Demokrasi ittifakı Türkiye’yi kurtarır

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan başlattıkları kampanyayla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Demokrasi ittifakı Türkiye’yi kurtarır

Türkiye’de sadece ekonomik değil, siyasi bir kriz de yaşanıyor. İktidar blokunu oluşturan partiler seçmen çoğunluğunu kaybettiler. Büyüklü küçüklü dört beş partinin toplam oyları yüzde kırkların altında geziyor. İktidar bu krizden çıkış için bir yandan muhalefet partilerini bölmek için yeni parti girişimlerini organize ederken, bir yandan da muhalefet blokundaki bazı partileri kendi yanına çekmek için görüşmeler yapmakta, adımlar atmakta. İktidarın baskılarının hedefinde ise Halkların Demokratik Partisi (HDP) var. Her gün HDP’nin üyeleri ve yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklamalar sürerken, bir yanda da başta AİHM olmak üzere yargı kurumlarını HDP’li siyasetçiler lehine verdiği kararları uygulamamak için açıkça mahkemelere talimat vermektedir. HDP kendine yönelik bu baskıları sadece bir siyasi partiye yönelik baskılar olarak değerlendirmekten yana değil. Bütün toplumun baskılandığını düşünüyor.Bu nedenle krize ve baskılara karşı mücadele için topluma ve muhalefete gitmeye çalışıyor.

Bu doğrultuda yapılan yeni kampanyayı, HDP’nin STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan Yeni Yaşam Gazetesi'ne değerlendirdi.

'ORTAK SÖYLEM GEREKLİ'

Tuncer Bakırhan, geçtiğimiz günlerde başlatılan muhalefetteki siyasi partilerle görüşme sürecinin toplumun temel meselelerini muhalefetteki partilerle görüşmek ve çözüm yollarını tartışmaya yönelik olduğunu belirtiyor. Bakırhan şunları söylüyor: “Mevcut veriler, iktidar blokunda ciddi bir rahatsızlığın olduğunu gösteriyor. Toplumun çeşitli kesimleri bu rahatsızlıklarını aleni biçimde ortaya koyuyor. Herkes adalet arıyor, herkes aş ve iş derdinde, her gün kadınlar öldürülüyor, sokak ortasında insanlar kaçırılıyor. Partimiz toplumun temel meselelerini muhalefet partileri ile görüşmek için bir girişimde bulundu, bir diyalog süreci başlattı. Bu girişimleri bir nevi demokrasi için yol temizliği olarak görebiliriz. Siyasi partilerin daha çok bir araya gelmesi, mevcut rahatsızlıklar konusunda ortak söz söylemesini hedefledik. Parlamento içindeki ve dışındaki partilerle eşbaşkanlarımız düzeyinde görüşmeyi, tartışmayı, bir araya gelmeyi hedefliyoruz. İlk görüşme Saadet Partisi ile gerçekleşti. Daha sonra CHP ile bir araya geldik. DEVA ve Gelecek Partisi ile görüşme gerçekleştireceğiz. İYİ Parti ile daha durum netleşmedi. Randevu istenecek.”

'TOPLUMA GİDECEĞİZ'

Bakırhan, bu süreçteki görüşmelerin siyasi partilerle sınırlı olmadığını belirterek toplumsal muhalefetin bütün temsilcileri ile görüşmeyi hedeflediklerini söylüyor: “Görüşmelerimiz sadece siyasi partilerle sınırlı değil. Siyasi partilerle görüşme bu kampanyanın birinci ayağıdır. Bunun dışında toplumsal muhalefetin temsilcileri ile görüşeceğiz. Sivil toplum örgütleri ile görüşeceğiz, derneklerle, sendikalarla görüşeceğiz, yöre dernekleriyle bir araya geleceğiz. Diğer bir ayağı ise halk buluşmaları olacak. Sadece Kürt kentlerinde değil, mesela Edirne’de de halkla bir araya geleceğiz. Çeşitli etnik ve inanç grupları ile bir araya geleceğiz. Görüşeceğiz, konuşacağız, tartışacağız ve fikirlerini alacağız. Önerilerini alacağız, bu önerileri başta parlamento olmak üzere çeşitli platformlara taşıyacağız.”

ÖNERİ PAKETİ

Türkiye’de adalet sisteminin tıkanmış olduğunu belirten Bakırhan, “Hukuk işlemiyor. Siyasi erkten etkilenmeyen, bağımsız bir adalet mekanizmasını tartışmak istiyoruz. Ekonomik kriz ve bundan kaynaklanan hayat pahalılığını ve işsizliği tartışmak istiyoruz. İşsizlik çok önemli bir mesele. Neredeyse her gün ekonomik sıkıntılardan dolayı bir insan intihar ediyor. Esnaf kirasını ödeyemiyor, iş yerleri kapanıyor. Pandemi sürecinin iyi yönetilmemesinin faturası da katmerli bir şekilde topluma çıkıyor. İşsizlik, geçim sıkıntısı toplumu sarmış durumda. Bütün bunların temelinde Kürt meselesinin çözümsüzlüğü, huzursuzluğu ve sıkıntıları yatıyor. İşsizliğin, geçim sıkıntısının bir nedeni iyi yönetememe ise bir nedeni de Kürt meselesinin çözülmemesidir. 2.5 milyar dolara hava savunma sistemi alıyor. Bu Türkiye’nin kullanacağı bir şey değil ve kullanılmıyor. Sadece Kürtler Suriye’de bir statü elde etmesin diye Rusya’ya verilen bir rüşvet. Ya da Irak’a verilen 5 milyar dolar, Libya’da kendine yakın gruplara yapılan yardımlar, bütün bunlar Kürt meselesini bastırmak üzerine yürütülen siyasetin parçaları. Yoksula, emekçiye gidecek bütçe, savaşa ve silahlanmaya harcanıyor” diyor.

ÇALIŞMANIN SONLANMASI

Hükümetin Kürt meselesini kullanarak kendi tabanını konsolide etmek istediğini belirten Bakırhan, bu kozu hükümetin elinden almak için muhalefetin adım atması gerektiğini söylüyor. Bakırhan bu konu ile ilgili şunları söylüyor: “Bu kozu hükümetin elinden almak çatışmanın bitmesi ile olur. Önce bunu tartışmak gerekiyor. Çatışma istemiyorsak bunun nasıl bitirileceğini konuşmak lazım. Çatışma durumu Kürt meselesinin bir sonucudur. Sebebi değil, bu sebepleri ortadan kaldıralım. Böylece çatışmanın anlamı da kalmaz. Bu konuda hem toplumsal muhalefetin hem siyasi muhalefetin cesur olması lazım.”

'HALKA GİDECEĞİZ'

HDP’nin sorun alanlarına ilişkin projeleri ile çözüm önerileri ile siyasi muhalefete ve halka gitmek istediğini söyleyen Tuncer Bakırhan, “Halkla bu projeleri tartışmak, onlarla istişare etmek istiyoruz. Zaman zaman siyasi muhalefetle bir araya gelmek, asgari müştereklerde ortak tutum almak istiyoruz. Önümüzdeki dönem bizi yalnızlaştırmaya çalışan, bastırmaya çalışan, kendi içimize hapsetmek isteyen iktidara inat daha fazla halka gideceğiz, daha fazla muhalefete gideceğiz, daha fazla ortaklaşacağız. Türkiye’nin temel meseleleri bizim meselemizdir. Bizim parti olarak kuruluş felsefemiz budur” diyor.

AİHM KARARI

Bu görüşmeler sürecinde AİHM kararını da gündeme getirdiklerini söyleyen Bakırhan, AİHM’in Türkiye hakkında son yılların en ağır kararını aldığını belirtiyor. Politik kararlarla insanlarını hapsedildiğine vurgu yapıyor. Bakırhan, “Başta Selahattin Demirtaş olmak üzere bütün siyasi mahpusların haksızlığa uğradığı, yargının siyasi erkten etkilenerek insanlar hakkında politik kararlar aldığı, cezalandırdığı bir şekilde kayda geçmiştir. Bunu tartışıyoruz muhataplarımızla. Şimdiye kadar görüştüğümüz çevrelerin tamamı AİHM kararının uygulanmasını istiyor. Bu kararın uygulanması Anayasa’nın gereği. Sadece Demirtaş değil Türkiye’de yargılanan binlerce siyasetçinin etkileneceği bir karar. Bu karar elbette ki bizim gündemimizde. Siyasi partiler AİHM kararının uygulanması için ortak hareket edebilir.”

KÜRT SORUNU

Kürt sorununun yeni bir sorun olmadığını, bu hükümet döneminde ortaya çıkmadığını söyleyen Bakırhan, ancak bu hükümetin sorunu tamamen bir güvenlik parantezine aldığını, bu konu ile ilgili farklı görüşlerin tartışılmasına yasak koymaya çalıştığını belirtiyor. Bakırhan, hükümetin en insancıl talepleri bile zorla bastırmaya çalıştığının altını çizerek şunları belirtiyor: “Kürt sorunu bir güvenlik sorunu değil, siyasetin bir sorunudur. Demokrasinin bir sorunudur. Kürt meselesini bu kulvarlarda tartışmak gerekiyor. Mesela Saadet Partisi bu şiddet sarmalından çıkmamız için ne öneriyor? CHP’ye Kürt meselesini nasıl çözmeyi düşündüğünü sormak gerekiyor. Kürt meselesi sadece bizim değil, CHP’nin de bir meselesidir. İktidar hedefi olan bir parti Türkiye’nin en temel meselesi hakkında ne düşünüyor? Birlikte ne yapabiliriz? İktidarın Kürt sorununu kullanarak kutuplaşmayı sürdürmesini nasıl engelleyebiliriz? Bunu tartışmak lazım.”

SEÇİMLE SINIRLI DEĞİL

HDP’nin sadece seçim dönemleri ile sınırlı tutulan ittifaktan yana olmadığını belirten Bakırhan, “Biz sürekli bir demokrasi ittifakı olmasını istiyoruz. Demokrasi ittifakı ya da demokrasi bloku artık adına ne derseniz, herkes çatışmaya karşı olduğunu söylüyor. O zaman buyurun bunun nasıl çözüleceğini konuşalım. Bu konuda dünya deneyimleri var. Dünyada bu meseleler nasıl çözülüyorsa biz de öyle çözeceğiz. Toplumsal muhalefet, iktidar sorunu yaşayanlar, sorunun muhatapları bir araya geliyor, tartışıyor, ortak bir düşünce, ortak bir akıl ortaya çıkıyor. Bunun üzerinden yol alınıyor. Tam da yapmaya çalıştığımız budur. Ama son dönemde güvenlikçi anlayış, askeri zihniyet bu meseleyi çözemeyeceğini, çözmeyeceğini çok iyi anladı.”

HALKIN BİLME HAKKI

“Türkiye’yi yönetmek isteyen partilerin Kürt sorununa nasıl baktıklarını, bu sorunu nasıl çözeceklerini hem Kürt halkının, hem Türkiye halklarının bilmesi lazım” diyen Bakırhan, iktidarın bütün baskılarına rağmen diğer partiler de sorunu halka götürmenin yolunu bulması gerektiğini belirterek, “Diğer siyasi güçlerle bir masa etrafında bir araya gelmemiz, sorunları tartışmamız olumlu bir gelişme. Bunu geliştireceğiz, büyüteceğiz. Bunu bir demokrasi ittifakına çevirebilirsek bu Türkiye’nin yararına olur. Türkiye’nin geleceği kurtulur” diyor. Bakırhan, sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Bir araya gelmek, ortak bir tavır almak dışında başka bir seçenek kalmıyor. Bu zihniyete, bu zulme, bu zorbalığa hayır diyorsak, Türkiye’nin temel meselelerini nasıl çözeceğimizi ortaya koymamız gerekir. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu çalışmalar belli bir zamanla sınırlı değil. Önümüzdeki seçimlere kadar sürekli bu meseleleri gündemde tutacağız. Demokratik bir karşılık buluncaya kadar bu çalışmaları ve tartışmaları sürdüreceğiz.”

Güncelleme Tarihi: 07 Şubat 2021, 23:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER