‘Metin Göktepe yolumuza ışık tuttu’

Metin Göktepe’nin katledilmesinin üzerinden 26 yıl geçti. Meslektaşları, Göktepe’nin yollarına ışık tuttuğunu belirterek, “Metin’in kalemini tutmaya devam edecek olanlar hep yeniden yeniden var olacak” dedi.

‘Metin Göktepe yolumuza ışık tuttu’

“Mutlaka ben izlemeliyim” diyerek gittiği haberi takip ettiği sırada gözaltına alınan ve işkence sonucu katledilen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’nin katledilişinin üzerinden 26 yıl geçti. Göktepe, Ümraniye Cezaevi’nde katledilen tutuklular Orhan Özen ve Rıza Boşbaş’ın cenaze törenlerini takip etmek için 8 Ocak 1996 tarihinde gittiği Alibeyköy’de “sarı basın kartı” olmadığı gerekçesiyle engellendi. Haberi takip etmekte ısrarcı olan Göktepe, gözaltına alınarak yüzlerce kişi ile birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldü. Göktepe, burada gördüğü işkence sonucu katledildi.

Göktepe’nin katledilişi sonrası açılan dava ise 4 yıl sonra sonuçlandı. Şubat 1999 yılında karara bağlanan davada mahkeme 11 polisten 6’sına 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi.  Yargıtay, 6 polisten 5’inin cezasını onadı, sanık emniyet amirine verilen cezayı ise esastan bozdu. Bu kararla birlikte cezaevine giren polisler kamuoyunda “Rahşan Affı” diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanarak toplam 1 yıl 8 ay cezaevinde kaldı.

Göktepe’nin anısına 1998’den bu yana doğum günü olan 10 Nisan günü “Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri” adıyla gazetecilik ve basın özgürlüğü ödülleri verilmeye başlandı. Göktepe’nin kalemini bıraktığı yerden devralan meslektaşları ve O’nun bıraktığı mirasın taşıyıcısı olan Evrensel Gazetesi çalışanları Göktepe’yi anlattı.

HAKİKATİN NEFESİ

Evrensel Gazetesi’nde 6 yıldır çalıştığını söyleyen Hilal Tok, Göktepe’nin yaşamıyla hala çok şey öğrettiğini belirtti. Tok, “Kendi sınıfımın sesinin duyurulması için hakikatin yanında var olmak benim gerçeğimdi. Hakikatin sesini duyururken, ödenen bedeller karşısında da hala yaşıyor, nefes alıyor ve mücadele şansı buluyorum diye kendimi şanslı da bulurum. Metin öldürülse de bu hakikatin nefesi olmayı sürdürdü bizimle” dedi.

GÜÇ VE ONUR VERİYOR

Göktepe’nin direncinin bulaşıcı olduğunu vurgulayan Tok, “Hala tüm zorluklara, baskılara rağmen ayakta kalan bir gazete, Metin’in direncini de taşıyor elbette. Biz yeni yetme gazeteciler de bu dirençten nasibimizi alıyoruz. Gerçek için mücadele eden, o hakikatin peşinde yılmadan koşan ve bu uğurda canıyla bedel ödeyen bir gazetecinin gazetesinde çalışmak güç ve onur veriyor bana” diye belirtti.

METİN’İN GAZETESİ

Okuduğu okulun fakültesinde Göktepe’nin resmini görüp araştırarak Evrensel Gazetesi’ne ulaştığını söyleyen Tok, “Metin’in gazetesinde, her bir Metin Göktepe ile yan yana aynı gaye ile çalışmak istedim. Çünkü Evrensel, Metin’in düşürülen fotoğraf makinesini kaptıkları gibi 27 senedir gerçeği savunup karartılmak istenen gerçekleri ortaya koyan, sınıfının sesini, taleplerini ortaya koyduğu gibi bir mücadeleyi de ören bir gazetedir. Bu gazeteciliğin esasıysa -ki bana göre öyle- bu esasta rol almam da büyük payı vardır Göktepe’nin. Metin’in deklanşörüne basacak olanlar da, kalemini tutmaya devam edecek olanlar da hep yeniden yeniden var olacak” şeklinde konuştu.

‘METİN’E SÖZÜMÜZ VAR’

Gazetede 15 yıldır çalışan Çağrı Sarı ise, Evrensel Gazetesi’nin hayatına çok küçük yaşlarda girdiğini belirterek, “Metin’in arkadaşlarının olduğu bir gazetede çalışmak ve onun mirasçısı olmak, Metin’in arkadaşlarının, bugün benim arkadaşlarım olması, benim için büyük onur” dedi. Göktepe’nin “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” sözündeki heyecanla bugün gazetede çalıştığını dile getiren Sarı, bugün ya da yarın çıkacak gazetede Göktepe’nin “gerçeğin peşinde olma” halinin ısrarının olduğunu ifade etti. Sarı, “Bizim Metin’e, Metin’i okuyan okura, onun kalemini düşürmeyeceğimize dair sözümüz var. Ümraniye Cezaevinde yaşananlar gibi, kimsenin görmek istemediğini yazacağımıza dair sözümüz var. Her haberde bu sözü hatırlıyoruz” diye belirtti.

ÖĞRENCİLERİ YAZIYOR

Medyanın gerçek haberi halka ulaştırdığı ve “kral çıplak” dediği için önemli olduğunu ifade eden Sarı, şunları söyledi: “Bu nedenle iktidar, medyanın yüzde 95’ini satın aldı. Satın alamadığını da türlü yöntemlerle bastırmaya çalışıyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, gerçeği yazmak isteyen birileri o haberi toplu iğnenin deliğinden geçirir. Bugün geriye kalan yüzde beşi oluşturan birçok irili ufaklı yayın organı mevcut. Metin’in, Musa Anter’in, Kutlu Adalı’nın, Hrant Dink’in öğrencileri gazeteciliğe devam ediyor. Gerçeğin peşindeyken katledilen gazetecilerin mirası, bugün mesleğe yeni başlayanlara emanet.” 

MA / Kadir Güney

Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2022, 18:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER