİN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ SAĞLANACAK

Biz öyle bir strateji belirleyelim ki sorunu çözme açısından alacağımız her kararı içine yerleştirebilelim. 4 aşamalı strateji oluşturmak zorundayız. Birinci aşaması, bu ülkede yaşayan herkesin can ve mal güvenliği sağlanacak. Bu ‘Ben rahatlıkla yatırım yapabilirim, düşüncelerimi söyleyebilirim, hükümeti eleştirebilirim’ demektir. Bunu söylediğim zaman malıma ve canıma zarar gelmeyecek demektir. Bunu yolu hukukun üstünlüğü, medya özgürlüğüdür. Demokrasi gelecek.

ALMANYA'DA AŞIYI BULAN KİŞİ TÜRKİYE'DE ÇALIŞABİLİRDİ

Üreten Türkiye. Türkiye’nin her alanda üretmesi lazım. Demokrasi varsa düşünce alanında da insanlar bilgi üretecek. Üniversiteler ses çıkaracak, vay sen bunu nasıl söyledin denilmeyecek. Demokrasiyle birlikte bir üretim seferberliği başlatmamız gerekiyor. Sanayici, esnaf ve çiftçiye sesleniyorum. Bize oy verin, sevdiğiniz için değil iktidara geldiğimizde bizi rahat eleştirebilmeniz için oy verin. Kimsenin ağzına bant çekmeyeceğiz. Buhrandan çıkmak istiyorsak, bunun yolu bu dört ayaklı stratejiye hepimizin uymasıdır. Türkiye üretecek ama neyi üretecek. Devlette liyakatin çökmesiyle beraber devletin temel kurumları da çöktü, planlama diye bir kurum kalmadı. Özel sektörün dinamizmini esas alarak yeni bir planlama hamlesi başlatmalıyız. Sağlıklı ve tutarlı planlama olması lazım. Katma değeri yüksek ürün üretme sürecini planlaması gerekiyor. Bunun için üniversitede bilgi üretimi çok önemli. Düşünün Türkiye kökenli bir kişi Almanya’da aşı buluyor. Bu kişi Türkiye’de çalışabilirdi. Bu ülkede üniversiteyi bitirenlerin büyük bir kısmı geleceğini yurt dışında arıyorsa tek sorumlusu siyaset kurumudur. Devleti yönetmeye talipseniz, bu güveni vermek zorundasınız. Kimseni aklına gelmezdi, Türkiye’nin saman ithal edeceği.

GÜÇLÜ BİR SOSYAL DEVLET

Üçüncüsü yarattığımız katma değeri hakça paylaşacağız. Aç ve açıkta kimse kalmayacak. Güçlü bir sosyal devleti inşa etmek zorundayız. Güçlü bir sosyal devletin inşasına çiftçi, işçi, emekli, sanayici katkıda bulunacak. Bu Türkiye’nin kendi içinde barışını sağlaması demektir. Var ya bir söz, ‘Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar’. Aile destekleri sigortası bu bağlamda CHP’nin önerdiği ve Uluslararası Çalışma Örgütü raporlarında yer alan bir sigorta.

ÖZEL SEKTÖRÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRIN, TÜRKİYE’Yİ UÇURURLAR

Sürdürülebilirlik. Demokrasi süratle gelişen bir kavram. Ekonomi süratle değişiyor, gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en az 30-40-50 yıllık planlar yapması gerekiyor. Bugün her sanayide birden fazla buluş varsa, Türkiye bürokrasisinin 50- 100 yıllık planlar yapması lazım. Burada bütün kesimlere sesleniyorum. Sizin dinamizmini en iyi ben ve arkadaşlarım biliyor. Kadrolar bizde. Bizim sorunumuz ne? CHP hakkında yaratılmış bir algı. ‘CHP gelirse yönetebilir mi?’ Biz iğneden ipliğe ne olursa biliyoruz. Özel sektörün önündeki bütün engelleri kaldırın, Türkiye’yi uçururlar. Neden o iş dünyasının saygın insanına Türkiye’de alan açmıyorsunuz. Ekonomi masasını daha öncenden oluşturmuştuk, sorunlar nedeniyle illere gidemediler. İllere gitmek zorundayız. Sanayici, iş dünyasıyla, turizmciler, çiftçiler, esnafla bir araya gelmek zorundalar. 81 ile milletvekili arkadaşlarımızı esnaflarla konusun diye gönderdik. Önümüzdeki günlerde çiftçilerle konuşun diye arkadaşlarımız göndereceğiz.

KILIÇDAROĞLU EKONOMİSTLERİN SORULARINI DA YANITLADI

Kılıçdaroğlu toplantıya katılan ekonomistlerin kendilerine soru sormasını istedi. Salonda olan ekonomistler İbrahim Kahveci, Ozan Gündoğdu doğrudan,  Erdal Sağlam ve Selva Demiralp ise çevrimiçi olarak toplantıya bağlanarak, CHP heyetine sorular yöneltti. Gelen sorular ve yanıtları şöyle:

'MALINA EL KOYMAYACAĞIZ, KAMULAŞTIRACAĞIZ'

OZAN GÜNDOĞDU:(İktidarın belirli şirketlere verdiği kamu- özel işbirliği projelerine ilişkin) Selin Sayek Böke’nin ‘Kamulaştıracağız çıkışı’ tartışma yarattı. Kamulaştıracağız çıkışına ankette yüzde 65’lik bir destek çıktı. Bunu pek ön plana çıkarmıyorsunuz? Bu çıkışınızın arkasında mısınız?

KILIÇDAROĞLU: Devleti soyan projeler. Bütçe açısından 2-3 yıl sonra büyük karadelik oluşturacağı yapıyı kabul etmeyiz. Buna karşı çıkan özel sektör var mıdır? Ülkesini düşünen hiçbir özel sektörün yatırımcısını buna karşı çıkacağını düşünmüyorum. Kamulaştıracağız derken malına el koymayacağız. Bakacağız kaça mal etmiş, kar koyacağız. Al kardeşim maliyetini ve karını. Sonra kamulaştıracağız. Yaygın bir kamulaştırma düşüncemiz yok, tam tersine özel sektörün yatırım yapması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Katma değer üretiyorsa ek teşvikler getireceğiz. Ekonomiye zarar veren, kaynakların sınırlı kişiye aktarılmasını öngören düzenlemeleri kabul etmiyoruz.

İBRAHİM KAHVECİ: Kriz var ve derinleşti. Vatandaşa anlık yaşanandan ziyade gelecekle ilgili sıkıntıları nasıl anlatacaksınız?

KILIÇDAROĞLU: Ekonomik Sosyal Konsey, sanayici, işçi, çiftçinin bulunduğu bir konsey. Bir tarafından onlar bir tarafında devlet var. Sorunu anlatacaklar, çözümü de burada zaten. Dilimde tüy bitti. En başından beri Ekonomik Sosyal Konseyi toplayın, insanların yaşadığı sorunları dinleyin dedim. Oturuyorsunuz bir yerde kendi kendinize çözüm üretiyorsunuz. Biz süratli bir şekilde Ekonomik Sosyal Konseyi oluşturacağız, ne zaman talep edilirse toplayacağız.

'RİSK PRİMİNİ DÜŞÜRECEĞİZ'

SELVA DEMİRALP: Merkez Bankası’na destek olabilmek için neler yapabileceksiniz, halka Banka’nın arkasında olduğunuzu ve enflasyon bilincini nasıl anlatmayı düşünüyorsunuz?

SELİN SAYEK BÖKE: Türkiye’de faizin yüksek olma nedeni aşırı risk. Biz 4 aşamalı planla güveni sağlayarak, riski ortadan kaldıracağız. Bütüncül bir stratejik programın sağlayacağı güven risk primini düşürecek ve faizler doğal olarak düşecek. Merkez Bankası’nın istediği aracı bağımsız şekilde kullanması imkanı doğacak. Merkez Bankası’nın maliye politikasıyla uyumlu şekilde desteklenmesi mümkün olacak.

ERDAL SAĞLAM: Güven vermek açısından, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunda daha kuvvetli mesajlar düşünülüyor mu?

AKİF HAMZAÇEBİ: Bütün demokrasilerde iktidarların gücü sadece kuvvetler ayrılığı ile sınırlandırılmaz. Merkez Bankası bağımsızlığı ve düzenleyici, denetleyici kurumların bağımsızlığıyla da sınırlandırılır. İktidarların gücü bağlamında da ele almak gerekir. 1980’li yıllarda düzenleyici, denetleyici kurumlar yaşamımıza dahil oldu. Şu an Türkiye’de bağımsızlıkları kalmadı… Bugün BDDK uygulamalarını görüyorsunuz. Daha sabah yayımladığı tebliğ var. Ekonomide güven yok, dışarıdan kaynak gelmiyorsa bu kurumlar üzerinde rakamları kullanarak piyasayı yönlendirmeye çalışırsınız, bu da sonuç alamaz.

KILIÇDAROĞLU: İşin özü liyakat. Şu anda böyle bir kültür de oluşmadı. Liyakatli atamalar da yapılmadı.

OZAN GÜNDOĞDU: Kurumlar uzmanlarıyla fanatik kadrolardan oluşuyor. Bu kurumları serbest bıraktığınız takdirde yönetim krizi yaşayacağınızı düşünüyor musunuz? İktidara geldiğinizde AKP’ye hizmet eden bürokrasi üçgeniyle  karşı karşıya geleceksiniz?

KILIÇDAROĞLU: Bürokrasi su gibidir, koyulduğu kabın şeklini alır. Halk için doğru karar neyse onun gereğini yapacaklardır. Bu kurumlar bağımsız çalıştığı zaman sokaktaki insan rahat etsin diye çalışıyorlar.

KAHVECİ: Türkiye’nin sanayi ve tarım konusunda fırsatları nedir?

ORHAN SARIBAL: Tarım topraklarımızın büyüklüğü, 7 bölgemiz. Hayvansal ve bitkisel bio çeşitliliği olan ülkemiz. Çevremizdeki ülkelerin de gıda ihtiyacını karşılayacak imkanlarımız var.

KILIÇDAROĞLU: Hollanda Konya’dan küçük ülke. Konya’dan küçük olan devlet 180 milyar dolarlık tarım ürünü ihraç ediyor. Bunu bütün çiftçilerin oturup düşünmesi lazım. Ben neden Hollanda gibi olmuyorum?

TAHSİN TARHAN: Sanayi konusunda devlet gölge etmesin yeter. Yetişmiş eleman konusunda önemli avantajları var. Sanayide girdi maliyetlerindeki vergi yüküne bakmamız gerekiyor. Üretimin önünü açacak hamleler yaparsak, sanayi anlamında Türkiye’nin altyapısı hazır.

ABDÜLLATİF ŞENER: Esnaf konusunda bazı politikaların ortaya konulması gerekmektedir. Birinci nokta talep yetersizliği ve gelir dağılımında bozulmadır. Bir ülkede ranta dayanan ekonomiyle düşük gelir gruplarındaki talep düşüklüğü esnafın büyük kesimini zorda ve sıkıntıda bırakmaktadır. Ekonominin genel politikalarındaki iyileşme esnafın durumunu da iyileştirecek. AKP döneminde geleneksel esnafı zora sokan mekanizmalar devreye girdi.

KILIÇDAROĞLU: CHP iktidarında AVM’ler haftanın bir günü kapalı kalacak. Hem esnaf kazanacak, hem işçilerimiz tatil yapacak.

'TÜRKİYE MARATON KOŞMAK ZORUNDA'

SELVA DEMİRALP: Sürdürülebilir büyüme diye kast ettiğiniz büyüme yüzde 5’i geçmeyecek bir büyüme midir? Bunu vatandaşa nasıl anlatacaksınız?

AYKUT ERDOĞDU: Sorun enflasyon yaratmadan büyüme. Biz enflasyonu azdırmadan üretime dayalı, uzun vadeli, istihdam yaratan, dış finansmana dayalı büyüme öngörüyoruz. Biz yüzde 5’i enflasyon yaratmadan bulabilecek kadroya sahibiz.

KILIÇDAROĞLU: Ekonominin sağlıklı izlenmesi gerekiyor. Planlamaya bağlı. Ekonomide ısınma olduğu zaman kaynağı bulunup, ısınmanın hararetinin indirilmesi lazım. Türkiye 100 metrelik koşu için çalışmıyor. Maraton koşmak zorunda.

