33 düş yolcusu için Ankara'ya yürüyüş

SGDF, Suruç Katliamı'nda yaşamını yitirenler için adalet talebiyle yarın Kadıköy'den Ankara'ya yürüyüş başlatacak. Katliamın yaşandığı 20 Temmuz'u hesaplaşma gününe çevireceklerini belirten SGDF MYK üyesi Şükran Yaren Tuncer, adaletin sokakta sağlanabileceğini vurguladı.

33 düş yolcusu için Ankara'ya yürüyüş

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde 20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa’nın Suruç ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi’nde bir araya gelip, Kobanê’li çocuklara oyuncak götürmek üzere yola çıkan yüzlerce gence DAİŞ’in canlı bombalı saldırısı sonucu, 33 kişi yaşamını yitirdi, 104 kişi de yaralandı. 

ANKARA’YA YÜRÜYÜŞ

SGDF, katliamın her yıl dönümünde düzenlediği “Adalet Haftası” bu yıl da gerçekleştirecek. Birçok kente eylem ve etkinliklerin startını veren SGDF, 9 Temmuz’da Kadıköy Belediyesi önünde Suruç aileleri ve yaralılarıyla bir araya gelerek, açıklaması yapacak, daha sonra Ankara’ya temsili yürüyüş başlatacak. Kadıköy’de bir müddet ailelerle yürüyecek olan gençler, daha sonra arabalarla Ankara’ya doğru yola çıkıp, 10 Temmuz’da Ankara Gar Katliamı için yapılan anma etkinliğine katılacak. 9 Temmuz’da Diyarbakır ve Adana’da yapılacak açıklamaların yanı sıra İzmir’de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde “Deniz Poyraz için adalet herkes için adalet” temalı açıklama yapılacak. 

HESAPLAŞMA GÜNÜ

Her yıl Temmuz ayında meydanlara çıkarak katliamın hesabını sorduklarını belirten SGDF Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Şükran Yaren Tuncer, 6 yıldır dişe diş bir adalet mücadelesi yürüttüklerini söyledi. Gerçek sorumluların tutuklanıp yargılanmadığını dile getiren Tuncer, bunun yerine kendilerinin ve ailelerinin yargılanıp tutuklandığını kaydetti. 

Tuncer, “Katledilen de tutuklanan da yine biz oluyoruz. Ayrıca mahkeme, gençlerin Suruç’ta bulunmalarını kusurlu olarak buldu. Sıcak çatışma bölgesine gittikleri iddiasıyla yüzde 50 kusurlu olduklarına dair mahkemenin kararı bulunuyor. Halkın gözü önünde katledilenleri suçlu ilan ediyorlar. İşte buna karşı sokaklarda barikat barikat mücadele edeceğiz. Bu adalet mücadelesini de yürütürken, katliamı gerçekleştirenlerden adalet istemiyoruz. Biz, bu topraklarda ezilen halk ve topluluklardan adalet talep ediyoruz. Adalet bizim elimizle gelecek. Bunun için her yıl 20 Temmuz gününü bir hesaplaşma gününe çeviriyoruz” diye belirtti.

KATLİAM NEDEN GERÇEKLEŞTİ?

Tuncer, katliamın Kürt ve Türkiye halklarının birlikteliğine yönelik olduğunu belirterek, “Gençler, Kürt kentlerindeki öfke ve isyanı Rojava devrimi ile buluşturmaya, devrimi Türkiye’ye ve Kürt kentlerine taşıma hedefiyle yola çıkmışlardı. 33’lerin kendisi esasında Gezi’lerin çocuklarıydı. Gezi’nin ruhuyla Rojava devrimiyle buluşmaya gidenlerdi. Kobanê’de kendi kaderini eline almış, bir halkın yaralarını sarmak, o halkla dayanışma göstermek, orada çeşitli dayanışma pratiklerini göstermek istiyorlardı. Aynı zamanda çocuklarla buluşmak ve onlara çeşitli konularda eğitimler vermek istiyorlardı. Kobanê’nin inşası için oraya gidiyorlardı. Zaten şiarda ‘Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz’ idi. İşte katliamda tam da bu şiara karşı yapıldı” diye konuştu.

‘DEVLET VE DAİŞ İŞBİRLİĞİ’

Türkiye'deki gençlerin Rojava'yı sahiplenmesinin bölgesel devletleri korkuttuğunu sözlerine ekleyen Tuncer, “Bu devletin temellerinde zaten Kürt halkına dönük inkar ve imha var. Bu ülkede demokrasi, özgürlük, adalet ve eşitlik isteyen Kürt halkına, ezilen halklara, kadınlara, gençlere ve işçi ve emekçilere dönük faşist terör, baskı ve yasak cenderesi var. Elbette ki şu devleti çok rahatsız etti; Gezi direnişi çocuklarının Rojava çocuklarıyla buluşması ve bölgeye taşıma isteği devleti çok rahatsız etti. Barbar DEAŞ maşasıyla bunu engellemek ve bu topraklardaki toplumsal mücadeleye bir gözdağı vermek istedi. Bu katliam bir devlet ve DEAŞ işbirliği çerçevesinde gerçekleşti” dedi.

Yapacakları eylem ve etkinliklere katılım çağrısı yapan Tuncer, adaletin ancak sokakta sağlanabileceğini vurguladı.

Mezopotamya Ajansı (MA)

Güncelleme Tarihi: 08 Temmuz 2021, 15:50
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER