Öztrak: Damat ekonomiyi öğrensin diye ülkeyi deneme tahtasına çavirdiler

POLİTİKA-CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrası açıklama yapan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Türkiye ekonomisinde yatırım falan kalmadı, büyümeyi unuttuk. Sosyete damat ekonomiyi öğrensin diye koskoca ülkeyi deneme tahtasına çevirdiler” dedi.

Öztrak: Damat ekonomiyi öğrensin diye ülkeyi deneme tahtasına çavirdiler
banner537

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, otomobillerde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) zammını değerledirdiği açıklamasında, "Vatandaş bir araba kendine alırsa bir tane de saray hükümetine alacak. Eminiz, Almanlar bu tabloya bakıp bizi kıskanıyorlardır" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında CHP Genel Merkez’de MYK toplantısı yapıldı. CHP Sözcüsü Faik Öztrak, toplantı sonrası açıklama yaptı. Öztrak’ın açıklamasından satırbaşları şöyle:

Bakan öğretmenlerin maaşını şikayetle meşgul

(Bakan Selçuk’un öğretmen maaşlarından şikayet etmesi) Bugün okullar uzaktan eğitimle açılıyor. Tüm öğrencilerimize başarılar diliyoruz. Mecburi evde eğitimin başarılı olması için veli, öğretmen, öğrenci ilişkilerinin yeni yöntemlerle desteklenmesi gerekiyor. Bir buçuk milyon öğrencinin uzaktan eğitime ulaşamadığını Sayın Bakan açıkladı. Tek bir öğrencimiz, evladımız bile önemlidir ama milli eğitim bakanı bununla meşgul değil. Bakan neyle meşgul? Öğretmen maaşlarının yük olmasından şikâyetle meşgul. OECD ülkeleri içinde öğretmenlerine en düşük maaşı veren 7 ülkeden biriyiz ama bakanın bundan haberi yok. Bugün de kast etttiğini açıklamamış. Mazeret atamaları birkaç yıldır yapılmıyor. Bakanlık öğretmenlerimize bir çözüm de sunmuyor. Bu sorun adaletli bir şekilde çözülmeli.

30 Ağustos eski, Malazgirt yeni mi

(İçişleri Bakanlığı genelgesiyle 30 Ağustos etkinliklerinin kısıtlanması) Dün, Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi’nin 98. yıl dönümünü coşkuyla kutladık. Bu yıl, 30 Ağustos Zafer Bayramı’na iki ayrı gölge düştü. İlki tüm dünyayı etkileyen korona salgını... İkincisi ise saray hükümetinin, milli bayramlarımıza karşı alerjisi… Cumhuriyeti bir ara dönem olarak gören, Atatürk ve Cumhuriyet devrimleriyle sorunu olan, tarihimizi ‘keşke Yunan galip gelseydi’ diyenlerden öğrenen bu siyasi zevat; 15 Temmuz’u, 29 Ekim’e; Malazgirt’i, Başkomutanlık Zaferi’ne tercih eden bir zihniyete sahip… Korona virüsü de bu ideolojik bağnazlığa bahane oluyor. 15 Temmuz kutlamalarında, Ayasofya açılışında, Malazgirt kutlamalarında bulaşmayan virüs, ne hikmetse 23 Nisan’ı, 19 Mayıs’ı veya 30 Ağustos’u kutlarken bulaşıyor. AK Parti sözcüleri buna bahane olarak, ‘15 temmuz kutlamaları Henüz daha dördüncü yılında olduğu için doğal olarak 15 Temmuz kutlamalarını erteleyemezsiniz’ diyebiliyor. Bu müflis bezirgân siyasetçiler için; 98 yıl önceki 30 Ağustos Zaferi pandemi nedeniyle kutlanamayacak kadar eski, Ama 949 yıl önceki Malazgirt zaferi yeni.

Holiganları kim dolduruyor

(Anıtkabir’de ‘Recep Tayyip Erdoğan’ sloganı atılması) İsim isim belirlenerek Anıtkabir’e alınanlar arasından, edep ve adaptan yoksun, kendini bilmez bir grup, kabir ziyareti sırasında Erdoğan’a tezahürat yaptı. Bu holiganların içeriye alınması, devlet protokolünün neresinde yazıyor? Atamızın kabrine, edep adap bilmeyen bu holiganları kim dolduruyor? Bunları kim seçiyor? Hangi müflis bezirgân siyasetçi bu saygısızlığı yaptırıyor? Bu artık kaçıncı ayıp? Kabir ve kabristanlarda slogan atmak, tezahürat yapmak Hangi örfte, hangi inançta, hangi adapta var? Biz yapılan bu ayıbı da, bu ayıba sessiz kalanları da kınıyoruz. Grup başkanvekillerimiz, milletimizin vicdanını dağlayan bu hadisenin bir daha tekerrür etmemesi için bir düzenlemeyi TBMM’ye verecekler.

RTÜK’ün ne yapacağını merak ediyoruz

(AKİT TV’de Anıtkabir yerine ‘Anırkabir’ yazılması) Bu arada havuz medyasının, pespaye televizyon kanalının yaptığı terbiyesizliği de nefretle lanetliyoruz. RTÜK temsilcilerimiz bu rezilliği RTÜK’ün gündemine getirecek. Bakalım, bu rezilliğe, bu pespayeliğe karşı RTÜK ne yapacak? Doğrusu merak ediyoruz.

Hem vatandaş hem ekonomi perişan

(30 Ağustos’ta Resmi Gazete’nin yayımlanması ve ÖTV zammı) Ulusal bayram ve tatillerde, hizmetin gerektirdiği haller dışında Resmi Gazete yayımlanmaz. Bunu ben demiyorum. Görmüş olduğunuz cumhurbaşkanlığı kararnamesi diyor ama saray, kendi çıkardığı bu kararnameyi bile dinlemedi. Saraydakiler ya çıkardıkları kararnameden habersiz ya da bütçenin durumu göründüğünden de berbat… Daha birkaç ay önce kamu bankalarına görev zararı verdirip, ucuz araç kredisi pazarlayanlar, şimdi araçlardan alınan ÖTV’ye fahiş zamlar yaptılar. Bu git-geller hem vatandaşı, hem de ekonomiyi perişan ediyor.

Bir araç kendine, bir araç saraya

Vatandaşlarımız önünü göremez hale geldi. Damat ekonomiyi öğrensin diye koskoca ülkeyi deneme tahtasına çevirdiler. Bir üründen alınan vergi, ürünün değerini aşıyorsa ona vergi denmez. Dense, dense haraç kesmek denir. Türkiye’de kendi sınıfında en çok satan ve 1500 cc motoru olan bir aracın Almanya’da bugün satış fiyatı 33 bin 859 avro. Aynı araç Türkiye’de bugün saray yönetiminin paramızı pul etmesi sonucunda, zaten 295 bin lira ediyor. Bir de buna yüzde 80 ÖTV’yi ekleyip üstüne bir de verginin vergisini alıp, yüzde 18 KDV ilave edince aracın Türkiye’deki satış fiyatı 627 bin 111 liraya çıkıyor. Yani vatandaş bir araba kendine alırsa, bir tane de saray hükümetine alacak. Üstüne bir de 36 bin lira daha verecek. Almanya’da asgari ücretle çalışan bir işçi, 21 ay çalışıp bu arabayı alabilirken Türkiye’de asgari ücretle çalışan bir işçinin, aynı arabayı alabilmek için 270 ay çalışması gerekiyor. Bunun da 127 ayı arabaya, geriye kalan 143 ayı ise vergiye gidiyor. Eminiz, Almanlar bu tabloya bakıp bizi kıskanıyorlardır.

Böyle bir daralma yaşanmadı

(2020 yılına ait milli gelir rakamları) Türkiye ekonomisi, önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 9,9 küçüldü. Mevsim etkilerinden arındırılmış rakamlara bakıldığında ise yılın ikinci çeyreğinde ekonomi yüzde 11 daraldı. Mevcut seride çeyrekler itibariyle bakıldığında böyle bir daralma daha önce hiç yaşanmadı. Diğer taraftan ilerleyen günlerde yüzde 9,9’luk küçülme rakamında da aşağı yönlü güncelleme olasılığı yüksek görünüyor. Elektrik tüketiminin yüzde 6,3 azaldığı 2009 yılının ilk çeyreğinde, ekonomi yüzde 14,5 daralmıştı. Bu yılın ilk çeyreğinde elektrik tüketimindeki gerileme, 2009’dakinin neredeyse iki katı, ama bu yılın ikinci üç ayının altında. Bu nasıl oluyor? Son 10 yılın en düşük milli gelir seviyesi.

40 yıllık vergi verene 40 gün bakamadılar

Diğer ülkeler, hükümetler; çiftçisini, esnafını, işçisini, işverenini salgından korumak için milyarlarca dolarlık, avroluk hibe destek paketleri açıklarken, bizdeki hükümet milletimizi salgında bir başına bıraktı. Ya faizle borçları erteledi, ya da faizle yeni borçlar verdi. Devletine 40 yıl vergi veren insanlarımıza, bunlar 40 gün bakamadı. Millete beş maskeyi bile parasız dağıtamadı. Vatandaşa IBAN gönderip bağış istedi.

‘Gazla mucize olacak’ diyorlar

 Sosyete damat iş başına geldiği günden beri, son 8 çeyreğin 7’sinde yatırım harcamalarında daralma var. Türkiye ekonomisinde yatırım falan kalmadı, büyümeyi unuttuk. Ama millete, ‘siz bunları bırakın, gaza bakın’ diyorlar. 2023’e randevu verip, ‘gazla mucize olacak, her şey düzelecek’ diyorlar. Atalar boşa dememiş; başını acemi berbere teslim eden, cebinden pamuğu eksik etmesin.

Sırf damat diye ekonominin başında

Ekonomiden anlamayan sarayın damadı, tam 28 aydır ekonomide olmayan güvene seviniyor. ‘İşsizim, geçinemiyorum’ diyen milletimize ise ‘battık, bittik lobisi’ diye sıfat takıp, dalga geçiyor. Ekonomik güven endeksini yorumlamayı bile bilmeyen damadı, sırf damat diye ekonominin başına oturttular. Ehliyet, liyakat hak getire. Ne demişler? Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, Bildiğini bilmeyeni uyarınız, Bilmediğini bilene öğretiniz, Bilmediğini bilmeyenden kaçınız. Damadın yönetimindeki hazine de dövizle, altınla borçlanmaya başladı. Sosyete damat artık milletin hazinesini sadece faiz değil, kur riski altına da sokuyor. Her devalüasyonda tüyü bitmedik yetimin sırtındaki borç yükü daha da ağırlaşacak.

Rakamlara kimsenin güveni kalmadı

Yeni vaka sayısı, iyileşen hasta sayısının üstünde geliyor. Ağustos ayı başından bu yana aktif vaka sayısı artıyor. Üzülerek görüyoruz ki, ölümler de yeniden hızlanmaya başladı. Ancak açıklanan rakamlara da kimsenin güveni kalmadı. Sahadan gelen bilgiler ile resmi rakamlar arasında uyum yok. Bilim Kurulu’nun adı kaldı. Kendi ise ortada yok. Olan fedakâr sağlık çalışanlarına ve doktorlarımıza oluyor. Türk Tabipleri Birliği’ne göre 5’i bu ay içinde olmak üzere, 32 doktorumuz yaşamını yitirdi. Hayatını kaybeden sağlık çalışanlarımızın toplam sayısı 66’ya ulaştı. Sağlık Bakanı ise tweet atmaktan ve milleti şikâyet etmekten başka bir şey yapmıyor.

Siyasetin daniskasıdır

(Kırşehir’deki 30 Ağustos kutlamalarına güvenlik güçlerinin müdahalesi) Kırşehir'de milletvekilimiz Metin İlhan’a karşı güç kullandı. Bunu yapan bir bekçi… Bu saldırının hesabı mutlaka sorulmalıdır. Ayrıca Vali’nin seçilmiş milletvekilimizin sözlerini, ‘mesnetsiz ve iftira niteliğinde bir iddia’ olarak tanımlaması da kabul edilemez. Bu, siyasetin daniskasıdır. Bu dili kullanan vali hakkında da gereği yapılmalıdır.

Adalet önce çıkmazsa İçişleri Bakanı azmettirici olur

Hatay Milletvekili Sayın Barış atay’a yönelik bir saldırı gerçekleşti. Bu saldırı durduk yere yapılmadı. Bu saldırının öncesinde sarayın atama memur İçişleri Bakanı’nın ciddi kışkırtması var. Sayın Atay, milletin seçtiği 600 vekilinden biridir. Saldıranlar vekile değil, temsil ettiği millete saldırmıştır. Bu saldırganlar bir an önce bulunup adalete teslim edilmelidir. Bunları yakalayıp adalete teslim etmek, öncelikle sarayın atama İçişleri Bakanı’nın boynunun borcudur. Eğer atama bakan saldırganları adalet önüne çıkarmazsa, sadece kışkırtıcı olmaz, bu saldırının azmettiricisi ve planlayıcısı da olur. Partimizden olsun olmasın, milletin seçilmiş vekillerine saldırıları asla kabul etmiyoruz. Bu saldırıyı lanetliyoruz. Diğer taraftan atama İçişleri Bakanı bunu hep yapıyor. Yine, Avcılar Gençlik Kolları Üyemiz Mutlu Yıldırım’ı hedef gösterdi. Onun da evini polis bastı. Milletin güvenliğini sağlaması gereken emniyet güçlerinin iç siyaseti dizayn etmekte kullanılması, demokrasimize açık bir saldırıdır.

Giresun afet bölgesi ilan edilsin

Erdoğan bugün Giresun’da afetin yaşandığı yerde, sel felaketinin üzerinden 8 gün geçtikten sonra bölgede felaketzedelere 3 ila 5 bin tl yardım yapacaklarını söylemiş. Buradan açıkça söylüyorum: Yine pansumanla, aspirin tedavisiyle işleri geçiştirmeye çalışıyorlar. Yapılacak şey: Bölgenin derhal afet bölgesi ilan edilmesidir.

Öztrak, açıklama sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Meis Adası’nın silahlandırılması hakkında değerlendirmesi sorulan Öztrak, “Saray, Türkiye çıkarları ile hareket etmelidir, uluslararası anlaşmaların çiğnenmesine izin vermemelidir. Diğer yandan da bölgede Yunanistan’ın bizi yalnızlaştırma politikasına karşı gerekli önlemleri alıp, bölgedeki ilişkilerimizi sağlamlaştırmaya önem vermelidir. AB, Yunanistan oyunlarına gelmemelidir. Tüm devletler, devlet sorumluluğu içinde davranmalıdır” dedi.

15 Temmuz gazi sayılarındaki farklılık göstermesine ve AKP teşkilatlarından bazı kişilerin yaralanmamasına karşı gazi yaptırıldığı iddialarına ilişkin gelen soru üzerine Öztrak, “Bu esneklikten birileri faydalanmış. Bu iddiaların derhal soruşturulması lazım” diye yanıtladı.

Pandemi süreci işsizlik fonunun azalması hakkında gelen soruya Öztrak, “Yapılan harcamalar işsizlik fonunun kuruluş amacına uymuyor. İşsizlik fonu, işsiz kalanların kaybettikleri gelirleri telafi etmek için kurulmuş bir fon. İşsizlik fonu, çalışanların kumbarasıdır” yanıtını verdi.

Esnafın kredilerini ödeyememesi üzerine gelen soruya ise Öztrak, “Türkiye esnafını borçlandırma rekortmeni. Ancak kaybettiği geliri telafi etmeye gelince son sıralarda yer alıyor. Yapılması gereken şey açıktır. Bu kredilerin ödenmesini erteleyin, faizlerini almayın, BağKur primlerini silin” karşılığını verdi.

Öztrak, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un öğretmen maaşlarıyla ilgili yorumuna “Siyasetçiyseniz ağzınızdan çıkanı kulağınız duyacak” dedi.

"Ölüm orucunda hayatını kaybeden Ebru Timtik ile ilgili CHP'den destek açıklamaları geldiğine" yönelik bir soru üzerine Öztrak, “Biz ölüm oruçlarına karşı olduğumuzu söyledik. CHP bugüne kadar ne teröre ne teröriste sahip çıkmamıştır. CHP, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkar. Haksızlığa, hukuksuzluğa uğrayan herkese sahip çıkmak bizim görevimizdir. Arkadaşımız bir yorum yapmış, bu suç değil. İçişleri Bakanı hedef göstermiş, polis arama yapmış. Bu olmaz. Biz ölüm oruçlarının, terörün, teröristin karşısındayız” diye konuştu.

Abdullah Gül’ün adaylığı tartışmaları için Öztrak, “Bizim gündemimizde böyle bir konu yok. Dereyi görmeden paçaları sıvamak da yok. Vatandaşın gerçek sorunlarını görelim” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 12 adaların statüsünün yeniden değerlendirilmesi çağrısı hakkındaki soruya da Öztrak, “Şimdi mi akıllarına geliyor. 12 adalar kaç zamandır Lozan’a aykırı olarak silahlandırılıyor? Bu konuları iç politika malzemesi yapmaktan vazgeçip, hakkaniyete uygun olarak hem Doğu hem Ege Denizi’ne ilişkin meseleleri karşılıklı tartışabilmek lazım. Kimse bu milletin hakkını yedirmemeli ama diplomasiden de uzaklaşmamalıdır” dedi.

Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2020, 18:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER