İran’da işkence, kötü muamele, siyasi baskı ve idamlar her geçen gün artıyor. Özellikle başkent Tahran’da Jîna Emînî’nin gözaltı merkezinde 16 Eylül 2022 tarihinde katledilmesinin ardından “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla başlayan eylemlerden sonra idamlarda ciddi bir yükseliş oldu. Ülkede insan hakları alanında çalışma yürüten Hengaw’ın verilerine göre, 2023 yılında İran'ın çeşitli cezaevlerinde 6'sı halka açık olmak üzere toplam 829 tutsak idam edildi. En son 29 Ocak’ta Mohsen Mazlum, Mohammad Faramarzi, Wafa Azarbar ve Pzhman Fatehi adlı 4 Kürt tutsak İran rejimi tarafından idam edildi. 

İran ve Doğu Kurdistan’da sahada çalışan gazeteci Kakshar Oremar, rejimin idam politikası ve gelişmelere dair Mezopotamya Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu. 

Damadı da doğruladı: Evet, Erdoğan 2006’da Erbakan’ı tutuklatmaya çalıştı Damadı da doğruladı: Evet, Erdoğan 2006’da Erbakan’ı tutuklatmaya çalıştı

‘REJİMİN TEMELİ SARSILDI’

Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan eylemlerle rejimin temellerinin sarsıldığını belirten Oremar, buna karşı ise sivil darbe politikasının devreye konulduğunu söyledi. Oremar, “Emînî’nin ardından kadınların öncülüğünde başlayan direniş 45 yıllık rejimin temellerini sarstı. Bundan önce de rejime karşı sürekli isyan ve itirazlar vardı. Ancak bu kez direnişin başını kadınlar çekti. ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganında derin bir felsefe yatmaktaydı ve bu felsefe ile Kürtler, 2011 yılında Rojava’da bir statü yarattı. Yine Kuzey Kurdistan’da, NATO üyesi Türkiye karşı verilen mücadeledeki başarı İran rejimini korkuya sevk etti. ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefenin anlamı derinleştikçe rejim yok etme, öldürme politikası uyguladı ancak yine de bu felsefenin halklara yayılmasını engelleyemediler” ifadelerini kullandı.

‘HEDEFTE KÜRTLER VAR’

Gerçekleştirilen idamlarda “beka” gerekçesine sığınıldığını dile getiren Oremar, böylece yaşanan katliamların İslamiyet adı altında meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyledi. 1979 yılında iktidar olan Ayetullah Humeyni liderliğindeki rejimin iktidarda güçlenince Kürt kentlerinde katliama başvurduğunu belirten Oremar, şöyle dedi: “Bir ayda 100’den fazla Kürdü idam etiler. Hep aynı senaryo tekrar ediyor. Bu diğer milletler için korkutucu oluyor. İran bütün kinini Kürtlere kusuyor. Çünkü bu zalim rejime karşı başkaldırmaya Kürtler öncülük ediyor. Cezaevlerindeki tutsakların yarısından çoğu Kürtlerden oluşuyor. İdam edilen tutsakların çoğu Kürt. Siyasi tutsakların bulunduğu Urmiye, Tahran, Tebriz, Kirmaşan ve Sine cezaevlerindeki tutsakların yüzde 80’den fazlası Kürt. Ülkede idamlar artı ama bu bugünün sorunu değil, Kürtler 45 yıldır idam ediliyor. Önceki yıllara göre Kürtler, Kurdistan’ın dört parçasında da artık aktif ve mücadele veriyor. İran’da eskiye göre baskılar daha da arttı. Ekonomideki krizde dahil var olan sorunları Kürtleri öldürerek çözmeye çalışıyorlar.” 

‘MÜCADELE KORKUTUYOR’

Rejimin idamlarla Kürt toplumunu korkutup, sindirmeyi amaçladığını dile getiren Oremar, “Kürtler İran’da 45 yıldır askeri ve siyasi anlamada müthiş bir özgürlük mücadelesi veriyor. Bu mücadele ilerledikçe rejim her türlü gayri ahlaki politikayı devreye koyuyor. ‘Jin, jiyan, azadî’ eylemleri bardağı taşıran son damla oldu. Kürtler, sürekli açlık grevi, kepenk kapatma gibi eylemler gerçekleştiriyor. Sayın Öcalan’ın felsefesi dört parça Kurdistan’a yayıldı. İran, Kürtleri ‘İsrail’e casusluk yaptı’ gerekçesiyle idam ediyor. Ancak buna dair bugüne kadar tek bir delil ve belge sunmuş değiller. Açıkçası Kürt mücadelesinden korkuyor ve böyle ahlaksız yöntemlere başvuruyorlar. Bugün İran rejimini korkutan Kürt tutsakların başlattığı açlık grevleri, kadın öncülüğünde başlatılan devrim eylemleridir” diye belirtti. 

‘SÜREÇ DEĞİŞTİ, KÜRTLERİN KONUMU ÖNEMLİ’

İran’da yakın zamanda yeni bir sürecin başladığını belirten Oremar, bu yeni süreçte Kürtlerin nasıl bir yol izleyeceğinin uluslararası arenada merak edildiğini söyledi. Oremar, “Ürdün'deki bir Amerikan üssüne gerçekleştirilen saldırıda 3 Amerika askerinin öldürülmesi ve 30’a yakın askerin yaralanması ile yeni bir süreç başladı. Bu İran üzerinde ciddi bir saldırı tehlikesi yarattı. İran korkudan ‘ben yapmadım’ diyor ama talimatı veren İran devletidir. Bütün terörist faaliyetler doğrudan İran eliyle yapılıyor. İran’ın saldırılarına devam edeceği görünüyor. Diğer dünya ülkeleri ne yol izleyecek?  Bu süreçte Kürtler nasıl bir yol izleyecek? Kurdistan’ın dört parçası bu duruma nasıl bir tepki verecek? Halen merak konusudur.  Ama şu durumu net olarak görüyoruz; İran rejimi dış siyasette statüsünü bitirmiş durumda. Ülkede başta ekonomi ve siyaset olmak üzere ciddi bir kriz yaşanıyor. Halk artık bu durumu kabul etmiyor. Kürtlerde siyasette ciddi bir konumda ve yerini koruyor. İran’daki halkların Kürtlere karşı büyük umut ve beklentisi var” ifadelerini kullandı. 

‘DİRENİŞ DEVAM EDİYOR’

Kürtlerin rejime karşı direnişinin devam ettiğini vurgulayan Oremar, şöyle devam etti: “Azeri ve Fars halkı yeterince destek vermiyor. İran’da da en çok direnen halk yine Kürt halkıdır. Diğer halklarda ses çıkarmış olsaydı devrim daha erken gerçekleşebilirdi. Herkesin Kürt halkının sesini duyması gerekiyor. Özellikle yargısız idamlara karşı ses olmak gerekir. Son günlerde idam edilen 4 gencin ölümü büyük bir kayıptı. Herkes bu durumu kınıyor ve lanetliyor. Kürt halkına zulüm ve baskı uygulayan bu zihniyete karşı halkımız sonun kadar direnecek.” 

MA / Hakan Yalçın