İHD İzmir Şubesi 2020 Hak İhlali Raporu: Tecride son verin

İHD İzmir Hapishane Komisyonu 2020 yılı Hak İhlalleri Raporunda, İmralı’da devam eden tecridin tüm cezaevlerine derinleşerek yayıldığını ve bundan kaynaklı açlık grevinde olan tutukluların taleplerinin derhal kabul edilmesi çağrısında bulundu.

İHD İzmir Şubesi 2020 Hak İhlali Raporu: Tecride son verin

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Hapishane Komisyonu, Ege Bölgesi’nde 2020’de yaşanan hak ihlallerini raporunu Konak’ta bulunan binalarında basın toplantısıyla açıkladı.

Bölge cezaevlerinden tutuklular, tutuklu yakınları ve avukat ziyaretleri sonucunda hazırlanan raporu Şube Başkanı Zafer İncin okudu. Cezaevlerinde hak ihlallerinin 2020’de derinleşerek ve yaygınlaşarak devam edildiği belirtilen raporda, yapım aşamasında olan cezaevleri hakkında bilgilendirilmeler yapıldı. 355 cezaevinde, 282 bin 703 tutuklunun bulunulduğu hatırlatılan raporda, çıkarılan yeni yasaların cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin azaltıcı etki görülmediğini ve tutuklular arasında ayrımcılığı arttığına dikkati çekildi. 

DÜZENLEMELER İHLALLERİ ARTTIRDI

İHD’nin yasal düzenlemelere ilişkin önerilerin dikkate alınmadığı ifade edilen raporda, “Aksine bu durumu arttırıcı sonuçları olacak yasa maddeleri kabul edilmiştir. İHD tarafından yayınlan öneriler dikkate alınmalı, hapishanelerdeki mahpusların uğradığı hak ihlallerini ve keyfiliği ortadan kaldıracak, başta yaşam hakkı ve ayrımcılık yasağına uygun bir infaz düzenlemesi yapılmalıdır” denildi.

TECRİT VE AÇLIK GREVİ

Pandemi sürecinde hak ihlallerinde artışların olduğu kaydedilen raporda, cezaevlerinde salgına ilişkin tedbirlerin alınmadığı vurgulandı. Raporda, şöyle denildi: “İnsan haklarının başat unsurunu oluşturan yaşam hakkı kutsaldır. İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan mahpuslar için daha önce de açlık grevleri yapılmış, bu grevlerin etkisi ile tecrit geçici olarak kaldırılmış, ancak 7 Ağustos 2019 tarihinden beri görüş yasakları yeniden devreye girmiştir. Bu durum BM Mandela Kuralarına, CPT tavsiyelerine ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu’na aykırıdır. Adalet Bakanlığı tarafından bir an önce yasal olmayan bu uygulamaya son verilmeli, gerek avukat gerekse aile görüşleri yaptırılmalıdır.”

‘TECRİDE DERHAL SON VERİLMELİ’

İmralı’daki tecridin diğer cezaevlerine yayıldığı ve 17 Kasım’da başlatılan süresiz dönüşümlü açlık grevi eylemlerinin hatırlatıldığı raporda, tecrit uygulamasına derhal son verilmesi çağrısında bulunuldu. Raporda, “Hapishanelerde giderek artan tecrit uygulamalarının kaldırılması ile işkence ve kötü muamele yasağına aykırı eylemlerin önlenerek sorumlular hakkında etkili soruşturma yöntemlerine başvurulması gerekmektedir. Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtildiği üzere hapishanelerdeki infazın amacı olan iyileştirme ve mahpusları topluma kazandırmanın aksine, hapishaneler adeta ikinci bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaktadır. Bu husus açıkça yerel mevzuat ve uluslararası sözleşmelerin ihlali niteliğindedir” diye belirtildi.

TALEPLER

Bölge kentlerindeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin tek sıralandığı raporda, şu hususlara dikkat çekildi:

*Başvuru ve şikâyetlerin herhangi bir kısıtlama olmaksızın ve derhal gerekli mercilere ulaştırılması sağlanmalı.

* Adli ve idari mekanizmalar, yapılan başvuru ve şikayetlerle ilgili etkin soruşturma yürütmelidir.

* Hapishane rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanmalı.

* Mahpusların aile ve dış dünya ile temas hakkı engellenmemelidir.

* Mahpuslar uluslararası ve ulusal mevzuatın emrettiği şekilde ailelerine ve avukatlarına mümkün olduğunca yakın hapishanelere sevk edilmelidir.

* Gazete, dergi, radyo, kıyafet, mektup ve kitap kısıtlaması vb. gibi çağ dışı yaklaşımlar terk edilmelidir.

* Anadilde görüşme, yazışma ve savunma hakları yasal güvence altına alınmalı, keyfi engellemeler kaldırılmalı.

* Mekan ve üst aramaları insan onuruna aykırı olmamalıdır.

* Adeta mahpusları sindirme araçları haline gelen, disiplin cezalarında insan haklarına aykırı yasal düzenlemeler kaldırılmalı, pratikten kaynaklanan hukuka aykırılıklar giderilmelidir.

* Mahpuslara yaşatılan işkence ortamından derhal vazgeçilmeli, mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insan onuruna yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir.

* Yerel ve uluslararası mevzuat hükümlerine uygun şekilde, ulusal ve uluslararası heyetlerin etkin denetim mekanizmalarının oluşturulmasının önü açılmalıdır.

* Hapishane hekimi ve tıbbi personelinin İstanbul Protokolü eğitimi almaları sağlanmalıdır.

* Mahpuslar üzerindeki tecrit uygulamaları derhal kaldırılmalıdır.

* Mahpusların, sosyal ve kültürel aktivitelerindeki kısıtlamaları kaldırılmalıdır.

* Mahpuslarla ilgili olarak ‘ayrımcılık yasağına’ aykırı düzenleme ve uygulamalardan vazgeçilmelidir.

* Başta yaşam hakkı göz önüne alınarak sağlığa ve tedaviye erişim haklarının önündeki engeller ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

* Pandemi sürecinde Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere bu alanda çalışan kurum ve kuruluşların önerileri dikkate alınarak bu uyarılara uygun önlem ve tedbirleralınıp, düzenli olarak kontrolleri sağlanmalıdır.”

HAK İHLALLERİNE SON VERİN

Raporda, son olarak şunlar ifade edildi: “Yetkililerden hapishanelerdeki mahpusların da insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama hakları olduğunu hatırlatır; bu kadar hak ihlalinin olduğu bir ortamda insanca yaşamanın mümkün olamayacağından dolayı hapishanelerin koşullarının hemen düzeltilmesini ve hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasını talep ederiz.”

Mezopotamya Ajansı (MA)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER