Ankara JİTEM Davası’nda ‘uzi’ marka silah envanteri talep edildi

JİTEM Ankara davasında mahkeme heyeti, 1994 yılı ve öncesinde tüm polis teşkilatı envanterlerinde “Uzi” marka silah bulunup bulunulmadığının araştırılarak, balistik raporların sunulmasını talep etti.

Ankara JİTEM Davası’nda ‘uzi’ marka silah envanteri talep edildi

Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın'ın da aralarında olduğu 19 kişinin siyasi fikirlerinden dolayı infaz edilmesine ilişkin açılan JİTEM Davası, Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde İstinaf Mahkemesi tarafından bozulan karar ardından 2’nci duruşması görüldü.

Duruşmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şube Eşbaşkanı Şevin Kaya’nın yanı sıra müdafi avukatlar ve müşteki Eren Baskın katıldı. Duruşmada sanık avukatları da yer alırken, sanık Ziya Bandırmalıoğlu’nun öldüğü anlaşıldığından müdafilere görevlerinin son bulduğu bilgisi verildi ve bu nedenle avukatlar duruşma salonundan ayrıldı.

‘ÇARKIN BANA İFTİRA ATIYOR’

İlk olarak duruşmaya SEGBİS ile bağlanan sanık Enver Ulu savunmasını yaptı. Ulu, savunmasını daha önce de verdiğini belirtti. 18 yıl Özel Hareket’te çalıştığını hatırlatan Ulu, “Kanunlar nizamlar çerçevesinin solonda herhangi bir olaya karışmadım. İddiaları reddediyorum, savunmam bu kadardır” dedi. Ardından mahkeme başkanı, sanık Ayhan Çarkın’ın ifadelerini okudu. Çarkın’ın, “Bazı cinayetlerde Ulu’da yer aldı” ifadesini ilişkin Ulu tüm bu iddiaların iftira olduğunu söyledi. Ulu, Çarkın ile arasında bir düşmanlık olmadığını sadece kendisini sevmediğini de iddia etti.

‘BU YARGILAMA FİİLEN BİTTİ’

Daha sonra söz alan Raife Baskın’ın vekili Yusuf Alataş, Bölge Adliye Mahkemesi’nin mahkeme kararını bozmasını değerlendirerek, “Geçen duruşmada belirtmiştim.Buraya gelirken bu karar sağlayıcıdır dedik. Sonuçta bölge adliye mahkemesi bazı eksiklikler tespit edip kararı bozdu. Bu karar bizi de mahkemeyi bağlıyor. Bu karar doğrultusunda sayın mahkeme eksiklikleri giderecek ve yeniden hüküm verecek umuduyla geldik. Ancak mahkemeniz, ‘Bizim hiç eksiğimiz yok, kararımız doğrudur’ diye bir açıklama yaptı. Yeniden yargılama olsa da bu açıklamadan sonra yargılama fiilen bitti sadece usulen devam ediyor” dedi.

AĞAR HAKKINDA HİÇBİR BİLGİ YOKMUŞ!

Bu davada sanıkların yanı sıra devletin de yargılandığını ifade eden Alataş, “Bir devlet tarihiyle yüzleşmek istiyorsa bu mümkün. Tarihte örnekleri var ama böyle bir talep ve irade yoksa nasıl mümkün olabilir, nasıl adil yargılama gerçekleşebilir? Ama biz her dönemde ve koşulda hukuka sahip çıkan yargıçlar ve mahkemeler gördük. Mehmet Ağar mahkemeye getirilemedi ve bir gün avukatıyla birlikte adliyeye geldiler dediler ki rahatsızmış yurtdışına gitmesi gerekiyormuş. Kimsenin katılamadığı sözde bir duruşma yapıldı. Ne başkan ne de savcılar tarafından tek bir soru sorulmadığı bir duruşma yapıldı” ifadelerini kullandı. İçişleri Bakanlığı’na mahkeme tarafından sanıkların yaptığı görevlere ilişkin bilgi istendiğini hatırlatan Alataş, “Mehmet Ağar hakkında bilgi ve belgenin bulunmadığı belirtilen yazılı bir cevap geldi. Ve mahkeme bir geri dönüş yapmadı, tepki vermedi. Emniyet Müdürlüğü yapmış biri hakkında bilgi olmaması kabul edilebilir mi?” şeklinde konuştu.

‘ÇARKIN’IN ULU’YLA SORUNU YOKSA NEDEN ONU SUÇLASIN?’

Ayhan Çarkın’ın tutukluluk sürecinde garip bir şekilde Adli Tıp’a sevk edildiği bilgisini veren Alataş, “Deli mi bu adam, neden yapıldı, gerekçesi neydi bu kararın? Çünkü en güçlü kanıt Çarkın’ın beyanlarıydı bu dosyada. Bu yüzden deli raporu alınmak istendi. Ancak istenilen olmadı. Adli Tıp’tan gelen rapor Çarkın’ın bir sorunu olmadığına yönelikti. Daha sonra tahliye edildi ve ‘seni tahliye ettik bu beyanlarda ısrar etme’ mesajı verildi” diye konuştu. Eski Özel Hareket Daire Başkanı İbrahim Şahin’in de zamanında Cumhurbaşkanlığı tarafından affedildiğini söyleyen Alataş, “Böyle bir devlette yaşıyoruz” diye ifade etti. Çarkın’ın ifadelerindeki beyanlarının tamamen tutarlı olduğunu belirten Alataş, “Verdiği bilgilerin çelişkisiz ve detaylı bir şekilde olmasına karşın mahkeme heyeti bunu reddediyor. Enver Ulu, Çarkın’ın kendisiyle ilgili sorunu olmadığını söylüyor. Sorunu olmayan biri neden Ulu’yu suçlasın?” diye sordu.

Sanık avukatlarının Alataş’ın konuşması sırasında defalarca araya girip söz kesmesi dikkat çekti.

‘BU DAVA SİYASİDİR’

Ardından söz alan bir kısım katılanlar vekili Ruşen Ali Nergis, soruşturmanın başlangıcından itibaren hukuka aykırı birçok nokta olduğunu söyledi. Nergis, “Usul açısından mahkeme heyetinizle çeliştiğimizi düşünüyorum. Heyet ile bizler arasında, Bölge Adliye Mahkemesi’nin bozma kararının yorumunda farklılık olduğunu düşünüyordum ancak şu anda yorumdan öte bir niyet çabası olduğunu düşünüyorum” dedi. Bu davanın büyük oranda siyasi bir dava olduğunu vurgulayan Nergis, “Ülkeye mal olmuş bir dava ancak konunun kriminal bir boyutu da var. 19 tane ceset orada yatıyor. En az 19 kurşun demektir bu. Basit bir alacak verecek davası değil. Ayrıntılı kriminal incelemelerin hiçbiri yapılmamıştır. Silahlarla ilgili bilgiler toplanmamıştır. Bilirkişi raporlarını talep ediyoruz” diye ifade etti.

‘UZİ’ MARKA SİLAH ARAŞTIRILACAK

Avukat beyanlarının ardından karara geçen mahkeme heyeti tarafından, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yeni bir delilin geldiği bilgisinin yer almamasıyla birlikte EGM’ye müzekkere yazılarak, 1994 yılı ve öncesinde tüm polis teşkilatı envanterlerinde (PÖH dahil) “Uzi” marka silah bulunup bulunulmadığı; bulunuyorsa silah/kovan ilişkisini kuracak şekilde balistik raporlarının sunulması talep edildi.

Mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 22 Nisan’a erteledi. 

NE OLMUŞTU?

5 Nisan 2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, istinaf itirazları üzerine beraat hükmünü bozmuş ve dosyayı yerel mahkemeye geri göndermişti. Bozma gerekçesi olarak; Sanık Enver Ulu’nun sorgusu yapılmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hükme esas alınan deliller ile dosya kapsamında bulunmasına rağmen gerekçeli kararda zikredilmediğinden zımnen reddedildiği değerlendirilen delillerin genel soyut ifadelerle açıklanması ve/veya hiç tartışılmaması yerine, istinaf denetimine olanak verecek şekilde iddiaya konu olaylar bakımından ayrı ayrı tartışılıp değerlendirilmesi ve açıkça karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, bazı delillerin yargılamada tartışılmaması, Sanık Ayhan Çarkın’ın beyanlarının diğer deliller ve maddi olgular ile birlikte tartışılmaması, olayda ele geçirilen kovan ve mermilerin menşei, kullanımlarına ilişkin aidiyetleri, bunların ve diğer maddi olguların birbiri ile ilişkisi, failleri, hedef alınan maktuller, organizasyon ve netice arasında irtibat bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi ve bazı usule dair eksiklikler bildirilmişti.

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dosyada bozma kararı sonrası 15 Ekim 2021’de görülen ilk duruşmaya sanıklardan yalnızca Ayhan Çarkın katıldı ve diğer sanıklarla yüzleşmek istediğini beyan etti. Mahkeme başkanı duruşma öncesi İstinaf bozma ilamına cevaben hazırladığı metni, duruşmada tarafların avukatlarına verdi. Bu uygulamanın usulde yeri olmadığına ve hâkimin tarafsızlığını zedelediğine ilişkin itirazlar karşılık bulmazken, sanıkların duruşmalardan vareste tutulması kararlarının kaldırılması, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’in dinlenmesi ve Ayhan Çarkın’ın sanıklarla yüzleşme talepleri reddedildi.

Mezopotamya Ajansı (MA)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER