Anadil ve kültürel kimlik ayrımcılık nedeni

Türkiye genelinde Türkçe dışındaki anadillerin kullanımı, bu anadilleri kullananların algı, tutum ve eğilimlerine dair yapılan bir araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Ulaşılan veriler Türkçeden sonra en çok konuşulan anadilin Kürtçe olduğunu, insanların anadili ve kültürel özelliklerinden dololayı ayrımcılığa maruz kaldıklarını, resmi olmayan ve eğitim dili haline gelmeyen anadilin sürdürülebilirliğinde sorunlar olduğunu gösterdi.

Anadil ve kültürel kimlik ayrımcılık nedeni

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi,  21 Şubat Dünya Anadil Günü öncesi oldukça dikkat çekici sonuçlara ulaşılan bir araştırmaya imza attı. Türkiye’de tek resmi dil olan Türkçe dışında kullanılan anadillerin kullanım yaygınlığı, korunma ve gelişim olanakları ile sorunları, çözüm önerileri üzerine algı, eğilim, talep ve beklentileri ölçmeyi amaçlayan çalışma, 20 Ocak-7 Şubat 2021 tarihleri arasında 20’i büyükşehir 40 il ve 1 ilçede yaşayan 1476 kişi ile yapıldı. 

Yüzde 66,5’i “Erkek”, yüzde 33,1’i “Kadın” ve yüzde 0,3’ü “LGBTİ+” katılımcılardan oluşan çalışmaya 18 yaş ve üstü her yaş grubundan katılım olmakla beraber en fazla katılım yüzde 30,6 ile “25-34 yaş” grubu, yüzde 28,4 ile “35-44 yaş” grubundan gerçekleşti. Araştırmaya katılanların yüzde 65,5’i üniversite ve üstü mezunu iken; yüzde 22,5’inin hane geliri “0-1500 TL” arasında ve sadece yüzde 10,5’inin hane aylık geliri “7501 TL ve üzeri” oldu.

Katılımcıların yüzde 94,9 gibi oldukça büyük bir kesimi Anadillerinin “Kürtçe” olduğunu belirtirken, yüzde 3,5’i “Çerkesce”, yüzde 1,2’si “Ermenice”, yüzde 0,3’ü “Arapça”, yüzde 0,1’i Süryanice, yüzde 0,1’i ise “Lazca” olduğunu ifade etti. Bununla birlikte; yüzde 60,9’u “Kûrmancî”, yüzde 31,1’i “Türkçe”, yüzde 5’i “Zazakî/Dimilî”, yüzde 1,5’i “Çerkesce”, yüzde 0,3’ü “Arapça”, yüzde 0,3’ü “Ermenice”, yüzde 0,3’ü “Hem Kürtçe Hem Türkçe”, yüzde 0,2’si “yaşlılar dışındakilerle Türkçe”, yüzde 0,1’i “Lazca” ve yüzde 0,1’i ise “Süryanice” dillerini hane içinde çoğunlukla kullandıklarını belirtti.

KÜRTÇE KULANIMINDA ERİME!

Araştırma sonucunda anadili Ermenice, Çerkezce olanların hanelerinde anadillerini kullanma oranlarındaki düşüş dikkat çekerken; en büyük anadil grubunu oluşturan Kürtçe anadiline sahip olanların yaklaşık 3’te 1’inin de hanelerinde ağırlıklı olarak Kürtçe konuşmadığı ortaya çıktı. 

Sokakta, sosyal hayatta bu oranların çok daha fazla düştüğünü tespit eden çalışmaya göre; sokakta, sosyal hayatlarında katılımcıların %61,5’i “Türkçe”, %36,4’ü “Kûrmancî”, %1,2’si “Zazakî/Dimilî”, %0,6’sı “Kûrmancî/Türkçe”, %0,2’si “Çerkesce”, %0,1’i “Arapça”, %0,1’i “Lazca” ve %0,1’i ise “Süryanice” kullandığını kaydetti. Sözkonusu verilerde Kürtçe kullanımındaki erime dikkat çekti.

ANADİLİ KULLANMA SIKLIĞI

Bununla birlikte katılımcılara kimi mekan/ortamlarda anadillerini kullanma sıklığı da soruldu. Buna göre; Devlet dairelerinde %52,’si anadilini “hiçbir zaman” kullanmadığını; %31,1’i “nadiren”, %13,6’sı “ara sıra” kullanırken, sadece %3,4’ü resmi dairelerde anadillerini “çoğunlukla” kullandığını; 

- Sosyal Çevrelerinde %43,3’ü anadilini “çoğunlukla” kullandığını söylerken, %4,3’ü “hiçbir zaman”, %14,6’sı “nadiren”, %37,9’u “ara sıra” ve kullandığını; 

- Sosyal Medyada katılımcıların %31,1’i “nadiren” anadilini kullandığını söylerken, %19,1’i “çoğunlukla”, %12,4’ü “hiçbir zaman” kullanmadığını,”, %7,4’ü “ara sıra” kullandığını; 

- İş Ortamında %29,9’u anadilini “ara sıra” kullandığını söylerken, %23,5’i “hiçbir zaman”, %24,6’sı “nadiren”,” ve %22,1’i ise “çoğunlukla” kullandığını; 

- Aile/Akraba Ortamında %74,4’ü “çoğunlukla” anadilini kullandığını söylerken, %2’si “hiçbir zaman”, %4,8’i “nadiren”, %17,8’i “ara sıra” kullandığını;

- Yaşanılan Kentte %36,7’si “ara sıra” anadilini kullandığını söylerken, %35,5’i “çoğunlukla, %6,4’ü “hiçbir zaman”, %21,4’ü “nadiren” kullandığını;

- Sağlık Kurumlarında %47,9’u “hiçbir zaman” anadilini kullanmazken, %37,1’i “nadiren” ve %15’i ise “ara sıra” kullandığını;

- Eğitim Kurumlarında %52,4’ü “hiçbir zaman” anadilini kullanmazken, %32,3’ü “nadiren”, %12,4’ü “ara sıra” ve %2,9’u ise “çoğunlukla” kullandığını belirtti.

DEVLET DAİRELERİNDE ANADİL AYRIMCILIĞI 

Türkçe dışında başka bir anadile sahip olanların ayrımcılık algısını ölçmek amacıyla sorulan sorulara gelen yanıtlara göre; katılımcıların %72’si “Devlet dairelerinde” çoğunlukla ayrımcılığa maruz  kaldıklarını söylerken, sadece %5,3’ü “hiçbir zaman” ayrımcılığa maruz kalmadığını ifade etti. Ayrıca Anadili Süryanice olanların tamamı, Kürtçe olanların %73,5’i, Ermenice olanların %52,9’u, Lazca olanların %50’si, Çerkesce olanların %42’si, Arapça olanların %25’i “çoğunlukla” devlet dairelerinde ayrımcılığa maruz kaldıklarını söylerken, diğerleri genel olarak “ara sıra”, “nadiren” yanıtlarını verdi.

EN ÇOK AYRIMCILIK GÖRENLER SÜRYANİLER, KÜRTLER VE ERMENİLER

Katılımcıların %31,9’u “ara sıra” sosyal çevrelerinde anadili nedeniyle ayrımcılığa uğradığını söylerken, %27,7’si “nadiren, %21,3’ü “hiçbir zaman”, %19’u ise “çoğunlukla” sosyal çevrelerinde ayrımcılığa uğradıklarını söyledi. Sosyal çevrelerinde ayrımcılığa en çok uğradığını düşünen grupların başında ise Süryanice, Kürtçe, Ermenice konuşanlar geldi.

Katılımcıların %31,1’i Sosyal Medyada “çoğunlukla” anadili nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını belirtirken; %29,8’i “ara sıra”, %26,7’si “nadiren” ayrımcılığa uğradığını, %12,4’ü ise “hiçbir zaman” ayrımcılığa uğramadığını paylaştı Ayrıca sosyal medyada ayrımcılığa en çok uğradığını düşünen grupların başında yine Süryanice, Kürtçe ve Ermenice konuşanlar geldi.

Katılımcıların %32’si İş Ortamında “çoğunlukla” anadili nedeniyle ayrımcılığa uğradığını söylerken, %24,2’si “nadiren”, %22,1’i “ara sıra” ayrımcılığa uğradığını, %21,8’i iş ortamında “hiçbir zaman” ayrımcılığa uğramadığını belirtti.

Yine Aile/Akraba Ortamında anadili ile ilgili %62’si “hiçbir zaman ayrımcılığa maruz kalmadığını söylerken, %27,4’ü “nadiren” ayrımcılığa uğradığını söylemiştir. Yaşadığı kentte anadilinden kaynaklı çoğunlukla ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı %24 iken, %28,2’si “nadiren”, %23,2’si “ara sıra” ayrımcılığa uğradığını dile getirdi. 

Yaşadığı kentte dilinden kaynaklı “hiçbir zaman” ayrımcılığa uğramadığını düşünenlerin oranı ise %24,6.

Katılımcıların %52,1’i Sağlık kurumlarında “çoğunlukla” ayrımcılığa uğradığını düşünürken, sadece “%8,7’si “hiçbir zaman” sağlık kurumlarında ayrımcılığa uğramadığını söyledi.

Katılımcıların %62,5’i Eğitim kurumlarında “çoğunlukla” ayrımcılığa uğradığını söylerken, sadece %7,9’u “hiçbir zaman” eğitim kurumlarında ayrımcılığa uğramadığını belirtti.

3’TE 2’Sİ TOPLU TAŞIMADA ANADİLİNİ KONUŞMAKTAN TEDİRGİN

Araştırma grubuna anadilleri nedeni ile tedirginlik duyup duymadıklarına dair bir dizi soru da yöneltildi. Buna göre katılımcılara sorulan “Toplu taşıma araçlarında anadilinizi kullanırken tedirgin oluyor musunuz” sorusuna katılımcıların %39,5’i “evet, tedirgin oluyorum” derken, %25,3’ü toplu taşımada anadilini kullanırken “kısmen” tedirginlik hissettiğini, %33,8’i ise hissetmediğini kaydetti. Toplu taşımada anadilini kullanırken Lazca dışındaki dil gruplarının hepsi tedirginlik hissetmekle beraber en çok tedirginlik hisseden ilk iki grubu yine Süryanice ve Kürtçe konuşan gruplar oluşturdu.

- Katılımcıların %67,9’u “devlet dairelerinde anadilini kullanırken tedirgin olduğunu” söylerken, %11,9’u “hayır tedirginlik hissetmiyorum” dedi. Bu soruya %19,5’i “kısmen” yanıtı verdi. Tüm anadillerdeki gruplar devlet dairelerinde anadillerini kullanırken tedirginlik hissettiklerini söyleseler de en çok tedirginlik hissettiğini söyleyen ilk iki grupta Süryanice ve Kürtçe konuşanlar yer aldı.

- Sosyal çevrelerinde anadillerini konuşurken tedirginlik hissedenlerin oranı %16,2’ iken, %25,3’ü “kısmen tedirginlik hissettiğini belirtti. %55,6’ı “hayır tedirginlik hissetmiyorum” dedi.

- İş Ortamında anadilini kullanırken “evet tedirginlik hissediyorum” diyen katılımcıların oranı %31 olurken, %25,7’i “kısmen”, %40’ı ise “hayır” yanıtı verdi.

- Sokakta anadilini kullanırken “evet tedirgin hissediyorum” diyenlerin oranı  %23,7 iken, %47,6’sı “hayır”, %25,8’i “kısmen” yanıtı verdi.

- Yine Sosyal Medyada anadilimi kullanırken tedirginlik hissediyorum diyenlerin oranı %26,4 iken, %29,3’ü “kısmen” tedirgin olduğunu belirtti. %42’si “hayır tedirgin olmuyorum” dedi.

- Sağlık Kurumlarında anadilini kullanırken “evet tedirginim” diyenlerin oranı %56,7 olurken, %23,9’u “kısmen” tedirginlik hissettiğini, %17,9’u ise “hayır” diyerek tedirginlik hissetmediğini kaydetti.

- Eğitim Kurumlarında anadilini kullanırken “evet tedirgin olduğumu hissediyorum” diyenlerin oranı %63,2,  “kısmen tedirgin oluyorum” diyenlerin ise %20,1 olurken, %15,2’si “hayır” yanıtı verdi.

HANELERDEKİ ANADİL KULLANIMI YAŞ YÜKSELDİKÇE ARTTI

Araştırma grubuna hanede yaşayan kişilerin yaş aralığına göre anadillerini ne düzeyde kullandıkları da soruldu. Verilen yanıtlara göre; görüşmecilerin yüzde 56,4’ü, 0-7 yaş aralığındakilerin %25,8’i, 8-18 yaş aralığındakilerin %28,6’sı, 18-24 yaş aralığındakilerin %35,8’i, 25-34 yaş aralığındakilerin %45,8’i, 35-44 yaş aralığındakilerin %55,6’sı, 45-54 yaş aralığındakilerin %63,8’i, 55 yaş ve üzerindekilerin %71,9’unun hanelerinde çoğunlukla Kürtçe konuştukları kaydetti. Yaş ilerledikçe hanede anadilini konuşanların oranında artış olduğu görüldü. “Nadiren “ve “hiçbir zaman” yanıtları birlikte düşünüldüğünde 8 yaş ile 34 yaş arasındaki grupların hanelerinde anadili çok daha az kullandıkları ortaya çıktı. 

Katılımcılara anadillerinin yanı sıra sahip oldukları kimliklere ait kültürel kimi dokuları ne denli koruduklarını öğrenmeye dönük sorular da yöneltildi. Bu kapsamda sorulan sorulara verilen yanıtlar şöyle oldu: 

- “Giyim/kuşam/tarzınız ile kültürel/folklorik özelliklerinizi ne kadar taşıdığınızı düşünüyorsunuz?” sorusuna; katılımcıların %11,8’i “çoğunlukla”, %28,6’sı “nadiren” %35,1’i “ara sıra” taşıdığı yanıtı verdi. %20,6’sı “hiçbir zaman” taşımadığını beyan etti.

- “Sözlü ve edebi anlatılar konusunda kültürel/folklorik özelliklerinizi ne kadar taşıdığınızı düşünüyorsunuz?” sorusuna; katılımcıların %37,1’i “hiçbir zaman” derken, %20,4’ü “nadiren”, %39,2’si ise “ara sıra” dedi.

- Düğün/nişan/söz merasimlerinde kültürel/folklorik özelliklerinizi ne kadar taşıdığınızı düşünüyorsunuz?” sorusuna; %58,5’i “çoğunlukla” %9,9’u “nadiren”, %25,4’ü “ara sıra” %3,3’ü ise “hiçbir zaman” dedi.

- “Yöresel mutfak konusunda kültürel/folklorik özelliklerinizi ne kadar taşıdığınızı düşünüyorsunuz?” sorusuna; %64,5’i “çoğunlukla”, %25,8’i “ara sıra” , %5,7’si “nadiren” derken, sadece %1,5’i “hiçbir zaman” yanıtı verdi.

- “Müzik/film/gösteri konusunda kültürel/folklorik özelliklerinizi ne kadar taşıdığınızı düşünüyorsunuz?” sorusuna; %40,8’i “çoğunlukla”, %38,9’u “ara sıra” derken, sadece %3,7’si “hiçbir zaman” dedi.

- “Eş/dost/akraba ziyaretlerinde kültürel/folklorik özelliklerinizi ne kadar taşıdığınızı düşünüyorsunuz?” sorusuna ise %61,1’i “çoğunlukla” %27,1’i “ara sıra”, %1,7’si de “hiçbir zaman” yanıtını verdi.

KÜLTÜREL FARKLILIKLARA YAKLAŞIM

Verilen bu yanıtlar kültürel/folklorik özelliklerin en az sürdürüldüğü alanların başında sözlü/edebi anlatılar ile giyim kuşam geldiğini gösterdi. Bunlarla bağlantılı olarak araştırma grubuna; “Giyim/kuşam/tarz gibi kültürel/folklorik özelliklerinizden dolayı ayrımcılığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?” sorusu da yöneltilmiş ve %32’si “çoğunlukla, %24,2’si “ara sıra” ayrımcılığa uğradığını söylerken, %22,3’ü “hiçbir zaman” uğramadığını beyan etti.

-  “Sözlü ve edebi anlatılar gibi kültürel/folklorik özelliklerinizden dolayı ayrımcılığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?” sorusuna %33,5’i “çoğunlukla” %28,4’ü “ara sıra” ayrımcılığa uğradım derken, %15,7’si “hiçbir zaman” dedi.

- “Düğün/nişan/söz/yas ve taziye gibi kültürel/folklorik özelliklerinizden dolayı ayrımcılığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?” sorusuna %30,2’si “ara sıra” ve %23,4’i ise “çoğunlukla ayrımcılığa uğradım” derken, %22,6’sı “hiçbir zaman” dedi.

- “Müzik/Tiyatro/Gösteri/ Gibi Kültürel/Folklorik Özelliklerinizden Dolayı Ayrımcılığa Uğradığınızı Düşünüyor Musunuz?” sorusuna %40,3’ü “çoğunlukla” %24,7’si “ara sıra”, %15’i de “hiçbir zaman” yanıtlarını verdi.

Alınan bu yanıtlar insanların farklı anadil ve kimlik özelliklerinden dolayı ciddi bir ayrımcılığa maruz kaldıklarını göstermiş oldu. 

YÜZDE 60.7'Sİ KONUŞUP YAZABİLİYOR

Araştırmanın önemli sorularından bir diğeri ise katılımcılara yöneltilen “Anadilinizi ne düzeyde biliyorsunuz?” sorusu oldu. Verilen yanıtlara göre; katılımcıların %60,7’si anadili için “hem konuşuyorum hem anlıyorum hem de yazabiliyorum”, %29,2’si “konuşuyorum, anlıyorum ama yazamıyorum”, %8,1’i “anlıyorum ama konuşamıyorum, yazamıyorum” derken, katılımcıların sadece %1,7’si “hiçbirini bilmiyorum” dedi.

İlgili sorunun cinsiyet karşılaştırması yapıldığında anadil hâkimiyetinin erkeklerde daha fazla olduğu sonucu ortaya çıktı. Zira Kadın görüşmecilerin %47,5’i “hem konuşuyorum hem anlıyorum hem de yazabiliyorum”, %35,2’si “konuşuyorum, anlıyorum ama yazamıyorum”, %13,1’i “anlıyorum ama konuşamıyorum, yazamıyorum” derken; Erkek görüşmecilerin ise % 67,3’ü “hem konuşuyorum hem anlıyorum hem de yazabiliyorum”, %26’sı “konuşuyorum, anlıyorum ama yazamıyorum”, %5,6’sı “anlıyorum ama konuşamıyorum, yazamıyorum” dedi.

Anadili bilme düzeyi açısından Lazca ve Süryanice anadillerine sahip katılımcıların hepsi anadillerini anlayıp, konuştuğu halde yazamadığını söylerken; hem anlayıp, hem konuşup hem de yazabilen en fazla anadil grubunu Ermenice, Kürtçe ve Çerkezce oluşturdu.

ANADİLLERİNİ EN İYİ BİLENLER DİPLOMASIZ OKUR YAZARLAR

Anadili bilme düzeyi ile öğretim düzeyi karşılaştırmasında ise okur-yazarlık düzeyinin öğretim düzeyiyle paralel biçimde arttığı görülse de diplomasız okur yazarların anadillerini en fazla “hem konuşan, hem anlayan hem de yazan” grubu oluşturdukları dikkat çekmiştir.

Anadilini hiçbir biçimde bilmeyen katılımcılara, yine anadilini bilmeme nedeni de soruldu ve verilen yanıtların ilk 5 sırasını şu gerekçeler oluşturdu; %38,4’ü “Ailemde konuşan olmadığı için/ Ailem öğretmediği için”, %37,3’ü “Dışlanmamak için sadece resmi dili öğrendim/Sadece resmi dil öğretildi”, %7,2’si “Eğitim sistemi yüzünden/Eğitim dili olmadığı için”, %6,5’i “Geleceğim için gerekli görmedim”.

ERKEKLER ‘DIŞLANMAMAK’, KADINLAR ‘ÖĞRETİLMEDİĞİ’ İÇİN BİLMİYOR

Cinsiyet karşılaştırması yapıldığında erkek katılımcıların anadillerini bilmeme nedenlerinin başında “Dışlanmamak için sadece resmi dili öğrendim/Sadece resmi dil öğretildi” gerekçesi gelirken; kadın katılımcıların bilmeme nedeninin başında ise “Ailemde konuşan olmadığı için/ Ailem öğretmediği için” gerekçesi geldi.

Araştırma grubuna “Anadilinizin varlığını sürdürmesinin önündeki en büyük tehlike sizce nedir?” sorusu da yöneltildi. Buna göre katılımcıların; %22,6’sı “eğitim dilinin anadilde olmaması”, %16,2’si “asimilasyon politikaları”, %11,2’si “devlet politikaları”, %9,7’si “yasak ve dışlanma”, %8,7’si “aile içinde konuşulmaması ve çocuklarına öğretmemeleri”, %7,9’u “yasal/anayasal güvencesizlik” dedi.

ANADİLİN KORUNMASI VE GELİŞİMİ İÇİN NE YAPILMALI?

Yine araştırma grubuna yöneltilen “Anadilinizin korunması ve gelişimi için sizce ne yapılabilir?” sorusuna ise; %33,4’ü “anadilde eğitim hakkı tanınmalı ve korunmalı”, %29,3’ü “anadilimiz resmi dil olarak tanınmalı”, %10,7’si “gündelik hayatın her alanında anadili konuşma güvencesi sağlanmalı”, %9’u “aileler çocuklarına anadili öğretmeli/anadili konuşmalı”,  %8,4’i “yasal/anayasal güvenceler sağlanmalı” yanıtlarını verdi.

Mezopotamya Ajansı / Ömer Çelik

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2021, 19:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER