Tarihçi Malışev: Ermenistan Karabağ’daki durumu kabul etmeyecek

Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da Azerbaycan’ın varlığını kolay kolay kabul etmeyeceğini söyleyen Rus tarihçi Dmitriy Malışev, bölgeden göç eden Ermenilerle ilgili “Azerbaycan burada kaldıkça bu insanların pek geri döneceğini sanmıyorum” dedi.

Tarihçi Malışev: Ermenistan Karabağ’daki durumu kabul etmeyecek

Dağlık Karabağ veya Artsakh’ta 1988 yılından beridir süregelen bir kargaşa var. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki “muhasama” tabii ki daha uzak bir geçmişe dayanıyor. Hatta iki taraf arasındaki husumeti frenlemek için “Kızıl Kürdistan’ın” (1923-1929) tesis edildiği ve bir tampon bölge olarak düşünüldüğü iddia ediliyor. Ancak bu proje uzun süre ayakta kalamadı. Bölgedeki mevcut çatışmacı ruh hali ise bir türlü dindirilemedi. Dönem dönem savaşlara evrildi. En son 27 Eylül 2020 tarihinde başlayan İkinci Dağlık Karabağ Savaşı, 10 Kasım’da imzalanan bir ateşkes anlaşmasıyla son buldu. Aliyev yönetimi bu anlaşmayla sorunun çözüldüğünü düşünürken, Nikol Paşinyan yönetimi sorunun self-determinasyon hakkı çerçevesinde çözülmesini bekliyor.

Dağlık Karabağ’da 1 yıl içinde yaşanan değişimi ve gelecekte oluşabilecek panoramayı Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi Dünya Politikası Fakültesi'nden Doç. Dr. Dmitriy Valereviç Malışev Mezopotamya Ajansı'na değerlendirdi. 

Eylül 2020’de yaşanan 44 günlük Dağlık Karabağ Savaşı’nın üzerinden 1 yıl geçti. Buradaki sorun mutlak şekilde çözüldü mü, ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle şu gerçeği göz ardı etmemeliyiz; uluslararası toplumun tanımadığı bir Dağlık Karabağ’da (diğer adı Artsakh Cumhuriyeti) sorunu mutlak şekilde hükme bağlamak mümkün değil. Ermeniler ve Azerbaycanlılar arasında geçmişten gelen ciddi ihtilaflar var ve 44 günlük savaşın (Azerbaycanlılar bu savaşa “Vatan Savaşı” derken, Ermeniler “İkinci Artsakh Savaşı” derler) sonuçlarından her iki taraf da memnun değil. 

İlk olarak, savaş her iki taraftan da çok can aldı. Resmi verilere göre, Ermenistan 3 bin 700, Azerbaycan 2 bin 900 kayıp verdi. Tabii bu rakamların düşük gösterilmiş olma ihtimali de var. 

İkinci olarak, Ermenistan açısından Dağlık Karabağ dahilindeki 7 rayonda Azerbaycan’ın kontrolünü kabul etmek pek mümkün değil. Bu rayonlar Ermenistan’da “güvenlik kemeri” olarak geçmektedir. Bunun dışında Azerbaycan, Dağlık Karabağ’da stratejik açıdan önem arz eden Şuşa (Stepanakert’ten sonra ikinci büyük kent), Hadrut, Mardakert ve Martuni gibi kentleri ele geçirdi. Ermenistan bu kayıpları kolay kolay sineye çekmeyecektir. Zira kendini askeri anlamda Güney Kafkasya’nın en güçlü devleti olarak gören Ermenistan'ın imajına bir darbe indirilmiştir. 

Üçüncü olarak, Azerbaycan, planladığının aksine Dağlık Karabağ’ın tümü üzerinde kontrolü sağlamış değil. Rus barış güçlerinin bölgeye konuşlanması konusunda ise antlaşmaya vardı. Bugün barış güçleri, Ermenistan’ı Karabağ’a bağlayan Laçin koridorunun tümünü denetliyor. Azerbaycan burada mutlak kontrol sahibi değil. Özellikle Mayıs 2021’de Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki Sevliç (Karagöl) civarında yaşanan çatışmalar, bölgedeki kargaşanın henüz bitmediğine işarettir. 

Yani Ermeni kuvvetlerinin bölgeye yeniden dönmesi ve savaşması ihtimal dahilindedir? 

Bölgede 44 günlük savaştan sonraki bir yıl içinde güç dengesinin oldukça değiştiğini unutmamak gerek. Bilhassa Türkiye’nin pozisyonu gözle görülür derecede güçlendi, Rus barış güçleri bölgeye gelip konuşlandı (çatışma bölgesine daha önce barış güçlerinin hiç girmediğini hatırlatırım) ve AGİT Minsk Grubu’nun otoritesi bir hayli sarsıldı (gerçeğe bakılırsa geçmişte de çok yüksek değildi). 

Ermenistan şu son zamana kadar Karabağ’da olası askeri hareketliliğe ilişkin herhangi bir plan yapmış gözükmüyor. Rus barış güçleri bölgede iki taraf arasındaki çatışmaları engelleyen bir dinamik olarak faaliyet yürütmeye devam ediyor. Her ne kadar Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 14 Mayıs 1921 tarihinde CSTO’ya (Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü) “Azerbaycan saldırısını” bir an önce masaya yatırması çağrısında bulunmuşsa da CSTO’yu bu meselenin içine yeterince çekememiştir. Ermenistan’ın yakın gelecekte Karabağ’da ciddi bir askeri teşebbüste bulunmayacağını düşünüyorum. 

 Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan bu sorunun ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde çözülmesini istiyor. Bu mümkün mü? 

Evet, Paşinyan bunu çok kere dillendirdi. Aslında Kırım halkının 2014 yılında adanın Rusya ile birleşmesi esnasında kullandığı hakkı kastediyor. Fakat kendisi, Karabağ meselesinin bu şekilde çözülmesinin çok zor olduğunun farkında. Onun ilgili söylemine sonra detaylı şekilde değineceğim. 

Paşinyan, bu ayın başında Litvanya Ermeni toplumunun temsilcileriyle olan görüşmesinde aynen şunları söyledi: “Ermenistan’ın egemenliğini korumak, Dağlık Karabağ Ermenilerinin haklarını savunmak ve self-determinasyon hakkını hayata geçirmek Ermenistan için önceliktir. Şunu bilmeliyiz ki mayın tarlasında yürüyoruz.” Bence bu açıklamaya ekleyecek çok şey yok. 

  

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ isminin tarihe karıştığını söyledi. Yani sorunun artık çözüldüğünü ima etti. Bu açıklamanın uluslararası güçler veya toplum açısından bir geçerliliği var mı? 

İlham Aliyev, bu konuşmayı BM Genel Kurulu’nun Eylül 1921’deki 76’ncı Oturumu’nda yaptı. Aliyev şunları ifade etti: “Azerbaycan’ın artık Dağlık Karabağ adında idari ve bölgesel bir birimi yoktur.” İzin verirseniz Azerbaycan Başkanı’nın bir açıklamasını daha paylaşayım: “Eğer Ermenistan, Azerbaycan’a karşı bazı toprak taleplerinde bulunursa, Azerbaycan da Ermenistan’dan toprak talebinde bulunur.”

Mevcut konuşmalara bakılırsa Azerbaycan tarafı bu problemin hemen hemen çözüldüğü kanaatinde. Uluslararası toplum ise Azerbaycan yönetiminin bu pozisyonunu değiştirme veya çürütme konusunda pek acele etmiyor gibi. Sadece iki taraf arasında olabilecek bir savaşı engellemeye dair bazı tepkiler var. 

İki ülke arasındaki problem, birbirine karşı toprak talebinde bulunma şeklinde tezahür ediyor. Bununla birlikte Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karabağ’daki yerleşim konusunda olumlu konuştu gibi. Kafkasya’da içinde Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye, Rusya, İran ve Gürcistan’ın olduğu özel bir işbirliği formu geliştirmeyi önerdi. Fakat burada Dağlık Karabağ’dan pek söz edilmiyor ve bahsedilen işbirliği formunun nasıl tatbik edileceği konusu ise muamma. 

Rusya bu konuda ne düşünüyor acaba? Siz biraz bahsettiniz ama yine de detaylı sormak istiyorum, Kırım’daki referandum modeli Dağlık Karabağ’da gerçekten uygulanamaz mı? 

Rusya, çatışma bölgesinde tarafsız bir pozisyon almaya çalışıyor ve arabulucu rolü oynuyor. Ermenistan’ın Azerbaycan’a nazaran CSTO ve Avrupa Ekonomik Topluluğu gibi önemli örgütlere üye olmasına rağmen, Rusya hiçbir zaman Ermenistan yanlısı bir tutum takınmadı. Nitekim 10 Kasım 2020’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önayak olduğu görüşmeler sonucunda Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan devlet başkanları arasında bir ateşkes antlaşması imzalandı. Bu antlaşma 44 günlük savaşa son verdi. Mevcut belgede elden geldikçe çatışmanın tarafı olan ülkelerin çıkarları dikkate alındı. 

Kırım’da 2014 yılında gerçekleşen referandum modelinin Karabağ’da uygulanması nerdeyse ihtimal dışıdır. Öncelikle uluslararası büyük aktörler (ilk olarak Rusya) bu konuyla pek ilgili değil. Bir de Ermenistan’ın siyasi gücü bu olayı taşıyacak yetkinlikte değil. 

Yaklaşık 90 bin Ermeni’nin Dağlık Karabağ’daki evlerine döndüğü söyleniyor. Geri dönüş sonrası herhangi bir sorun yaşıyorlar mı? Azerbaycan kontrolü altındaki yerlere dönüş olur mu? 

Ben yaklaşık 50 bin Ermeni’nin Karabağ’a döndüğü bilgisine denk geldim. Ermenilerin daha önce yaşadığı köylerin birçoğunun idaresi Ermeni ve Azerbaycan yönetimleri arasında bölünmüş durumda. Mesela Tagavar (Taghavard) köyü gibi. Bu tür yerleşim yerlerinde yaşayan halk, aslında çatışmaların içinde kalıyor. Dolayısıyla baskı ve huzursuzluğa maruz kalıyor. Zaten Azerbaycan kontrolü altındaki yerlerde kalanlar, bölgeden ayrıldıklarında evlerini yakıp öyle çıktı. Birçoğu Ermenistan’a veya diğer ülkelerde bulunan akrabalarına sığındı. Terk edilen yerler Azerbaycan idaresi altında kaldıkça bu insanların pek geri döneceğini sanmıyorum. Her şeyden öte Ermeniler 1988 yılındaki Sumgayıt (Sumgait) katliamını hâlâ unutmuş değiller. Bu şehirde kalan Ermenilerin büyük çoğunluğu öldürülmüştü. 

Sonuç olarak, şu akılda tutulmalıdır ki iki taraf arasında tarihten gelen bir güvensizlik ve husumet var. Bu etkenler, Karabağ’daki mevcut durumun asıl sebepleridir. Yakın gelecekte bu ruh halinin değişeceğini hiç düşünmüyorum.

MA / İsmet Konak

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER