Neredeyse herkesin gördüğü bazı rüyalar var: Çalışmayı tamamen unuttuğumuz bir sınava girmek ya da kötü niyetli bir saldırgan tarafından kovalanmak bunlardan sadece birkaçı. Bununla birlikte, en esrarengiz ama şaşırtıcı derecede yaygın olan kabuslardan biri, kişinin dişlerini kaybetmesiyle ilgili. Ancak artık bilimin bu sinir bozucu rüya için bir açıklaması olabilir.

2018 yılında araştırmacılar, bir rüya analizi çalışmasına katılmak üzere 210 lisans öğrencisini işe aldı. Katılımcılar, gece rüyalarının temalarının yanı sıra psikolojik sıkıntı düzeylerini ve uyku kalitesini değerlendirmek için tasarlanmış anketleri doldurdular.

Daha da önemlisi, araştırmacılar katılımcılara diş tahrişi konusunda da sorular sordular; uyku sırasında dişlerini gıcırdatıp gıcırdatmadıkları ya da uyandıklarında dişlerinde, diş etlerinde veya çenelerinde gerginlik veya hassasiyet yaşayıp yaşamadıklarına dair yanıtlar aradılar.

Çalışmanın yazarları bunu yaparken, “diş rüyalarının” tipik olarak psikolojik sıkıntının bir tezahürü olarak mı ortaya çıktığını yoksa kişinin gerçek diş tahrişinin kişinin rüyalarına sızmasını mı temsil ettiğini belirlemeye çalıştılar.

Araştırmacılar, “Diş rüyaları, yani dişlerin düştüğünün veya çürüdüğünün görüldüğü rüyalar, en yaygın ve evrensel tipik rüya temalarından biri.” diyor.

Araştırmacılar, insanların yaklaşık yüzde 40’ının en az bir kez diş rüyası gördüğünü, yüzde 8,2’sinin ise bu rüyayı her gece düzenli olarak yaşadığını açıklıyor.

“Diş rüyaları o kadar yaygın ki, Walt Disney’in Inside Out filmi gibi popüler medyada da bu rüyalar sıkıntının bir tezahürü olarak tasvir ediliyor.”

Buradaki en büyük sorun, diş rüyalarının, rüyalarımızın bir şekilde uyanıkkenki deneyimlerimizi yansıtması gerektiğini öne süren “süreklilik hipotezi”ne uymamasıydı.

“Başka bir deyişle, neden bu kadar çok insanın bazen düzenli olarak dişlerinin düşmesi, kırılması veya çürümesi gibi rüyalar gördüğünü açıklamak zor; bu deneyimler yetişkinler için normal hayatlarında özellikle yaygın değil.”

Bu bariz tutarsızlık, rüyalarda diş kaybını mali borçların ödenmesiyle ilişkilendiren Antik Yunan rüya yorumcusu Artemidorus’tan başlayarak yıllar boyunca çok sayıda yoruma yol açtı. Daha sonra Talmud olarak bilinen bir Yahudi metni, diş rüyalarını bir aile üyesinin yaklaşan ölümüne ilişkin bir kehanet olarak tanımlarken, psikanalist Sigmund Freud bu tür rüyaları mastürbasyon ve hadım etme gibi cinsel temalarla ilişkilendirdi.

Bununla birlikte çalışmanın yazarları verileri inceledikten sonra, diş rüyaları ile uyanma sırasındaki diş tahrişi arasında bir bağlantı buldular ve bu rüyaların gerçekten de fiziksel duyuların bir tezahürü olabileceğini öne sürdüler.

Diş gıcırdatma, kişinin rüyasında dişlerini kaybettiğini görmesi ile doğrudan ilişkili değildi. Ancak bu, birçok insanın uykusunda çenesini gıcırdattığının farkında olmadığı gerçeğini yansıtıyor olabilir.

Şaşırtıcı bir şekilde, araştırmacılar ayrıca “diş rüyalarının psikolojik sıkıntıyla hiçbir şekilde ilişkili olmadığını veya belirli psikolojik semptom alt ölçekleriyle herhangi bir korelasyonun bulunmadığını” da buldular.

İnsan türleri, çeşitliliğe sahip ortamları tercih etmiş İnsan türleri, çeşitliliğe sahip ortamları tercih etmiş

Başka bir deyişle, rüyada dişlerin düştüğünü görmek, zihinsel veya duygusal kaygılarla tamamen ilgisiz olabilir ve gerçek bir bedensel duyumdan başka bir şeyi yansıtmıyor olabilir. (Arkeofili)