'BÜYÜMENİN ÖNÜNDEKİ ENGEL SİYASİ İKTİDAR'

ERDAL SAĞLAM: IMF ile anlaşma yapacak mısınız, bu durumdan başka türlü çıkılmaz denildiğinde ne cevap vereceksiniz?

KILIÇDAROĞLU: Türkiye büyüme konusunda kendi çıkarlarını sağlamak zorundadır. Türkiye’de kaynak var. Bugün bankalardaki mevduatın yüzde 52'si dolar. Siz alıyorsunuz doları bankaya koyuyorsunuz. Üretim yok. Sanayici 'önümüzü göremiyorum' diyor. Gücümüze inanmalıyız. Türkiye güçlü bir ülke aslında. Büyümenin önündeki en temel engel kapasitesi olmayan siyasi iktidar.

'ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU SİYASİ İKTİDARIN GÜDÜMÜNDE'

GÜNDOĞDU: Asgari ücret ile öğretmen, beyaz yakalı arasındaki fark kapanıyor. Asgari ücret sorununa ilişkin çözüm planınız var mı?

VELİ AĞBABA: Asgari ücret olağan ücret olmuş durumda. Yükseltilmesi önemli. Bizim 2015’ten bu yana söylediğimiz şeyler yapılabilir. Asgari ücret, sendika ve işverenlerin ortak kararlaştırabileceği ve ortalama ücretin yüksek seviyeye getirilebileceği bir konudur.

BÜLENT KUŞOĞLU: Bir istihdam paketi geldi, TBMM Genel Kurul’unda tartışılıyor. Kıdem tazminatı olmadan çalışmayı getiriyor. Herkesin bu konuda hakkı var. Sosyal tarafların ve toplumun bilinçlendirilmesi şart.

KILIÇDAROĞLU: Asgari ücret vergi dışı tutulmalı. Neyin üzerinden vergi alacasınız. Sembolik alacaksanız koyun. Zaten asgari ücret, geçinemiyor. Açlık sınırının altında. Asgari Ücret Tespit Komisyonu siyasi iktidarın güdümünde. Sendikalar bu konuda işlevsiz. İşsizlik aynı zamanda asgari ücretin düşük olmasının temel nedenlerinden biridir. Asgari ücretin düşük olması toplumda huzursuzluk kaynağı. Şimdi kasaptan 100 gram kıyma isteyen, domatesi tane ile alanla var. Asgari ücretin belli noktaya gelmesi lazım.

'İSTİHDAMA DÖNÜK EĞİTİM'

KAHVECİ: Herkes üniversite okumak istiyor. Mesleksizlikle karşı karşıya milyonlarca genç nesil geliyor. Diplomalı işsizlik sistemini toplumunda hoşuna gidecek şekilde nasıl düzelteceksiniz?

FETHİ AÇIKEL: Türkiye’de belki de eğitim sistemimizin en önemli sorunlarımızdan bir tanesi istihdam ve eğitim planlaması arasındaki bağım kopması. Sadece iktisadi ve idari bilimler fakültesi ve eğitim fakültesinden mezun olan öğrencilerimizin işsizlik rakamlarına yansıyan sayısı 1 milyonun üzerinde. Bu bize mesleğe dönüm eğitimin ön plana alınmasını zorunlu kılıyor. Bu bizi meslek ve teknoloji liselerini geleceğe dönük, eğitim felsefesini benimsememiz gerekiyor. Türkiye’nin AR-GE açığını gidermesi ve eğitimi buna göre planlaması gerekiyor. Mesleğe ve istihdama dönüm eğitim stratejisini benimsememiz şart.

'FAİZİ 3 AYDA DÜŞÜRÜRÜZ'

SELVA DEMİRALP: Pandemide ‘İnsan hayatı mı, ekonomi mi?’ öncelik olsun tartışıldı. Şu haliyle ülkeyi teslim ettiler. Ne yaparsınız? İkinci sorum. Eğitimden bahsettik. Kurun gelmiş olduğu seviyelerde komik seviyelere geldiğimizi gördük. Bizim öğrencilerimiz mezun olacak. Bu çocukların aldığı maaşı düşünelim. Bu çocuklar yurt dışına gitmeyi düşünüyorlar… Kuru düşürüp, tersine beyin göçünü nasıl engelleyeceksiniz?

AYKUT ERDOĞDU: İlk pandemi raporunu biz yazdık. Bakanlıkların pandemi raporunda da etkisi oldu. Geldiğimiz nokta itibariyle doğruyu söyleriz. Hastalıktaki en büyük silahımız doğruyu söylemek. Her şeyin ekonomik maliyeti yoktur, bazen doğruyu söylemenin çok önemli bir politik mücadelesi vardır. Vaka, hasta sayısı konusunda doğruyu söyleriz. Vaka da hastadır zaten. Sosyal hareketliliği azaltmak gerekecek. Türkiye’nin pandemi planına uyulmuş olsaydı, bu hale değildik. Bu kafayla giderlerse Aralık ayında yoğun bakım servislerimizin hastalara yetmeyeceğini görebiliyoruz. Bir doğruyu söylerdik, ekonomiyi kapatma gibi şansımız yok. Hareketliliği azaltıldık. Esnafımıza destek verirdik. Devletin şu gün vatandaşa sahip çıkması lazım. Eğer bizim genel başkanımız pandemi boyunca esnafı hatırlatmasaydı, şu küçücük yardımlar bile olmazdı. İkincisi faizi düşürmek o kadar kolay ki. 3 ay içinde düşürürüz.

FAİK ÖZTRAK: Türk Lirası diğer paralar karşısında pul oldu. Önümüzdeki yıllarda ülkemiz, 20 ekonomi liginden düşecek. Bütün bu sıkıntıların arkasında yatan neden ekonominin iyi yönetilmemesi. Açıkça söyleyeyim, her şeyin çözümü faizi arttıralım kur düşsün değil. Yanlış politikalar uyguluyorsanız, faizi çok daha arttırmanız gerekir… Sorun bence bu işi gerçekten kalıcı şekilde çözmek istiyorsak, bu ülkede verimliliği artıracak politikaları izlemektir.

KILIÇDAROĞLU: Türkiye Avrupa’nın Çin’i olmamalıdır. Düşük maliyet, ücreti düşürelim, Çin’i geçelim. Kaliten ile rekabet kardeşim. Çalışan da kazansın sanayici de kazansın. Ekonomi mi, insan mı? İnsan her zaman değerlidir. İnsana ufuk çizen de ekonomi ve eğitimdir. Dolayısıyla ikisini beraber düşünmez lazım. Biz ikisini bir tarafa bıraktık, insan çok daha düşük ücretle çalışarak baktık. İnsanı eğiteceğiz, alın terini değerlendireceğiz. Bizim insanımız da Almanya, Kanada, Japonya’daki gibi emeğinin karşılığını alacak.

'10 YILDA DEĞİŞEN CHP VAR'

ERDAL SAĞLAM: Anketlere baktığınız zaman ekonomiyle ilgili CHP’nin güven veremediği görülüyor. Konuşmanızda ‘En iyi ekip bizde’ diye vurgu yaptınız. Bunu anlatmanın yolları aranıyor mu? Bir de teknoloji liseleri gibi daha somut projeler, daha somut şeyler anlatılmaya başlansa daha iyi olmaz mı?

KILIÇDAROĞLU: Kaç anket bizim oyumuzun düştüğünü gösteriyor. Bir anket çıktı, onun dışında düştüğünü göstermiyor. Oyumuz beklendiği ölçüde artıyor mu, hayır. Sorumlusu biziz. Biz 81 ile esnaf ile görüşmek için milletvekillerini gönderdik mi, gönderdik. Sorunlarını saptadık. Bunu yapan başka parti yok. Sorunlarını Ankara’ya taşıyıp, çözümlerini dillendiren partiyiz. Vatandaşa güveni çalışarak vereceğiz. Şöyle bir algı vardı, ‘CHP hep eleştirir, öneri yok’. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir ve Türkiye’nin sorunlarına çözüm üreten parti CHP’dir. Bizim seçim bildirgelerimizi kopyaladılar… Günlük siyaseti izleyen gazeteci arkadaşların bizim sorunlara ilişkin çözüm önerilerimizi daha bilmesi lazım.

Güncelleme Tarihi: 11 Kasım 2020, 16:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER