Bakan Gül dönemi sona erdi: Geriye ‘kayıp adalet’ kaldı

Erdoğan’dan görev affı isteyen Abdulhamit Gül’ün Adalet Bakanlığı döneminde, adalet mumla aranır olundu. Gül’ün siciline işleyen cezaevleri, tecrit, gözaltı ve tutuklama, basın ve ifade özgürlüğü engelli, parti kapatma girişimleri, kadın cinayetleri, insan kaçarıma ve işkence olayları Bekir Bozdağ’a devredildi.

Bakan Gül dönemi sona erdi: Geriye ‘kayıp adalet’ kaldı

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi referandumu ardından 19 Temmuz 2017 tarihinde Adalet Bakanlığı görevine getirilen Abdulhamit Gül, 29 Ocak’ta gece yarısı bir kararıyla görevden alınıp, yerine eski bakan Bekir Bozdağ getirildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk bakanlarından da olan Gül’ün yaklaşık 5 yıllık görev döneminde “adalet” Emine Şenyaşar’ın toprağı kazarak bulamadığı bir kavram olarak hafızalara kazındı. Erdoğan’dan görev “affı” isteyen Gül’ün pratiklerine dair ise toplumsal bir af pek de mümkün görünmüyor. AKP’li Bakan Gül’ün Adalet Bakanlığı dönemindeki “adalet” sınıfta kaldı. 

Gül döneminde cezaevlerinde, çıplak arama, keyfi muamele, disiplin cezaları, hücre cezaları, tek tip elbise dayatmaları, sürgün ve sevk uygulamaları en üst boyutlara ulaştı. Gül döneminde cezaevleri ölüm evlerine dönüşürken, İmralı’da uygulanan tecrit ise kesintisiz devam etti. Tecride ve cezaevlerinde artan baskılara karşı tutuklular birçok kez açlık grevi eylemine girerken Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve 200 gün süren açlık grevi eyleminde 8 tutuklu hukuksuzlukları protesto etmek için yaşamına son verdi.

İŞKENCE ARTARAK, DEVAM ETTİ

İnsan Haklar Derneği (İHD) verilerine göre 2017 yılında cezaevlerinde de 22’si çocuk olman üzere bin 988 kişi işkence ve kötü muamele maruz kaldı. Cezaevlerinde tespit edilebilen 3’ü çocuk olmak üzere en az 17 kişi çeşitli nedenlerle yaşamını yitirdi. 2018 yılında cezaevlerinde 23 kişi yaşamını yitirirken, cezaevlerinde bin 149 işkence ve kötü muamele yaşandı. İHD verilerine göre cezaevlerinde bin 423 sağlık ve 272 haberleşme hakkı engellenirken, 728 disiplin cezası verildi. 2019 yılında cezaevlerinde 69 kişi yaşamını yitirirken, cezaevlerinde 495 işkence ve kötü muamele ihlali yaşandı. Cezaevlerinde bin 110 sağlığa erişim ve 421 haberleşme hakkı ihlali yaşanırken, 402 disiplin soruşturması açıldı. 2020 yılında cezaevlerinde 60 tutuklu yaşamını yitirirken, 358 işkence ve kötü muamele başvurusu yapıldı. Cezaevlerinde bin 402 sağlık hakkına erişim ve 175 iletişim hakkı ihlal edilirken, 27 kişiye disiplin cezaları verildi.

ADALET TALEP ETTİLER, CANLARINDAN OLDULAR 

Haklarında açılan davalar nedeniyle tutuklanan Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, Savcı Mehmet Selim Kiraz davasında müebbet cezası verilen Mustafa Kocak ile Avukat Ebru Timtik, adil yargılanma talebiyle başlattıkları ölüm oruçlarında 2020 yılında yaşamlarını yitirdi. Bölek, ölüm orucunun 288’inci günü olan 4 Nisan’da; Gökçek ölüm orucunun 323’üncü günü olan 7 Mayıs’ta; Avukat Ebru Timtik ölüm orucunun 238’inci günü olan 7 Ağustos’ta; Mustafa Koçak ise ölüm orucunun 297’nci günü olan 24 Nisan’da yaşamını yitirdi.

1 AYDA 7 HASTA TUTUKLU HAYATINI KAYBETTİ

İHD’nin Mart 2021 tarihinde yayınladığı verilere göre 604'ü ağır olmak üzere en az  bin 605 hasta tutuklu var. 2021 yılı içinde 7’si infaz ertelemelerinden kısa bir süre sonra olmak üzere en az 59 hasta tutuklu yaşamını yitirdi. 5’i siyasi olmak üzere 7 hasta tutuklu 2021’in Aralık içerisinde hayatını kaybetti. İşkence gördüğünü söylemesine rağmen sesi duyulmayan Garibe Gezer’in yaşamını yitirdiği gün Meclis Genel Kurul’unda olan Bakan Gül, HDP milletvekillerinin Gezer’in şüpheli ölümüne dair ısrarla sorularına yanıtsız bıraktı. 

AF DÜZENLEMESİ

AKP- MHP tarafından 2020 yılı içerisinde Devlet Bahçeli’nin “dava arkadaşım” dediği, cinayet, yaralama, gasp ve organize suç örgütü liderliğinden hüküm giymiş Alaattin Çakıcı’nın da koronavirüs gerekçesiyle cezaevinden salıverildiği af düzenlemesi yapıldı.  Ancak bu af düzenlemesinde taciz, tecavüz, istismar suçlarından yargılananlar faydalanırken, hasta tutuklular ise ölüme terk edildi.

CEZAEVLERİNDE YENİ YÖNETMELİK

1 Ocak 2021’de yürürlüğe sokulan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik,  tutukluların ölüme terk edilmesinin en somut adımlarından biri oldu. Yönetmelikle oluşturulan İdare ve Gözlem Kurulları (İGK) haklarındaki cezaların infazını tamamlamalarına rağmen çeşitli gerekçelerle tutukluların tahliyelerini engellenmeye başladı. 

İMRALI’DA TECRİT

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a 5 Nisan 2015 tarihinden sonra uygulanan tecrit hala devam ediyor. 2018 yılında cezaevlerinde Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlatılan ve 200 gün süren açlık greviyle ölüm orucu eylemleri sonucunda İmralı’nın kapıları açılmak zorunda kaldı. 8 yıl aradan sonra 2 Mayıs-7 Ağustos 2019 tarihleri arasında Öcalan’la 5 kez görüşen avukatları ve ailesinin Ada’ya gidişleri sonrasında yeniden engellendi.

Bakan Gül, 16 Mayıs 2019 tarihinde "Daha önce verilen kısıtlama kararları söz konusuydu. Bu kısıtlama kararları kaldırıldı. Görüşme yasağına ilişkin bu kararlar kaldırıldı ve görüşme imkanı getirildi" sözlerini sarf etse de Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmadı. Aile ve avukatların bakanlığa, cezaevi yönetimine, infaz hakimliklerine yaptıkları başvurular sonuçsuz kaldı. 2021 yılında da Mart ayında yapılan kesik telefon görüşmesi dışında İmralı’da tutulan Öcalan ve diğer tutuklulardan haber alınamıyor. 2021 yılı içerisinde de aileler Ankara’ya gelerek, bir dizi temaslarda bulundu. Baroların ve Öcalan’ın avukatlarının Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvurular ise halen yanıtsız.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

Bakan Gül döneminde ifade özgürlüğüne karşı yaşanan hak ihlalleri de her geçen yıl artarak devam etti. İHD verilerine göre 2018 yılında bin 29 sanal medya paylaşımları gerekçesiyle 9 bin 654 kişi gözaltına alındı. Yine 2018 yılında 2 bin 356 kişi hakkında 190 dava açılırken, Barış Akademisyenleri davalarında 72 yıl 6 ay hapis cezaları verildi. Yine 2018 yılı Aralık ayında Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesi, 19 Aralık 2018’de yaptığı açıklamada, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 2018 yılı içinde gözaltına alınan 7 bin 109 kişiden 2 bin 754’ünün tutuklandığını ve 2 bin 828’inin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını belirtti. 2019 yılında 8 bin 803 kişi gözaltına alınırken, 831 kişi tutuklandı. Bin 880 kişi hakkında 350 dava açıldı, 120 davada 391 kişiye bin 365 yıl hapis cezası verildi. 2019 yılında 822 akademisyen hakkında soruşturma açıldı, 568 akademisyen beraat etti. 2020 yılında gözaltına alınan 4 bin 79 kişiden 543’ü tutuklandı. Yine bin 779 kişi hakkında 380 dava açıldı. 273 kişiye toplam bin 489 yıl hapis cezası verildi.

261 CENAZE KALDIRIMA GÖMÜLDÜ

Gül döneminde mezarlıklara ve cenazelere yönelik saldırı ve cezasızlık politikası da en üst seviyelere yükseldi. Bitlis’te bulunan Garzan mezarlığındaki 267 cenaze 2017 yılında savcılık talimatıyla mezarlıklardan çıkarıldı. Bitlis’te bulunan Garzan Mezarlığı’ndan 19 Aralık 2017 tarihinde çıkarılan 261 cenazenin, Kilyos Mezarlığı'ndaki kaldırıma kazılan 18 mezara plastik kutular içerisinde üst üste defnedildiği ortaya çıktı.

OĞLUNUN KEMİKLERİ KARGOYLA TESLİM EDİLDİ

Dersim'e bağlı Xelesor tepesinde yaşanan bir çatışmada yaşamını yitiren Agit İpek'in cenazesi, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Diyarbakır'da yaşayan ailesine PTT yoluyla koli içerisinde gönderildi. 

ÇOKLU BARO

“Çoklu baro”ların kurulması için adım atan hükümet, 5 binden fazla avukat bulunan illerde en az 2 bin avukatla bir baro kurulabilme yetkisi veren çoklu baro tasarısını 11 Temmuz 2020’de Meclis’ten geçirdi. Baro başkanlarının karşı çıkmasına karşı Gül ise sessizliğini korudu. Baro başkanları protesto yapmak için geldiği Ankara’ya alınmazken, saatlerce bekletildi, darp edildi.

AİHM KARARLARI UYGULANMADI

Bakanlığa bağlı yargı sisteminde de farklı sonuçlar ortaya çıkmadı. Muhalefet ve Kürtlere hakimler, savcılar tarafından cezalar yağarken, adil yargılanma hakkı, uzun tutukluluk, AYM kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması da Bakan Gül döneminde gerçekleşti.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında 2019 yılında AİHM 2’inci Daire ve 2020 yılında AİHM Büyük Daire tarafından verilen ihlal kararları görmezden gelindi. İnsan hakları savunucusu Osman Kavala’da beraat ettiği davadan tahliyesi beklenirken, İstanbul 10'uncu Sulh Ceza Hakimliği tarafından 15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasında, “casusluk” suçundan 9 Mart’ta tutuklama kararı verildi.

KEMAL KURKUT DAVASINDA BERAAT

Gül döneminde görülen toplumsal davalarda da yargı “adalet” yerine “cezasızlık” dağıttı. Üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un 2017 yılında Diyarbakır’daki Newroz kutlaması sırasında öldürülmesine ilişkin polis memuru Yakup Ş. hakkında “olası kastla adam öldürmek”ten müebbet hapis istemiyle açılan davada mahkeme, “üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden kesin delil bulunmadığı” gerekçesiyle beraat kararı verdi.

ANKARA KATLİAMI

Ankara Katliamı davasında mahkeme, yargılanan DAİŞ’li 9 sanığa “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ancak verilen karar, derinleştirilmeyen soruşturmada asıl sorumluların karanlıkla bırakılıp, hesap sorulamadı. Tek sanıkla devam eden yargılamada hala asıl sorumlular yargılanmış değil.

KULP, LİCE, KIZILTEPE, GÖRÜMLÜ DAVALARI 

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 1993 yılında 11 kişinin öldürülmesine ilişkin açılan davada sanık olan Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk hakkında beraat karar verildi. Lice ilçesinde 22 Ekim 1993'te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın şüpheli şekilde öldürülmesi sonrası 16 kişi öldürülmesi, çok sayıda ev ve işyerinin yakılarak yüzlerce kişinin göçe zorlandığı katliama ilişkin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında ki yargılama sürecinde yaşamını yitiren sanık Üsteğmen Tunay Yanardağ’ın dosyası düşürülüp, tek sanık olarak kalan dönemin Eşref Hatipoğlu beraat ettirildi. Kızıltepe JİTEM Davası’nda da yargılanan sanıkların tamamı “zamanaşımı” gerekçesiyle beraat ettirildi.

Şırnak’ın Görümlü köyünde 6 kişinin zorla kaybettirilmesine karşı görülen davada da dönemin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar, Görümlü 1. Mekanize Piyade Tabur Komutanı emekli Albay Hasan Basri Vural, 3. Bölük Tim Komutanı Üsteğmen İbrahim Kıraç, Yüzbaşı Murat Ali Yıldız, Kayseri Hava İndirme Tugayına bağlı Teğmen Serdar Tekin ve 2. Komando Tabur Komutanlığı’ndan Tansel Erok hakkında “birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürmek” suçlamalarında verilen beraat kararı 3 Nisan 2018 tarihinde temyiz incelemesi tamamlandı ve Yargıtay tarafından karar onandı.

ENES ATA VE MAHSUM MIZRAK DAVASI

Diyarbakır'da 2006 yılında Enes Ata ve Mahsum Mızrak'ın ölümüne neden olmakla suçlanan özel harekat polisleri H.A., N.Ö. ve B.Ö. hakkında “Olası kast sonucu ölüme neden olmak” suçundan açılan davada “suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması” gerekçesiyle beraat kararları verildi.

Yine 4 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak’ın Silopi ilçesinde evlerinde uyurken zırhlı aracın evlerinin içine girerek, katlettiği Muhammed ve Furkan Yıldırım kardeşlerin davasında sanık polislerden biri 2 yıl 1 ay ceza alırken, diğer polis amiri Murat Maden beraat ettirildi.

5 HAZİRAN DAVASI

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nden 2 gün önce Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlediği “Büyük İnsanlık Mitingi”ne yönelik bombalı saldırının failleri DAİŞ’li Orhan Gönder, İsmail Korkmaz, Mustafa Kılınç hakkında 13 Aralık 2019 tarihinde görülen dava duruşmasında Anayasa'yı ihlalden ağırlaştırılmış müebbet, 4 kişiyi öldürmekten 4 kez ağırlaştırılmış müebbet, nitelikli öldürmeye teşebbüsten 104 kere 17 yıl, öldürmeye teşebbüsten 102 kere 14 yıl, tehlikeli madde bulundurmaktan 13 yıl 4 ay ve para cezası verdi. Sanık Burhan Gök hakkında ise tehlikeli madde bulundurmak, anayasal ihlalden ve öldürmeye teşebbüs suçundan oy birliği ile beraatına karar verilmişti. Gök hakkında “her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği” öne sürüldü.

6 YIL SONRA KOBANÊ DAVASI

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıya girişmesiyle birlikte 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde birçok kente yaşanan protesto eylemleri ve bu esnada yaşanan 38 ölüm olayından HDP sorumlu tutularak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında partinin o dönemki eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da bulunduğu 108 kişi hakkındaki iddianame hazırladı. İddianamenin Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Yargılama halen devam ediyor.

HDP’Yİ KAPATMA DAVASI 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, “HDP üyelerinin beyan ve eylemleriyle devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, ortadan kaldırmayı amaçladıkları” iddiasıyla hazırladığı iddianameyi 18 Mart’ta Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) sundu. Başsavcı Şahin’in kimi değişiklikler yaparak hazırladığı ikinci iddianameyi 7 Haziran sunduğu AYM, bu iddianameyi 21 Haziran’da kabul etti. Savcılık tarafından esas hakkında verilen mütalaa 20 Ocak’ta HDP’ye tebliğ edildi.

‘CEZASIZLIK’ POLİTİKASI 

Failin polis, asker korucu olduğu yargılamalarda kendisini gösteren “cezasızlık” politikası devam etti. Son olarak Batman’ın Beşiri ilçesinde intihar girişiminde bulunan ve 18 Ağustos'ta yaşamını yitiren İpek Er’e (18) davası oldu. Er’e tecavüz ettiği gerekçesiyle yargılanan Uzman Çavuş Musa Orhan’a “nitelikli cinsel saldırı” suçundan yargılandığı davanın 3 Aralık’ta görülen duruşmasında 10 yıl ceza veren mahkeme, tutuklanması talebini ise reddetti.

KADIN CİNAYETLERİ ‘İNDİRİMLE’ SONUÇLANDI

Türkiye’de kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlar da 2019 yılında yine durmadı. Kadın cinayetlerine ilişkin açılan davalarda namus, cinnet, kıskançlık kavramlarına sığınan erkeğe, mahkemeler haksız tahrik indirimlerini uygulamayı sürdürdü. 

ADALET NÖBETLERİ 

Bakan Gül, koltuğunu bırakırken arkasından bıraktığı adaletsizliklere karşı “Adalet Nöbetleri” sürüyor. Urfa'nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının saldırısı sonucu eşi ve iki oğlunu yitiren Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın adalet talebiyle Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021'de başlattığı eylem sürüyor. Anne Şenyaşar ve oğlu, 329’uncu günün de eylemlerini sürdürüyor.  

Tutuklu ailelerinin, cezaevlerindeki hasta ve infazlarını tamamlamalarına rağmen tahliyeleri engellenen tutuklular için Diyarbakır Barosu hizmet binasında başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 77’inci gününde, Van’da ise 52’nci gününde devam ediyor.

MA / Berivan Altan 

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2022, 13:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER