Yerel seçimlere doğru partilerin adayları netleşiyor. AKP, yeniden kazanmak istediği İstanbul’da CHP’li mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u aday olarak koydu. Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un İstanbul’u bilmediğini savundu ve “İstanbul’da ortaya koyduğu tek şey kent içinde tabiri caizse kupon arazi, boş arazi, rezerv alan, kamu arazisi ya da bir kesime ait arazideki imar rantı… ” dedi.

AKP’nin Murat Kurum’u aday göstermesiyle ilgili insan kaynağının tükenmiş olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Bir başka boyutu da aileye sıkışmışlığı. Yani sadece aile fertlerinin belli çapta siyasi figür olarak konuşulması, sadece aileye yakın insanların bir şekilde siyasette bir yerlere yakıştırılmasından bahsediyorum. Bunun net anlamı insan kaynağı tükenmişliğidir. İnsan kaynağı tükenmiş bir partiden İstanbul’a da, Türkiye’ye de fayda gelmez” diye konuştu.

Sözcü gazetesinden İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum için “İstanbul’u bildiği ölçüde konuşabilir ve anlatabilir. Şu anda bilgisi kadar paylaşabildiği için gayet iyi gidiyor. Daha fazlasını beklemek hayalcilik olur diye düşünüyorum. Sayın Kurum, Çevre ve Şehircilik Bakanı’ydı. İstanbul’da ortaya koyduğu tek şey kent içinde tabiri caizse kupon arazi, boş arazi, rezerv alan, kamu arazisi ya da bir kesime ait arazideki imar rantı… Türkiye’de iki noktayı yan yana koyup bakmak lazım. Birisi AK Parti dönemindeki Esenyurt trajedisi. Bu dünya ölçeğinde bir imar katliamıdır, tarifi yoktur, anlatılamaz. Bu sefilliktir, şehre kötülüktür. Pervasızlıktır, fütursuzluktur. Arazi kendi malın olsa bunu yapmazsın. Diğeri de İstanbul’da bir dönem merkezi irade ve yerel iradenin ortaklaşa yürüttüğü imar rantı sürecidir. Bu bakımdan Sayın Murat Kurum, tam da “İstanbul’a ihanet ettik” itirafıyla tarif edilen sürecin bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

Murat Kurum’un bir bürokrat olduğunu hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi:

“İstanbul gibi bir dünya şehri çok net ifade edelim, ‘temsilcilerle’ yönetilemez. İstanbul bir komuta merkezidir ve İstanbul’a “tam yol ileri” diyebilecek bir kaptan gerekir. 16 milyon insanından fikir alan, beslenen ve o koltuğa oturduğu andan itibaren onların sözcüsü olduğunu unutmayan bir anlayışa, bir iradeye sahip olması gerekir. Sadece birilerinin iradesi ve talimatlarıyla hareket etme kabiliyetini göstermiş insanlar İstanbul’a asla fayda sağlamaz. Tam aksine zarar vermeye, ihanet etmeye devam eder. İstanbullu bir temsilciyle yönetilemeyeceğini bilir. İstanbul’a bildikleri, tanıdıkları, kendi iradelerini temsil edecek bir insan seçerler. Biz ona talibiz. Diğer arkadaşımızın böylesi bir taliplik süreci yönetemeyeceğini de biliyorum.”

‘TOPLUMUN KANAL İSTANBUL’A KARŞI OLDUĞUNU GÖRDÜLER’

Kanal İstanbul’un neden artık hiç konuşulmadığı sorusunu yanıtlayan İmamoğlu, “Kanal İstanbul meselesi yaklaşık bir buçuk yıldan fazladır konuşulmuyor. 2022 yılından beri. Çünkü toplumun yüzde 60’ının 65’inin buna karşı olduğunu gördü ve sustular” dedi ve ekledi:

Özgür Özel’den muhalefete: Biz 2019’da iktidarı dengeledik, bunun yolu yine yerel seçimler Özgür Özel’den muhalefete: Biz 2019’da iktidarı dengeledik, bunun yolu yine yerel seçimler

Sokakta alım satım yapan emlakçı bakış açısıyla bir rant alanı üretmekten asla vazgeçmezler. Kaldı ki burada zaten bir kısım alım-satım yapılmış, işin sahipleri belirlenmiş, imarla ilgili rant süreçlerine başlanmış, planlamalar yürütülmüş, hem de kaşla göz arasında. Bakın Sayın Kurum’un ve onun gibi arkadaşların temsil ettiği dönemde yapılanlara bakın: Üç ayda beş Beylikdüzü ya da sekiz Şişli diyebileceğimiz büyüklükte bir alanın planını çıkarmışlar. Boğaz’da “Buraya kulübe bile koyamazsınız” diyerek yıkım yaptığımız yere bir gecede imar çıkartmış anlayışa sahiptir bu arkadaşlarımız. Onun için İstanbul’u yönetemezler. Ancak talimat alırlar.”

‘AİLEYE SIKIŞTILAR’

İmamoğlu, “Sizce AKP karşınıza aday bulmakta zorlanıyor mu?” sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti zor durumdadır. Bakın bir başka Büyükşehir’e “20 yıldır AK Parti’ye oy vermedim” diyen kişiyi aday yapmıştır. Bu, AK Parti’nin kendi içinde yaşadığı sıkıntıları göstermektedir. Yani İstanbul’da bu işe talip olan yıllardır hizmet etmiş ya da bu işin parçası olmuş insanlardan belediye başkanı tercih etme yerine, yaptıkları hesap kitap ortadadır.. TOKİ, Emlak Konut, Şehircilik Bakanlığı eliyle İstanbul’a ihanet etme anlayışını temsil eden birini oraya koymuşlar. AK Parti daha çok emir komuta zincirini takip eden insanları yönetici yapma anlayışının sıkışmışlığında da değil.

Bir başka boyutu da aileye sıkışmışlığı. Yani sadece aile fertlerinin belli çapta siyasi figür olarak konuşulması, sadece aileye yakın insanların bir şekilde siyasette bir yerlere yakıştırılmasından bahsediyorum. Bunun net anlamı insan kaynağı tükenmişliğidir. İnsan kaynağı tükenmiş bir partiden İstanbul’a da, Türkiye’ye de fayda gelmez. İstanbul’u bile tanımayan, “Mahmutbey’deki ulaşım problemini çözeceğim” derken oranın tümden Ulaştırma Bakanlığı yetkisine ait olduğunu bilmeyen bir adaydır söz konusu olan.”