<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erciş Haber | Haber Erciş | Son Dakika Erciş Haberleri</title>
    <link>https://www.haberercis.com.tr</link>
    <description>Son dakika Erciş haberleri, güncel haberler, siyaset, spor ve ekonomideki gelişmeler, yerel ve dünya haberleri Haberercis.com.tr'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberercis.com.tr/rss/ozel-haberler" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2010. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 10:08:49 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/rss/ozel-haberler"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Özalp’ta karla mücadele seferberliği: Belediye ve esnaf el ele]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/ozalpta-karla-mucadele-seferberligi-belediye-ve-esnaf-el-ele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/ozalpta-karla-mucadele-seferberligi-belediye-ve-esnaf-el-ele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’ın Özalp ilçesinde kar yağışının ardından belediye ekipleri kaldırımları ve yolları temizlerken, ilçe esnafı da çalışmalara destek verdi; karla mücadelede dayanışma örneği sergilendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van’ın Özalp ilçesinde etkili olan kar yağışının ardından Özalp Belediyesi, karla mücadele çalışmalarını ilçe genelinde aralıksız sürdürüyor. Sabahın erken saatlerinde sahaya çıkan belediye ekipleri, özellikle yaya trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde kaldırımları temizleyerek yurttaşların güvenli ulaşımını sağladı.</p>

<p>Karla kaplanan kaldırımlar küreklerle temizlenirken, buzlanmayı önlemek amacıyla tuzlama çalışmaları da yapıldı. Ekipler, olası kayma ve düşme risklerini en aza indirmek için çalışmalarını titizlikle yürüttü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmalara ilçe esnafı da destek verdi. Dükkanlarının önünü süpüren ve küreklerle belediye ekiplerine yardımcı olan esnaf, karla mücadelede dayanışma örneği sergiledi. Belediye tarafından yapılan açıklamada, esnafa teşekkür edilerek, “İlçemizin güvenliği ve temizliği için el birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz” denildi.</p>

<h3>Görüntü kirliliğine anında müdahale</h3>

<p>Kaldırımların ve yolların temizlenmesinin ardından eriyen karların oluşturduğu çamur ve görüntü kirliliği de temizlik ekiplerinin çalışmalarıyla giderildi. Yapılan detaylı temizlik sayesinde ilçe merkezinde hem güvenli bir ulaşım sağlandı hem de daha düzenli ve temiz bir görünüm oluşturuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler, Van Haberleri</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/ozalpta-karla-mucadele-seferberligi-belediye-ve-esnaf-el-ele</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 22:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/uploads/2026/01/ozalp11.webp" type="image/jpeg" length="75166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya'da örnek belediyecilik ve kentsel dönüşüm!]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/rusyada-ornek-belediyecilik-ve-kentsel-donusum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/rusyada-ornek-belediyecilik-ve-kentsel-donusum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya'da Belediye halka kentsel dönüşümde nasıl destek veriyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber Erciş: Krasnodar</strong></p>

<p>Kuzey Kafkasya'da bulunan ve Rusya'ya bağlı Krasnodar Kuban Irmağı'nın kuzey kıyısında bulunmakta. 1793'te Yekaterinodar adıyla bir askeri kale olarak kurulan ve daha sonra gelişen kentin nüfusu 2025'te 1.154.885 civarında. 2'inci Dünya Savaşı'nda Temmuz 1942 Şubat 1943 arası Alman işgaline uğradı. Daha sonra Sovyet zaferi ile Kuban Irmağı kenti Krasnodar güneyindeki RF üyesi Adıgey Cumhuriyeti topraklarından ayırıldı.</p>

<p>Nüfusun çoğunluğu Kazak Ruslarından oluşuyor, bu kentte Adıgeli, Hemşinliler, Kürtler, Ahıska Türkleri, Ukraynalı, Tatar bir çok halk da bulunmaktadır. Şuan devam eden Ukrayna Rusya savaşında sık sık dronlardan kaynaklı hava trafiği kapalı olsada savaşın etkilenmediği kentler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>TÜRKİYE'DE BOŞA GİDEN AİDATLAR</strong></p>

<p>Bu kentte Halk belediyeciliği öne çıkıyor. Türkiye'de ortak gider ve aidat paraları genelde yöneticiler tarafından toplanır. Toplanan paralar elektirik, su, temizlik ve yönetici parası olarak dağılır. Ama bir çok zaman bina sakinlerinden aylık toplanan aidatların nereye gittiği belli olmazken, bir çok bina sakini ise ya tartışmalar yaşar yada mahkemelik olur. Tamda bu noktada Karadenizde kıyıları bulunan ve bize komşu olan Rusya'da örnek bir belediyecilik anlayışı dikkat çekiyor. Bizde sizlere bu belediyenin halka nasıl hizmet verdiğini yerinden aktarıyoruz...</p>

<p><strong>RUSYA'DA UCUZ AİDAT BÜYÜK HİZMET!</strong></p>

<p>Krasnodar Belediyesi kentte örnek bir belediyecilik anlayışı ile halka hizmet veriyor. Bu kentte halk ortalama (Ruble'nin tl'ye dönüşmesi ile ortaya çıkan) şuanki tutar olan 150 veya 200 tl bina aidatlarını her ay belediyeye ödüyor. Gayet ucuz olan bu aidatlar yıllarca belediyede size geri hizmet olacak şekilde bekliyor veya değerlendiriliyor. Kentte yıkılmaya yüz tutmuş, görüntüsü bozulan veya artık tadilat gerektiren binalar halkın talebi üzerine belediyeye bildiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BİNALAR TEPEDEN TIRNAĞA YENİLENİYOR</strong></p>

<p>Tamda bu noktada Krasnodar belediyesi tarafından binaya görevli memurlar gelerek binanın durumu hakkında yerinde denetimler yapıyor. Binanın genel olarak eskidiği ve dönüşüme ihtiyacı olduğu kanaatine varıldıktan sonra hizmet başlıyor. Ön değerlendirmenin ardından binada nelerin yapılması hakkında rapor hazırlandıktan sonra belediye binaya sıvacı, boyacı, tesisatcı, güçlendirici ve bir çok alanda tamir ve tadilat işleri için ustalar yönlendiriyor. Kentsel dönüşüm ve yenileme için binanın ve dairelerin elektrik tesisatı, doğalgaz boruları ve petekleri, su boruları ve gider boruları olmak üzere herşey sökülerek yerine yenileri takılıyor. Binanın içi ve dışı gerekirse güçlendirme, sıva, boya olmak üzere gerekli olan herşey yıllarca ucuza verilen aidatlar sonucu, tepeden tırnağa yenilenerek halka hizmet olarak geri dönüyor.</p>

<p>Krasnodar halkı bu uygulamadan memnun iken, akıllarda örnek bir belediyecilik anlayışı bırakıyor.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/rusyada-ornek-belediyecilik-ve-kentsel-donusum</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Nov 2025 00:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/uploads/2025/11/page-1.jpg" type="image/jpeg" length="58012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erciş Belediyesi’nin Asfalt Şantiyesi Projesi ÇED Raporuna Takıldı]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/ercis-belediyesinin-asfalt-santiyesi-projesi-ced-raporuna-takildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/ercis-belediyesinin-asfalt-santiyesi-projesi-ced-raporuna-takildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciş Belediyesi’nin 34 milyon 700 TL yatırımla kurmak istediği asfalt şantiyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ÇED raporu verilmediği gerekçesiyle durduruldu. Belediye, yeni bir alan arayışında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haber: Erhan Akbaş</p>

<p>Erciş Belediyesi’nin 34 milyon 700 TL yatırımla kurmak istediği asfalt şantiyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ÇED raporu verilmediği gerekçesiyle durduruldu. Belediye, yeni bir alan arayışında.</p>

<h2>Erciş Belediyesi’nin Asfalt Şantiyesi Projesi Durduruldu</h2>

<p>Van’ın Erciş ilçesinde 34 milyon 700 TL yatırımla temeli atılan asfalt şantiyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın engeline takıldı. 1 Eylül 2024 tarihinde Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan’ın katılımıyla temeli atılan şantiyenin, çevresel uygunluk gerekçesiyle ÇED raporu alamadığı açıklandı. Şantiyenin kurulacağı alanı inceleyen yetkililerin, çevresel ve ekolojik faktörleri göz önünde bulundurarak aldıkları belirtildi.</p>

<p><img alt="1 E9 A1128" class="detail-photo img-fluid" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/uploads/2024/10/1-e9-a1128.jpg" / width="3360" height="2240"></p>

<h2>“Şantiye Alanı Çevresel Risk Taşıyor”</h2>

<p>Yapılan incelemelerde, şantiyenin kurulacağı alanın çevresel ve ekolojik açıdan risk taşıdığı,&nbsp;şantiyenin bir kum tepesine kurulmak istenmesi nedeniyle heyelan riskinin olduğu, hemen yakınında akan bir akarsu yatağının bulunması ve İnci Kefali Balığı’nın üreme alanına yakın olması gibi faktörlerin dikkate alındığı öne sürüldü. Ayrıca, alanın hemen önünde Van-Ağrı karayolu ve bir sosyal tesisin bulunması da kararda etkili oldu.</p>

<h2>Çevre Örgütleri ve Gazeteciler Uyardı, Uyarılar Dikkate Alınmadı</h2>

<p>Asfalt şantiyesi projesinin yapımına başlanacağını Erciş Belediyesi ilk duyurduğunda, çevre örgütleri ve bazı gazeteciler alanın uygun olmadığına dair uyarılarda bulunmuş projenin ekolojik dengeyi bozabileceği ve çevresel riskler yaratabileceği belirtilmişti. Ancak belediye yönetimi, gerekli tüm izinlerin alındığını belirterek, projenin hızla başlayacağını ifade etmişti.&nbsp;Gelinen noktada ise gerekli izinlerin alınmadan şantiyenin yapımına başlandığı ortaya çıktı.</p>

<p><img alt="Baran Bilici" class="detail-photo img-fluid" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/uploads/2024/10/1-e9-a1113.jpg" /></p>

<h2>Gazetecilere Yönelik Sert Sözler</h2>

<p>Projenin durdurulması üzerine bazı gazetecilerin bu konuyu gündeme taşımasıyla, belediye meclisini toplayan Eşbaşkan Baran Bilici’nin gazetecilere yönelik “kimden izin aldılarda yayınladılar, bize sormadan nasıl yayınlarlar, bu bir ihanettir” gibi sözlerle gazetecileri hedef aldığı iddia edildi.</p>

<p>Gazetecilerin proje durdurulduktan sonra&nbsp;şatiyenin nereye kurulacağına dair sorduğu sorulara ise Bilici telefonlarını engelleyerek cevap verdi.</p>

<h2>Eşbaşkan Güler Temel: “Uygun bir alan belirleyip, şantiyemizi kuracağız<font face="Aptos">”</font></h2>

<p>Konuyla ilgili Haber Erciş’e konuşan&nbsp;Erciş Belediyesi eşbaşkanı&nbsp;Güler Temel; “Anlaşma yapmış olduğumuz firmanın kuracağı plentin mobil ve taşınabilir olduğu için ÇED raporuna gerek olmadan kurulduktan sonra üretime başlayabileceğini bize söylemişlerdi. Bununla ilgili bir kaç ilden de örnekler gösterdiler herhangi bir ÇED raporuna gerek kalmadan kurup üretime başladıklarına dair. Önceki ay temelini attık bu ay tam kuruluma başlayacağımız sırada bu karar alındı. Yapılan bu uygulamanın tamamen siyasi olduğunu düşünüyoruz” dedi.</p>

<p>Güler&nbsp;Temel,&nbsp;konuşmasının devamında ise alsfalt plentinin bu hafta içersinde geleceğini yeni bir alan belirlemek için çalışmalara başladıklarını,&nbsp;projeyi en kısa süre&nbsp;içerisinde hayata geçirerek&nbsp;ilçe halkına kazandıracaklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler, Siyaset</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/ercis-belediyesinin-asfalt-santiyesi-projesi-ced-raporuna-takildi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Oct 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/uploads/2024/10/ekran-resmi-2024-10-21-184157.png" type="image/jpeg" length="81759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Afganistan: İmparatorluklar mezarlığından kadınların direnişine]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/afganistan-imparatorluklar-mezarligindan-kadinlarin-direnisine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/afganistan-imparatorluklar-mezarligindan-kadinlarin-direnisine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD hükümeti 20 yıldır aralıksız savaştığı Taliban'la anlaşarak, Afganistan’ı, Taliban yönetimine devretmiş oldu. Çekilmeden hemen sonra Taliban da, çok kısa sürede vilayet merkezlerini ele geçirdi ve 15 Ağustos'ta pek bir direnişle karşılaşmadan Kabil'e girmesi ve Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin başka yetkililerle ülkeyi terk etmesiyle tam kontrolü yeniden elde etmiş oldu.</p>

<p>Fakat Taliban dediğimizde akıllarda sürekli olarak acımasız bir şekilde uyguladığı kurallar, cezalar ve özellikle kadın ve de kız çocuklarının kamusal alandaki varlıklarına müdahaleler gelmekte. Böylelikle Taliban, ele geçirdiği yerlerde hükümete bağlı okulları, hastaneleri ve mahkemeleri de kapatarak kendi acımasız kurallarını uygulamaya koydu.</p>

<p>Kadınlara uygulanan bu politikalara karşı hayatının belli süresini hem eğitimi için hem de güvenliği için erkek kılığında giyinen ve sonra Afganistan’da kadınlar için eğitim, kamusal alana katılım, sağlık ve kadınların politikada söz sahibi olması için mücadele eden ve de uluslararası tanınırlığını Afgan kadınları için kurduğu Kadınların Siyasi Katılım Ağı (WPPN) çalışmalarıyla bilinen aktivist ve gazeteci Nilofar Ayoubi ile konuştuk.</p>

<p><img alt="thumbnail_Nilofar (1)" class="img-fluid detail-photo" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/uploads/2023/11/thumbnail-nilofar-1.jpg" style="width: 100%" / width="960" height="525"></p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Erkek kılığında giyinmem aktivizmi ateşledi</b></p>

<p></p>

<p>Erken yaşlarda Taliban’la şiddetli bir biçimde karşılaşmaya başlayan Ayoubi, Hayatının tehlikede olduğu dönemlerde erkek kılığında okuldaki eğitimine devam ettiğini ve bu durum onun kadın hakları konusunda aktivist olmasına yol açtığını dile getirdi. Nilofar Ayoubi, ‘’Afgan bir girişimci, anne, &nbsp;aktivist ve gazeteciyim. Afganistan'daki kadınların ve kızların hakları ve de haklarının güçlendirilmesi için mücadeleye adamış biriyim. Taliban'ın baskıcı yönetimi altında büyüyen kızların hayatlarına getirilen sınırlamaları ilk elden deneyimledim. &nbsp;&nbsp;Çocukluğumun büyük bölümünü ve güvenliğini ve de okula erişimini sağlamak için babam tarafından erkek &nbsp;kılığında giyinmek zorunda kaldım ve ilham aldım. Bu durum Nilofar'ın ilk deneyimleri, aktivizmimi ateşledi diyebilirim ‘’ dedi.</p>

<p><img alt="thumbnail_Nilofar" class="img-fluid detail-photo" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/uploads/2023/11/thumbnail-nilofar.jpg" style="width: 100%" / width="1280" height="720"></p>

<p></p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kadınlar ve yerel milisler Taliban politikalarına karşı direniyor </b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Afganistan’da, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle birlikte başta kadınlar olmak üzere birçok kesimlere baskıcı politikalar uygulanmaya başlandı. Taliban yönetimi özellikle kadınlara karşı eğitim, sağlık, ulaşım ve kamusal alandaki kadın varlığını uyguladığı baskı politikalarıyla izole etmeye çalıştı. Kadınların, Taliban’ın baskı politikalarına karşı direndiğini ve yalnız olmadıklarını dile getiren Ayoubi, ‘’Kadınlar, Taliban'ın baskıcı politikalarının doğrudan etkisiyle karşı karşıya kalarak Taliban'a karşı mücadelede önemli bir rol oynuyor. Ancak bu mücadelede yalnız değiller. Afgan güvenlik güçleri, yerel milisler ve etnik azınlık grupları da Taliban'ın kontrolüne direniyor ve haklarını savunuyor. Hem erkekler hem de kadınlar, bireysel çabalar ve örgütler aracılığıyla insan haklarını, demokrasiyi ve kapsayıcılığı aktif olarak savunurlar. Daha iyi bir Afganistan için verilen mücadele, Taliban'ın baskıcı yönetimine karşı birleşen çok çeşitli bireyleri ve grupları içeriyor‘’ diye ifade etti.</p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</b><img alt="Afghan and womens" class="img-fluid detail-photo" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/uploads/2023/11/afghan-and-womens.jpg" style="width: 100%" / width="685" height="386"></p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Filistin’deki insanlık dışı uygulamalara karşı sessizlik endişe verici</b></p>

<p></p>

<p>İsrail’in, Filistin’e uyguladığı savaş politikalarına karşı sessiz kalındığını ve uluslararası toplumun adil bir dünya için adım atması gerektiğini ifade eden Ayoubi, bu sürecin kadınlar içinde endişe verdiğini ifade etti. Ayoubi, ‘’Afganistan ve Filistin'de kadınların maruz kaldığı insanlık dışı uygulamalara karşı dünyanın sessizliği endişe verici. İnsan haklarını korumak ve daha adil bir dünyayı teşvik etmek için bu sorunları kabul etmek ve ele almak çok önemlidir. Uluslararası toplumun bu ihlallere karşı ses çıkarma ve ezilenlere destek verme sorumluluğu vardır. Farkındalığı artırmak, diyaloğa girmek ve değişimi savunmak önemli adımlardır. Hükümetler, kuruluşlar ve bireyler bu uygulamaları kınamak ve anlamlı çözümler bulmak için nüfuzlarını kullanmalıdır. Kadınlar için daha güvenli ve kapsayıcı bir ortam yaratmanın anahtarı işbirliği ve dayanışmadır. Sessizliği kırmak ve kadın haklarını aktif olarak desteklemek, adalet, eşitlik ve insan onuru için küresel bir harekete katkıda bulunabilir’’ diye konuştu.</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</b></p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kadın özgürlüğü için mücadele ediyorum</b></p>

<p></p>

<p>Taliban’ın iktidarı tekrar ele almasıyla birlikte kadınların hayatlarında genel anlamıyla olumsuzluklar barındıran sosyal durumlar her geçen bir yenisini de beraberinde getirmeye devam ediyor. Ayoubi, Afganistan’daki kadınların temel hak mücadeleleri için Kadınların Siyasi Katılım Ağı adlı oluşumunda aktif olarak bulunduğunu ve kadınlar için mücadele ettiğini dile getirdi. Ayoubi, ‘’Son yıllarda kadın haklarını ve siyasi katılımı teşvik eden çeşitli girişimlerde aktif olarak yer alıyorum. Kadınları barış görüşmelerine dahil etmeye ve Afgan kadınlarının temel insan haklarını savunmaya çalışan Kadınların Siyasi Katılım Ağı'nın (WPPN) kurucularından biri oldum. Nilofar, Afgan kadınları için eğitimin, iş fırsatlarının ve araba kullanma hakkının öneminin yanı sıra annelerin çocukları üzerindeki haklarının tanınması gerektiğini vurguluyor ve kadınların özgürlüğü için mücadele ediyorum’’ diye konuştu.</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Afganistan’daki kadınlar için kararlılık</b></p>

<p></p>

<p>Nilofar Ayoubi, Afganistan’da ailesinin &nbsp;tehdit altında olduğu dönemlerden bugünlere nasıl bir mücadele verdiğini ve yaşadığı tüm sorunlara karşı nasıl güçlü kaldığını sorduğumuzda Afganistan kadınlar için umutla kaldığını dile getirdi. Ayoubi, ‘’Mücadelemin kökleri baskıcı normlara meydan okuma ve Afganistan'daki kadınların ve kızların hakları ve güçlendirilmesi için mücadele etme kararlılığımdan kaynaklanıyor. Değişimin sesi ve daha kapsayıcı ve eşit bir toplum için umut ışığı olmaya devam ediyorum ‘’ diye ifade etti.</p>

<p></p>

<p><b>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/afganistan-imparatorluklar-mezarligindan-kadinlarin-direnisine</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Nov 2023 01:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/uploads/2023/11/afganistan-emrah-bakir.png" type="image/jpeg" length="76533"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yurtsuzluğun öteki adı: Kürt Sineması]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/yurtsuzlugun-oteki-adi-kurt-sinemasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/yurtsuzlugun-oteki-adi-kurt-sinemasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Emrah Bakır</strong></p>

<p><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Sinema Filmi yönetmeni Jean-luc &nbsp;Godard, "Fotoğraf gerçektir, sinema ise saniyede yirmi dört kere gerçektir" ifadesiyle sinemanın hayatımızdaki yerini ve önemini vurgulamıştır. Kürt sineması ve sinemacılarının yok sayma ve inkârlara karşı uzun ve de soluklu bir mücadele sonucunda kendini hem dünya sinemasına hem de içinde bulunduğu toplumsal koşullar başta olmak üzere birçok açıdan sinema ve filmlere katkıları her geçen gün artmaya devam ediyor. </span></span></span></p>

<p><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Sinemanın bir anlatma, odaklama ve gerçekliği kendini sürekli yeniden var olma mücadelesine dönüştüğü bu zamanlarda, sinema ve filmlerin önemini, Kürt sinemasının hem bugününü hem de gelecekteki sinemasını, Sînemaya Serbixwe ve sinema haber sitesi editörü Onur Rûmet Kaya ile konuştuk.</span></span></span></p>

<p><b><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:bold">Sinema ve film genel anlamıyla ne demektir? &nbsp;&nbsp;Tarihsel olarak ne tür değişimleri beraberinde getirmiştir?</span></span></span></span></b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Film, genel anlamda herhangi bir hikâyeyi, bir konuyu ya da bir olayı görsel ve işitsel araçlar yoluyla aktaran forma denir. Fotoğraftan kaynağını alarak zamanla saniyede 24 kare çekim ile görüntüleri ve sesleri kaydeden film, tarihsel süreç içerisinde edebiyat, tiyatro, müzik, felsefe, psikoloji, sosyoloji, tarih gibi hayatın birçok temel sanat ve bilim alanını da içerisinde barındırarak bağımsız sanat haline gelmiştir. Bu bağımsız sanat formuna "Sinema"&nbsp;bir diğer ismi ile "Yedinci Sanat" diyoruz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Yedinci Sanat, sessizden sesliye ve siyah-beyazdan renkli filme kadar birçok aşamadan ve evrimden geçmiştir; dramatik, komik, bilim-kurgu, korku, belgesel, animasyon v.s birçok türde kurgulu, belgesel, yarı kurgu-belgesel tarzda çekilen kısa, uzun, orta metrajlı filmlerden oluşmaktadır. Zaman içerisinde çeşitli yeni türler de oluşacaktır. Film, genelde bir senaryonun olay örgüsü üzerinden çekilir, karakterlerden, olay ve diyaloglar üzerinden şekillenir. Filmi yöneten kişi yönetmen ki bu bazen aynı zamanda filmin senaristi de olabilir, senaryo metni ile kafasında kurguladığı veya düşündüğü, bazen de anlık gelişen zihnindeki duygu ve düşüncelerden oluşan hareketli resimleri görüntü olarak kamera ile kaydeder ve oyuncuları senaryonun akışına göre yönlendirmiş olur. Filmin bitiminde ise kurgu süreci, ses ve en sonunda post-prodüksiyon aşaması tamamlanır. Sinema filmleri milletler arası iletişimi arttırarak çeşitli önyargıları kıran ve empati duygusunu güçlendiren ve toplumsal-bireysel konuları anlatan hayati derecede önemli bir araç işlevi görebilir. Yedinci sanat olarak nitelediğimiz birçok sanat kuramcısı tarafından bir üst olarak görülen sinema, sanatsal ve düşünsel olarak ifade de güçlü bir nitelik taşır, günümüzde sinema perdesi formu geçmişe göre zayıflamış olsa da yaygınlaşan dijital platformların ve televizyonların da etkisi ile halen günümüzde önemli bir endüstri haline gelmiştir. Salt ticari sinemanın etkisinden kurtulmuş bağımsız sinema diye bir akımda vardır, genellikle auteur yönetmenler tarafından var olan ve genel olarak sinemayı etkileyen, güçlendiren ve ona ruh katan.</span></span></span></p>

<p></p>

<p><b><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:bold">Kürt sinemasının, sinema motifleri nelerdir ve ne tür değişimler yaşamıştır?</span></span></span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Kürt sineması, tarihsel olarak Kürt kültürünün, tarihinin, mitolojisinin, toplumsal konular ile çeşitli bireysel deneyimlerin genellikle kurgulu film ve belgesel filmler aracılığıyla aktarılması üzerinden kendini var eder. Kürt sineması içerisinde çekilen filmlerde temalarını Kürt kültüründen, tarihinden, mitolojisinden, birlikte yaşanılan halkların kültürleri den ve yakın dönemdeki yaşanmışlıkların hikâyelerinden alır. Aidiyet ve göç olgusu, Kürt diline ve yaşadığı topraklara duyulan özlem, Kürt dilinin yaşatılması sıklıkla işlenen önemli konulardır. Tüm dünya sinemasında olduğu gibi Kürt filmlerinde de modernizmden kaynaklı olarak bundan etkilenen aile yapısı, toplumsal ilişkiler ve bireyin toplumdaki rolü gibi temel konular anlatılan bilmektedir. Sovyet sinemasında örnekleri bulunan, Yılmaz Güney’in bazı filmleri ile kültürel kodlarını bulan Kürt sineması zamanla değişimlere uğrayarak 90’ların sonu ve özellikle 2000’li yıllarla beraber bir canlanma göstermeye başlamıştır. Özellikle 2000’den sonra daha çok bağımsız film yönetmeni ve yapımcısı ortaya çıkmıştır ve eskiye göre daha çok Kürtçe filmler çekilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise film endüstrisinin daha belirgin bir hal alması ve teknolojik gelişmelerinde kolaylaştırıcı etkisi ile Kürt sineması filmleri, daha fazla görülür olmakta ve dünyadaki önemli film festivallerinde gösterim şansı bulmakta, daha fazla tanınmakta, bir çok dalda ödüller kazanmakta ve sadece Kürt illerinde değil içerisinde birçok Avrupa ülkesinin, Amerika'nın ve Rusya'nın da yer aldığı ülkelerde Kürt film festivalleri düzenlenmektedir. Kürt filmlerindeki sayıca artış tema olarak çeşitliliğe ve özgün tarzda film çeken yönetmenlerin ortaya çıkmasına, teknik ve estetik açılardan gelişim ve değişimlere de yol açmaktadır. </span></span></span></p>

<p></p>

<p><b><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:bold">Sizce Kürt sineması küresel ölçekte ne durumdadır çağa ayak uyduruyor diyebilir miyiz?</span></span></span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Geldiğimiz noktada şunu söyleyebiliriz, yukarıda da belirttiğim gibi özellikle 21. yüzyılın başlangıcı olan 2000’li yıllarla birlikte Kürt sineması önemli ve belirleyici gelişmeler gösterdi. Kürt kültürünü, mitolojisini, tarihini, sanatını ve toplumsal konuları beyaz perdeye aktaran Kürt sineması özellikle son çeyrek asırdan fazladır Kürtlerin yaşadığı parçalardaki gelişmelerden ve teknolojik imkânların kolaylaştırıcı etkisiyle, metropollerde, diasporada yaşayan Kürt yönetmenlerin çektiği filmler ile birlikte geniş bir izleyici kitlesine hitap etmeye başlamıştır. Dahada belirgin hale gelen ve gelişme imkânı bulan sinema ve film endüstrisi, dijital platformların yaygınlaşması, gösterim imkânlarının video siteleri ile artması Kürt filmlerini de olumlu anlamda etkilemektedir. Film endüstrisi erken gelişen ülkelere göre Kürt sineması, seyirci bakımından ve sinema sanatının imkânları açısından halen gelişme göstermektedir. Teknolojik gelişme açısından farklı boyutlara ulaşan bu alandaki gelişmeler konusunda kesin bir değerlendirme yapabilmek için daha fazla verilere ihtiyaç vardır. </span></span></span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:bold">Peki son zamanlarda Kürt sinemasına yönelik çalışmaların ve bağımsız yönetmenlerin çalışmalarını nasıl değerlendirmek gerekir?</span></span></span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Ancak, dünya üzerindeki birçok kültürün sinemalarına oranla daha fazla tanınır halen gelen Kürt sineması filmleri, uluslararası film festivalleri, yerellerde, metropollerde, diasporada gerçekleştirilen film festival programları, son yıllarda hayatımıza daha çok girmeye başlayan dijital platformlar ve sosyal video platformları ile daha fazla seyirci kitlesine ulaşmıştır. Uluslararası bir seyirci kitlesi elde eden Kürt sineması, daha fazla bağımsız film yönetmenin ortaya çıkması ve film endüstrisinde yaşanan gelişmeler ile sinema sanatı açısından daha farklı imkânları bulacaktır.</span></span></span></p>

<p></p>

<p><b><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="background:#ffffff"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:bold">Sinema ve film sistemine dair ne tür eleştiriler yapabiliriz? </span></span></span></span></span></b></p>

<p></p>

<p><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="background:#ffffff"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Film gösterim imkânlarından kaynaklı ve film festivallerinden dolayı Kürt sineması filmlerinin de izleyiciye ulaşması konusunda sıkıntılar yaşadığı görülüyor. Ben sinema haberciliği konusunda çalışan, sinema yazıları, söyleşileri, değerlendirmeleri, içerikleri hazırlayan biri olarak şunu söyleyebilirim, festival programlarının uzak olmasından ve birçok festivalde online gösterimlerin olmaması sebebiyle birçok sinema yazarı gibi çoğu filmleri izleyemiyorum. Film festivallerinin normalde sinema yazarlarını ve habercilerini festival programlarına çağırması gerekiyor. Ama maalesef çok az festival sinema yazarlarına, muhabirlerine ve eleştirmenlerine davetiye gönderiyor. Sinema sanatının gelişebilmesi ve çeşit edilebilmesi için sinema yazarlarının da olması gerekiyor, sinema tarihini etkileyen bir çok büyük yönetmen aynı zamanda sinema yazarıydı, tüm dünya sinemasını etkileyen Fransız Yeni Dalga akımını başlatan yönetmenler, André Bazin, Eric Rohmer, Jacques Rivette gibi öncü sinema teorisyeni ve sinemacıların sinemaya dair duygu ve düşünceleri ile filmlerini geliştirmiş ve belli bir noktaya ulaşmıştır. Dolayısıyla sinema kuramı ve yazını sinema sanatı açısından tarihsel süreçte hep belirleyici ve hayati bir konumdadır. </span></span></span></span></p>

<p></p>

<p><b><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="background:#ffffff"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:bold">Kürt sinemacılar arasında bir birlik ve dayanışmanın olduğunu söyleyebilir miyiz?</span></span></span></span></span></b></p>

<p></p>

<p><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="background:#ffffff"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Kürt sinemacılar birlik ve dayanışma konusu, genel olarak bakıldığında sinemacıların deneyimlerine, hayat görüşlerine ve sinema sanatı konusundaki düşüncelerine göre değişiklik gösterebilir. Çünkü her dünya milleti gibi Kürtler de homojen değiller ve dolayısıyla çeşitli düşüncelerden ve dünya görüşlerinden sinemacılar var olacaktır. Ancak, Kürt sinemasında filmler çeken sinemacılar arasında var olan ortak temalardan, kültürel bağlantı ve benzerliklerden kaynaklı aralarında dayanışma ve birlik duygusu oluşmaktadır. Coğrafi uzaklıklar Kürt sinemacılar arasında bazı iletişim ve birlikte çalışma durumlarını zorlaştırabilir, ama son yıllarda yaşanan teknolojik imkânlar bir çok şeyi kolaylaştırmaktadır. Birçok film festivalinde, diğer film etkinliklerinde ve sinema topluluklarında bir araya gelen ve tanışan Kürt sinemacılar bir araya gelebilmekte ve yeni projelerini hayata geçirebilmektedir. Sinemacıların dayanışması ve birliği konusu kişilere ve grupların durumlarına göre değişiklik gösterebilir, ancak genel olarak bakıldığında var olan ortak temalar, kültürel düzlem ve film festivalleri ile teknolojinin imkânları Kürt sinemacılar arasındaki dayanışma ve birlik duygunu oluşturmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p></p>

<p><b><span class="15" style="font-size:12.0000pt"><span style="background:#ffffff"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000"><span style="font-weight:bold">Sizce yurtsuzluk Kürt sinemasının filmlerine etkisi nedir?</span></span></span></span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="background:#ffffff"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#000000">Kürt sineması, geniş bir coğrafyada yaşamakta olan Kürtlerin kültürünü, tarihini, sanatını, toplumsal meseleleri ve güncel yaşam deneyimlerini aktaran filmler olarak şekillenmektedir. Yurtsuzluk, sınır ve göç konuları da tarihsel bağlamından bakıldığında Kürt sineması açısından önemli temalardır, çünkü Kürtler yaşadıkları coğrafyanın yanı sıra birçok nedenden dolayı metropoller, büyük şehirler, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesine göç etmek zorunda kalmıştır, bundan dolayı da yurtsuzluk ve göç olguları da Kürt sinemasını etkileyen başlıca temalardandır. Kürt kültürüne, diline ve yaşamına duyulan hasret Kürt sineması filmlerinde sıklıkla işlenmektedir; göç hikâyeleri, yaşam mücadelesi, değişmekte olan kültürel dinamikler ve etkileşim ve çağın etkilerini birlikte ele alan filmlerin sayısı fazladır. Bu konuda yapılan akademik makale ve araştırmaların sayısında da artış yaşanmaktadır, son yıllarda birçok kitap yayınlanmıştır. Sinema da diğer sanat dalları gibi yaşanmışlıklardan kaynağını bulur ve yeni bir gerçeklik yaratır, Kürt sinemasında da yurtsuzluk ve göç temalı filmler önemli ve belirleyici temalardandır.</span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/yurtsuzlugun-oteki-adi-kurt-sinemasi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Nov 2023 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/uploads/2023/11/erhan-kopyasi-2.png" type="image/jpeg" length="30784"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SENED Derneği kurucusu Saed Nahhas: Ayrımcılık ekonomiyi etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/sened-dernegi-kurucusu-saed-nahhas-ayrimcilik-ekonomiyi-etkiliyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/sened-dernegi-kurucusu-saed-nahhas-ayrimcilik-ekonomiyi-etkiliyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’da engelli göçmenlere yönelik çalışma yürüten VİED ve Gaziantep merkezli SENED Derneği ortak proje kapsamında çalışmalarına başladı. SENED, bu ortaklaşma kapsamında Van’da yaşayan engelli göçmenlerin yaşadıkları sorunları değerlendirip güçlendirmek için çalışmalar yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Yeşim Karaağar</strong></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">SENED 2013 yılında Gaziantep’te kurulmuş bir dernek ve kurucuları arasında Türkiye vatandaşı akademisyenler ile Suriyeli göçmenler bulunuyor. 2011-12 yıllarında başlayan göçmen akınlarında özellikle engelli göçmenlere destek olmak için kurulan derneğin Proje Sorumlusu Psikolog Deniz Kaya, projenin içeriğinde; konuşma terapisi desteği, psikososyal destek, korunma ihtiyaçlarının giderilmesi, kadın temelli ve gençliğin güçlendirilmesi gibi çalışmaların yer aldığını belirtiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Temel odak noktası engelli göçmenler olan SENED’in Proje Sorumlusu Deniz Kaya, engelli göçmenlerin sosyal haklarının Türkiye vatandaşı olan engellilere göre daha kısıtlı olduğunu söylüyor. “Erişebildikleri hizmetler çok sınırlı,” diyen Kaya, derneğin neden engelli göçmenlerle çalıştığını da açıklamış oluyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘Sorunların fark edilmesi için çalışıyoruz’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Derneğin sadece Suriyeli göçmenleri değil, Türkiye sınırları içerisinde yer alan bütün göçmenleri kapsadığını vurgulayan Kaya, “Engelli bireylerin hastaneye ulaştırılması, servis sağlanması yanında göçmenlerin hak savunuculuğunu da üstleniyoruz. Engelli göçmenlerden oluşan bir grup, hak odaklı çalışmalar yürütüyor. Ortaya konan sorunların hem kamu hem de gerekli kurumlar tarafından fark edilmesi için çalışıyoruz,” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Düzensiz göçün büyük bir sorun olduğunu söyleyen Kaya, “Ama gelinen noktada insan haklarına bakış açısı biraz daha ön plana çıkıyor. Karşıdakinin bir insan olarak var olma, yaşama hakkı, özgür olma hakkı konusunda doğan sorunun sebebi aslında sosyoekonomik süreç,” diye kaydediyor. </span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘Kayıt dışı işçilik göçmenler için büyük bir sorun’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kaya, deprem sonrası artan göçmen karşıtlığına ilişkin, bir düşman arayışı içerisinde olunduğunu ve zayıf olan, hassasiyeti bulunan grubun zedelenmeye daha açık duruma geldiğini vurguluyor. Kaya, “Bunu bu kadar tırmandıran olumsuz politik söylemler oldu. Sadece göçmen düşmanlığı üzerinden var olan söylemler…” diye ekliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik durumun sadece göçmenlerle açıklanabilecek bir olgu olmadığını söyleyen Kaya, “Bunun içerisinde binlerce neden var. Tüm işsizliğin kaynağı göçmenler midir, değil. Ancak göçmenlerle beraber doğan esas sorun şuydu: Kayıt dışı işçilik. Bu göçmenlere de zarar veren bir olgu. Sigorta altına alınmamış, düşük ücretle çalışan, hiçbir sosyal hakkı bulunmayan ve sürekli tehdit altında süren bir çalışma ile yüz yüze kalıyor göçmenler. Göçmenler de mağdur çünkü kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakılıyorlar. Kayıtlı işçiliğin artırılması belki bu sorunun çözümü olacaktır,” diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Göçmenlerin de ekonomik krizi yoğun bir şekilde hissettiğini belirtiyor Kaya. Ev kiralarındaki artışlar, şehirlerarası geçişlerin kısıtlı olması, kapalı mahalle uygulamaları gibi nedenlerle yoğun bir şekilde farklı bölgelere dağılma gerçekleştiğini söylüyor Kaya. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Türkiye’de şu an 3 buçuk milyona yakın Suriyeli mültecinin bulunduğunu aktaran Kaya, “Bu insanların tahmini burada olma süresi 8 yıl gibi bir süre. Burada dil öğrendiler, çocuk sahibi oldular, yerleştiler. Geri dönüşleri zor,” diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gönüllü geri dönüşlerin herkes için talep edilen yöntemlerden biri olduğunu hatırlatan Kaya, “Ekonomik koşulların geri dönüşü doğurması için ülkelerinde daha iyi koşulların olması gerekiyor. Geçici koruma, kalıcı bir sorun değil. Yarın ne olacağı belli değil,” diyor. </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘İnsanların acı çektiğini görünce hayatım değişti’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">SENED Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Saed Nahhas, 2012 yılında Türkiye’ye geldiğini ve Suriye’de iş insanı olduğu için daha önce de çok sık Türkiye’ye gelip gittiğini söylüyor. Türkiye’ye ilk geldiği yıl çalışma izni alıp iş yerini açtığını söyleyen Nahhas, “Ardından bu derneğin kurulmasına önayak oldum,” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Şu an mülteci statüsünde olmayan Nahhas, çalışma izni ile ikametgâhını sürdürüyor. Suriye’de iken hayatının tamamen iş odaklı olduğunu söyleyen Nahhas, “Suriye’de çatışmaların başlaması ile beraber insanların acı çektiğini görünce hayatım değişti. O saatten sonra hayatımın yüzde 70’i insanlara yardım etmek yüzde 30’u ise işim oldu,” diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Dernek kurma fikrinin nasıl oluştuğunu sorduğumuzda şunları kaydediyor, 2012 yılında Türkiye’ye ilk geldiğinde, her gün sınırdan gelen kadınların, çocukların, engellilerin yıkılmış, bombalanmış köylerinden geldiklerini ve yaralı olduklarını söylüyor Nahhas ve ekliyor: “Yeni bir yerdelerdi ve ne yapacaklarını bilmiyorlardı.”</span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘Daha rahat hareket etmek istiyoruz’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Dernek olarak çeşitli sorunlar yaşadıklarını aktaran Nahhas, “Çalışma izni ile ilgili sorunlar yaşıyoruz. Yıllık 4 milyona yakın vergi ödüyoruz. Yerel halkı işe almaya dikkat ediyoruz. Göçmenleri işe aldığımızda sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Deprem sonrası ekip olarak bütün bölgelerde çalıştık. Biz teşekkür istemiyoruz. Ancak daha rahat hareket etmek istiyoruz. Çalışma izinleri konusunda,” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Nahhas, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada artan bir göçmen karşıtlığı olduğunu ve bunun karşısında üzgün olduklarını söylüyor. Nahhas, “Yarısı farklı ülkelerde yaşamak zorunda kalan ve 1.1 milyon insanın öldüğü bir ülkenin vatandaşayız, bu yaklaşımlardan dolayı üzgünüz,” diyor. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘En büyük dileğim yasaların eşit bir şekilde uygulanabilmesi’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Nahhas, Türkiye’ye eski gibi yatırımların yapılmadığını bunun sonucunu sadece göçmenlerin değil ülkede yaşayan herkesin gördüğünü söylüyor. Nahhas, “İlk geldiğimizde insanların alım gücü vardı ancak şu an tüm aile çalışıyor, ama yaşamını sürdürmekte zorlanıyor,” diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Göçmenlerin geri gönderilmesi ile birçok iş kolunun etkilendiğini söyleyen Nahhas, “Endüstri, tarım, tekstil gibi iş yerleri boşalmaya başladı. Ayrımcılık ekonomiyi etkiliyor,” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Nahhas, son olarak en büyük dileğinin hem Suriye hem de Türkiye için yasaların eşit bir şekilde uygulanabilmesi olduğunu söylüyor.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/sened-dernegi-kurucusu-saed-nahhas-ayrimcilik-ekonomiyi-etkiliyor-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Nov 2023 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/uploads/2023/11/erhan-kopyasi.png" type="image/jpeg" length="52548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın sigortacılar: ‘Kadınların yapamayacağı hiçbir iş yoktur’]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/kadin-sigortacilarkadinlarin-yapamayacagi-hicbir-is-yoktur-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/kadin-sigortacilarkadinlarin-yapamayacagi-hicbir-is-yoktur-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’da sigorta acentesi sahibi kadınlar, işlerinin stresli olduğunu fakat kadınların her meslek grubunda çalışabileceklerini söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Yeşim Karaağar</strong></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Van’da toplam 316 sigorta acentesi bulunuyor. Neredeyse her sigorta acentesinde kadın çalışan görmek mümkün. Sigorta acentesi sahibi kadınların sayısı her ne kadar az olsa da sektörde kadın çalışan olması bir aşinalık yaratmış durumda. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Birsen Kaçan, 9 yıldır sigorta sektöründe çalışıyor. Ailesini tutucu olarak tanımlayan Kaçan, ablasının sigorta acentesi açmasından dolayı sektöre giriş yaptığını söylüyor. İşi stresli diye tanımlayan Kaçan, çalışma arkadaşı bulamadığından yakınıyor. </span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘Kadınlar hataların önüne sürülüyor’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kaçan, “Kadın sigortacılara baktığım zaman, erkeklerin karşı cins algısı istesek de istemesek de var,” diyor. Bu bakışın kadın sigortacıları ya daha nazik ya da daha erkeksi bir duruş takınmak zorunda bıraktığını aktarıyor Kaçan. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Müşterilerin kadın çalışanlara karşı biraz daha nezaketli davrandığını söyleyen Kaçan, bu yüzden sigorta acentelerinin hepsinin mutlaka kadın personel çalıştırdıklarını belirtiyor. Yanlış bir işlem yapıldığı zaman kadınları öne süren işverenlerin olduğunu vurgulayan Kaçan, bunun yanlış bir davranış olduğunu ve kadınların da bunu kabul etmemesi gerektiğini söylüyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘Araç sigortası dışında talep yok’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sigortaya talep olup olmadığını sorunca, “Erkekler; evlerinden, eşlerinden, ailelerinden daha çok arabalarına önem veriyorlar. O yüzden sigortacılık iyi. Ama şirket oto dışı yan branş isteyince dezavantajlı bir şeye dönüşüyor. Konut sigortaları, DASK, sağlık sigortaları gibi. Ama buralarda pek talep yok bunlara,” diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bölgede araç sigortası dışında talebin pek olmamasının dezavantaj olduğunu belirten Kaçan, diğer illerdeki ilişkilerine dayanarak sigorta yaptıklarını ve dengeyi böylece sağlayabildiklerini söylüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Van’ın deprem bölgesi olması sebebiyle sarsıntılar olunca deprem sigortası talebinin olduğunu fakat yineleme zamanında kimsenin gelmediğini belirtiyor Kaçan. </span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Enflasyona karşı duran iki sektör: Noter ve Sigorta Acenteleri</span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sigorta fiyatlarının son 5 yılda yüzde 500’den fazla arttığını söyleyen Kaçan, “Biz komisyoncuyuz. Fiyat arttıkça biz kazanıyoruz. Enflasyona karşı şu an en çok sağlam duran sektör; noterler ve sigortacılar,” diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kaçan, sigortasız araç kullanılamayacağını söyleyerek, “Örneğin; polis var sigortasız gezemezsiniz, mecburen yapmak zorundasınız. Sigorta yapmadığınız zaman bir kaza durumunda ya da polise yakalandığınız zaman ağır bedelleri oluyor,” diye ifade ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sadece 5 tane kadın müşterisi olduğunu söyleyen Kaçan, “Diğer bütün muhataplarım erkek. Erkek olunca size de sirayet ediyor. Onlar gibi olmaya başlıyorsunuz, onlar gibi konuşup, onlar gibi davranmaya başlıyorsunuz. Bunu da evde kadınlar çok olduğu için onlarla dengelemeye çalışıyorum,” diyor. </span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘Her an yoldan çıkabilirsiniz’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sigorta sektöründe büyük paraların döndüğünü söyleyen Kaçan, “Her an yoldan çıkabilirsiniz. Çok büyük paralar, ama çok büyük veballerle… Buna tenezzül etmemek önemli. Biz 12 yıllık firmayız, ama orta halliyiz. Açgözlü biri sektöre girerse piyasanın tozunu atar,” diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">En kötü sigortacının şu an günlük kazancının 2 bin olduğunu ifade eden Kaçan, “Enflasyonun asla dokunmadığı iki sektör; noterle ve sigortacılardır. Ekonomik kriz bizi faturalar ve kira açısından etkiledi, ama kâr oranımızda düşüş olmadı. Enflasyon yüzde 180 arttı, ama sigorta fiyatları yüzde 500 arttı. Benim gelirim de yüzde 500 arttı,” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">İnsanların sigorta yaptırıp kasko yaptıramadıklarını bunun da bir gelir kaybına neden olduğunu belirten Kaçan, “Bahsettiğim fiyat artışıyla baz alındığı zaman 5 ay önceki hesaplarımla şu anki hesaplarıma baktığım zaman ben yine çok kazanmışım,” diyor. </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<font face="Calibri">‘Kadınların yapamayacağı hiçbir iş yoktur’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Şehriban Kamer, sektörün bir diğer kadın yüzü. 2012 yılında sigorta sektörüne giren Kamer’in asıl mesleği muhasebe. Bir sigorta şirketinde çalışmaya başlarken işvereninin yönlendirmesi ile sigorta işini profesyonel bir şekilde öğrenip kendi şirketini kuruyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kamer, “Yaklaşık 10 yıl iki farklı acentede çalıştıktan sonra kendi işyerimi açtım. 2 yıldır kendi şirketimi kurmuş bulunuyorum,” diyor. Sektörün zorluluğunun personel olarak çalışma kısmında olduğunu söylüyor Kamer. Üniversite öğrencisi iken sigorta acentesinde çalışan Kamer, eleman olarak çalıştığı zamanlarda zorlandığını aktarıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Mesleğini sevdiğini söyleyen Kamer, bölgeden kaynaklı kadınların zorlandığını söylüyor. Sigortada erkek görmeye alışkın bir müşteri profili olduğunu belirten Kamer, “Kadınların yapamayacağı hiçbir iş yoktur. İsterlerse yaparlar,” diyor. </span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">‘Günlük harcamamızın daha fazlasını kazanmak zorundayız’</font></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">10 yıllık bir tecrübesinin olmasının kendisine artılar sunduğunu söyleyen Kamer, “Daha önce bu sektörde çalışmamış olsaydım zorlanırdım. İlk defa bir işe girişiyorsanız hele bir de kadınsanız zor oluyor elbette,” diye aktarıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">İşlerinin şu sıralar iyi olmadığını aktaran Kamer, sigorta fiyatlarının artmasının kendilerini etkilediğini söylüyor. Müşterilerin kendilerine, “Ben kaza yapmıyorum, param nereye gidiyor?” sorusuna yanıt olarak, “Onu bana değil devlete sormanız lazım,” dediğini söylüyor. Paranın hazine parası olduğunu kendilerinin ise sadece komisyon aldıklarını belirten Kamer, artan maliyetlerle ilgili ise şunları aktarıyor: “Giderler yetişiyor, yetişmek zorunda daha doğrusu. Günlük harcamamızın daha fazlasını kazanmak zorundayız. Bunun içinde daha çok çalışmamız gerekiyor. İlk başladığımda kira 2 bin iken şimdi 5 bin oldu. Uçuk rakamlarla karşılaşıyoruz.” </span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/kadin-sigortacilarkadinlarin-yapamayacagi-hicbir-is-yoktur-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Nov 2023 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/uploads/2023/11/f-6ryspxaaaczfx.png" type="image/jpeg" length="16412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Engelli Çocukların Okul Hayatındaki Gölgeleri: Akran Zorbalığı ve Çözüm Yolları]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/engelli-cocuklarin-okul-hayatindaki-golgeleri-akran-zorbaligi-ve-cozum-yollari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/engelli-cocuklarin-okul-hayatindaki-golgeleri-akran-zorbaligi-ve-cozum-yollari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Engelli çocuklar için akran zorbalığı büyük bir sorun oluyor. Adem Kuyumcu ve Psikolojik Danışman Halil Yavaş ile bu sorunun etkilerini anlamak ve çözüm yollarını bulmak için bir röportaj gerçekleştirdik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Haber: Melissa Feza Katlar</strong></h2>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Her yıl okulların açılması, engelli çocuklar ve aileleri için karşılaşılan zorlu süreçleri tekrar gündeme taşıyor. Son zamanlarda, bu konuda hem velilerden hem de öğretmenlerden gelen şikayetler dikkat çekiyor. Engelli Bakım, Rehabilitasyon ve İletişim Uzmanı Adem Kuyumcu, bu sürecin en büyük sorunlarından birinin akran zorbalığı olduğunu vurguluyor. Engelli çocukların yaşadığı zorbalık sorununu ele almak ve çözüm bulmak, toplumun tüm kesimlerinin iş birliği yapması ve bilinçlenmesi gereken bir konudur. Adem Kuyumcu ve Psikolojik Danışman Halil Yavaş ile yaptığımız röportajda akran zorbalığının ne olduğunu, engelli çocuklar üzerindeki etkilerini ve başa çıkma yollarını ele aldık.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><span style="font-size:14.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-weight:bold">Engelli Çocuklara Yönelik Akran Zorbalığının Farklı Yönleri</span></span></span></b></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Picture6.png" /></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Psikolojik Danışman Halil Yavaş, engelli çocuklara yönelik akran zorbalığının ne olduğu ve hangi biçimlerde ortaya çıkabileceği konusunda şu görüşleri paylaşıyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">"Özel gereksinimli çocuklar, bedensel yetersizlikten dil ve konuşma güçlüğüne, zihinsel yetersizlikten öğrenme güçlüğüne kadar farklı engel türlerine sahip olabilirler. Bu nedenle, akran zorbalığı da çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin, bedensel yetersizliği olan çocuklar spor faaliyetlerine katılmaktan alıkonulabilir ve sosyal izolasyon ve ayrımcılığa uğrayabilirler. Zihinsel yetersizliği olan öğrenciler, derslerde kendi hızlarında ilerlerken arkadaşları tarafından dalga geçilebilirler. Ayrıca, konuşma güçlüğü, işitme yetersizliği veya görme yetersizliği olan çocuklar daha çok sözel zorbalık davranışlarına maruz kalabilirler."</span></span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Picture7.png" /></p>

<p><b><span style="font-size:14.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-weight:bold">Zorbalığın Psikolojik Etkileri: Uyku Problemleri, Alt Islatma, Depresyon ve Akademik Başarısızlık</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Peki, bu tür zorbalığın engelli çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri neler?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yavaş, akran zorbalığının engelli çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini şu şekilde açıklıyor: </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">“Zorbalığa uğrayan çocuklar, okulu sevmeme ve okuldan nefret etme eğilimine girebilirler. Bu, okula gitmeme isteğiyle sonuçlanabilir ve çocuklar bedensel şikayetler gösterebilirler. Bu şikayetler fiziksel olabileceği gibi, aynı zamanda somatik tepkilerin de bir sonucu olabilir. Zorbalığa uğrayan çocuklarda uyku problemleri, alt ıslatma, depresyon, akademik başarısızlık, yeme bozuklukları gibi sorunlar da görülebilir. Arkadaşları tarafından dışlandıklarında ve oyunlara dahil edilmediklerinde sosyal kaygıları artabilir ve benlik saygısı azalabilir. Bu çocuklar, ileride sosyal ortamlara girmekten çekinebilirler, sosyal yaşama daha az katılabilirler ve yaşam doyumları düşebilir.”</font></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:14.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-weight:bold">Çocuklarınızın Özel Durumlarını Anlayın ve Okul Başarısını Destekleyin</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Halil Yavaş,bu sorunlarla başa çıkmak için ailelere, öğretmenlere ve diğer yetişkinlere yönelik öneriler de sunuyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yavaş, ailelere çocuklarının özel durumunu iyi tanımalarını ve bu durumun gerektirdiği ihtiyaçları anlamalarını öneriyor. “Aynı zamanda, çocukların okul yaşamındaki problemlerini anlamaya çalışmalı, onlara destek olmalı, öğretmenler ve psikolojik danışmanlarla iş birliği yapmalılar. Ayrıca, çocuklarına örnek olabilecek başarılı insanların hikayelerini paylaşarak cesaretlendirmeli ve rol modeller sunmalılar.” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Öğretmenlere ise, öğrencilerini iyi tanımaları ve bireysel farklılıklara saygı göstermeleri gerektiğini söylüyor. “Öğretmenler, özel gereksinimli öğrencilere yönelik öğretim yöntemlerini tercih etmeliler. Sınıf içinde ayrımcılığı ve dışlanmayı önlemek adına etkili stratejiler kullanmalılar. Ayrıca, okul psikolojik danışmanları da sınıflarda özel gereksinimli öğrencilere yönelik farkındalık geliştirici çalışmalar yaparak sürece destek olmalılar.” diyor.</span></span></p>

<p></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Picture8.png" /></p>

<p><span style="font-size:14.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><font face="Calibri">“</font></span></span><b><span style="font-size:14.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-weight:bold">Benlik Saygısı Yüksek Olanlar, Zorbaca Davranışlara Karşı Kendini İfade Edebilir ve Hayır Diyebilirler”</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Engelli çocukların kendilerini koruma ve destek alma konusunda nasıl güçlendirilebileceğini de vurguluyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">" Akran zorbalığına maruz kalan özel gereksinimli öğrenciler, kendini korumada akranlarına göre daha çok zorlanmaktadır. Bu sebeple akran zorbalığı ile mücadele edebilmesi için birtakım beceriler kazandırılmalıdır. Destek alabileceği kişileri bilmesi ve yardım isteme becerilerinin geliştirilmesi ilk olarak gereklidir. Yapılan zorbaca davranışlar karşısında kendini ifade etmesi ve hayır diyebilmesi için benlik saygısı yüksek olmalıdır. Özel gereksinimli öğrencilerin sosyal iletişim becerilerinin yüksek olması halinde, akranları tarafından sosyal kabulleri kolaylaşmaktadır. Bu öğrencilerin ayrımcılığa uğrama düzeyi düşmekte ve etkinliklere alınmama durumları azalmaktadır. Bu becerileri kazanmasında öğretmenleri ve ailesi destek olmalıdır.”</span></span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Picture9.png" /></p>

<p><b><span style="font-size:14.0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-weight:bold">Çocuklara Engellilik Kavramını Anlatırken İzlenmesi Gereken Yollar</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Adem Kuyumcu, ailelerin çocuklarına engellilik kavramını anlatmaları ve farklı zihinsel gelişim gösteren akranlarını anlayışla karşılamalarını ifade etmeleri konusunda önemli tavsiyelerde bulunuyor. Kuyumcu, " Normal gelişen çocuklarla engelli veya farklı zihinsel gelişim gösteren çocuklar arasında doğru iletişimi sağlamak için, engellilik kavramını somut ve gerçekçi bir şekilde açıklamanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Çocukların merak etmeleri ve soru sormalarının doğal bir durum olduğunu belirten Kuyumcu, "Öyle yaratıldı, öyle doğdu" gibi basit açıklamaların yetersiz olduğunu vurguluyor. Onun yerine, engelliliğin ne olduğunu anlayışla ve doğru bir şekilde aktarmanın önemine değiniyor. Engelliliğin korkunç, kötü veya acınası bir durum olmadığını ve engelli bireylere saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Kuyumcu, yanlış bilgi vermemek adına bu konuda hassas olunması gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca, çocuklara engelli veya farklı zihinsel gelişim gösteren akranlarının durumunu açıklarken, somut örnekler vermenin faydalı olabileceğini öneriyor. Örneğin, "Arkadaşının gözleri doğuştan veya sonradan yaşadığı bir sebeple görmüyor" veya "beynindeki bazı farklı gelişimler nedeniyle senin gibi düşünmüyor" gibi ifadeler kullanmanın anlayış ve empati geliştirmede yardımcı olabileceğini belirtiyor.</span></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/engelli-cocuklarin-okul-hayatindaki-golgeleri-akran-zorbaligi-ve-cozum-yollari-1</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Nov 2023 21:14:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/11/engelli_cocuklarin_okul_hayatindaki_golgeleri_akran_zorbaligi_ve_cozum_yollari_h342666_df547.png" type="image/jpeg" length="48278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de 2023 yılında yerel medyanın öne çıkardığı başlıklar]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/turkiyede-2023-yilinda-yerelmedyanin-one-cikardigi-basliklar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/turkiyede-2023-yilinda-yerelmedyanin-one-cikardigi-basliklar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Haber: Emrah Bakır</span></span></strong></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Türkiye haber merkezleri ve gazeteciler için bir vaha olmakla beraber aynı zamanda her geçen gün haber sitelerinin haber içeriklerinde artış ve farklılık oluşmaktadır. Yaşanan ekonomik krizin yazılı ve görsel basın üzerinde oluşturduğu tahribat, gerek haber içeriklerinde gerekse de habere ulaşmadaki diğer teknik sorunları beraberinde getirirken, dijital medyanın dönüşümü ve bunu yakalayamayan basın kurumları geleneksel olarak haberciliği sürdürmeye devam ederek, son zamanlarda basın alanında ‘dezenformasyonla mücadele yasası’ sonrası muhalif medya başta olmak üzere yerel kanallarda da olumsuz etkisini göstermeye başladı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;">Türkiye’nin belli bölgelerinde yayın yapan internet haber sitelerinin (15-30 Ağustos 2023, 430 haber ) günlük haber kategorilerini ve haber içeriklerini inceledik. Birbirinden farklı alanlarda olan gazetelerin kadın, ekonomi, sağlık, politika ve spor alanında ne tür haberler yayınlandığını, toplam sayısını, haberde kullanılan dil ve ifadeler başta olmak üzere yerel medya ve gazeteciliği karlılaştırması yaptık.</span></p>

<h2><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">                           Kadın konulu haberler ön planda </span></span></b></h2>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İzmir’de yayın yapan Dokuz Eylül Gazetesi, İzmir başta olmak üzere birçok gazeteci tarafından bilinen ve en çok takip edilen yerel gazetelerinden biridir. Yerelin sorunları başta olmak üzere; ulusal haberler, haber dili, fotoğraf seçimi ve haberde kullanılan dil gazeteciliğin reflekslerine bağlı kalarak oluşturulan bir yapıyı gözlemledik. Kadın haberleri ve yerel sorunların gündeme gelmesi, gazetenin ivedilikle üzerinde durduğu konular etrafında oluşturulurken, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik kriz ve krize bağlı yaşanan sosyal problemler de gerek özel haberlerde gerekse rutin haberlerde incelediğimiz zaman diliminde karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın konulu haberlerde hem görsellerde hem de haberde kullanılan dil, diğer haber sitelerine göre gazetecilik ve kamuoyu açısından gözetilerek bir haber değeri kazandırmaya çalışılmaktadır. Dokuz Eylül Gazetesi inceleme alanına aldığımız diğer yerel medya içeriklerine göre hem girilen haber sayıları açısından hem de sosyal medya da giderek haber içeriklerinin daha çok okunduğu ve etkileşim alan bir haber sitesidir.  Haber konuları ve dağılımının ana başlıkları şu şekildedir:</span></span></p>

<p></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın: (45)  </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın konulu haberlerde, kadına erkek tarafından uygulanan şiddet başta olmak üzere; kadınların kendi aralarında kurduğu dayanışma ağı, belediyelerin kadınların çalışmalarına yönelik yapmış olduğu yardımlar ve destekler ve kadınların spor alanında göstermiş olduğu başarılar kadın konulu haberlerde haber sitesinde ön plana çıkmaktadır. </span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ekonomi:(50) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ekonomi haberlerinde her geçen gün gelen zamlar karşısında insanların alım gücünün azalması ve konut fiyatlarındaki artış başta olmak üzere gıda sorunları üzerine haberler karşımıza çıkmaktadır. İktidar partisinin ekonomi alanında açıklamaları gündemi oluşturmaya devam etmektedir. </span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mülteci:(15) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Türkiye’ye sığınan göçmenler ve sosyal sorunları haberleştiren haber sitesi inceleme alanına aldığımız diğer haber sitelerine göre hem kadın haberlerinde hem de göçmenler konusunda daha geniş yelpaze de haberler sunmaktadır.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sağlık:(50) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Koronavirüs sonrası yaşanan sağlık ve gıda sorunlarının beraberinde getirdiği sağlık sorunları birçok medyanın ve yerel medyanın gündemi olmaya başladı. İncelemeye aldığımız haber sitesinde havaların aşırı sıcak olması ve yaşanacak sağlık sorunlarına karşı nasıl önlem almamız gerektiği konusunda ve tüketilmesi gereken gıda besinleri için etraflıca hazırlanmış 50 habere denk geldik. </span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor:(39) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Haber sitesi İzmir yerel spor karşılaşmaları ve diğer spor alanlarında yaşanan durumları haberleştirirken aynı zamanda büyük futbol kulüpleri arasında oynan maçlar başta olmak üzere dünya sporları alanında da 39 haber içeriğine denk geldik.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Politika: (40) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve milletvekillerinin gündeme ve de dış politikaya dair yapmış olduğu açıklamalar sürekli haber değeri kazanırken, yerel siyasete dair belediyelerin ve başkanların yapmış olduğu açıklamalar ve çalışmalarda haberlerde yerini almaktadır. Politika konulu 40 haber incelemesi yaptık.</span></span></li>
</ul>

<h2 style="margin-left: 54pt;"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">                 Ağrı’nın yerel sorunlarına dair haber yok </span></span></b></h2>

<p></p>

<p style="margin-left: 54pt;"><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">agri04haber.com Ağrı ilinde olan bir yerel haber sitesidir. Doğu Anadolu bölgelerinin önemli bir bölge olan Ağrı, başta geçim sorunları olmak üzere; altyapı, işsizlik, başka şehirlere yaşanan yoğun göç ve kadın sorunları haber sitesinde yer verilmemiştir. Ağrı’da 2022 yılında onlarca kız çocuğu yaşamını yitirirken (İntihar olduğuna dair derin şüpheler var )Ağrı yerel medyası ve inceleme alanına aldığımız haber sitesinde konuya dair bir haber göremediğimiz gibi, diğer yerel medya haber sitelerinde de konuya dair birbirilerinden haber takla attırdıklarını ve konuya dair derin araştırmalar yapılmadan haberi servis edildiğini gözlemlemekteyiz. Sitenin habere dair fotoğrafları bulanık ve haber fotosu kadraj dışına çıkmış teknik sorunlarla karşılaştık. Haber dili diğer haber sitelerinin aksine yazım yanlışını içinde barındırmaktadır. İncelemeye aldığımız haber sitesi haber konularının yanında il ve ilçelerdeki nüfuzlu insanların ölümlerini haberleştirirken, başsağlığı mesajı yayınlamaktadır. Haber sitesi kullandığı sosyal medyasında (X) haberleri iki ya da üç günde bir girmektedir. Böylelikle hem görünürlüğü hem de alacağı etkileşim azalmaktadır. Haber kategorileri ve dağılımları şu şekildedir: </span></span></p>

<p class="15" style="margin-left:90.0000pt"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın: (2) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İncelemeye aldığımız haber sitesinde kadın konulu haber sayısı 2 tane olarak karşımıza çıktı. Ve kadın konulu haberde kullanılan dil haber içeriğiyle uyumlu olamadığı gibi okuyucunun ilgisini çekemediği yönünde izlenimler edindik ve de güven veren bir site olmadığı yapmış olduğu haberlerde mevcuttur. Kadın konulu haberlerde kullanılan fotoğraflar bulanık ve pikseli düşük olduğundan gözleri yormaktadır.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ekonomi: (2) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Haber sitesi ekonomiyle ilgili 2 tane haber içeriğine denk geldik. Diğer yerel medya ekonomik sorunlarla ilgili ya da ekonomiye dair habere değinirken, incelemeye aldığımız haber sitesinde ekonomi haberleri azınlıkta kalmaktadır.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sağlık: (3) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sağlık haberleri nöbetçi eczaneler ve Ağrı ilindeki sıcak su kaynaklarıyla ilgili haberlerde yer almaktadır.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor:(2) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor haberleri ise büyük takımların haberlerini kapsamakla beraber yerelin spor müsabakalarını içermektedir.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Politika: (1) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Politika haberleri ister yerel isterse ulusal kanallar olsun hem haber içeriği olarak hem de güncelin bilgi kaynağı açısından en çok takip edilen haber konuları içinde barındırmaktadır. İncelemeyi ele aldığımız haber sitesinde politikaya dair net bir haber görememekle beraber seçim üzerinden aylar geçmesine rağmen hala seçim sonuçları haberine denk gelmekteyiz. </span></span></li>
</ul>

<h2 class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">                  Yerel sorunlara değinen haberler </span></span></b></h2>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Akdeniz bölgesinde yayın yapan haberantalya.com adlı haber sitesinin incelemeye aldığımız zaman diliminde haber konularını inceledik. Site sürekli yerel ve ulusal haberlerle ve de özel içeriklerle aktif olmakla beraber, haber dili, haberde kullanılması gereken başlık ve konuyla alakalı olan fotoğraf seçimi habere ve siteye olan güveni arttırmaktadır. Haber sitesi yerel haberlere konu olan asayiş ve turizm haberlerinin yanı sıra belediyelerin çalışmaları hakkında bilgi vermektedir. Haberlerin yarısı Antalya ile ilgili haberler.</span></span></p>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın: (10) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın çalışmalarına yönelik haberler ve kadına şiddet haberleri karşımıza çıkmakla beraber, kadınların başarı hikayeleri de haber konuları içinde değerlendirilebilir.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ekonomi: (30) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yerel ekonomik sorunlar başta olmak üzere, ulusal ekonomik sorunları haber sitesinde sıklıkla görüyoruz.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sağlık: (30)</span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"> Yaşanan aşırı sıcaklar ve sıcakların etkisiyle birlikte sağlık sorunları haber sitesinde dikkat edilmesi gerekilen sağlık sorunlarına yönelik haberler ve içeriklerle karşılaşırken, aynı zamanda sağlık sorunlarını diğer haber sitelerine göre ön plana çıkarmaktadır.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor: (16) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor müsabakaları ve sonuçları üzerine yapılan haberlerin yanı sıra Antalya ilinin spor takımlarının haberlerini sıklıkla görmekteyiz. </span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Politika: (30) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Politika konulu haberler, haber sitesinde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. İncelediğimiz haber örneklerinde bakanlar, milletvekilleri, cumhurbaşkanının ya da yerel siyasetçilerin gündeme dair açıklamaları ve demeçleri politika haber konularının bütünlüğünü oluşturmaktadır.</span></span></li>
</ul>

<h2 class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor haberleri ön planda </span></span></b></h2>

<h2 class="15"></h2>

<p class="15"><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Karadeniz bölgesinde Trabzon’da yayın yapan, kuzeyekspres.com adlı haber sitesi incelemeye aldığımız bir diğer haber kanalıdır. Site genel olarak tüm Karadeniz illerinde olan çevre olayları, asayiş, ekonomi ve kültür sanat alanında haber yapmaktadır. Site, sosyal medya hesabından yaptığı haberleri sürekli aktif tutmaya çalışan haber sitesi olmakla beraber politika ya da güncel siyasete dair haber içeriğine denk gelemedik. Ekonomi, sağlık ve spor alanında içerik üreten haber sitesi; kadın, politika, dezavantajlı gruplar ve yerel sorunlar karşısında haber içeriği gözlemleyemedik.  Haber kategorileri sırasıyla şu şekildedir: </span></span></p>

<p></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın: (5) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kadın konulu haberler, cinayet ve yaralama haberleri.</span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ekonomi: (23) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ekonomi haberleri Karadeniz ve Trabzon’daki ekonomi ve istihdam haberleri olmakla birlikte, ulusal konuları içeren haberler olarak karşımıza çıkıyor.</span></span></li>
</ul>

<p class="15" style="margin-left: 72pt;"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sağlık: (10) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sağlık haberleri salgın hastalıklar ve gıda ve sağlık konusundan alınması gereken önlemleri içeren haber içerikleri mevcuttur.</span></span></li>
</ul>

<p class="15" style="margin-left: 72pt;"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Politika: (2) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Politika konulu haberler sıralamasında diğer haber sitelerine göre siyaset ya da politika içerikli haberlerle karşılaşamadık. </span></span></li>
</ul>

<p class="15"></p>

<ul>
	<li class="15"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor:(25) </span></span></b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Spor konulu haberlerin sitede aktif olarak yer aldığını gözlemlemekle beraber, sosyal medya hesabından (X) spor haberleri sürekli servis edilmektedir. </span></span></li>
</ul>

<p></p>

<h2><b><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:Calibri">                Yerel basın kendini yenilemedikçe geleneksel habercilikten sıyrılamayacaktır</span></span></b></h2>

<h2></h2>

<p><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:Calibri">      Doğu Anadolu bölgesinde serbest gazetecilik Barış Dönmez, yerel medya ve yerel medyanın sorunlarını şu şekilde dile getirdi:</span></span></p>

<p style="margin-left:18.0000pt"></p>

<p class="15"><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yerel basın, gerek haber üretimi gerek ise haber dili açısında ne yazık ki, tekrardan kendini sıyırmadı. Hem maddi sorunlar hem de yetersiz üretim ile gelenekselleşen habercilik anlayışı dışına çıkamayan yerel basın, kurum haberciliği dışına çıkmak yerine benzer içerikler üretmeye devam ediyor. Yetersiz eğitim koşulları(seminer, panel) yüzünden benzer içerikler üreten gazeteciler, bunun gazetecilik sorumluluğu dışında bir iş gibi görmesine neden oluyor. Gazetecilik yapmak yerine, bir halkla ilişkiler ve kurum reklamları gibi içerikler üreten yerel basın kendini yenilemedikçe, geleneksel habercilik formatında kendini asla sıyıramayacaktır.</span></span></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"></p>

<p class="15"><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gerek ulusal gerekse yerel olsun, gazetecilik aynı tanımdadır. Gazetecilik faaliyetlerinin dürüst, etik ve tarafsız bir biçimde yapılma eylemidir. Bu eylemi gerçekleştiren gazeteciler, aynı sorumluluk ve ilkelerle habere yaklaşması lazım. Belli bir toplumun ya da topluluğun haber alma hakkını yerine getirmek, araştırmak, teyit etme eylemini gerçekleştirmek gazetecilerin görevidir. Bunu yapmak için nerede haber yazdığın değil, bu haberi nasıl bir yaklaşımla ele aldığın önemlidir. Yerel medyada çalışan gazetecilerin, habere yaklaşımı bu biçimde olması kaçınılmazdır. Aksi taktirde habercilik ilkeleri dışında bir gazetecilik faaliyeti yapmış olurlar.  </span></span></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"></p>

<h2 class="15"><b><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">                             Yerel medya bir kentin can damarıdır</span></span></b></h2>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="15"><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Araştırma kapsamına aldığımız Dokuz Eylül Gazetesi ve internet haber sitesi diğer yerel haber sitelerinden biçim; içerik, dil, görsel ve sosyal medya kullanımı konusunda ayrılmaktadır. Gazete çalışanlarının sorularımıza ortaklaşa verdiği cevaplar şu şekildedir:</span></span></p>

<p class="15"></p>

<p class="15"><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Dokuzeylul.com, doğru haberciliğe olan bakışı, alanında deneyimli ve uzman habercilerin kadrosunda bulunması nedeniyle diğer haber sitelerinden keskin bir şekilde ayrılıyor. Aslında, Dokuzeylul.com İzmir haberciliğin dijital yüzü diyebiliriz. Gerek haberlerde kullandığımız fotoğraflarımız gerek kullanılan dil gerçek haberciliğin dijital hali. Habercilikten uzaklaşmadığımız, halka haber vermek, bilgilendirmek olan vizyonumuzu kaybetmediğimiz sürece başarılı olacağımızı düşünüyoruz. Tam da bu noktada aslında yerel medyanın ne demek olduğunu da göstermiş oluyoruz. Yerel medya; bir şehrin, bir kasabanın, bir bölgenin nabzını tutmak, günün, haftanın gelişmelerini şeffaf ve objektif bir şekilde bölge halkına vermek demektir. Dokuz Eylül Gazetesi, Dokuzeylul.com, bu misyonu üstlenmiş durumdadır.</span></span></p>

<p class="15"></p>

<p class="15"><span style="font-size:11.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yerel medyada gazetecilik yapmak, aslında hem keyifli hem de meşakkatli bir iştir. Çünkü yerel gazete, Tv, radyo, dergi kısacası yerel medya kuruluşu o bölgenin sesidir, nefesidir. Kentin nabzını tutmak aslında çok da kolay bir iş değildir. Kentin siyasetini, ekonomisini, doğasını, dinamiklerini ve kanaat önderlerini iyi bilip, tanımak gerekiyor ki olayları, ihbarları, vatandaşa, kamuoyuna doğru aktarmayı sağlayabilmeli. Yerel medyada gazetecilik ulusal bir mecrada yapılan gazetecilikten daha zordur. Çünkü yerel medya kuruluşları çoğu zaman tek bir kişinin tekelinde olduğu için bir yanda bağımsız gazetecilik için mücadele ederken diğer yandan da ekonomik prangalar ile baş etmek zorunda kalınır. Özellikle artan maliyetler ( Kağıt, matbaa, uydu kirası vb) sebebiyle neredeyse her ay bir yerel kurumun kapandığını veya kapanmak üzere olduğunu duyuyoruz. Yerel medya bir kentin can damarıdır. Yerel medya ne kadar güçlü olursa, bu güç ulusal medya kuruluşlarına da o kadar yansır. Her geçen gün zorlaşan mesleğimizde, sonuna kadar mücadele etmeye ve bağımsızlık yolunda çabalamaya devam edeceğiz.</span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Türkiye’nin farlı bölgelerinden elde ettiğimiz araştırma sonuçlarına göre yerel medya önemli bir potansiyele sahip olmakla beraber bulunduğu bölgedeki yerel sorunlara değinen ve kamuoyu işlevini yerine getiren bir demokrasi aracıdır. Yerel medyanın temel sorunlarını şu şekilde sıralayabiliriz:</span></span></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1: Çalışanların ekonomik ve mesleğe dair sorunları</span></span></b></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">2: Bağımsız- ekonomik temelli oluşan ilişkiler</span></span></b></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">3:Medya, siyaset ve politikacı ilişkileri</span></span></b></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">4: Sosyal medyayı gazetecilik açısından aktif bir şekilde kullanamama</span></span></b></p>

<p class="15" style="margin-left:72.0000pt"><b><span style="font-size:12.0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">5: Haber yazımı başta olmak üzere kullanılan dil ve görsellerde eksiklik</span></span></b></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/turkiyede-2023-yilinda-yerelmedyanin-one-cikardigi-basliklar-1</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Oct 2023 12:43:24 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/10/turkiye_de_2023_yilinda_yerelmedyanin_one_cikardigi_basliklar_h342462_127ca.png" type="image/jpeg" length="13646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Diyarbakır Sur’da hafıza yok ediliyor”]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/diyarbakir-surda-hafiza-yok-ediliyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/diyarbakir-surda-hafiza-yok-ediliyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Sur içinin bir hafıza mekânı olma gerçekliği var. Oradaki toplumsal yapının bir hafızası var. Büyük bir oranda daha önce köyleri yakılmış, köylerinden göç etmek zorunda kalmış insanların yerleştiği bir alan. Onların orada geliştirdiği kolektif bir yapı var.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:#ffffff"><strong><span><span><strong>Bedri Adanır</strong></span></span></strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><span><span>Sur ilçesindeki çatışmalar ve ortaya çıkardığı maddi-manevi yıkım, bugünlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın festival programının 9. ayağı olan Sur Kültür Yolu Festivali ile bir kez daha gündeme geldi. Festivalin konser gibi etkinlikleri HÜDA-PAR ve Saadet Partisi tepkileri sonrası iptal edilirken festival kapsamındaki diğer etkinlikler 14 Ekim 2023 tarihinde başladı. </span></span></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span><span><strong>Festival kısmen iptal</strong></span></span></strong></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><span><span>Hür Dava Partisi’nin (HÜDA-PAR) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Turgut, İsrail-Hamas savaşı nedeniyle 14-22 Ekim tarihleri arasında gerçekleşmesi planlanan festival için “akıl tutulması” diyerek iptal edilmesini ve bütçesinin Filistin halkına gönderilmesini talep etmişti:</span></span><br />
<br />
<em><span><span><em><font face="Cambria">“Buradan sesleniyoruz! Halkımızın cebinden çıkan milyonlarca liraya mal olacak bu festivaller derhal iptal edilmelidir. Bu etkinliklere ayrılan bütçenin açlık, susuzluk ve yokluk yaşayan kardeş Filistin (Gazze) halkına gönderilmesi gerekmektedir.”</font></em></span></span></em></span></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><span><span>Festivalin iptalini isteyen bir diğer siyasi parti ise Saadet Partisi: Partinin Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Ergin de benzer gerekçelerle festivalin iptalini istemişti.</span></span></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span><span><strong>Sur’da Ne oldu?</strong></span></span></strong></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><span class="15"><span>Diyarbakır</span></span><span><span>'ın </span></span><span class="15"><span>Sur</span></span><span><span> ilçesinde, 2 Aralık 2015 - 10 Mart 2016 tarihleri arasında “özyönetim” talebiyle, </span></span><span class="15"><span>Türk Silahlı Kuvvetleri</span></span><span><span> ve </span></span><span class="15"><span>Emniyet Genel Müdürlüğü</span></span><span><span>'ne bağlı güvenlik güçleri ile </span></span><span class="15"><span>PKK</span></span><span><span>, </span></span><span class="15"><span>YDG-H</span></span><span><span> ve </span></span><span class="15"><span>YPS</span></span><span><span> mensupları arasında yaşanan çatışmalar sonucunda, Sur ilçesindeki Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde büyük bir yıkım gerçekleşmiş ve yaklaşık 20 bin insan ilçeden göç etmek zorunda kalmıştı. </span></span></span></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><span><span>Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu kentte büyük bir travmaya yol açan çatışmalar devam ederken “Sur’u Toledo yapacağız,” demişti. &nbsp;Binlerce insan evinden olurken Toplu Konut İdaresi (TOKİ) acele kamulaştırma kararlarıyla toplu konut inşasına başlamıştı. &nbsp;</span></span></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span><span><strong><font face="Cambria">“Yıkım çatışmalardan sonra da devam etti”</font></strong></span></span></strong></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><span><span>Konuyla ilgili çeşitli vesilelerle açıklamalarda bulunan Diyarbakır Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Üyesi Herdem Doğrul, Sur’daki yıkımın büyük bölümünün çatışmalardan sonra gerçekleştiğine ve bunun uydu fotoğraflarıyla tespit edildiğine dikkat çekiyor: </span></span></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p" style="margin-left:35.4000pt"><span style="background-color:#ffffff"><em><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span style="color:#343434"><em><font face="Cambria">“Bu yıkımların sebebinin çatışma olmadığı bizim daha önce hazırladığımız raporlarda çok açık şekilde görülüyor. Yıkım çatışma süreçleri bittikten sonra da devam etti. Burada bilinçli bir şekilde hafızaya bir saldırı var. Sur içinin bir hafıza mekânı olma gerçekliği var. Oradaki toplumsal yapının bir hafızası var. Büyük bir oranda daha önce köyleri yakılmış, köylerinden göç etmek zorunda kalmış insanların yerleştiği bir alan. Onların orada geliştirdiği kolektif bir yapı var. Üç, dört nesildir devam eden çocukluk anıları var. Çok daha öncesinde ise Ermeni toplumunun hafızası var. Bunların tamamı aslında yok edilmek istendi. Bu hafızayı yok etmenin en temel araçlarından bir tanesi de mekânı yok etmek. Yani mekân hafıza konusunda önemli bir temsiliyet sağlıyor.”</font></em></span></span></span></span></em></span></p>

<p class="p"></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span><span><strong>Sur’u turizme açma çabaları</strong></span></span></strong></span></p>

<p class="p"></p>

<p><span><span>Mimar Herdem Doğrul, binlerce insanın evlerinden edilip işsiz kalması, yüzlerce insanın ölmesi pahasına devam edilen </span></span><em><span><span><em><font face="Cambria">“Sur’u Toledo yapacağız!”</font></em></span></span></em><span><span>&nbsp;planının tutmadığı görüşünde: </span></span></p>

<p><em><span><span><em><font face="Cambria">“Turizm şirketlerinin günde onlarca tur düzenlenmesine ve büyük bir tanıtım çalışması yapılmasına rağmen karşılık bulmuyor. </font></em></span></span></em><em><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span style="color:#343434"><em>&nbsp;O beklenen rant, beklenen pazarlama sağlanamıyor. Ne yapıyorlar, bu sefer tekrar yüzünü yerele dönüyor. Yereli oraya çekmenin bir yolu olarak da bu festivalleri düzenliyor. İnşa etmeye çalıştığı yeni mekânı ve hafızayı bu festivaller yoluyla meşrulaştırmaya çalışıyor. Bizim nazarımızda da bu, Sur içinden göç eden 30 bin insanın hafızasına büyük bir saygısızlıktır.”</em></span></span></span></span></em></p>

<p></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span><span><strong>UNESCO: Sur tehlike altında</strong></span></span></strong></span></p>

<p class="p"><span style="background-color:#ffffff"><span><span>Bunun yanı sıra, yine Diyarbakır Mimarlar Odası, birkaç ay önce yayınladığı raporunda Sur ilçesindeki Hevsel Bahçeleri’nin önemli bir tarım alanıyken zamanla endüstriyel tarıma geçilmesiyle UNESCO’nun dünya kültür mirası olma özelliğini yitirdiğini ve bunun üzerine </span></span><span><span style="background-color:#ffffff"><span>UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin Sur’u &nbsp;</span></span></span><em><span><span style="background-color:#ffffff"><span><em><font face="Cambria">‘Tehlike Altındaki Dünya Miras Listesi’ne</font></em></span></span></span></em><span><span style="background-color:#ffffff"><span>&nbsp;almayı tartışmaya açtığı bir rapor yayınladığına vurgu yapılıyor</span></span></span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/diyarbakir-surda-hafiza-yok-ediliyor-1</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Oct 2023 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/10/diyarbakir_surda_hafiza_yok_ediliyor_h342412_3331b.png" type="image/jpeg" length="69189"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KHK ile işten atılanlar için AYM’den emsal niteliğinde yeni karar]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/khk-ile-isten-atilanlar-icin-aymden-emsal-niteliginde-yeni-karar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/khk-ile-isten-atilanlar-icin-aymden-emsal-niteliginde-yeni-karar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz’dan sonra çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve Olağanüstü Hal (OHAL) Komisyonları ile işten atılanlara ilişkin emsal niteliğinde yeni bir karar daha verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Sinan Aygül</strong></p>

<p>Karar Tatvan Belediyesinde çalışırken Tatvan Kaymakamlığı Olağanüstü Hal Bürosunun (OHAL Bürosu) tarafından belediyeye verilen ve “terör örgütleriyle irtibat veya iltisak” halinde oldukları iddia edilen listede ismi yer aldığı için işten atılan Ersin Başboğa hakkında verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başboğa’nın avukatı Diyar Orak tarafından yapılan bireysel başvuru sonunda Anayasa Mahkemesi Başboğa açısından ‘Özel Hayata Saygı Hakkının’ ihlal edildiğini söyleyerek yeniden yargılama kararı verdi.</p>

<p>Kararın olağanüstü koşullarda bile olunsa somut ispata dayanmadan sadece ‘irtibatlı ya da iltisaklı’ şeklinde fişlendiği için işten atılan KHK’lılar içi de ‘Özel Hayata Saygı Hakkının’ ihlali açısından emsal olması bekleniyor.</p>

<p><strong>“DEVLETTEN BEKLENEN YÜKÜMLÜLÜKLER OHAL KOŞULLARINDA DA GEÇERLİ”</strong></p>

<p>Verilen kararda olağanüstü hal koşullarında bile olunsa devletten beklenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi, ikna edici gerekçeler ortaya konulması gerektiğinin vurgulandığını söyleyen Av. Diyar Orak somut olayda tam tersi olduğunu, karara, keyfi şekilde yapılan fişlemelerin dayanak yapıldığına dikkat çekti.</p>

<p>Orak “Kamuoyunun malumu olduğu üzere daha önce Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğumuz 9 belediye çalışanı hakkında adil yargılanma haklarının ihlaline karar verilmişti. Somut olayda da müvekkilimiz, hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamasına rağmen sırf OHAL bürosu tarafından hazırlanan listede adı yazılı olduğu için Tatvan Belediyesi tarafından iş akdi sonlandırılmış ve işten çıkarılmıştı. Açmış olduğumuz işe iade davasında yargılama aşamasında toplanan tüm delillere rağmen müvekkilimizin örgütle irtibatlı veya iltisaklı olduğuna dair herhangi bir şüphe dahi ortaya çıkmamasına rağmen mahkemece davanın reddine karar verildi ve karar istinaf mahkemesi tarafından da onanarak kesinleşti. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne müvekkilin özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine yönelik karar verilmesi talebi ile bireysel başvuruda bulunduk. Anayasa mahkemesi vermiş olduğu kararda 667 sayılı KHK dayanak alınarak uygulanan somut tedbirin başvurucu üzerinde doğuracağı etki de göz önüne alındığında özellikle yargılama sürecinde devletten beklenen yükümlülüklerin OHAL koşullarında da yerine getirilmesi gerektiğini, takdir yetkisinin öngörülen sınırlar dâhilinde kullanılması ve nedenlerinin ikna edici şekilde ortaya konulmasının OHAL koşullarında da yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerden olduğu, dolayısıyla terör örgütleriyle irtibatı ya da iltisakı olduğu konusunda çalışandan duyulan şüphenin ciddi, güçlü ve objektif olduğuna ilişkin ikna edici gerekçeler ortaya konulmamasının tedbirin Anayasa'nın 15. maddesi bağlamında da söz konusu yükümlülüklere uygun olmadığını değerlendirmiştir.” dedi.</p>

<p><strong>AV. ORAK “YENİDEN YARGILAMA SONUCUNDA İŞE İADE KARARI BEKLİYORUZ”</strong></p>

<p>OHAL Bürosunun hazırladığı listede ismi “irtibatlı ya da iltisaklı” şeklinde geçtiği için 667 sayılı KHK dayanak alınarak işten atılan Başboğa’nın yeniden yargılama sonucunda işe iade edilmesini beklediklerini söyleyen Orak “Başvuru konusu olay her ne kadar OHAL döneminde gerçekleşmiş olsa da “Özel Hayata Saygı Hakkı” üçüncü kişiler tarafından da olsa hakkın öngördüğü güvencelere keyfî şekilde müdahale edilmesini yasaklamaktadır. Öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesi, kişilerin kendilerinin, ailelerinin geleceğini ve itibarını etkileyen mesleki hayata yönelik tedbirlerin keyfî olmaması, bu kapsamda doğan uyuşmazlıkların özel hayata saygı hakkının gereklilikleri bağlamında çözümlenmesi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde de geçerli olan temel güvencelerdir. Anayasa mahkemesi bu çerçevede müvekkile yönelik işten çıkarma işleminin ve davanın reddine karar verilmesinin özel hayata saygı hakkına dokunduğu ve ihlal ettiğini vurgulamıştır. Anayasa mahkemesinin kararından sonra dosya yerel mahkemeye yeniden yargılama yapılması ve ihlalin ortadan kaldırılması için gönderilmiştir. Mahkeme tarafından yapılacak yargılama neticesinde müvekkilin işine iade karar verilmesini bekliyoruz.” dedi.</p>

<p><span style="color:#ff0000;"><em><strong>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</strong></em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/khk-ile-isten-atilanlar-icin-aymden-emsal-niteliginde-yeni-karar-1</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Oct 2023 13:30:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/10/khk_ile_isten_atilanlar_icin_aymden_emsal_niteliginde_yeni_karar_h342265_7321d.png" type="image/jpeg" length="57260"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Engelli İşgücünün Karşısındaki Engeller: Önyargıdan Kotalara]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/engelli-isgucunun-karsisindaki-engeller-onyargidan-kotalara-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/engelli-isgucunun-karsisindaki-engeller-onyargidan-kotalara-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de engelli istihdamı, uzun yıllardır üzerinde çalışılan ancak hala çözüm bekleyen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Engelli bireylerin iş gücüne katılımını teşvik etmek ve onların iş hayatında daha fazla yer almalarını sağlamak amacıyla bir dizi yasal düzenleme yapılmış olsa da bu alandaki zorluklar devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Melissa Feza Katlar</strong></p>

<p>2011 yılında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere dayanarak ülkedeki engelli nüfusunun yaklaşık 5 milyon olduğunu belirtiyor. Bu rakam, toplam nüfusun %6,6'sını temsil ediyor. Ancak, bu büyük engelli nüfusun sadece 1 milyon 1 bini istihdam ediliyor ve geriye kalan 4 milyon engelli, istihdam sürecinin dışında kalıyor. Engellilerin iş arama sürecinde ve çalışırken yaşadıkları sorunları Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği ve işaret dili tercümanı İnan Bozkayar ile konuştuk.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/cats1_4.jpg" /></p>

<p><strong>"Devlet,engellilere yönelik istihdamı artırmak için ciddi adımlar atmalı”</strong></p>

<p>Engelli bireyler, önyargılar, ötekileştiren tavırlar ve söylemlerle iş hayatında da sık sık karşılaşıyorlar.Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneğinin son yaptığı araştırmalara göre toplumda engellilerin muhtaç ve sürekli aciz bireyler olarak görülmesi bu sorunu daha da derinleştiriyor. Ayrıca, eğitim almış ve vasıflı engelli bireylerin sayısının az olması, engellilere yönelik kotaların uygulanamaması ve engellilerin genellikle temizlik işlerine veya arka planda görevlere atanması, bu sorunların daha da artmasına yol açıyor.</p>

<p>Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği yetkilisi, "Engelli bireyler, engelsiz bireylere göre iş hayatında daha fazla istismar ve şiddete maruz kalıyorlar. Bu sorunun temelinde, engelliliğe muhtaçlık zihniyeti ve bakış açısı yatıyor" ifadelerini vurguladı. Ayrıca, devletin engellilere yönelik istihdamı artırmak için ciddi adımlar atması gerektiğini belirterek, "Mesleki eğitim imkanlarının artırılması ve kamuda ayrılan engelli kotalarının doldurulması, bu sorunun çözümü için önemli adımlar olacaktır" şeklinde konuştu.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/cats_25.jpg" /></p>

<p><strong>Engelli kadınların çifte zorluğu</strong></p>

<p>Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği, engelli kadınların iş hayatında hem kadın olmanın getirdiği zorluklarla hem de engelli kimlikleriyle karşılaştıkları engellerle mücadele ettiğini ifade etti ve bu sorunun özellikle engelli kadınlar için daha da büyük bir meydan okuma olduğunu vurguladı. Dernek, istihdamla ilgili olarak şu tespitte bulundu: "Kadın engelliler, işe yerleştirilen her 5 erkeğe karşın sadece bir kadın engelli olarak istihdam ediliyorlar. Bu durum, engelli kadınların istihdam edilmesinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor."</p>

<p><strong>Engelliler için eşit istihdam fırsatlarına ihtiyaç var: Van'da bir realite </strong></p>

<p>Van merkezde engellilerin iş bulma şanslarının yüksek olduğunu söylemek mümkün, ancak ilçelerde durum çok farklı. İşitme engeli veya zihinsel engeli olanlar, maalesef işverenler tarafından sıklıkla göz ardı ediliyor. İşte bu sorunların üstesinden gelmek için daha fazla çaba sarf etmemiz gerektiğini söyleyen İşaret Dili Tercümanı İnan Bozkayar, Van’da engellilerin istihdam sürecinde yaşanan zorlukları ve çözüm önerilerini değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bozkayar’a göre Van merkez, engelli bireyler için iş bulma konusunda olumlu adımlar atmış gibi görünse de ilçelerde yaşanan eşitsizlik dikkat çekici. Bozkayar bu eşitsizliği “İlçelerde genellikle fiziksel engel durumu olan bireylere iş verilirken, işitme engelli veya zihinsel engeli olanlara daha az fırsat sunuluyor. Bu sorunun temel nedenlerinden biri ise eğitim eksikliği. Örneğin, Erciş gibi ilçelerde, işitme engeli olan bireyler için lise düzeyinde eğitim alma fırsatları oldukça sınırlı. İşitme engelli bireylerin sayısı az olduğu için merkezi eğitim almaya gelenler şanslı kabul edilebilirken, genel olarak işitme engellilerin eğitim düzeyi düşük kalıyor. Öncelikle, engel gruplarının eğitim ihtiyaçlarına daha fazla destek sağlanması gerekiyor.” diyerek açıkladı.</p>

<p><strong>Kırsal kesimdeki engelli bireylerin bilgi eksikliği ve önyargılarla mücadelesi </strong></p>

<p>Engellilerde, toplumsal sterotipler nedeniyle sıklıkla yanlış algılarla karşılaşma sorunu yaşıyorlar. İnan Bozkayar bu durumu "Tüm engel grupları içinde hizmetlere ulaşmakta zorlananlar özellikle kırsal kesimde yaşayanlar oluyor. Ne yazık ki, kırsal kesimde engel durumu olan insanlara sıklıkla yanlış bir şekilde 'deli' etiketi yapıştırılıyor. Her ilçe ve köyde benzer örnekler görmek mümkün. Bu durum, bilgi eksikliği ve önyargıların ürünüdür." şeklinde ifade etti.</p>

<p><strong>Özel sektörde işitme engelliler için iş bulma zorluğu: İletişim engeli </strong></p>

<p>Engelli bireyler için iş bulma süreci özel sektörde oldukça zorlu hale geliyor. Bozkayar, Van’daki durumu şöyle özetledi: “Özellikle işitme engelli bireyler için bu zorluk daha da artıyor. Kamu sektöründe, belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler ve hastaneler gibi devlet kurumlarında engelli çalışma koşulları daha elverişli olsa da, özel sektörde engelli istihdamının yetersizliği büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Devlet kurumlarında, merkezi ilçelerde işitme engelliler için danışmanlar bulunsa da, küçük ilçelerde bu hizmetlere erişim maalesef sınırlıdır. Özel sektörde iş bulma imkânı ise işitme engelliler için çok daha zor bir süreci içeriyor. Bu sektörde çalışan diğer kişilerin işaret dili bilmesi gerektiğinden, işitme engelli bireyler için iletişim büyük bir engel teşkil ediyor.”</p>

<p><strong>Engellilerin sosyal hayata katılımı şart </strong></p>

<p>“Engelli bireyler, iş hayatında önyargılar ve ayrımcı tutumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu nedenle sosyal hayata daha fazla dahil olmaları ve toplumun bir parçası olarak kabul edilmeleri gerekiyor.” diyen Bozkayar, engelli bireylerin toplumsal hayata daha fazla dahil olmaları ve halkla daha iyi iletişim kurmalarının, ön yargıların azalmasına katkı sağlayacağını vurguluyor. Bu nedenle, toplumun her kesiminin bu süreçte rol alması gerektiğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#ff0000;"><em><strong>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</strong></em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/engelli-isgucunun-karsisindaki-engeller-onyargidan-kotalara-1</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 23:20:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/10/engelli_isgucunun_karsisindaki_engeller_onyargidan_kotalara_h342251_28c77.png" type="image/jpeg" length="37022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[108 yıl sonra Muş'a gelen Ermeniler dedelerinin kemiklerini aradı]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/108-yil-sonra-musa-gelen-ermeniler-dedelerinin-kemiklerini-aradi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/108-yil-sonra-musa-gelen-ermeniler-dedelerinin-kemiklerini-aradi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1915 olaylarının üzerinden 108 yıl geçtikten sonra Muş'un Varto ilçesine gelen Ermeniler, dedelerinin mezarlarının bulunduğu alanda iz aradılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Sıddık Güler</strong></p>

<p>24 Nisan 1915 yılında başta bölge olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde Ermeniler tehcire maruz kaldı. Olayların üzerinde 108 yıl geçmesine rağmen halen birçok kentte Ermeniler geçmişin izlerini arıyor. Geçmişte Ermenilerin yaşadığı kentlerden biri de Muş’un Varto ilçesi. Birçok tarihi yapının bulunduğu ilçe, yıllar sonra Ermeni bir grup tarafından ziyaret edildi. İlçeye bağlı Eryurdu (Xaşxaş) köyüne gelen Ermeniler, başta o dönemden kalan mezarlar olmak üzere tarihi alanları ziyaret ederek, geçmişe dair iz aradılar. Ermenilerin köylülerle buluşması ise duygulu anlar yaşattı.</p>

<h2><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/WhatsApp-Image-2023-10-05-at-10.32.47.jpeg" /><br />
<strong>Dedelerinin yaşadığı topraklara ziyaret </strong></h2>

<p>Yıllar sonrada olsa dedelerinin yaşadığı toprakları ziyaret etmek istediklerini dile getiren Ermeniler, köylülerin misafirperverliğinden dolayı teşekkür etti. Dedelerinin yıllar önce bu köyden göç ettiğini dile getiren grupta yer alan Ema, "Dedemin yaşadığı toprakları kardeşlerim ve bir grup arkadaşımla gelip ziyaret ettik," dedi.  </p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/WhatsApp-Image-2023-10-05-at-10.32.47-2.jpeg" /></p>

<h2><strong>İniye Pil Çeşmesi'ne ziyaret </strong></h2>

<p>Dedesinden duyduğu ve köy meydanında bulunan İniye Pil Çeşmesi'ni de ziyaret eden Ema'nın, çeşme başında sık sık 'İniye Pil' demesi dikkat çekti. Dedelerinden küçükte olsa bir iz aradıklarını belirten Ema, ancak bütün aramalarına rağmen köyde bir iz bulamadıklarını dile getirdi. <br />
Ema, “Ziyaret sırasında köy halkının çok samimi bir tavrıyla karşılaştık. Köylüler çok samimi ve içtendiler. Bundan sonra da düzenli geleceğiz. Buranın her taşında toprağında dedelerimizin izleri var," dedi.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/WhatsApp-Image-2023-10-05-at-10.32.47-1.jpeg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Ne olmuştu?</strong></h2>

<p>Tehcir Kanunu veya resmî adıyla Sevk ve İskân Kanunu 27 Mayıs 1915'te Osmanlı Hükûmeti tarafından I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusu ile karşı karşıya gelebilecek iç unsurların savaş bölgelerinden uzak yerlere devlet eliyle gönderilmesi için çıkarılan göç kanunu. 1 Haziran 1915 tarihinde Takvim-i Vekâyi'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İçeriğinde Osmanlı Ermenilerinden bahsetmemesine rağmen doğrudan imparatorlukta yaşayan Ermeniler hedef alınarak Ermenilerin yaşadığı şehirlerden başka yerlere sürülmesine yol açtı.</p>

<p><span style="color:#ff0000;"><em><strong>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</strong></em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/108-yil-sonra-musa-gelen-ermeniler-dedelerinin-kemiklerini-aradi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 23:12:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/10/108_yil_sonra_mus_a_gelen_ermeniler_dedelerinin_kemiklerini_aradi_h342250_ae71f.png" type="image/jpeg" length="87868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van’da yaşayan engelli bireyler: Yerel yönetimlerde söz hakkımız olsun]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/vanda-yasayan-engelli-bireyler-yerel-yonetimlerde-soz-hakkimiz-olsun-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/vanda-yasayan-engelli-bireyler-yerel-yonetimlerde-soz-hakkimiz-olsun-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Bedensel Engelliler Spor Kulübü Derneği Başkanı Hanefi Baykara, yaklaşan yerel seçimlere vurgu yaparak, yerel yönetimlere seslendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Yeşim Karaağar</strong></p>

<p>Van’da 1995 yılında kurulan Van Bedensel Engelliler Spor Kulübü birçok engelli yurttaşla bir araya gelerek çalışmalarını sürdürüyor. Van’da yaşayan engelli bireylerin sorunlarının başında ulaşım, kaldırımların bozuk olması ve üstgeçitlerde asansör bulunmaması geliyor. Van’da yaklaşık 73 bin engelli bireyin olduğunu söyleyen Van Bedensel Engelliler Spor Kulübü Başkanı Hanefi Baykara, yerel yönetimlerde temsiliyet hakkı istediklerini belirtiyor.</p>

<p>Van Bedensel Engelliler Spor Kulübü Halkla İlişkiler Sorumlusu Önder Uka ise tekerlekli sandalye basketbol oyuncusu. Dernekle ev arası mekik dokuduğunu söyleyen Uka, ulaşımın kendileri için çok zor olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/WhatsApp-Image-2023-10-06-at-14.00.50.jpeg" /></p>

<h2><strong>Van’daki engellilerin en temel sorunu ulaşım</strong></h2>

<p>En temel sorunlarının ulaşım olduğunu ifade eden Uka, kış mevsiminde çok daha zorlandıklarını söylüyor. Kaldırımların bozuk olmasının yanı sıra kullandıkları toplu taşıma araçlarından yakınan Uka şunları söylüyor: “Toplu taşıma araçları almıyorlar bizi. Bize hakaret ediyorlar, ‘Bedavacısınız, bizi sizi almak zorunda değiliz,’ diyorlar. İnsanların içerisinde bizi rencide ediyorlar.”</p>

<p>Boş bir şekilde gelen toplu taşıma araçlarının ‘dolu’ gerekçesi ile kendilerini almadığını, kış mevsiminde duraklarda uzun süre beklemek zorunda kaldıklarını da ekliyor.</p>

<p>Uka yaşadıkları sorunların toplu taşıma ile sınırlı kalmadığını, üstgeçitlerin de ayrıca bir eziyete dönüştüğünü söylüyor. Diğer kentlerde üstgeçitlerin asansörlü olduğunu belirten Uka, “Adliyeye gideceğiz, ama üstgeçitte asansör olmadığı için gidemiyoruz. Üstgeçitlerle ilgili çok sıkıntı yaşıyoruz. Kaldırımlarda esnaflar yolları kapatıyor. Bundan şikâyet ettiğimiz zaman, ‘Ben kirasını veriyorum, dükkânımın önüdür yapabilirim,’ diyorlar. Biz kendimizden geçtik, oradan bebek arabasıyla geçen vatandaşlar da oluyor,” diyor.</p>

<h2><strong>Engelliler çözüm istiyor</strong></h2>

<p>Tekerlekli sandalye kullanan arkadaşlarının olduğunu onlar çok daha zorlandıklarını ifade eden Uka, “Tekerlekli sandalye kullanan arkadaşlarımız ulaşım sorunundan dolayı derneğe gelemiyorlar, çünkü araçlar almıyor onları. Onlar da gelip bizimle zaman geçirmek istiyorlar. Toplu taşıma ile ilgili şikâyetlerimizi bildirdik, ama sonuç değişmedi. Biz de engelsiz bir Van istiyoruz,” diyor.</p>

<p>Sorunlarının çok fazla olduğunu ifade eden Uka, dernekte çeşitli kurslar ve yaptıkları spor faaliyetleri ile arkadaşlarıyla bir araya geldiklerini ve bunun onları bir nebzede olsa rahatlattığını söylüyor.  </p>

<p>Mevcut sorunların çözümün çok zor olmadığını söyleyen Uka, “Kaldırımları, üstgeçitleri engellilere göre yapabilirler. Statta engelliler için bir yer yapılabilir. Engellilerin o tribünlere çıkması mümkün değil. Van’da çok fazla sıkıntı var,” diyor.</p>

<p>Alışverişe gittikleri zaman engelli rampaları olmadığı için alışveriş yapamadan döndüklerini söyleyen Uka, bu tür sorunların da giderilmesi gerektiğini söylüyor.</p>

<p>Yerel yönetimlerden taleplerde bulunan Uka, kaldırımların, üstgeçitlerin, engelli rampalarının düzenlenmesi gerektiğini söyleyerek, “Biz eve hapsolmak istemiyoruz. Biz de her vatandaş gibi gezmek, alışveriş yapmak, maç izlemek istiyoruz. Bizim diğer insanlardan bir farkımız yok” diyor.</p>

<h2><strong>Van’da 73 binin üzerinde engelli birey yaşıyor</strong></h2>

<p>Van Bedensel Engelliler Spor Kulübü Başkanı Hanefi Baykara, Van’da 73 binin üzerinde engellinin yaşadığını söylüyor. Bunların sadece resmi rakamlar olduğunu, ulaşılamayan engellilerin de bulunduğunun da altını çiziyor. Baykara, kendilerine ulaşan engelli bireylerin taleplerini alıp diğer sivil toplum örgütleri ve ilgili kurumlara bildirdiklerini aktarıyor. Engellilerin sorunlarının yerel yönetimlerle çözülebileceğine dikkat çeken Baykara, günümüz koşullarında sorunlarında çağa göre katlandığını belirtiyor. Bunların dışında özellikle Van’da başlatılan yardım kampanyalarının engellilerle ve engelli dernekleriyle bağlantılı olmadığını ve engellilerin ismi kullanılarak suiistimal edildiklerini söylüyor.</p>

<p>Sosyal medya hesapları üzerinden toplanan yardımların rant amaçlı yapıldığının söyleyen Baykara, “Van’da iyi niyetli insanların buna dur demesi gerekiyor. Sivil toplum örgütlerine itibar etmeleri ve onlara ulaşması gerekiyor. Bunlar yapıldığı zaman biz zan altında kalıyoruz. Yardımlar boşa gidiyor olabilir,” diyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/WhatsApp-Image-2023-10-06-at-14.00.50-1.jpeg" /></p>

<h2><strong>Büyüyen ülke büyüyen sorunlar…</strong></h2>

<p>Baykara, “Ülkemiz, kentimiz, ilçemiz, köylerimiz büyüyor. İster istemez sorunlarımız da büyüyor. Engellilerin dezavantajlı grupta olmalarından kaynaklı sorunları biraz daha farklı oluyor. Ulaşım çok ciddi bir sıkıntı. En azından engelliler için eğitime, sağlığa ulaşması için, ekonomik olarak daha rahat şartlarda yaşayabilmesi için devletin veya personelin bunu yapabilmesi gerekiyor,” diyor.</p>

<p>CİMER’e yazılan şikâyetlerin karşılığı olarak kurum müdürlerinin personeli koruduğunu böyle olunca da sorunun çözülmediğini söylüyor. Baykara, Van Valisi’nin Edremit’teki Valilik Konağı’nı engellilere tahsis etmesinin kendilerini değerli hissettirdiğini söylüyor. İlçe belediyelerinin de duyarlı olması gerektiğinin altını çiziyor. İnsanın yaşam koşullarının eşit olması gerektiğine vurgu yapan Baykara, “Engelli olarak zaten hayata bir sıfır geriden başlıyor. Buna dönük faaliyetlerin yapılması gerekiyor,” ifadelerini kullanıyor.</p>

<h2><strong>‘Engelliler Daire Başkanlığı açılmalı’</strong></h2>

<p>İlçe belediyelerinin engelliler için sportif ve kültürel faaliyetlerde destek olması gerektiğini aktaran Baykara, “Hangi parti olursa olsun belediyelerde engelli biriminin personelinin sabit olması gerekiyor. Engelli sivil toplum örgütleri ile bir araya gelmeleri ve sorunlarını dinlemeleri gerekiyor,” vurgusu yapıyor.</p>

<p>Yerel yönetimler arasında engellilerin olmadığını ifade eden Baykara, Engelliler Daire Başkanlığı’nın olması gerektiğini söylüyor. Engellilerden kopuk olmayan bir yönetim taleplerini de yineliyor.</p>

<p>Belediyelerde siyasi görüşlerinden dolayı sürekli değişen personellerin olmasından dolayı hizmete ulaşamadıklarını vurguluyor Baykara.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>‘Engellilere yer verilmezse oy yok’</strong></h2>

<p>Yaşadıkları sorunların başında Uka’nında belirttiği gibi kaldırımlar, toplu taşıma, üstgeçitler diye sıralıyor. Bunların yanında binaların girişlerinde engelli girişleri olmadığı için de zorlandıklarını ifade ediyor. Engellilerle ilgili yasaların olduğunu fakat uygulanmadığını vurguluyor Baykara.</p>

<p>Siyasi partilere seslenen Baykara, yerel yönetimlerde engellilerin de yer alması gerektiğini söylüyor. Kendilerine seçimlerde yer verilmesi halinde, yaptıkları çalışmalarda bunun vurgusunu yapacaklarını da belirtiyor. Baykara, seçme seçilme hakkına müdahale etmeyeceklerini fakat destek isteyeceklerini söylüyor. Baykara, “Biz de seçme ve seçilme hakkına sahibiz. Van’da iki parti var. Bunların engellilere yer vermesi gerekiyor. Yarın öbür gün seçim geldiği zaman biz de sivil toplum örgütü olarak ‘sandığa gitmeyin, kimseye de destek vermeyin,’ demesini biliriz. Siz değer vermiyorsanız biz de size değer vermiyoruz deriz,” diyor.     </p>

<p><span style="color:#ff0000;"><em><strong>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</strong></em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/vanda-yasayan-engelli-bireyler-yerel-yonetimlerde-soz-hakkimiz-olsun-1</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 23:07:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/10/vanda_yasayan_engelli_bireyler_yerel_yonetimlerde_soz_hakkimiz_olsun_h342249_cbd06.png" type="image/jpeg" length="31119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trendyol işçileri şirket yetkilisi yerine polisi karşısında buluyor]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/trendyol-iscileri-sirket-yetkilisi-yerine-polisi-karsisinda-buluyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/trendyol-iscileri-sirket-yetkilisi-yerine-polisi-karsisinda-buluyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Trendyol depo işçilerinin direnişi 28 Ağustos’tan bu yana sürüyor. Firma yetkilisi ile görüşmek isterken polisi karşısında bulan işçiler talepleri karşılanana kadar direnişlerini sürdürmekte kararlı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Kadir Güney</strong></p>

<p>İstanbul’un Esenyurt ilçesinde 600 işçinin çalıştığı Trendyol deposunda küçülme gerekçesiyle en az 54 depo işçisi işten çıkarıldı. Çıkarılan depo işçileri ise bu gerekçenin yalan olduğunu ve kendilerinin Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-Sen) ve Posta, Telefon ve Telekomünikasyon İşçileri Sendikası’na (PTT-Sen) üye oldukları için işten çıkarıldıklarını söyleyerek direnişe başladı. 14 işçi depo önünde 28 Ağustos’tan bu yana direnişlerini sürdürüyor. İşçiler, direnişlerini Maslak’ta bulunan Trendyol Genel Merkezi önüne götürmek istediklerinde ise karşılarında kolluğu buldular. Firma tarafından görüşmek için bir yetkili arayan sendika üyeleri ve yöneticileri her zaman karşılarında kolluk ve özel güvenliği buldular. </p>

<p>İşçilerin direnişi sürerken, Trendyol direnişi hakkında DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar Haber Erciş' konuştu:</p>

<p><strong>SÖZLEŞMELİ ÇALIŞIYOR İŞÇİLER </strong></p>

<p>Yaklaşık olarak 1 buçuk yıldır Trendyol depo işçileriyle örgütlenmeye başladıklarını ifade eden Acar, kendilerine ilk olarak gelen şikayetin işçilerle yapılan 5 buçuk aylık sözleşmeler olduğunu belirtti. İşçilerin sürekli olarak baskı altında çalışmak zorunda bırakıldığını söyleyen Acar, şirketin karının artmasına rağmen işçilerin aldıkları ücretlerin hızlı bir şekilde eridiğinin altını çizdi. Trendyol’un yasada suç olmasına rağmen depoya 5 taşeron soktuğunu ve belirli iş sözleşmeleriyle işçi çalıştırdığını vurgulayan Acar, işçilerin işçi güvenliği olmadan çalıştığını ifade etti.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/DSCF3647.jpg" /></p>

<p><strong>DEPODA, BASKI VE MOBİNG VARDI </strong></p>

<p>Depoda işçilerin sözlü ve fiziksel tacizlere maruz kaldıklarının altını çizen Acar, “Sendikal örgütlenmeyle işçiler yaşadıkları sorunlara bir çözüm üretmeye çalıştı. Sendika temsilcisi Emre Özdek işçilerin yaşadığı sıkıntılar ve hak gasplarını depo yönetimine işçilerin olduğu toplantılarda yüksek sesle dile getirdiği için 25/2 den yani ‘iyi niyet ve ahlak kurallarına uymadığı’ gerekçesiyle işten atıldı. İçerideki üyelerimiz Emre’yi yalnız bırakmadığı için ise küçülme gerekçesiyle işten çıkarıldılar” dedi.</p>

<p><strong>KOLLUK DAHA SALDIRGAN </strong></p>

<p>Seçim dönemine göre direnişleri örgütlemek ve kamuoyunun gündeminde sokmakta zorlandıklarını söyleyen Acar, direnişi sosyal medyada bir görünürlük oluşturduğunu fakat bu görünürlüğün sonuç alacak baskıyı oluşturmadığını dile getirdi. Direnişle dayanışma gösteren bir avuç siyasi yapının olduğunu ifade eden Acar, Direnişin başından bu yana dozu artarak süren kolluğun şiddetinin olduğunu sözlerine ekledi. Acar, “Kolluk daha agresif ve saldırgan ,patrondan yana açık tutum alıyorlar. Muhalefet ve kamuoyunun sessizliğinden güç alıyorlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/DSCF3679.jpg" /></p>

<p><strong>SENDİKA TEMSİLCİMİZ KIRMIZI ÇİZGİMİZ </strong></p>

<p>Direnişin ana talebinin sendika temsilcisi Emre Özdek’in çıkış kodunun kaldırılması, haklarının ödenerek iş başı yapabilmesi olduğunun altını çizen Acar, bir diğer taleplerinin ise diğer işten atılan arkadaşlarının da haklarının ödenmesi ve iş başı yaptırılmaları olduğunu söyledi. Acar, “Diğer taleplerimiz arasında ise taşeronların Trendyol deposundan gönderilmesi ve belirli süreli iş sözleşmesinin tekrar gündemimize girmeyecek şekilde depodan sökülüp atılmasıdır. Bu sözleşme işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının fiili gaspıdır” diye belirtti.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/DSCF3687.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DAYANIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR </strong></p>

<p>Direnişe gelen kamuoyu desteğiyle birlikte yönetimle müzakere masasına oturulduğunu belirten Acar, “Taleplerimiz tam olarak karşılamıyorlar. Direnişteki kırmızı çizgimiz Emre Özdek’in kodunun kaldırılmasıdır bunun dışındaki her formül bizim direnişi devam ettireceğimiz bir formüldür. Bizim için verilecek her destek çok önemli. Direnişin kendini duyurma ve çözüme katkı sunacak araçları geliştirme de ciddi bir dayanışmaya ihtiyacı var. Direnişlerin dayanışmaya ihtiyacı var başka türlü kazanamayız. Krizin yükünü taşımamak ve gelecek daha kötü günlere katlanmak için toplumun her kesiminin işçilerin kazanmasına ihtiyacı var. Dönüştürücü ve sonuç alıcı olan yer burasıdır” şeklinde konuştu.</p>

<p><em><span style="color:#ff0000;"><strong>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</strong></span></em><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/trendyol-iscileri-sirket-yetkilisi-yerine-polisi-karsisinda-buluyor-1</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Oct 2023 11:39:52 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/10/trendyol_iscileri_sirket_yetkilisi_yerine_polisi_karsisinda_buluyor_h342227_e8dc7.png" type="image/jpeg" length="40439"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukat Ümit Avcı, "Türkiye'deki göçmen sorununun temelinde 1951 tarihli mülteci sözleşmesi yatıyor"]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/avukat-umit-avci-turkiyedeki-gocmen-sorununun-temelinde-1951-tarihli-multeci-sozlesmesi-yatiyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/avukat-umit-avci-turkiyedeki-gocmen-sorununun-temelinde-1951-tarihli-multeci-sozlesmesi-yatiyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Muhittin Botan</strong></p>

<p>Türkiye’nin temel sorunlarından bir tanesi olan göçmen sorunu ülkede siyaseti bölerken, sadece mülteci karşıtlığını körüklemekle yetinmiyor, yabancı düşmanlığına da yol açıyor. Göçmenliğin hukuksal boyutuna ilişkin açıklamalarda bulunan Van Barosu Avukatlarından Ümit Avcı, Birleşmiş Milletlerin (BM) 1951 Cenevre Sözleşmesi ile 1967 tarihli protokolüne değinerek, “mültecilere ilişkin bu yönlü uluslararası hukuksal düzenleme getirilirken, Türkiye de 6458 sayılı var. Fakat Türkiye, BM’nin 1951 Cenevre sözleşmesini esas alırken, 1967 yılındaki protokolü bir nevi es geçiyor. Bunun sonucunda da Avrupa ülkeleri dışından gelen göçmenler mülteci olarak değerlendirilmiyor. Bu da göçmenler konusunda yaşanan sorunun temel kaynaklarından birisini oluşturuyor” ifadelerine yer verdi. </p>

<p>Göçmen sorunu, dünya gündemindeki yerini korurken, bulunduğu coğrafi konum itibari ile göçmenlerin temel geçiş güzergahlarından bir tanesi olan Türkiye’nin göçmen gündemi çok sert tartışmalara neden olmaktadır. Siyasetin de temel argümanlarından bir tanesi olmaya başlayan göçmen karşıtlığı, milliyetçiliği derinleştirirken, beraberinde yabancı düşmanlığını da getirmektedir. </p>

<p>Göçmenliğin ulusal ve uluslararası hukuki haklarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Avukat Ümit Avcı, insanların neden ülkelerini terk ederek başka ülkelere göç etmek zorunda kaldıklarına bakılması gerektiğini söyledi. Avcı, birçok sebepten dolayı insanların vatandaşı bulundukları ülkeyi terk etmek zorunda kaldıklarına değinerek, “Bunların bir kısmı terk ettikleri ülkeye dönebiliyor, ama bir kısmı da terk ettikleri ülkeye hiçbir şekilde dönemiyor. Yada dönmek istemiyor. Dönmemelerinin nedeni, zulme uğrama korkusudur. Yani, kendisinin yaşadığı veya vatandaşı olduğu ülkeye zulme uğrayacağından korktuğu için haklı bir sebeple dönemeyen, başka bir ülkenin egemenlik sınırına giren ve kendi ülkesine dönemeyen kişilere mülteci deniliyor” tanımlamasında bulundu.</p>

<p><strong>‘MÜLTECİLERİ KORUYAN ULUSLARARASI KANUNLAR VAR’</strong></p>

<p>Göçmenliğin tarih boşunca sürekli var olduğuna değinen Avcı, Avrupa’da 2. Dünya savaşından sonra bir takım yasal düzenlemelerin getirildiğine dikkat çekerek, BM’nin 1951 Cenevre sözleşmesi ve mültecilerin hukuki statüsüne ilişkin 1967 tarihli bir protokolden bahsederek, buna yönelik bir de ulusal düzenlemelerin bulunduğunu söyledi. Türkiye’de ise 6458 sayılı yasanın bulunduğunu söyleyerek, “Mültecilerin hukuki durumuna ilişkin olarak BM Cenevre sözleşmesinde mülteci şu şekilde tanımlanıyor: Vatandaşı olduğu devlette meydana gelen olaylar sonucunda ırkı, dini ve tabiiyeti belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yahut tabiiyetti yoksa bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı, ikamet ettiği ülkesinin dışında bulunan oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen her şahıs... şeklinde tanımlıyor. Genel anlamda mültecilik tanımlaması aynı olsa da Türkiye ve Avrupa’nın mültecilere iliştir farklı hukuki sınıflandırmaları bulunuyor” dedi. </p>

<p><strong>‘TÜRKİYE GELEN HER KESE MÜLTECİLİK STATÜSÜ TANIMIYOR SORUNUN NEDENİ DE BU’</strong></p>

<p>Avukat Ümit Avcı şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi, dolayısıyla Konseyin 1951 tarihli sözleşmeye imza atmış ülkelerden bir tanesi. Ancak kendisi buna dönük kanun çıkarırken, tanımlaması buradaki tanımlamayı da az kısıtlıyor. Bunun, Türkiye’nin Ortadoğu’daki farklı özelliğinden yani göç yolları üzerinde bulunmasından kaynaklı bir çekinceden bunu yaptığı anlaşılıyor. Son dönemlerde en çok tartışılan konunun bu olması da aslında buradan kaynaklanıyor. Yani Türkiye dışarıdan gelen her kese, her kesime mültecilik statüsü vermiyor. Vermek istememesinin sebebi de bu. En son Suriye’den savaştan kaçıp toplu olarak Türkiye’ye gelenler bir de Afganistan’dan sürekli olarak Türkiye’ye gelen kişilerin durumu üzerinden sürekli bir tartışma yürütülüyor. Bu gelen insanların Türkiye’deki statüleri nedir? Türkiye’de bu insanlara mülteci mi deniyor veya mültecilerin sahip oldukları ulusal veya uluslararası haklar noktasında devlete karşı bir şeyler sunuyor mu? Maalesef sunamıyor. Burada bir sıkıntı var. Burada uluslararası mevzuata bakmak gerekiyor. 1951 tarihli BM mültecilerin hukuki durumuna dair Cenevre sözleşmesinden sonra 1967 tarihli mültecilerin hukuki statüsüne dair protokol imzalanıyor. Bu protokolün sonradan neden çıktığına baktığımızda, sebep de anlaşılıyor. Bunun nedeni de şu: İnsanlık, ikinci dünya savaşından çıktıktan sonra Cenevre sözleşmesi mülteciyi şöyle tanımlıyor; Avrupa’da 1 Ocak 1951’den önce meydana gelen olaylar sonucunda ırkı, dini, tabiiyeti belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan yada söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yahut tabiyesi yoksa bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ülkede bulunan, oraya dönemeyen, söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen şahıs şeklinde tanımlıyor. Burada bir coğrafi sınırlama getiriliyor. Coğrafi sınırlama nedir? 1 Eylül 1951 yılından önce Avrupa’da yaşanan olaylar diyor. </p>

<p><strong>‘SURİYE, AFGANİSTAN GİBİ ÜLKELERDEN GELEN KİŞİLERE MÜLTECİ STATÜSÜ TANINMIYOR’</strong></p>

<p>Avrupa dışındaki ülkelerde de insanlar savaşlar vs. den dolayı bulundukları ülkeyi terk edip tekrardan bulundukları ülkeye dönemedikleri için bu defa coğrafi sınırlamayı Avrupa mültecilerin hukuki statüsüne ilişkin 1967 sayılı protokolle kaldırıyorlar. Burada tarih sınırlandırması metinden çıkartılmış. Ama aynı zamanda her ülkeye kendi yasasını çıkarırken, Avrupa dışında meydana gelen olaylarla ilgili de bir koruma statüsü oluşturma yetkisi tanımış. Ama Türkiye’nin çıkarttığı yasa şu açıdan önemli; Türkiye mültecilik açısından çıkarttığı yasada mültecilik statüsü yalnızca Avrupa’dan gelen, orada uğradığı baskıdan dolayı ülkesini terk eden, Türkiye’ye sığınan ve geri dönmesi durumunda hayati tehlikesi olan veya zulme uğrayacağı konusunda muhakkak beklentisi olan kişilere mülteci statüsü veriyor. Bunun dışında örneği Suriye’den gelen, Afganistan’dan gelen kişilere mülteci statüsü verilmiyor.”</p>

<p><strong>‘TÜRKİYE’DE MÜLTECİLERE İLİŞKİN 4 FARKLI STATÜ VAR’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukat Avcı, Türkiye’nin mülteci statüsü ile beraber 4 farklı statünün daha bulunduğuna dikkat çekerek, “Bunlar 6458 sayılı yasada, yani yabancılar ve uluslararası koruma kanunundaki yasaya göre farklı statüler var. Nedir bu? Sadece Avrupa’dan gelenlere verilen mültecilik. İkincisi, şartlı mültecilik, üçüncüsü, ikincil koruma ve dördüncüsü de geçici koruma şeklindedir. Bu anlamda Afganistan’dan ve Suriye’den toplu olarak gelenlerin statüsü şimdilik ne mültecilik, ne şartlı mültecilik, ne de ikincil koruma olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla Suriye, Afganistan veya diğer ülkelerden gelenler (Avrupa hariç) Türk mevzuatına göre mülteci değil” dedi. </p>

<p>Türkiye’deki mevzuata göre bunlara geçici koruma statüsü tanındığını kaydeden Avcı, bireysel olarak gelenlere şartlı koruma veya ikincil koruma statüsünün de verilebildiğini ifade ederek, “ama hiçbir zaman mülteci statüsü verilmiyor. Bunların statüsü ya şartlı mülteci, ikincil koruma statüsü yada geçici koruma. Genelde de geçici koruma statüsüne alıyor” şeklinde konuştu. </p>

<p><strong>‘BİREYSEL SIĞINMA TALEBİNDE BULUNANLARIN DURUMUNU ARAŞTIRMAK DAHA KOLAY’</strong></p>

<p>Geçici koruma statüsünün de şartları olduğunu dile getiren Avukat ümit avcı, “Suriyeli sığınmacılar meselesi örneği. Onları Türkiye’ye aldığı zaman, bunlarla ilgili bazı şartlar belirliyor. Dolayısıyla bu şartlar orada bulunan insanlar açısından bir güvence oluşturuyor mu oluşturmuyor mu ona bakmak lazım. Üçüncü bir ülkeye bu insanlar geçebilir. Aslında bu konu Afgan ve Suriyeli mültecileri ilgilendiren bir konu. Mevzuata göre bunlara mülteci demek de doğru değil. Afganlılar ve Suriyeliler ile ilgili durum aslında şu: Bireysel sığında talebinde bulunanların mültecilik şartlarını taşıyıp taşımadıklarını tespit edip etmediklerini bulmak daha kolay. Ancak kitlesel olarak sınırı geçip sığınmak için gelen veya ülkesinden kaçıp gelenlerin durumu tek tek ele aldığında zorlaştığı için bunlara devlet genelde geçici sığınma statüsü veriyor. Bunu, uluslararası koruma statüsünden sapma olarak da değerlendirmek mümkün. Statüsü ne olursa olsun sığınmacılar, mültecilerin kendi ülkelerinden yada zulüm ortamından kaçıp başka bir ülkenin egemenlik alanına girdiği zaman sırf bu nedenle uluslararası sözleşmeden kaynaklanan bir ilke var. Bu da geri gönderilmeme ilkesidir. Bu koruyucu bir mekanizmadır aslında. 6458 sayılı yasada mültecilik, şartlı mültecilik ve ikincil koruma statüsünde kalan ve bazı şartları taşıyan Suriyeli veya Afganlı sığınmacılara verilen bir geçici koruma statüsüdür. Bu, aslında toplu olarak gelen ve sınırı geçenlere yönelik bir koruma statüsüdür” dedi. </p>

<p><strong>‘ÜLKEDEKİ EKONOMİK KRİZİN BİR NEDENİ OLARAK GÖÇMENLER GÖRÜLÜYOR’</strong></p>

<p>Avcı şöyle devam etti:</p>

<p>Türkiye’de bulunan göçmenlere yönelik karşıtlığın sebebi, içeride körüklenen yabancı karşıtlığıdır. Faşizmin bir türü olarak belki değerlendirilebilir. Popülist bir şekilde bunun siyasete malzeme edilmesidir. Savaştan kaçmış, farklı bir ülkeye sığınmış kişilerin içeride devam eden kendi ülkelerindeki iç çatışmalara dahil olmadan Türkiye’de daha rahat yaşadıkları, oturum aldıkları, vatandaşlık aldıkları, iş yeri açabildikleri, iş kurabildikleri bir ortamda, özellikle Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz sorunları ile beraber ele alındığında ekonomik yoksulluğun en önemli nedenlerinden bir tanesi bu insanların Türkiye’de bulunması olarak gösteriliyor. Bu durumu, popülist siyasete malzeme edildiği ortam olarak oluşturulan yabancı düşmanlığı olarak değerlendirilebilir. Bunun birçok nedeni var. En başta, ekonomik, sosyal sebepler ve bir de Türkiye’de bu zamana kadar oluşturulmuş kodlar var. Yani yabancı düşmanlığını sadece ekonomik sebepler boyutu ile ele almamak gerekiyor. Son 100-150 yıllık süreçte oluşturulan kodlar var. Örneğin, Osmanlının tebaası iken Osmanlıya karşı savaşarak bağımsızlıklarını elde etmelerinden tutalım da bu gün Türkiye’deki ekonomik sebeplere kadar birçok sebep var. Dolayısıyla devletin de bazı şeylere göz yumması veya bu türden yabancı düşmanlığı politikalara izin vermesi ile de aslında bu türden şeylerin önü alınamamakta.”</p>

<p><strong>‘NİTELİKLİ, TEKNİKİ YÖNLERİ YÜKSEK GÖÇMEN BATILI ÜLKELERE GİDİYOR’ </strong></p>

<p>Gelen sığınmacıların bir kısmının nitelikli, önemli bir kısmı da niteliksiz iş gücü olduğunu belirten Avcı, nitelikli, teknik gücü olanların daha çok Avrupa ülkelerine, Amerika veya Kanada’ya giderek orada vatandaşlık veya oturum aldıklarını, niteliksiz olan iş gücünün de Türkiye’de kaldığını, Afganlılar için de bunun böyle olduğunu söyleyerek, “Böyle olunca devlet de bunlara geçici koruma statüsü veriyor. Nedir bunun anlamı? Üçüncü bir ülkeye gidebilirsiniz veya şartlar olgunlaşırken kendi ülkenize gidersiniz. Ya da şartlar olgunlaşırsa bu ülkede oturma izni alabilmek için bir takım girişimlerde bulunursunuz” açıklamasını yaptı. </p>

<p>Avcı, “Böylesi bir süreçte devlet açısından da bunların barınma sorunu oluşuyor. Bunlara bir takım fonların aktarılması gerekiyor. Bunlara bu alt yapı sunulamıyorsa, bu kez bunlar kendi yaşamlarını idame etmek için bir takım girişimlerde bulunmak durumunda kalıyorlar. Bu defa kayıt dışılığa sebep olan bir iş arayışına girişiyorlar. Böyle olunca bu insanların büyük bir çoğunluğu kayıt dışı çalışmada, ucuz iş gücü olarak, angarya yaptırılarak gerçekten insanlık onuru ile bağdaşmayacak şekilde çalıştırılıyor. Tabu bunlar aslında uluslararası hukukta da ulusal hukukta da yasaktır” diyerek, sorunun gelen insanlara mülteci statüsünün tanınmamasında yattığını belirterek konuşmasına şu şekilde devam etti:</p>

<p>“Bu insanlara, mültecilik statüsü tanınsa, onlara uluslararası alanda mültecilik koruması sağlamış olursunuz. Ama siz ülkenizde bunlara mülteci statüsü vermeyip, geçici koruma statüsü altında bulunan insanlar olarak yaklaştığınız zaman öncelikler de değişiyor. Ya bunları sınır dışı etme, deport etme yada üçüncü bir ülkeye gönderme veya ilgili ülkede şartlar olgunlaşırsa bunları geri gönderme veya vatandaşa alma gibi daha zor olan seçeneklerle başbaşa kalınmış olur. </p>

<p>Statü farklılıkları buradaki insanların gerçekten de insan gibi yaşamalarını devletten hak ve beklentilerini de değiştiriyor. Suriyelilerin büyük bir kısmına vatandaşlık verilmiş ama hangi şartlar altında vatandaşlık verildiğini bilmiyoruz. Bunlar, Türkiye’nin sınır ötesi hareketliliğine bağlı bir  politikanın sonucu mu verilmiş bilmiyoruz.</p>

<p><strong>‘İSTATİKSEL VERİ YOK’</strong></p>

<p>Afganistan’dan gelen, eli silah tutan gençlerin bir hareketliliği var. Bunlar hangi şartlar altında burada tutuluyorlar, ne kadarı sınır dışı edilmiş, ne kadarı üçüncü ülkelere gönderildi bilmiyoruz. Dolayısıyla istatistiksel bir veri yok. Bunların hukuki koruma altına alınıp alınmadıklarını bilmiyoruz. Bunlara insan onuruna yakışır bir şekilde geçici koruma statüsü verilmişken bile hangi alt yapıya kavuşturulmuş bunları bilmiyoruz. Diğer yönüyle halen de göçmen trafiğinin yoğun olarak işlendiği bir ülkeden söz ediyoruz. İnsan kaçakçılarının göçmen kaçakçılığı yaptıkları, insanları yeni bir yaşam umuduyla bulundukları yerden, ülkelerinden para karşılığı bir yerden bir yere getirip başı boş ve korumasız bıraktıkları bir durumdan söz ediyoruz. Bir kısmının uyuşturucu trafiğinde kullanıldığı, bir kısmının fuhuşa zorlandığı, tecavüz edildiği bir durum var. Yani bakıldığında, çok büyük insan hakları ihlallerinin mağdurları olarak tutulduklarınI görüyoruz. Bu anlamda her gün yeni bir vaka ile karşılaşıyoruz. Örneğin, sığınmak için gelen ülkenin sınır görevlileri tarafından tecavüze uğrayan bir kadından söz ediyoruz. Gasp edilen, telefonu, parası alınan dövülen işkenceye maruz bırakılan göçmenlerden bahsediyoruz. Yani bireysel olarak bakıldığında bir insanlık dramının yaşatıldığı bir statüden söz ediyoruz.” </p>

<p><strong>BUNA KARŞI NE YAPILABİLİR? </strong></p>

<p>Belli sebeplerden ülkelerini terk ederek sığınma talebinde bulunan göçmenlere yönelik n eyapılması gerektiğine ilişkin de değrelendirmelende bulunan Avukat Ümit Avcı, “Devletin kendisine mazur görülebilecek bir sebeple gelmiş insanlara nasıl davranması gerekiyor? Hangi statüyü tanıması gerekir? Uluslararası, ulusal korumayı ne şekilde uygulaması gerekiyor? Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bütün bunlar tanımlanmış. Uluslararası toplum bunu mevzuata bağlamış. Ülkeler de kendi mevzuatlarını çıkartmış. Statü nasıl belirlenirse belirlensin, eğer bir insan kendi yaşadığı coğrafyadan hangi nedenlerle olursa olsun çıkmak zorunda kalmışsa ve tekrar dönme olasılığı yoksa, dönerse zulme uğrayacağı konusunda haklı bir nedeni olan insanlara, insani temelde insani bir alt yapı oluşturularak bu insanlara sığınma hakkının yasal çerçevede verilmesi gerekir. Dolayısıyla bunların kayıt dışı çalıştırılması, ucuz iş gücü olarak çalıştırılması, angaryaya tabi tutulması, fuhuşa zorlanması, bireysel olarak haklarının gasp edilmesi de ancak bu şekilde önüne geçilebilir. Bunlar sağlanmadıkça, korumasız bir şekilde oluşan bu hareketlilik, bu insanların gerçekten bir insanın onuru ile bağdaşmayacak muameleye maruz kalmasına da devam edilecek. </p>

<p><strong>‘VAN ÖZELİNDE İNSANİ BİR MUAMELEYE TABİ TUTULMUYORLAR’</strong></p>

<p>Van özelinde en çok karşılaştığımız şey, özellikle Afgan sığınmacılar yönünden, bu insanların insani bir muameleye tabi tutulmadıkları, çoğu ya yollarda gasp edildiği, öldürüldüğü, bir şekilde Van’da başını sokacak bir yer bulduğu zaman da kayıt dışı olarak çalıştırıldığı yada fuhuş yaptırıldığı yada tecavüz edildiği vakalar söz konusu olabiliyor. Tabu burada bunların bireysel olarak suiistimal edildiğini kabul etmek mümkün değil. Aynı zamanda idari kurumların, devlet mekanizmasının da bu insanlara etkili bir uluslararası veya ulusal mevzuat çerçevesinde yardım yapamadığı yada yapmak istemediği nedenler söz konusu. Yani bu kişilerin hukuki hakları var. Bu hukuki hakların öncelikle geldikleri ülkenin idari, yetkili birimlerine karşı ileri sürme hakları var. Bu ülkenin yargı birimlerine başvurma hakları var. Son olarak da uluslararası mevzuat çerçevesinde üçüncü bir ülkeye yani daha güvenli insanca yaşayabilecekleri bir ülkeye gönderilmeyi isteme hakları var. İşte bütün bunlar idari mercilerde, idari mahkemelerde hem adli mercilerde adli mahkemelerde ileri sürülebilecek haklar ile ilgilidir. Bunu da bu tür yerlerde uluslararası fonlarla desteklenen mültecilerin sığınmacıların yada göçmenlerin bulundukları yerlerdeki hakkını ve hukukunu koruyabilecek, bunlara hukuki yardımda bulunabilecek etkili, insani bir yaşam koşullarını oluşturabilecek mekanizmaların oluşturulabilmesi gerekir. Bu mekanizmalar ancak bu kişilere yardımcı olabilir.” </p>

<p><strong><span style="color:#ff0000;"><em>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</em></span></strong><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/avukat-umit-avci-turkiyedeki-gocmen-sorununun-temelinde-1951-tarihli-multeci-sozlesmesi-yatiyor-1</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Sep 2023 17:10:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/09/avukat_umit_avci_turkiye_deki_gocmen_sorununun_temelinde_1951_tarihli_multeci_sozlesmesi_yatiyor_h342084_9ad19.png" type="image/jpeg" length="32257"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel alana hapsedilen anadil]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/ozel-alana-hapsedilen-anadil-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/ozel-alana-hapsedilen-anadil-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Emrah Bakır</strong></p>

<p>Varoluşçu filozof Martin Heidegger , ‘’Dil var olmanın evidir’’ der bir yazısında.  Dilin kendisi öze dönüş ve var oluştur. İnsanın anadilinden almış olduğu kelimeleri ve anlamları ancak bir topluluk halinde ve bir arada olarak üretmekten geçer. Başta sanatsal eylemler olmak üzere, birçok alanda üretmenin ve yeniden var olmanın anlamıdır. Kürtçe dilinin son yıllarda kamusal alandan özel alana doğru konuşma pratiğinin kademeli şekilde azalması gözler önünde. Kürtçenin özel alana doğru hapsolma sürecini ve bu süreçte neler yapılabileceğini, Kürtçenin kamusal alanda daha çok konuşulması ve gereken önemin verilmesi için neler yapılabilir? Sorusu üzerinden alanlarında deneyimli  katılımcılarımızla özel alana hapsedilmeye çalışılan dili konuştuk. </p>

<p><b>                            </b></p>

<p><b><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Fahriye-Adsay.jpeg" /></b></p>

<p><b>Özel alanda da konuşulmaması tehlikesi altındayız</b></p>

<p></p>

<p>Yazar ve çevirmen Fahriye Adsay, Kürtçenin kamusal alandaki sorunlarının temel problemlerine ve siyasi alandaki yansımalarına dikkat çekerken, zamanla özel alanda da kopuklukların olabileceğini dile getiren Adsay şunları ekledi: ‘‘Takdir edersiniz ki, dil ile siyaset, bir dil ile o dili konuşan topluluğun siyasi statüsü arasında inkar edilemez bir ilişki sözkonusu. Biz Kürtlerin siyasi statüsüzlüğü göz önüne alındığında, Kürdçenin kamusal alandan çekilip özel alana hapsolması hiç şaşırtıcı olmasa gerek. Zira Türkiye'deki kamusal alanın düzenleyicisi ve kural koyucu siyasi iktidarı Türkleri ve onların siyasi ve kültürel menfaatlerini temsil eden Türk devleti. Türkiyede kamusal alan ve onu temsil eden kurumlar sadece Türk dili ile kültürünün kendini yeniden üretmesini sağlayan ve de bunu Türkçe dışındaki dillerin yok olması pahasına, hatta yok olmalarını amaç edinen bir düzenlemeyle iş görmektedir.12 yıl zorunlu (Türkçe) eğitim ve de öncesindeki okul öncesi eğitimden tutun, tek resmi dilin Türkçe olması, Kürdçe bilmenin iş bulma ve kariyer planında, toplumsal statü edinmede hemen hemen hiç bir getirisinin olmadığı bir ortamda kamusal alanda Kürtçenin varlığından söz etmeyi bırakın bir tarafa, yakın bir zamanda özel alanda da konuşulmaması tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktayız.’’</p>

<p></p>

<p><b> Kamusal ve özel alanda ısrarla çaba</b></p>

<p></p>

<p>Kürteçin canlı kalması ve gelecek nesillere ulaşması için siyasi, sosyal ve kültürel bir direniş olduğunu belirten Adsay, ‘’Kürtçenin canlanması ya da canlı kalması, kendini yeniden üretebilmesi için elbette siyasi statünün elde edilmesini bekleyecek değiliz. Sivil toplum olarak Kürtçenin yok edilmesine karşı özel alan ve kamusal alanda tüm imkânlarımız/imkansızlıklarımızla daha fazla yazılı, görsel ve işitsel eserler üreterek ve de tüketerek ısrarla direnmek zorundayız. Ancak bu kültürel direniş, Kürdistan’da kendi kendini yönetmeye dönük bir siyasi, statü talebinin eşlik etmemesi durumunda yeterli olması zor ya da güdük kalması kaçınılmaz. Diğer bir deyişle, sorunumuz toplumun Kürtçeye ilgi göstermemesi değil, toplumun Kürtçeye ilgi göstermek için güçlü nedenlerinin olmamasıdır. Zira aynı toplum Türkçeyi (zorla) öğrenirken bunu aşırı ilgisinden dolayı yapmadı. Kürd dili ve kültürünün her alanda kendini yeniden üretebilmesini talep edecek, mevcut “Kürd” siyasetine alternatif bir siyaset arayışını, belki de, ilk yapılacaklar listesine koyabiliriz’’ Diye konuştu. </p>

<p></p>

<p><b>Dilin rağbet görmesi</b></p>

<p></p>

<p>Uzun yıllardır Kürtçe anadilinde eğitimler veren ve dil alanında çalışan İhsan Birgül, Kürtçe diline son zamanlarda gelen yasaklar ve asimile etmeye yönelik çalışmalar neticesinde bir gerileme olduğuna işaret ederken, Kürtçenin tekrardan canlanmasının ise önündeki engellerin kalkmasını dile getirdi. Birgül konuşmasının devamında şunları kaydetti: ‘’Ben İhsan Birgül. Şair ve Kürt dili eğitmeniyim. Kürtçe neden kamusal alandan özel alana çekildi? Ya da çektirildi. Daha doğrusu neden sadece ev içinde konuşulan bir dil haline getirildi? Bunun tabi ki çok sebepleri var. Başta resmi ideolojiden kaynaklı olan asimilasyon politikaları, dil üzerindeki yasaklar, Her ne kadar şimdi bazı serbestlikler olsa da bunla temel sebepler. Bana göre şöyle bir şey de var. Bu dilin bir pazar dili olamamasında sebebi var. Örneğin bugün insanlar, bu işten para kazanıyorsa dil değer görür. TRT 6 ve Artuklu açıldığında insanlar buraya gidebilmek için ciddi bir şekilde dile yönelmişti ve oradan bir kazanç elde edeceklerdi ve oraya gitmelerinin temel sebebi de buydu. Bize dil dersi için başvuranların hemen hepsinde ihtiyaç duyulduğu zaman başvuruyorlar. Bir işte gerekliyse, ya da çalışacakları bir kurum bu basın ve yayın olur başka bir kurum olur, Kürt diline ve lehçelerine ihtiyaç varsa bundan dolayı başvuruyorlar. Bununla beraber tabi ki kazanç varsa insanlar yönelebilirler. Tekrar anadilin canlanması konusu nasıl olur? Dilin bir rağbet görmesi, bir cazibesinin olması, bunun dışındaki sebepler ortadan kalkınca elbet.’’</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>                                                 </b></p>

<p><b>                               </b></p>

<p><b>Anadil önemini kendi adından alıyor</b></p>

<p></p>

<p>Anadilin bir ulus için önemleri anlamları içerdiğine dikkat çeken Musa Bakan, bir ulusun kendi kültürünü ve tarihini anneden aldığımız dil sayesinde gelecek nesillere aktardığımızı dile getiren Bakan, ‘’Ben Musa Bakan. Dilimi ve kültürümü seven bir Kürdüm ve bunu her anlamda geliştirmek istiyorum. Anadil önemini kendi adından alıyor. Anadil, anne. Anne her halkın kültüründe büyük bir değer ve öneme sahiptir. İlk olarak diyebilirim ki, anadil önemini bu anlamıyla annenin kendisinden alıyor. Ayrıca dil, annemizden ve öncülerimizden aldığımız bir emanettir ve bu emaneti yeni nesillere veriyoruz. Annemizin bize verdiği dil; bir halk olarak, bir ulus olarak, kültürümüzün tarihimizin ve varlığımızın temelidir. Anadilin önemi biraz bu şekilde tamamlanabilir’’ Diye ifade etti. </p>

<p><b>               </b></p>

<p><b>Kamusal alanda Kürtçe konuşuluyor ama eksiklikler var</b></p>

<p>Kürtçenin hem geniş kitlelere ulaşması hem de her alanda ilerlemesi için, Kürtçe diline öncülük eden kurumların eksikliklerine değinen ve bu eksikliklerin aşılması gerektiğine dikkat çeken Bakan şunları ekledi:  ‘’Sorunuzu biraz düzeltmek isterim. Kamusal alanda Kürtçe dili konuşuluyor konuşulmuyor değil.  Fakat Kürt kurumlarının bu konuda eksiklikleri var bana göre.  Başta siyasi kurumlar ve halka öncülük eden kurumlar, ya da öncülük etmek isteyen kurumlar. Kürtçe diline karşı birçok baskı, zorbalık ve engellerin olduğunu biliyoruz tabi ki. Ama bu engeller var olmasına rağmen, eğer halka öncülük eden kurum ve kuruluşlar Kürtçe diline gereken önemi verirse, birçok engel geride bırakılabilir. Ve her alanda Kürtçe konuşulur. Annelerimiz ve öncüllerimizden aldığımız bu emanete sahip çıkmamız, geliştirmemiz, zenginleştirmemiz ve bu haliyle yeni gelen nesillere bırakmamız gerekir. Böyle bir ehemmiyeti var bunun. Bu şekilde öneride bulunabilirim. Bu şekilde, aldığımız emaneti yeni nesillere vermemiz gerekir.’’</p>

<p><strong><span style="color:#ff0000;"><em>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</em></span></strong><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/ozel-alana-hapsedilen-anadil-1</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Sep 2023 11:54:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/09/ozel_alana_hapsedilen_anadil_h342081_237a6.png" type="image/jpeg" length="35509"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güvencesiz bir meslek: Serbest Gazetecilik]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/guvencesiz-bir-meslek-serbest-gazetecilik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/guvencesiz-bir-meslek-serbest-gazetecilik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Emrah Bakır</strong></p>

<p>Türkiye’de her geçen gün gazeteciler ve medya çalışanlarının sorunları giderek büyümeye devam ediyor. Yaşanan ekonomik kriz, işten atılmalar, sendikal haklar, mobbing ve en önemlisi düşük ücret sorunu gazeteciler için onarılmayı bekleyen bir durum olmayı sürdürüyor. Kurumsal olarak çalışan gazeteciler, serbest gazetecilere göre hem ekonomik olarak hem de güvence olarak iyi bir konumdalar. Yukarıda bahsettiğimiz sebeplerden ötürü her geçen gün onlarca meslektaşımız serbest gazetecilik yapmaya başladı. Fakat en önemli sorunlardan biri sürekli gündemde olan basın kartı sorunu olmaya devam ediyor. Türkiye’nin farklı illerinde serbest gazetecilik yapan meslektaşlarımızla serbest çalışmanın onlar için ne anlam ifade ettiğini ve beklentilerini konuştuk.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Barış-Dönmez.jpeg" /></p>

<p><b>Basın kartımız dikkate alınmıyor</b></p>

<p>Serbest gazetecilerin en büyük sorunlarından biri kurumsal çalışan meslektaşlarına göre basın kartından yoksun olmaları. Meslek örgütlerinin ya da uluslararası kurumların vermiş olduğu basın kartının bir güvenceye sahip olmadığını dile getiren Barış Dönmez, ‘’Bu soru aslında tek bir cevap vermek gerekirse, oda güvencesiz iş ve ekonomik gelirinin düzenli olmamasıdır. Bunun yanında basın kartı ayrı bir skandal. Bu anlamda belli bir ücret karşılığında uluslararası basın kartı (<b>IFJ</b>) almak zorunda kalıyoruz. Bu basın kartı da çoğu sefer güvenlik güçleri tarafından dikkate alınmıyor. Bundan dolayı birçok güçlükle karşı karşıya kalıyoruz’’  Diye ifade etti.</p>

<p><b>Bazı siteler komik rakamlarla haberimizi yayınlıyorlar </b></p>

<p>Serbest gazetecilerin haberlerini yayınlama ve karşılığında alacağı ücret her bir haber sitesi için değişiklik gösterirken bağımsız gazeteciliğin haber yayınlanmasının zor olduğuna dikkat çeken Dönmez,‘’Öncelikle haber konusunu belirliyorum ve bu öneriyi yayınlayacağım haber sitesine sunuyorum. Genellikle foto haber şekilde gönderiyorum. Çoğu sefer önerilerimiz kabul edilmiyor. Ekonomi ve politika haberleri çok istenilen haber önerileri değil. Bazı haber siteleri var ki, haber önerisi yaptığımızda üstenci bir şekilde tutum takınıyorlar. Bağımsız gazetecilerin haber yapması ve yayınlanması çok zor. Bazı siteler özelikle, komik rakamlar ile haberinizi yayınlıyor’’ Diye konuştu.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/ihsan-birgül.png" /></p>

<p><b>Basın kartı olmayınca gazeteci olarak gazeteci olarak görmüyorlar</b></p>

<p>Her geçen gün Türkiye’de gazeteciler birçok sorunla karşı karşıya kalırken, serbest gazetecilerin bir toplantıya ya da habere giderken yaşadığı sıkıntılar sürekli karşımıza çıkmaktadır. Gazeteciliğin severek yapılması gerektiğine dikkat çeken İhsan Birgül,‘’İlk başta belirtmem gerekir ki serbest gazeteci olarak çalışmak için gazeteciliği sevmek lazım. Çünkü ancak bu işi severseniz yaparsınız. Çünkü ciddi anlamda sıkıntıları ve dezavantajları olan bir meslek. Örneğin; akredite probleminiz var. Bir resmi kurumdan bilgi alacağınız zaman ya da bir toplantıya katılacağınız zaman kurumsal kimlik yoksa bu tür durumlara kolay kolay dahil olamazsınız. Basın kartı olmadığı için çoğu yerde birçok meslektaşlarımızı gazeteci olarak görmüyorlar. Aynı zamanda belli bir kuruma bağlı olmadığımız için serbest gazetecilerin çoğu belirtmiş olduğum sıkıntıları yaşıyor’’ Diye konuştu.</p>

<p><b>Haber yapıyorsun ama güvencen yok</b></p>

<p>Bir serbest gazetecinin haber önerisinden haberi yazma aşamasına kadar geçirdiği süreci anlatan ve bazı durumlarda hiç beklenmedik bir şekilde haber önerilerinin olumsuz sonuçlanmasını dile getiren Birgül,‘’Haberlerimizi önceden anlaşmalı olduğum kurumlara haber önerisi yaparak çalışıyorum. Editörden ya da yayın kurulundan olumlu dönüş aldığımız zaman habere başlıyoruz.  Genellikle haber geri dönüşleri editörlerin çalışma şekline kalıyor. Ya da gazetelerin yayınlamak istediği haber tarzına göre değişiklik gösteriyor. Bazen hiç ummadığınız bir dosya kabul edilirken bazı durumlarda da çok önemsediğiniz ve yapmak istediğiniz haber önerileri olumsuz sonuçlanabiliyor.  Bunlara ek olarak patronsuz yaşamak bir gazeteci için mükemmel bir şey. Ama duruma ekonomik açıdan baktığımızda iyi bir durum değil. Evet, özgürsün istediğin haberi yapıyorsun ve ekonomik olarak sürekli bir gelir getirmiyorsa oda ayrı bir sıkıntı. Haber yapıyorsun ama güvencen yok durum bundan ibaret’’ Dedi.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Salih.jpeg" /></p>

<p><b>Daha üretken bir durumda oluyorsun</b></p>

<p>Serbest gazetecinin çalışma koşullarının gazeteciliğe olan etkisi ve üretken bir ilerleme kaydetmesi elbette değerli. Fakat serbest çalışmanın başta ekonomik kaygılar olmakla beraber  belli sorunları mevcuttur. Serbest çalışmanın birçok avantajı olduğu kadar dezavantajlarını dile getiren Salih Güleç,‘’Öncelikle şunu belirtmek isterim ki serbest olarak çalışmak bence her açıdan üretken bir durumu ifade ediyor. Üretken bir durumu ifade ettiği kadar patronsuz yaşamanın da haber seçiminden haberi yayınlamaya kadar ki süreci etkiliyor. Haberini göndereceğin mecrayı, haberin kendisini haberin türünü ve görüşeceğin kişileri kısacası her şey kendin belirlediğin bir durum söz konusu. Fakat bunun avantajları saymakla bitmez aynı zamanda dezavantajları da saymakla bitmeyecek kadar çok. Dezavantajının biri basın kartının olmayışı. Daha doğrusu serbest gazetecilerin basın kartlarından yoksun kalması bence en büyük problemdir diye düşünüyorum’’ Diye ifade etti.</p>

<p><b>Serbest gazetecilik için onlarca neden var </b></p>

<p>Üniversite de teorik eğitimini aldıktan sonra kurumsal olarak bir yerde çalışamayacağını fark eden Güleç, kurumsal olarak çalışan gazetecilerin haber seçiminden, haberin yayınlanma aşamasına kadar rahat olamadıklarını dile getirirken, meslek örgütlerine çağrıda bulundu. Güleç şunları kaydetti: ‘’Üniversiteyi bitirdikten sonra serbest gazeteci olarak başladım. Çünkü birçok kuruma iş başvurusu yaptım fakat çoğunluğu olumsuz döndü. Bu olumsuz dönüşleri sonunda ben de serbest gazetecilik yapmak istedim. Bu alanda şunu fark ettim; Şu an kurumsal olarak çalışan birçok arkadaşım var gazetecilikte çok mekanik bir şekilde ilerlediğini yani haber seçiminin gittikçe standart olmasından şikâyetleri söz konusu. Her geçen gün yaşanan ekonomik kriz, işten çıkarmalar, mobbing ve bir sürü örnekler sayabiliriz neden serbest gazetecilik yaptığımız için. Bu sebeplerden dolayı her gün birçok meslektaşımız YouTube kanalları, blog siteleri açarak ya da anlaşmalı olarak içerik üretmektedir. Gazete cemiyetleri ve sendikaları bence bu konuyu derinlemesine incelemeli. Serbest gazetecilerin yaşamış olduğu problemler giderilmeli.’’</p>

<p><strong><span style="color:#ff0000;"><em>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</em></span></strong><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/guvencesiz-bir-meslek-serbest-gazetecilik-1</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Sep 2023 14:03:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/09/guvencesiz_bir_meslek_serbest_gazetecilik_h341998_c15af.png" type="image/jpeg" length="56464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir paragraflık habere ulaşmak bazen dakikalarımızı alabiliyor]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/bir-paragraflik-habere-ulasmak-bazen-dakikalarimizi-alabiliyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/bir-paragraflik-habere-ulasmak-bazen-dakikalarimizi-alabiliyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Haber: Emrah Bakır</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Görme engellilerle ilgili başta kamusal alanda olmak üzere birçok alanda düzeltilmesi gereken sorunların olduklarına dikkat çeken görme engelli bireyler, haber sitelerinin kendileri açısından kolaylaştırıcı olmalarını talep ettiler. Haber sitelerinin sıklıkla kullandığı görseller, grafik ve tabloların ekran okuyucular tarafından algılanmadığına ve haberi okumakta zorluk çektiklerini belirten görme engelli bireyler haber sitelerinin erişebilirlik sorununa değindiler. Yapay zeka teknolojisinin ilerlemesi sonucu haber merkezlerinin betimleme ve sayısal, grafik ve tablo okumasını yapay zekayla işbirliği içinde kullanılırsa görme engelli bireyler için haberlerin daha erişebilir olacağına dikkat çektiler. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><b>                  </b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Kırsal kesimdeki görme engellilerin tercihi radyo ve televizyon</span></span></span></b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph">                  </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Görme engelli bireylerin haberleri birçok mecrada takip ettiğini ve kitle ilişim araçlarının etkisiyle hem birçok durumdan haberdar olduklarını hem de yeni yazılım uygulamalarının etkisiyle görme engelliler için erişebilirlik konusunda kolaylaştırıcı olduğuna dikkat çeken Engelli hakları savunucusu, Eğitimde Görme Engelliler Derneği Kurucu Başkanı Emre Taşgın, ‘’Ülkemizde sayısı net olarak bilinmese de farklı veriler birlikte değerlendirildiğinde 500 bin üzerinde görme engelli nüfus olduğu tahmin ediliyor. Bu kişiler içerisinde kaza veya diğer nedenlerle ya da yaşlılığa bağlı olarak görme yetisini yitirmiş olanlar çoğunlukta. Diğer yandan özellikle genç ve orta yaş grubunda her geçen gün artan kitle ise dijital imkanlardan faydalanabilir durumda. Bu bilgileri vermemdeki maksat, farklı imkanlara sahip olan görme engellilerin kullandığı kitle iletişim araçlarının değişebildiğini vurgulamak istememdir. Kırsal kesimde bulunan veya dijital imkanlara erişemeyen görme engelliler için hala en önemli kitle iletişim aracı radyo ve televizyondur. Görme engellilerin radyoyla etkileşimi çok uzun yıllardır sürüyor. Halen çevremde birçok kişi bu alışkanlığını devam ettiriyor. Dolayısıyla çok fazla görme engelli kişinin haberleri radyodan takip ettiğini söyleyebilirim. Özellikle bazı haber televizyonlarının yayınlarını radyo aracılığıyla da yapması bunu daha kolay hale getiriyor. Yine radyo ile beraber televizyon kanalları da haber almak için kolay bir araç. Günümüzde her evde en az bir televizyon var ve toplumun önemli bir kesimi gibi görmeyen kişiler için de bu kitle iletişim aracı haber almak için önemli bir vasıta olmaya devam ediyor. Günümüzde bilgisayar ve mobil cihazlar görme engelliler tarafından ekran okuyucu adını verdiğimiz yazılımlarla kullanılabiliyor. Bu yazılımlar ekrandaki bütün metinsel öğeleri sese dönüştürebiliyor. Görme engelliler bankacılık, sosyal medya kullanımı, internet sitelerinde gezinme, doküman oluşturma/düzenleme gibi herkesin yapabildiği birçok işlemi bu yazılımlar aracılığıyla rahatlıkla gerçekleştirebiliyor’’ Dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Emre-Taşgın.jpg" style="height: 394px; width: 700px;" /></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Uygulamalarda ve haber sitelerindeki görseller betimlenmiyor</span></span></span></b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Pandemi  ve 6 Şubat depreminden sonra görme engelliler için bilgi almak zor olduğu kadar haber merkezlerinin haber sitelerindeki uygulamalarında yetersiz olduğuna dikkat çeken Taşıgın, bir paragraflık habere ulaşma konusunda zorluk çektiğini belirterek şunları ekledi:‘’Görme engelliler için haberlere erişimin önündeki en önemli engellerden biri görsel öğeler hakkında bilgi sahibi olunamamasıdır. Örneğin pandemi döneminde yayınlanan grafiklerde ne olduğu bilgisini biz çoğu zaman yakınlarımıza sorarak veya sosyal medyadaki gönüllü kişilerin betimlemeleri sayesinde öğrenebildik. Deprem döneminde körlerin yaşadığı en önemli sorunlardan biri doğru ve erişilebilir bilgiye ulaşamamaktı. Kısıtlı imkânlara sahip olan görme engelliler ihtiyaç duydukları bir habere ulaşmakta çok zorlandılar. Zaten ellerindeki dijital araçları kaybettikleri için bilgiye erişimde ciddi anlamda kısıtlanan körler buldukları kısıtlı fırsatları da erişilebilirlik sorunları nedeniyle verimli kullanamadılar. Bizler elimizden geldiğince doğru bilgileri ayrıştırarak onlara ulaştırmaya çalıştık ama bunun çok yeterli olduğunu söyleyemem. Yoğun biçimde haber takip eden kör bir kişi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; görselliğin son derece önemli olduğu çağımızda haber yazımında da buna dair bir yönelim söz konusu. Daha az metin ve daha fazla görselliğin yer aldığı haberlerde eğer görseller hakkında yeterli bilgi verilmezse biz bu haberin içeriği hakkında bilgi sahibi olamıyoruz. Haber uygulamalarında ve internet sitelerinde yer alan görseller betimlenmiyor. Yurtdışı haber kaynaklarını da takip ediyorum. Herkesin adını bildiği bazı köklü haber sitelerindeki görsellerin betimlendiğini ve görme engellilerin bu görsellerde ne olduğunu rahatlıkla anlayabildiğini gözlemliyorum. Bu konuya ülkemizde yeterli önem verilmiyor. Bir paragraflık habere ulaşmak bazen dakikalarımızı alabiliyor.’’</span></span></span></span></p>

<p><img class="detayFoto " src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/ZZZZZZZZZZZZZZZZ.png" style="height: 695px; width: 700px;" /></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Haberler sitelerinde betimleme sorunları</span></span></span></b></span></p>

<p></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Görme engelli olan Büşra Mert, haber takibi sırasında haber içeriklerinin tablo ve görsel olarak sunulmasının görme engelliler için sorunlar oluşturduğuna dikkat çekerken, haber betimlemelerinin de yapay zeka yoluyla yapılmasının engelliler için kolaylaştırıcı bir etken olacağını ifade eden Mert, ‘’Habere erişimde sıkıntı yaşamıyorum çünkü erişilebilir aplikasyonlar var. Oradan rahatlıkla haberleri okuyabiliyorum. Hayatın her alanında betimlemeyle ilgili sıkıntı var. Bazı haberlerde özellikle memurların maaşlarıyla ilgili tablo yayınlanması ya da pandemi dönemlerinde yayınlanan vaka tabloları altta ifade edilmeyen ama tablo şeklinde olan haberleri okumak bizler için çok zor. Artık yapay zeka ciddi oranda hayatımıza girmiş durumda ve yapay zeka desteğiyle bu aplikasyonlar ya da haber mecraları bu tarz olaylarda betimleme desteği verebilir. Ve bu konuda haber merkezleri çalışmalar yapabilir. Artık insanların bireysel olarak zamanlarını harcayarak haber ya da film betimlemesine karşıyım. Çünkü bunun yerini yapay zekâ almak üzere, hem daha ucuz hem de daha hızlı diyebilirim’’ Diye ifade etti. </span></span></span></span></p>

<p>     <img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/Ramazan.jpg" /></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""> <b>Haberlerde kullanılan görselleri ve tabloları okumamız zor</b></span></span></span></span></p>

<p></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Haber takibi yaparken kullanılan görsellerin ve tabloların görme engellilerin kullandığı uygulamalarda haberi okuyamadığı ve bazı zorluklarla karşılaştıklarını ifade eden Fatma Ovat, haber merkezlerinin görme engelli bireyler için erişebilirlik konusunda çözüm odaklı olmalarını söyledi. Ovat,  ‘’Dijital ortamlardaki haberlere ulaşmak bizler için çok daha kolay. Teknolojinin gelişmesi aslında bizler için bir yerde avantaj durumunda Ancak tamamıyla her şey dört dörtlük mü? Soracak olursanız tabi ki hayır. Evet dijital ortamlardaki haberleri ulaşabiliyoruz ancak bazı haber siteleri ekran okuyucular tarafından okunmuyor. Biz bu açıdan yani ekran koruyucu tarafından sıkıntı yaşıyoruz. Reklamları kapatma durumu derken, bazı haber siteleri ekran okuyucu programları desteklemiyor. Haberler ilgili görsel veriler kullanıldığında fotoğraf olarak algılandığından dolayı uygulamalar bu tür görselleri ve verileri algılamıyor. TÜİK verileri paylaşıldığında uygulama bize tablo olarak sunuyorlar ve bir alt metin olmadığından dolayı bunu okumamız gerçekten zor. Haber merkezleri bizler için erişebilirlik konusuna bir çözüm bulmalılar demek istiyorum’’ Dedi. </span></span></span></span></p>

<p><b>                           </b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Haberlere ulaşmamız daha erişilebilir olmalı</span></span></span></b></p>

<p></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Haberleri okuduğu uygulamalarda ve genel olarak haber sitelerinin görme engelli bireyler için kolaylaştırıcı olması gerektiğini ifade eden Ramazan Kunduz,‘’Biz haberleri eski adıyla Twitter şimdi adıyla X aplikasyonu uygulamalarından, Son Dakika Haber ve Bundle Haber aplikasyonlardan takip ediyorum. Haberlere erişimde aslında çok fazla sorun olmuyor fakat düzeltilecek belli noktaları var. Haberlerde kullanılan grafik olayları biraz daha erişilebilir hale getirmesi iyi olur. Ve internet haber sitelerinin haberlerine girdiğimizde sürekli tıklama durumu sürekli döndürüp dolaştırıp sizi bir yere götürmeye çalışıyorlar. Bu tür şeyler düzenlendiğinde bizler için iyi olacaktır’’Diye konuştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span style="color:#ff0000;"><em>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</em></span></strong><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/bir-paragraflik-habere-ulasmak-bazen-dakikalarimizi-alabiliyor-1</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Sep 2023 23:23:15 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/09/bir_paragraflik_habere_ulasmak_bazen_dakikalarimizi_alabiliyor_h341891_17ff9.jpg" type="image/jpeg" length="88580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dersim'de bal üreticileri düşük rekolte yüzünden zor zamanlar geçiriyor]]></title>
      <link>https://www.haberercis.com.tr/dersimde-bal-ureticileri-dusuk-rekolte-yuzunden-zor-zamanlar-geciriyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberercis.com.tr/dersimde-bal-ureticileri-dusuk-rekolte-yuzunden-zor-zamanlar-geciriyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dersim’de arıcılar bu sene düşük rekolte ve artan maliyetler maliyetler yüzünden zor zamanlar geçiriyor. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Sevin Kahraman</strong></p>

<p>Dersim’de arıcılar bu sene düşük rekolte ve artan maliyetler maliyetler yüzünden zor zamanlar geçiriyor. O arıcılardan biri de Hozat'ın Derviscemal köyünde arıcılık yapan Bengül Adıgüzel. </p>

<p>Bengül, kadınları üç kuşaktır arıcılık yapan bir aileden. Nenesi annesine, annesi de kendisine öğretmiş arıcılığı. Şimdilerde 67 yaşındaki annesi Selvi Adıgüzel'in de desteği ile yapıyor bu işi. </p>

<p>67 yaşındaki anne Selvi Adıgüzel, kızının anne mesleğini sürdürmesinden memnun. Arıcılığa anneleriyle (Fatma Türkmen) başladıklarını anlatan anne Adıgüzel, kızının heyecanını paylaşıyor ve elinden geldiğince yardım ediyor. </p>

<p>Şimdiki arıcıların, arıların içine girerken bu kadar korunma tedbirleri almasına anlam veremeyen anne Adıgüzel, “Ben oğul alırken bile maske giymiyordum” diyor. </p>

<p><img class="detayFoto " src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/AS_1.jpeg" style="height: 513px; width: 700px;" /></p>

<p><b>“Arıcılık bizde bir kültür”</b></p>

<p>Organik tarım mezunu 38 yaşındaki Bengül Adıgüzel, daha önce arkadaşlarıyla birlikte 25 dönüm arazide kolektif üretim yapmış. Ovacık dağ sarımsağını 4 dönem arazide yetiştirmiş. Halk eğitimde de bir dönem öğretmenlikten sonra anne işi olan arıcılık yapmaya karar veren Adıgüzel, “Başkasının yanında çalışmak bir patronun başımda olması beni rahatsız ettiği için kendi işimi yapmak istedim. Tarımla uğraşmak beni çok mutlu ediyor, arıları da çok seviyorum. Arıcılık bizde neneden anneme, annemden bana devam eden bir kültür oldu. Bunu devam ettirmek istiyorum” diyor. </p>

<p><b>İlk oğul heyecanı</b></p>

<p>Çocukluk anılarında arıcılığın önemli bir yer tuttuğunu belirten Bengül Adıgüzel, arıcılığa başlamasını çocukluğunda yaşadıklarına şöyle bağlıyor;</p>

<p>“Ben 7 yaşındaydım annem arıcılık yaptığında. O zamanlar anneme körük tutabiliyordum. Annem oğulu avuç ile toplayıp kovana kouyordu. Tabii ben yıllar sonra arıcılığa ilk başladığımda arı ilk oğul verdiğinde çok heyecanlanmıştım. Annemin gelmesini istedim. Ama annem gelene kadar ben oğulu toplamıştım. Sekiz yaşındaki bilgi hafızada öyle bir kalmış ki arıcılığa başlarken hiç zorlanmadım. O çocukken ki aktarım, görsellik kalmış. İleride arıcı olacakmışım.”</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/AR.jpeg" style="height: 387px; width: 700px;" /></p>

<p><b>Zor bir sene geçiriyoruz</b></p>

<p>Bin bir emekle ürettikleri balın sağımını yaparken görüştüğümüz Adıgüzel için bu sene çök verimli geçmemiş. </p>

<p>Maliyetlerdeki artış ve yaz boyu yağan yağmurlardan kaynaklı rekoltedeki düşüş, tüm arıcıları olduğu gibi Bengül’ü de sıkıntıya sokmuş. </p>

<p><b>Bu sene çok kötü geçti arılar bal getirmedi</b></p>

<p>Arıcılıkta ikinci yılına giren Adıgüzel, yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini şöyle anlatıyor: “Arılarımı kendi köyüme (Dervişcemal köyü) koydum. Burada bitki çeşitliliği çok. Giderler çok fazla. Gelirimiz giderimizi karşıladığında bize çok kar kalmıyor. Bu yıl sezon çok kötüydü. Arı bal getirmedi. Yağışlar çok fazla olduğu için polenleri yıkadı. Geven zamanı tekrar bir yağmur vurdu. Gevenden çok fazla bir bal da alamadı. Arı doğaya çok uyumlu bir canlı. En güzel tepkiyi arılar veriyor. Arılarımız ve balıklarımız ölüyor. Çünkü biz doğaya o kadar çok zarar veriyoruz ki. Tarım ilaçları, iklimin değişimi çok ciddi sıkıntı yaratıyor. Bu anlamda duyarlı olmak gerekiyor. Herkes kendini, karını düşünüyor. Dedelerimiz hiçbir şekilde toprağa ilaç atmadı. Hep doğal tarım yaptılar. Yapılan tüm müdahaleler toprağın verimini de öldürüyor. Biz arıcılar bu konuda çok sıkıntı yaşıyoruz. Bu anlamda doğaya saygı duymamız gerektiğini düşünüyorum.”</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://habererciscomtr.teimg.com/haberercis-com-tr/images/upload/AW.jpeg" style="height: 493px; width: 700px;" /></p>

<p><b>Ballarımız tamamen organik</b></p>

<p>Tamamen organik bir bal ürettiğini söyleyen Adıgüzel, “Yaz boyunca da organik mücadele yöntemleri kullandım. Ardıç katranı, ardıç, kekik yağı, portakal dumanı verdim. Arıya antibiyotik verince ciddi bir kalıntı bırakıyor. O yüzden bilinçli arıcıdan bal almak gerekiyor. Ballarımız tamamen organik” diye ekliyor.  </p>

<p>Arıları çok sevdiğini söyleyen Bengül Adıgüzel, “Ben de ileride çocuklarım yapsın, bu gelenek böyle devam etsin istiyorum” diyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span style="color:#ff0000;"><em>Bu içerik Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Evi Destek Aracı (BEDA)” programı kapsamında hazırlanmıştır.</em></span></strong><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haberler</category>
      <guid>https://www.haberercis.com.tr/dersimde-bal-ureticileri-dusuk-rekolte-yuzunden-zor-zamanlar-geciriyor-1</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Sep 2023 13:12:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habererciscomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberercis-com-tr/images/haberler/2023/09/dersim_de_bal_ureticileri_dusuk_rekolte_yuzunden_zor_zamanlar_geciriyor_h341878_b61d6.jpeg" type="image/jpeg" length="73498"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
