İran rejimi tarafından 16 Eylül 2022’de katledilen Jîna Emînî'nin’nin ardından “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla başlayan direniş, gün geçtikçe büyük bir ivme kazanarak, tüm kentlere yayılmaya başladı. Direnişin ardından onlarca kişi idam edildi, yüzlerce kişi katledildi ve binlerce kişi tutuklandı. İran rejiminin bu baskılarına rağmen geri adım atmayan kadınlar, her yeri direniş alanına çevirerek, hak ve özgürlük talebinde bulundu. Kadınların yanı sıra, İran hükümetinin kadınlara dönük katliamlarına, işkencelerine tanıklık eden erkeklerde bu direnişte yer aldı. Bu süreçte onlarca gazeteci, akademisyen, sanatçı da gözaltına alınarak, tutuklandı. 

Direnişte yer alan kadınlardan biri olan ve güvenlik gerekçesiyle adını gizleyen gazeteci H.Z., 24 Kasım 2022’de gözaltına alınıp tutuklandığını ve işkence gördüğünü anlattı. İran ve Rojhilat’ta ilk kez kadınların öncülük ettiği yaygın protestolara tanık olduğunu belirten H.Z., daha önceki eylemlerin genellikle ekonomik ve politik koşullardan kaynaklandığını ve katılımın sınırlı olduğunu  aktardı. Kadınların bu eylemlerde genellikle gölgede kaldığını ve küçük rol oynadığını belirten H.Z., Jîna Emînî’nin katledilişinin ardından gerçekleştirilen mücadele için, “Bu devrim, kadın devrimiydi” dedi. 

'POLİTİKACILAR ÇIKARLARINI GÖZETTİ' 

Direnişlerinin dünya kadınları tarafından da desteklendiğini, fakat siyasetçilerin desteğin yüzeysel kaldığını ifade eden H.Z., “Pratikte İran halkını yalnız bıraktılar. Birçok kişi hala devrimi destekledikleri için idam ediliyor veya idam edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak onlar İran halkını yalnız bıraktılar. Kadınlar, dünyanın her yerinde, haklar söz konusu olunca, genellikle dikkatli davranıyor ancak politikacılar ekonomik çıkarlarından kaynaklı insan hakları konularına pek dikkat etmiyor” tepkisinde bulundu. 

Tek amaçlarının kadınları İslam Devleti’nin boyunduruğundan kurtarmak olduğunun altını çizen H.Z., farklı biçimlerde mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayarak, “Devrimler zaman alır. Belki insanlar şu an sessiz ama ne olursa olsun mutlaka yine sokaklarda olacağız” diye kaydetti.

75 yaşındaki tutsak Hatice Yıldız fenalaştı 75 yaşındaki tutsak Hatice Yıldız fenalaştı

'ROJHİLAT HALKI KENDİNİ TANIDI' 

Gazeteci Şêro Ûrmîye de, Rojhilat ve İran’daki direnişte yer alan erkekler ile ilgili gözlemlerini aktardı. Direniş sonrası İran’daki durumun yüzde yüz değiştiğini kaydeden Ûrmîye, kadınların içindeki direnişin meydanlarda kendini gösterdiğini dile getirdi. “Jin, jiyan, azadî” sloganının öncülüğünü her ne kadar kadınlar yapsa da, erkeklerin de bu direnişin özleri olduğunu aktaran Ûrmîye, direniş sonrası Rojhilat halkının kendini tanıdığını söyledi.

ABDULLAH ÖCALAN’IN FİKRİ 

Kürt kadın ve erkeklerinin 45 yıldır birlikte mücadele ettiğini belirten Ûrmîye, direnişin “Jin, jiyan, azadî” sloganı etrafında şekillenmesini şu şekilde yorumladı: “Kimse gelip, ‘Bu slogan neden sadece kadından bahsediyor?’ demedi. Çünkü kadınların yaşadığı acıyı gördüler. Sayın Abdullah Öcalan’ın bir sözü var ya, ‘Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez.’ İran halkının inancı bu fikre, düşünceye ulaştı. Kadın-erkek kol kola, yıllardır kendilerine uygulanan bu zulme karşı birlikte savaşa bilirler. Bunda bir fark görmediler. Mesela sokakta bir kadına saldırı olduğu zaman, erkekler de sokağa çıkıp kol kola kadını savunuyordu. Erkekler gözaltına alındığı zaman da, kadınlar zılgıtlarla, sesiyle, rengiyle o zulme karşı duruyordu. Bu devrimde kadın ve erkeğin arasında bir fark olmadı.” 

ERKEKLERDEKİ DEĞİŞİM 

Direniş ardından İran’da erkeklerin kadına bakışının değiştiğini belirten Ûrmîye, “Kadına ‘köle’ gözüyle bakan zihniyet Rojhılat Kurdistan’ında yüzde yüz değişmiş diyemiyoruz ama önemli bir değişim var. Kadının kıyafetine dönük bir saldırı olduğu zaman kadının yanında eşi, babası, erkek kardeşinin de o saldırıya karşı hükümetin karşısında durduğunu görüyoruz. Erkekler ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganının sadece 3 kelime olmadığını görüyor. Erkeklere göre bu zulme karşı bir slogan. Hem erkeklerin hem de kadınların sloganı. İran toplumunda baktığımızda erkekler de o sloganı çok kullanıyor. Bu slogan İran hükümetinin zorbalığına karşı kullanılıyor” şeklinde konuştu. 

Direniş sonrası herkesin, her yerde korkmadan fikirlerini söylediğini aktaran Ûrmîye, “ İran halkı artık eski yıllara dönmez. Özel olarak kadınlar bu noktada topluma öncülük ediyor. O cesareti de erkeklere kadınlar veriyor” diye belirtti.

KÜRTLERE KARŞI ALGI DEĞİŞTİ 

Direniş sonrası Kürtlere karşı oluşturulmak istenen algının da kırıldığını ifade eden Ûrmîye,  “İran hükümeti Kürtleri kötü, tehlikeli gösteriyordu. ‘Kürtler İran’ı parçalamak istiyor’ diyerek halkı korkutuyordu. Kurdistan kentlerinde Kürtler büyük bir direniş gerçekleştirince, bu düşünce değişti. İran halkları içerisinde hükümete karşı bir birliğin olduğunu söyleyebiliriz” dedi. 

'KÜRTLER İÇİN EN ÖNEMLİ ŞEY KİMLİK' 

İran rejimine karşı en büyük muhalefetin Kurdistan kentlerinde gerçekleştiğini aktaran Ûrmîye, “Kürtler için şu an Kürt kimliği önemli. Direniş Rojhilat’ta başladığı için hükümet Kürtlere baskı uyguluyor. Hükümetin baskısı daha fazla Kürtler ve Beluciler üzerinde. Ama bu Kürtleri korkutmadı. Söylemlerini, fikirlerini, ideolojilerini hakimiyete karşı yürütüyorlar” diye belirtti. 

MA / Rukiye Adıgüzel