Hrant Dink davasının son duruşması 5 Mart’ta

Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin süren davanın bugünkü duruşmasında Dink ailesi avukatlarının mütalaaya karşı beyanları alındı. Beyanların ardından son sözlerin alınması ve kararın açıklanması için duruşma 5 Mart’a ertelendi.

Hrant Dink davasının son duruşması 5 Mart’ta

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 13'ü firari 76 sanığın yargılandığı davanın 129’uncu duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Dink ailesi avukatlarının mütalaaya karşı beyanları alındı.

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada ilk olarak söz alan avukat Emel Ataktürk, cinayette sorumluluğu olan devlet görevlilerinin yeterince soruşturulmadığını söyledi. MİT görevlilerinin ifadeleri alınmadan kovuşturmasızlık kararı verildiğini hatırlatan Ataktürk, “Pek çok kamu görevlisi hakkında verilmiş kovuşturmasızlık kararlarına katılan tarafın yaptığı itirazlar da reddedilmiştir. Genelkurmay Başkanlığına yazı yazılarak, cinayet öncesi tavırlarına ilişkin sorular sorulması talebimiz de reddedilmiştir. Sanıklardan Celalettin Cerrah, Engin Dinç ve Ahmet İlhan Güler TCK 83. madde kapsamında yargılanmalıydı. İstanbul Valiliği’ndeki görüşmenin Genelkurmay Başkanlığı’nın isteğiyle yapıldığı ancak 11 yıl sonra MİT görevlisi Özer Yılmaz'ın beyanıyla anlaşılmıştır. 2004 yılından itibaren Hrant Dink ulusalcı ve aşırı milliyetçi kişi ve oluşumların faaliyetlerinin açık hedefi haline getirildi. Hrant Dink 2004 yılı Mart ayından itibaren kendine yönelik gelen tehditleri Agos gazetesindeki köşesinde yazdı. ‘Korkmadığını söyleyemem ama ülkemi bırakıp kaçacak değilim’ dedi. Hrant Dink öldürülmeden bir hafta önce ‘niçin hedef seçildim’ başlıklı yazısında valilikteki görüşmeyi yazdı. ‘Biz sizi biliyoruz ama sokaktaki adam ne bilsin’ diye başlayan sohbet ‘haddimi bilmeliydim, dikkatli olmalıydım yoksa iyi olmazdı’ dedi” diye konuştu.

‘TEK BİR ADIM ATILMADI’

Ardından avukat Hakan Bakırcıoğlu, söz aldı. Açık tehdidin bilinmesine rağmen Hrant Dink’in korunmasına dair tek bir adımın atılmadığına vurgu yapan Bakırcıoğlu, “Hedef şahsın talebi aranmadan koruma tedbiri derhal alınmalıydı. Orhan pamuk için bu Hrant Dink cinayetinden 13 ay önce yapıldı. Oy birliğiyle karar alındı. Celalettin Cerrah’ın imzası da var. Hrant Dink, tehditler alması, hedef kişi haline getirilmesine rağmen İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri Ahmet İlhan Güler ve Celalettin Cerrah tarafından gerekli önlemler alınmamış ve koruma kararı alınmamıştır. Trabzon'dan Engin Dinç tarafından İstanbul İstihbarat Müdürü Ahmet İlhan Güler'e şifahi ve yazılı olarak ulaşan Hrant Dink'e yönelik eylem yapılacağını içeren bilginin Celalettin Cerrah'a ulaştırılmaması ise olası değildir. Ses getirecek eylem ifadesinin, Ahmet İlhan Güler'in iddia ettiğinin aksine istihbarat alanında vahim eylemler için kullanıldığı açıktır. Cana kast edecek eylem olacağı sonucuna varılacak cinstendir. Trabzon’dan gelen Dink’e yönelik eylem hazırlığı bilgisine rağmen İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü koruma talepli yazışma yapmamıştır” dedi.

‘KAYITLAR GÖRÜŞMEYİ DOĞRULUYOR’

Engin Dinç ile 16 Şubat 2006 tarihli telefon görüşmesinin inkar eden Ahmet İlhan Güler’in doğru söylemediğini belirten Bakırcıoğlu, “Kayıtlar bu görüşmeyi doğruluyor. İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah ve İlhan Güler bu cinayetin işlenmesini olanaklı hale getirdiler. Sonrasında da belgeleri değiştirdiler. Cinayet planlaması hakkında bilgilere rağmen planlı operasyon yapılmadı. Alınması gereken koruma tedbiri alınmadı. Bütün süreç Cerrah ve Ahmet İlhan Güler’in bilgisi dahilindeydi. Devlet Denetleme Kurulu raporunda da alınmayan önlemlerin altı çizilmiştir. Cerrah, cinayetten sonra örgüt faaliyetini saklayan ve sorumluluklarını gizleyen bir açıklama yapmıştır. Linç süreciyle ilgili doğrudan bilgileri vardı. Kasıtlı şekilde cinayetin önüne geçmediler Cerrah ve Güler 83. maddeden cezalandırılmaları gerekir” ifadelerini kullandı.

‘83. MADDEDEN YARGILANMALILAR’

Avukat Hülya Deveci de Engin Dinç’in cinayetteki sorumluluğuna değindi. Dinç’in Hrant Dink’in öldürüleceğinin somut bilgisine sahip olduğunu belirten Deveci, “Engin Dinç’in İstanbul ve Ankara’ya yolladığı 17 Şubat 2006 tarihli istihbarat raporlarında da Yasin Hayal’in niyetine açıkça yer verilmiştir. Sonraki yazılarda niyetinden vazgeçmediği belirtilmiştir. Cinayete dair tasarı Trabzon’da çok kişi tarafından zaten biliniyor. Cinayetten sonra da birbirlerini arayıp tahminlerini söylüyorlar. Yasin Hayal’i kontrol ediyorlar ‘nerede’ diye. Erhan Tuncel’i arıyorlar. Engin Dinç, Faruk Sarı, Ali Fuat Yılmazer, Ramazan Akyürek vs. hepsi bu cinayeti Yasin Hayal’in işleyeceğini biliyor ve bunu öngörüyorlar. Cinayet sonrası telefon trafiği bunu gösteriyor. Muhittin Zenit’in cinayet sonrası Erhan Tuncel ile telefon konuşmasında geçen cinayetin nasıl işleneceğine ilişkin bilgilerin önceden bilindiği ama raporlara konulmadığı anlaşılmaktadır.  Engin Dinç İstanbul ve Ankara’ya yazı yollamış ama Trabzon valiliğine, savcılığa ve jandarmaya cinayet bilgisini hiçbir şekilde aktarmamıştır. Hazırlığı yapan Trabzon’da cinayetin önlenmesi için bir adım atılmamıştır. Cinayetin işlenmesini önleme amacıyla örgüte yönelik operasyon yapılmamış ve korunmasına yönelik sürece ilişkin de tutum alınmamıştır. Engin Dinç bunun sorumlusudur. Engin Dinç, Celalettin Cerrah ve Ahmet İlhan Güler’in 83. maddeden cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti son sözlerin alınması ve kararın açıklanması için duruşmayı 5 Mart’a erteledi. 

Mezopotamya Ajansı (MA)

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2021, 18:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER