'Kürd'ün sessiz ölümü': İmamoğlu'nun yemeğinin milyonda biri kadar bile konuşulmadı o çocuk

Eren Keskin, zırhlı araçların sebep olduğu ölümlere ilişkin, hukukun işlenen bütün suçların kılıfı olduğunu belirterek ‘Bu, bir devlet politikası cezasızlık. Bunu aşamıyoruz maalesef’ dedi.

'Kürd'ün sessiz ölümü': İmamoğlu'nun yemeğinin milyonda biri kadar bile konuşulmadı o çocuk

Şırnak'ın Cizre ilçesine bağlı eski Cizre Köprüsü'nde (Yafes Caddesi) 23 yaşındaki Abdulgaffar Dayan dershaneye gittiği sırada sivil polislere ait olan Ranger tipi zırhlı aracın çarpması sonucu ağır yaralandı. Dayan, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Görgü tanıkları, Cizre'de hız yapan ve polislere ait Ranger Tipi zırhlı aracın çarptığı Abdulgaffar Dayan’ın 50 metre yerde sürüklendiğini ve 40 dakika boyunca yerde bekletildiğini söyledi. 

'KÜRD'ÜN SESSİZ ÖLÜMÜ'

Dayan’ın defnedildiği anlara dair görüntüleri, “Kürd’ün sessiz ölümü” diyerek sosyal medyadan paylaşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, zırhlı araç ölümleri nedeniyle görülen davaların cezasızlıkla sonuçlandığını söyledi. Kamuoyunun bu ölümlere sessiz kaldığını vurgulayan Keskin, “İçinde bulunduğumuz bu vahim durumun sebeplerinden biri de kendilerini muhalefet olarak tanımlayanların sessizliği, duyarsızlığı ve çifte standardı. İşte bu yüzden ‘Kürdün sessiz ölümü’ dedim.” dedi.   İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre Kürt illerinde 13 yılda 20’si çocuk 42 kişi zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. 

Zırhlı araç çarpması sonucu yaşanan ölümleri ve uygulanan cezasızlık politikasını ARTI GERÇEK'E değerlendiren Keskin, zırhlı araçların sivil yerleşim yerlerinde bulunmasının tamamen bir sorun olduğunu belirtti. Zırhlı araçların Kürt illerinde 1990’lı yıllardan itibaren ölümlere neden olduğuna dikkat çeken Keskin, zırhlı araçların sokak aralarında “umarsız ve fütursuz bir şekilde”  kullanıldığını belirtti. 

‘BU SUÇ CEZASIZ BİR SUÇ’

Keskin, “İHD Diyarbakır Şubesi’nin bu konuda bir raporu var. 13 yıl içinde 42 kişi öldü ve ölenlerin 22’si çocuk. 90 kişi yaralandı. Bu suç cezasız bir suç. Hiçbir şekilde kimse cezalandırılmıyor. Bu nedenle ben ‘Kürdün sessiz ölümü’ dedim. 24 Ocak tarihinde meydana gelen olayda dershaneye giden gencecik bir çocuk öldü. İnanılmaz bir şey! Gerçekten bu zırhlı araçta değil aslında. Cizre Kaymakamı korumasının araçları. Bilinçli mi değil mi bilmiyorum ama en azından fütursuzca kullanıyorlar arabaları. Çünkü orada ölen insanların zaten onlar için kıymeti yok” diye konuştu. 

‘BU, ANCAK BİR SAVAŞ POLİTİKASI OLABİLİR’

Olaya dair etkin bir araştırmada bulunarak bir rapor hazırlanacağını dile getiren Keskin, “Daha yeni bir olay. Bölgedeki arkadaşlarımız bir rapor hazırlayacaklar. Aileye taziyeye gittiler. Arkadaşlarımızın raporunu bekliyoruz” diyerek 13 yılda 42 insanın sokak aralarında zırhlı araçlarla ölmesinin normal bir durum olmadığını vurguladı.

‘BU, ANCAK BİR SAVAŞ POLİTİKASI OLABİLİR’

Zırhlı araçların neden olduğu ölümlerin bir savaş politikası sonucu yaşandığını vurgulayan Keskin, “Bu, ancak bir savaş politikası olabilir. Ancak savaşlarda olur böyle bir şey. Kürdistan coğrafyasında sadece zırhı araçların meydana getirdiği ölümlerde değil gözaltında kaybetmelerde, kontrgerilla cinayetlerinde genel olarak bir cezasızlık var. Ve hukuk maalesef işlenen bütün suçların kılıfı oluyor. Yani zaman aşımı, kaza gibi sebeplerle zaten çok büyük bir cezasızlık politikası söz konusu. Çok uzun yıllardır devam ediyor. Bu, yeni bir şey değil” diye ekledi. 

‘SESSİZLİK, DUYARSIZLIK, ÇİFTE STANDART’

Bir kısım muhalefet dışında Kürt illerinde yaşanan ölümlere hem siyasilerin hem de kamuoyunun sessiz kaldığına dikkat çeken Keskin, “Ben bunu birçok kez söyledim. İçinde bulunduğumuz bu vahim durumun sebeplerinden biri de kendilerini muhalefet olarak tanımlayanların sessizliği, duyarsızlığı ve çifte standardı. İktidar ve bir kısım muhalefet aynı kaynaktan besleniyor. Kürt meselesi söz konusu olduğunda aralarında hiçbir farkın olduğunu düşünmüyorum. 

‘HİÇKİMSE KONUŞMUYOR’

Şimdi İYİ Parti ve AKP arasında Kürt meselesi konusunda bir fark olabilir mi? Ya da CHP’nin bir taraftan ‘Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer’ bir taraftan da ‘Semra Güzel’in dokunulmazlığını kaldıracağız’ demesi aralarında bir farkın olmadığını gösterir. Yani Kürtler bir fark görmek istiyorlar karşılarında. Farklı bir siyaset görmek istiyorlar. İşte ben ‘Kürdün sessiz ölümü’ derken bunu kasettim. Hiç kimse konuşmuyor. Orada (Cizre’de) gencecik bir çocuk öldü dershaneye giderken. Ama ne İmamoğlu’nun yemeği ne Sedef Kabaş’ın tutuklanma bunların konuşulduğunun milyonda biri kadar bile konuşulmadı o çocuk” diye konuştu. 

Keskin, ailelerin, avukatların, insan hakları savunucularının hukuki alanda mücadele yürüttüğünü ancak ölümlere neden olanların bırakın ceza almayı etkin bir soruşturma dahi yürütülmediğini kaydetti. 

‘DUYMAK İSTEYEN YOK, SORUN BU’

Cezasızlığın bir devlet politikası olduğunu vurgulayan Keskin, “Biz zaten her şeye müdahil olmaya çalışıyoruz. Ama bizim karşımızda cezasızlık engeli var. Bu, bir sistem. Bu, bir devlet politikası cezasızlık. Bunu aşamıyoruz maalesef. Biz zaten yapmamız gereken her şeyi yapıyoruz. Suç duyurularında bulunuyoruz, sonuna kadar iç hukuku takip ediyoruz. Sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyoruz. Ailelerde açıklama yapıyorlar. Seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ama duymak isteyen yoksa sorun orada. Bizim sorunumuz bu” dedi. 

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2022, 21:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER