Kılıçdaroğlu: İstanbul’un rantını o kadar çok yediler ki doymuyorlar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu: İstanbul’un rantını o kadar çok yediler ki doymuyorlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş amacıyla müfettiş gönderilmesi için, “İstanbul’un rantını o kadar çok yediler ki doymuyorlar, yedirmeyeceğiz size o rantı… Bunların temel görevi kul hakkı yiyerek beslenmektir” tepkisini gösterdi. Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de “Milliyetçi demek liraya değer vermek demektir. Hiçbir ülkücü haramzadelere hizmet etmez… Memleketi Katar Katar satarsınız, sonra ben milliyetçiyim diye gezersiniz. Nasıl milliyetçilik nasıl ülkücülük? Katar aşkı malum Saray’da. Türkiye’nin çıkarları, bütün değerleri peşkeş çekiliyor ama kendisini milliyetçi ve ülkücü olarak kabul eden çakmalar, her türlü desteği veriyorlar” dedi.  

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

ADALETİ YOK EDERSENİZ DEVLETİ YOK EDERSİNİZ

Yeni bir yıla girdik. Elbette beklentilerimiz çok fazla. Sadece benim, CHP’lilerin değil, 84 milyon yurttaşın beklentileri var. Daha güzel bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Caddelerde, sokaklarda yürürken tokalaşmak, kucaklaşmak istiyoruz. Bir gelecek kaygısı olmasın. Her evin mutfağında bereket, her evde huzur olsun istiyoruz. İnsan olan herkesin ortak beklentisi ama bu beklentiye Türkiye’nin ihtiyacı var. Onu da biz sağlayacağız. Kavgadan bıktık artık. Hakaretlerden bıktık artık. Milletimiz bunları bir tarafa yazıyor. Kavga istemiyor bu insanlar. Huzur istiyor bu insanlar. Devleti yönetenler, kin ve öfkeden medet ummamalı. Devlet kin ve nefretle yönetilmez, devlet adaletle yönetilir. Adaleti yok ettiğinizde devleti yok edersiniz.

İSTANBUL’UN RANTINI O KADAR ÇOK YEDİLER Kİ DOYMUYORLAR

O kadar kin o kadar öfke duyuyorlar ki belediye başkanlarımızın çalışmalarını hazmedemiyorlar, baskı kurmaya çalışıyorlar, her türlü iftirayı rahatlıkla atabiliyorlar. Devletin kaynakları çarçur edilemez. İntikam alacaklar kimden? Orada teröristler çalışıyormuş. Senin görevin teröristleri yakalamak değil mi kardeşim? Niye bağırıyorsun. Git devlete teslim et. Ama yapamıyor, yok çünkü, iftira atacak. İstanbul’un rantını o kadar çok yediler ki doymuyorlar, yedirmeyeceğiz size o rantı. Belediye başkanımız seçimle geldi. YSK’da bile dalavere çevirdiler. 4 pusuladan birisini saymadılar. Adalet tarihinin yüz karasıdır o karar. Ne oldu? Fark 800 bine çıktı. Bu milletin ferasetine, vicdanına, adalet duygusuna güveniyorum. Şimdi görevli müfettişler gitmişler oraya. Gitsinler.

BUNLARIN TEMEL GÖREVİ KUL HAKKI YİYEREK BESLENMEKTİR

Aynısını Ankara seçimlerinde de söylediler. Efendim Mansur Yavaş kazanırsa, faturaları teröristler toplayacakmış. Bu kadar akıldan yoksun insanlar nasıl siyaset yapıyorlar, ben anlamakta zorluk çekiyorum. Bizim belediye başkanlarımız ne yaptı? Yolsuzluk dosyasının üzerine gitti. Kul hakkı yedirmiyorlar. Bunların temel görevi kul hakkı yiyerek beslenmektir. Erdoğan dava açarsa bunu da mahkemede ispat etmeye hazırım. Şimdi atadıkları bir bakan var. Yapılmayan işin onayını vermiş ve parasını vermiş. Bina yapılmış gibi para ödemiş. Bu adam gelip bakan oluyor ülkede.

BİZİM BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN TIRNAĞI KADAR ETMEZ

35 yolsuzluk dosyası. Niye araştırmıyorsun kardeşim. O dosyalar kapanmayacak. Kul hakkını yiyenlerin burnundan fitil fitil getireceğiz. Sizin feriştahınız da gelse bizim belediye başkanlarımıza bir şey yapamaz. Sizin değeriniz bizim belediye başkanımızın tırnağı kadar etmez.

KURDAKİ OYNAMALARDA TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK SOYGUNU GERÇEKLEŞTİ

Yeri geldi beceriksizliğini dış güçlere yükledi. Yeri geldi pazarcılar, stokçular, marketçiler. Dış güçler varsa senin dış güçlerle mücadele etmen gerekmiyor mu? Neden bunları yapmıyorsun? Neden millete yalan söylüyorsun? Dolar kurundaki oynamalarda Türkiye tarihinin en büyük soygunu gerçekleşti. Kul hakkından beslenen kişiler zaten haram yerler ama haram onlara tatlı geliyor. Şimdi bu soygunun bütün ayrıntılarını ortaya çıkarmak istiyoruz. Önerge verdi arkadaşlarımız, bugün görüşülecek. Bu önergeye kim ‘hayır’ diyorsa, o yolsuzluğun ortağıdır.

TENEFFÜS ETTİĞİMİZ HAVAYA ŞİMDİLİK ZAM YOK

‘Fahiş fiyat mücadelesini sürdüreceğim’ diyor. Fiyatların fahiş olmasını kim sağladı? Zammı dış güçler mi yaptı? Zammı sen yaptın. ‘Kademeli tarife uygula’ dedik. Efendim yapmışlar. 150 kilovat saate kadar. Elektrikte cumhuriyet tarihinin en yüksek zammını yapan kim? Dış güçler mi yaptı? Kim yaptı? Neden yaptı? Nasıl ödeyecek bu vatandaşlarım? Elektriğe zam demek iğneden ipliğe her şeye zam demektir. Fahiş zammı yapan kim? Erdoğan. ‘Fahiş fiyatla mücadele edeceğim’ deyip yalan söyleyen kim? O da Erdoğan. Doğal gaza yüzde 25 zam yaptın. Ticari ve sanayi kuruluşlarına da yüzde 50 yaptın. Zammı kim yaptı? Sen yaptın. Kararı sen verdin. BOTAŞ’a talimatı veren sensin. Kiminle mücadele edeceğiz? Fahiş fiyat uygulayan kiminle mücadele edeceğiz. Allah aşkına zam yapmadığın bir şey açıkla. De ki ‘şuna zam yapmadık.’ Açıklayamaz. Ben bir tüyo vereyim. Teneffüs ettiğimiz havaya şimdilik zam yok. Her birimiz sandığa giderken, elimizi vicdanımıza koyacağız ve öyle gideceğiz. Geliyor gelmekte olan…

GIDA KRİZİ İLE KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ

Şimdi bir de çiftçiye bakalım. Sadece üç üründen söz edeceğim. Gübre, yem ve mazottan. Son bir yılda yapılan zamlar. Ne yapsın çiftçi. Tarlaya gübre atamıyor çiftçi. Daha kışı görmedik. Gıda krizi ile karşı karşıya kalacağız. Yem fiyatları besicileri de alalım. Etlik piliç yeminde yüzde 120, yumurta yeminde yüzde 124, süt yeminde yüzde 92, besi yeminde yüzde 99 zam. Nasıl alacak fakir fukara bunları?

FAHİŞ FİYATIN TEK AKTÖRÜ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’DIR

Fahiş fiyatın bilinen tek aktörü vardır. Ağzından çıkanı da Resmi Gazete’de görürüz. O da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Verin yetkiyi göreceksiniz’ diyordu. Çiftçiyle, emekliyle, şoförlerle, sanayicilerle nasıl uğraştığını artık biliyoruz. Onları batırmak artık Erdoğan’ın görevi. Millete döndü dedi ki ‘ekonominin kitabını yazdım.’ Doğrudur. Zam dışında bir şey yok kitapta. Evde tencerelerde yangın var.

FAİZCİLERE EN BÜYÜK DESTEĞİ VEREN ERDOĞAN’DIR

Ev hanımları ile bir araya geldim. Ağlayarak anlattılar. Bunlar başka dünyada yaşıyorlar. Anlamıyorlar. Zam üstüne zam yaptılar. Türkiye şu halde, 84 milyon bir kamyonun kasasında yokuş aşağı hep beraber gidiyoruz. Daha fazla zayiat olmasın diye, ‘getir arkadaş sandığı, düzeltecek insanlar var bu ülkede’ demek istiyoruz... ‘Faize karşıyım’ diyor ya hikaye hepsi. Faizcilere en büyük desteği veren kişinin adı Erdoğan’dır. Ve Saray’da oturuyor bu zat.

KATAR KATAR SATARSINIZ SONRA MİLLİYETÇİYİM DİYE GEZERSİNİZ

Bahçeli’ye de söyleyeyim. Senin milliyetçiyim diye ortada gezmenden hoşlanmıyorum. Milliyetçi demek liraya değer veren kişi demektir. Hiçbir ülkücü, milliyetçi haramzadelere hizmet etmez. Şimdi bir kanun getiriyorlar. TBMM’nin çıkaracağı kanunla limanlardaki ihale sürelerini bütün süreleri 49 yıla çıkıyorlar. Bu ülkeyi yöneten kişiye bu lafım. TBMM’yi bir avuç insanın yolsuzluğuna malzeme edemezsin. O kanun teklifini geri çek. Kanunlara aykırı uygulama yapıyorlar. Katarlılara ne vermediniz? Vermediğiniz yer kalmadı. Memleketi Katar Katar satarsınız, ortalığa çıkıp ‘ben milliyetçiyim’ diye gezersiniz. Nasıl milliyetçilik nasıl ülkücülük? Katar aşkı malum Saray’da, herhalde aralarında bir dolar ilişkisi var. Türkiye’nin çıkarları, bütün değerleri peşkeş çekiliyor ama kendisini milliyetçi ve ülkücü olarak kabul eden çakmalar, her türlü desteği veriyorlar. Aynı Katar gitti, Doğu Akdeniz’de Rumlarla araştırma yapıyor. Tık çıktı mı? Bahçeli’den, Erdoğan’dan, Dışişleri Bakanı’ndan bir ses çıktı mı? Hani gemilerimiz geziyordu? Katarlılar olunca ağızlarına bant çektiler. Çünkü Katarlılar bunların çok ama çok sırlarını biliyorlar, konuşamazlar Katara karşı. Katar aşkının topluma maliyeti nedir? Bu konuda da bir hazırlık yapıyoruz. Nedir Katar aşkının bize maliyeti? Tank Palet'i verdin, limanları verdin, ki ticaretin yüzde 80’i deniz yoluyla yapılıyor. ABD bir limanı vermedi, sen bütün limanları veriyorsun. Limanların bir özelliği daha var, uyuşturucu baronları buralardan besleniyor.

O FİLİKALARA BİNİP GİTMEK İSTİYORLAR AMA BİZ GÖNDERMEYECEĞİZ

Devleti yönetmeyi değil devleti soymayı amaçlamışlar, 19 yıldır. Kene gibi milletin sırtına yapışmışlar kanını emiyorlar. Hatırlar mısınız Titanic diye bir gemi vardı. Gemi battığı zaman fakirlerin bulunduğu katta kapılara kilit vurdular, onlar yukarı çıkıp filikalara binmesinler diye. Batan geminin malları felsefesiyle yapıyorlar, o filikalara binip gitmek istiyorlar ama biz göndermeyeceğiz, ama biz soracağız. Bir soru daha, faizler gerçekten düştü mü? Yeri göğü inletiyor. Bir faiz düştü. Merkez Bankası’nın politika faizi düştü. Peki diğer faizler. Devletin 5 yıllık borçlanma faizi, eylül ayından bu yana yüzde 17’den 25’e çıktı. Hani Nas? Hani sen faize karşıydın? Bir insan kendi halkına bu kadar yalan söyler mi? Vatandaş sanıyor ki faizler düştü. Yok efendim. Hiçbirisi düşmüyor. ‘Faizleri düşüreceğiz, Nas var deyip’, dini siyasete alet edip, vatandaşı kandırıp, arka kapıdan hazineyi soyup, tefecilere hizmet ediyorlar. Din iman aslında bunlar için hikaye.

SENİN YATACAK YERİN YOK. SEN, SEN VARSIN YA... NEYSE

Geçen hafta Erdoğan yine en galiz küfürlerle konuştu bir şeyler söyledi, tam karakteri neyse onu yaptı. Güya ben eşkiyaymışım. Milli Eğitim Bakanlığı’na gittiğim için eşkıya olarak tanımlıyor. Neden gittim bu kapıya? Mahsuni Şerif'in bir türküsü ile buna cevap vereyim. Mahsuni Şerif şöyle der;  ‘kader yolunda yorgunsun, kurban gelir payın yoktur, haftan yoktur ayın yoktur, Ankara'da dayın yoktur, Mamudo gurban niye doğdun.’ ben bunlara sahip çıkıyorum. İşte Ankara’da dayısı olmayanların sesi olmak için oraya gittim. Ben oraya gittiğimde zincirlerle kapıları kapadılar efendim oraya genel başkan gelmesin diye. Gençler var dayınız var, Ankara’da amcanız, dayınız var. Ankara’da dedeniz var. Fitil fitil burunlarından getireceğiz. Şimdi ikinci safhaya geçiyorum, hazırlıklar tamamlandı. 81 ilde hukuktan sorumlu il başkan yardımcıları var. İsteyen evladımız, haksızlığa uğradığını düşünen evlatlarımız bunlara başvuracak, gerekli işlemler yapılacak. Ayrıca online başvuru için de çalışmalar başladı bir internet sitesini kısa zamanda kuracağız. Buradan evlatlarımıza bunu yapana da bir şeyler söylemek isterim. Senin yatacak yerin yok. Sen, sen varsın ya... Neyse!"

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER