'Roboski Katliamı'nda traktörler ambulansımız oldu'

Roboski Katliamı’nda kardeşini kaybeden Cahide Encü, katliam gecesine dair “Kardeşim yaralıydı. 3 saat boyunca karın üstündeydi. Babam oraya gidene kadar kardeşim o soğukta vefat etti” dedi.

'Roboski Katliamı'nda traktörler ambulansımız oldu'

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun programı ÖFG TV’ye Roboski Katliamı’nda katledilenlerin yakınları ile İzmir’de katledilen 3 Suriyeli gencin yakınları katıldı.

Programın ilk bölümünde Roboski’de yakınlarını kaybeden Cahide Encü ve Hazal Encü konuştu. “Baba’dan oğluna bir meslek kalır, bizde de babadan oğula kaçakçılık kaldı” diyen Cahide Encü, 1993 yılında köylerinden göç ettirildiklerini aktardı. Bir kısım akrabalarının bu göçle birlikte Irak’a gittiğini anlatan Encü, “Yapabileceği hiçbir şey yok, geçimimizi mecburen kaçakçılık ile sağlayacağız, o gece gittiklerinde 50 TL kazançları vardı. Herkes gidiyor. Sınır ticareti yapıyoruz, yüzyıldır bu böyle. Bu tarafların hepsi böyle. O gece kaymakamı, valisi, taburun bilgisi dahilinde bu işi yapıyoruz. O gün de kardeşim lise son öğrencisiydi, 17 yaşındaydı, okuldan geldi. 1 saat uyudu, kalktı sonrasında ‘Mazot almaya gideceğiz’ dedi. Annem, ‘Soğuk gitmeni istemiyorum’ dedi. Kardeşim de ‘Üniversite sınavı olacak gideyim, paraya ihtiyaç var, kantine borç var. Bu gece gideyim, bir daha gitmeyeceğim’ dedi. Bizde izin verdik. 3 tane kazak giydirdik, 2 eldiven, bere taktık” dedi.

ADALET SAĞLANMADI

Askerin yolu tuttuğunu duyduklarını ancak öldürüleceklerinin akıllarına hiç gelmediğini söyleyen Encü, “Saat 9 oldu dışarı çıktık, sadece aileler dışarı çıktılar, sesler geliyordu bomba sesleri buraya yakın seslerini duyuyorduk. Annem ve babam ikisi gittiler, askerler yolu bırakmışlar ama annem 3 saat uzağız, kar, kış gece karanlık. Bir ambulans yoktu o gece! En azından yardım etselerdi, hiçbir şekilde yardım edilmedi. Katır semerlerine koydular cansız bedenlerini. Katırlar taşıdılar. Traktörler ambulanslarımız oldu. Bizim gözümüzün önünden hiç gitmiyor çünkü benim kardeşim yaralıydı, 3 saat boyunca karın üstünde babam oraya gidene kadar kardeşim o soğukta vefat etti, kimyasal nedeniyle vefat etti yoksa kardeşimin yarası yoktu. Hiç yardım edilmedi. 10 yıldır hiçbir şekilde adalet sağlanmadı” ifadelerini kullandı.

‘TEK YARGI SÜRECİ KAPATMA ÜZERİNE OLDU’

Yargı sürecine dairde konuşan Encü, “Tek yargı süreci kapatma üzerine oldu. Hiçbir şekilde hiçbir yargı süreci başlatılmadı. Tüm mahkemeler takipsizlik kararı verdi. Hiçbir şekilde yargı işlemedi. Hep üzerine bu olayı kapatmak için. Failler yargılanmasın, tutuklanmasın diye oldu yargılamalar. Hiç yargılama olmadı” diye belirtti. Yaşanan katliamı unutamadıklarının altını çizen Encü, “Acımız ilk günkü gibi taze, annelerin gözyaşları, babaların hala gözleri yaşlı. Çok büyük haksızlık yaptılar. Onlar bize bunu dayattılar. Acımız hala taze. Ölene kadar bu acı bizimle kalacak, bu acı ile annelerimizi kaybediyoruz” dedi. Encü son olarak adalet talebini dile getirerek, faillerin yargılanmasını istedi.

‘ADALET İSTİYORUZ’

Katliamda oğlunu kaybeden Hazal Encü de mecburiyetten kaçakçılık yaptıklarını belirtti. “Bize adalet verilmiyor” diyerek tepki gösteren Encü, “Adalet istiyoruz. Onların yargılanması gerekirken biz yargılanıyoruz, ifade vermeye gidiyoruz, bizler cezaevine giriyoruz” dedi.

HDP milletvekili Gergerlioğlu de “Biz de artık yeter diyoruz. Katliamın karanlığı aydınlansın, failler bulunsun ve adalet yerini bulsun diyoruz, çok haklısınız, zaten bir büyük acı yaşadınız, durup dururken masum günahsız insanların üstüne bomba yağdı ve katledildiler. Kalbimiz sizinle, biz burada Ankara’da bu katliamın takipçisi olacağız” diye aktardı.

‘ÇÖZÜM OLMUYORSALAR SINIRLARI AÇSINLAR’

İzmir’de yakılarak katledilenlerden Muhammed El Biş’in kardeşi Ahmet El Hüseyin El Biş ise şunları söyledi: “8 aydan beri Türkiye’de 5 aydır İzmir’de çalıştı. 16 Kasım’da bize bilgi geldi. Biz maalesef kardeşlerimizin vefat haberini üzüntülü bir şekilde aldık, İzmir’de toprağa verdik çünkü bedenlerinin hepsi yandı. Bize bilgi gelirken polis merkezini aradık, gittik biz sizinle sonra iletişime geçeriz. Oda aslında elektrikli soba nedeniyle yanmadı, odayı yakan bir kişi var cani ismi Kemal Korkmaz, odaya benzin döküp maalesef odayı ateşe verip 3 kişinin ölüm sebebi oldu.”

Ahmet El Hüseyin de “Muhammed El Biş benim küçük kardeşim 17 yaşında vefat etti, aslında 17 yaşında bir çocuk. Keşke biz Suriye’nin durumu düzelse de Suriye’ye gitsek ama burada Türkiye’de eğer bu ırkçı saldırılar, herhangi bir çözüm olmazsa biz Avrupa sınırlarını açma talebinde bulunuyoruz, sınırı açsınlar Avrupa’ya gidelim çünkü burada yaşamak bizim için çok zor oldu” şeklinde konuştu. Suriyeli mülteci kardeşler adalet talebini dile getirdi.

‘BİZİ SÖMÜRÜYORLAR SONRA SUÇLU İLAN EDİYORLAR’

Mültecilerin söylediklerini çevirmek için programa katılan Taha Elgazi, yaşadıkları sorunları anlattı. Mülteciliğin zor olduğunu dile getiren Elgazi, siyasetçilerin kullandığı ifadelerin ırkçılık ve nefret söylemi olarak kendilerine döndüğünü belirtti. Elgazi, “Herhangi bir Suriyeli mülteci üzerine bir saldırı olduğu an, o saldıran kişi cezasız kaldığı durumda bu cezasızlık durumu toplumun içindeki bazı insanlara ırkçılık duygusu olan insanlara güç veriyor, onlara yol açıyor. Bizim talebimiz bir sığınmacı toplumu olarak bizi kanun korusun, kanunlar yazılı olarak ama uygulaması kayboluyor, mülteci olayında.Türk vatandaşının maaşı 6 Bin TL. Suriyeli’nin maaşı 2 bin 500 TL, 3 bin TL, bu suç mültecinin değil toplumun suçu, işveren patronların bir kısmının zihniyetinin suçu. Bizi sömürüyorlar, sonra suçlu bizi biliyorlar. Hem bizi sömürüyorlar hem bizi eziyorlar” diye aktardı.

İnsan hakları savunucusu olarak hak ihlallerini, adalet taleplerini dile getireceklerini söyleyen Gergerlioğlu da, “İnsan hakları açısından mağduriyetlerin ön plana çıkması bizim açımızdan bunlar bugün çok önemliydi ve o yüzden bunu size yansıttık” dedi.

Mezopotamya Ajansı (MA)

Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2021, 16:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER