Kadınların hayalleri Rojava'da hayat buluyor

Kadınların eşitlik ve özgürlük hayalinin bugün Rojava’da gerçekleştiğini belirten Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Adalet Meclisi Eşbaşkanı Rîma Berakat, “Rojava’da milyarlarca kadının hakkı savunuluyor” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye’de, Kürtler öncülüğünde gerçekleşen tarihsel-toplumsal dönüşümle yıkılan egemen siyasal sistem yerine demokratik, özerk bir sistem inşa ediliyor. Bölgeye dönük tehdit, saldırı ve ambargoya rağmen Baas Rejimi’nin cinsiyetçi ve tekçi yargı erki yerine kurulan toplumsal adalet sistemi ise kadınların öncülüğünde ilerliyor. Rejimin “Arap Kemeri” politikasıyla el koyduğu topraklarda 2012’nin başından itibaren yönetimi halk meclisleri devralırken, Rojava Anayasası olarak tabir edilen Toplumsal Sözleşme ile kimliksiz halklar kimliklerine kavuştu, kadınların hakları güvence altına alındı. Siyasal devrim olarak adlandırılan bu süreçte yaşamın her alanında örgütlenen kadınlar, yargı alanında da karar mekanizması oldu. 

Savaş ve yeni inşanın aynı anda yürüdüğü Rojava’da, Toplumsal Sözleşmesi’nin 13’üncü maddesi “Yargı, halk demokrasisine özgü kuvvetler ayrılığı ilkesi üzerinden biçimlenirken, bağımsızlığı ve tarafsızlığı esas alır” ilkesine dayanıyor. Adalet sisteminin ilk basamağı Sulh Komiteleri olurken, buralarda çözülemeyen ya da komitelerin görev alınana girmeyen konularda Halk Mahkemeleri devreye giriyor. Halk Mahkemeleri’nin kararlarına itiraz yolu açık. Rojava yargı erkinin en üst kurumu olan Adalet Meclisi, itirazı değerlendirerek, karara bağlıyor. Suç ve cezaların tespitinde, Toplumsal Sözleşme’nin yanı sıra toplumsal ahlaki değerler de esas alınıyor. Adalet sisteminin üç kırmızı çizgisi, kadın özgürlük felsefesi, demokrasi ve ekoloji. Bu üç halkaya aykırı olan ve zarar veren her şey suç kapsamına giriyor. 

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Adalet Meclisi Eşbaşkanı Rîma Berakat, toplumsal inşada kadınların rolü, Bass Rejimi’nin toplum üzerindeki etkileri ve sistemlerine dair Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.

 Özerk sistemin toplumsal sözleşmesinde kadının yeri de sözü de tüm dünya kamuoyu tarafından bilinmekte. Bu sürece nasıl gelindi? 

Suriye’de iç çatışmaların başlamasıyla kadınlar, iki alanda örgütlendi. Bunlar; toplumsal ve askeri alanlar. Kadınlar, komünlerde yer aldı, bağımsız örgütlemelerini oluşturdu. Özgürlüğü hedef alan kadınlar, askeri alanda da kendini ispatladı. Rojava Devrimi’nin başlamasıyla birlikte kadın taburları kuruldu. Efrîn, Kobanê ve Cizîr alanlarında oluşturulan kadın taburları, göstermiş oldukları direnişle bir ilke imza attı. Askeri, siyasi ve toplumsal her alanda rolünü oynayan kadınlar, devrimde önemli bir role sahip oldu. Özerk yönetime öncülük ettiler. Hiçbir zaman durmayan kadınlar, hep daha fazlasını yapmak için elinden geleni yaptı. Hiçbir zaman ‘Şunu elde ettik, yeter’ demediler. Özgürlük, eşitlik için direndi ve hala direniyorlar. Birilerinin haklarını lütuf olarak vermesine izin vermediler, her şeyi emekleriyle elde etti, kazanımlara sahip çıktılar. Kadınlar demokrasi projesi başarıya ulaşana kadar da durmayacak. 

Baas Rejimi’nin bölgedeki izlerini bir anda ortadan kaldırmak mümkün değil. Bu izleri iyileştirmek, tamamıyla ortadan kaldırmak için uğraş veriliyor. Hayatın her alanında yoğun çalışmalar içinde yer alıyoruz.

Bölgede yaratılan değişim ve dönüşüm, yeni bir sistem inşasıyla devam ediyor. Gelinen aşamada, rejimin toplum üzerindeki etkileri kırılabildi mi? 

Suriye Baas Rejimi, halklar üzerinde uzun yıllar baskı kurdu. Tüm kesimlerin en temel hakları dahi ellerinden alındı, tanınmadı. Rejim döneminde bölgede kadın haklarından bahsetmek mümkün değildi. Toplum üzerinde uzun yıllar oluşturulan bu etkiyi yıkıp, atmak kolay değil. Özerk yönetim, bunu gerçekleşmek için her alanda çalışmalar yürütüyor, toplumu Baas Rejimi’nin kirli zihniyetinden koparmak için elinden geleni yapıyor. Bu çalışmalar her alanda sürdüğü gibi hukuk alanında da devam ediyor. Kuzey ve Doğu Suriye'de birçok halk yaşıyor ve çok renkli bir inanç dinamiğine sahip. Rejim, inançları kendi çıkarları doğrultusunda yasaklıyor, ya da izin veriyordu. Kendilerini savunan, destekleyen grupların, ibadetlerini belli ölçüde gerçekleştirmelerine izin veriliyordu. Rojava Devrimi ile birlikte bütün inançlara özgürlük alanı yaratıldı. Herkesin anadilinde eğitim görme, inancını özgür bir şekilde yaşama hakkı var. Baas Rejimi döneminde siyasi çalışmalar yasaktı. Sadece rejimi destekleyenlerin siyaset yapma hakkı vardı.

Yeni inşayla birlikte halklar, karar alma mekanizmalarında yer buldu. Ancak yine de rejimin bölge halkları üzerinde bıraktığı izleri bir anda ortadan kaldırmak mümkün değil. Bu izleri iyileştirmek, onları tamamıyla hayatımızdan çıkarmak için uğraş veriyoruz. Hayatın her alanında alternatifler yaratmak için yoğun çalışmalar içinde yer alıyoruz. Bir yandan halkın sorunlarını ortadan kaldırmak için çalışırken, diğer yandan da rejimin toplumda oluşturduğu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için çabalıyoruz. 

Suriye’de savaşın yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde çalışmaları yürütülen yeni bir Anayasa da gündemde. Bu süreçten bahsedebilir misiniz? Amaçlanan ne? 

Suriye’de yeni Anayasa’nın hazırlık sürecine Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi dahil edilmedi. Özerk Yönetim’in dahil edilmediği bu çalışmaların bizim için hiçbir geçerliliği yoktur. Suriye’nin yüzde 35’i Özerk Yönetim’in kontrolünde. Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan halklar, Suriye’de yaşayanların büyük bir oranını karşılıyor. Büyük çoğunluğu oluşturan bu halklar, Anayasa sürecine dahil edilmedi, dışarıda bırakıldı. Anayasa Belirleme Komitesi kuruldu ancak sonuçsuz kalacak. Suriye’de yaşanan sorunlara karşı bir çözümleri yok. Kendi çıkarları doğrultusunda kararlar alınıyor, Suriye halkının çıkarlarına dair hiçbir çalışma yok. Görüşmelerde insan hakları, demokrasi konuşulmuyor. Savaş 10 yılı geride bıraktı, bu süreçte her şey yerle yeksan oldu. Haklar ortadan kalktı ancak demokrasi konuşulmuyor.

 Suriye’nin yeni Anayasa çalışmalarına dahil edilmeyen Özerk Yönetim’in üzerinde çalıştığı Toplumsal Sözleşme de sona yaklaşıldı. Bu sözleşme, bölge için bir Anayasa olma özelliği taşıyor.

Özerk Yönetim buna karşı Kuzey ve Doğu Suriye’de bir çalışma içerisinde. Bir komite kuruldu. Toplumsal Sözleşme için çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmada sona yaklaşıldı. Bu, uzun bir çalışma sürecinin ürünü olacak. Kuzey ve Doğu Suriye’de, 2014 yılında bu Toplumsal Sözleşme imzalandı ve Efrîn, Cizîr ile Kobanê kantonlarının meclislerinde onaylandı. Bu, Özerk Yönetim’in ilanından önce yazılı olmayan bir sözleşmeydi. Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok kenti kurtarılıp, özgürleştirildikten sonra Özerk Yönetim’in ilanını da içeren daha kapsamlı bir sözleşme yapıldı. Özerk Yönetim’in ilke ve esaslarının yer aldığı bir sözleşme oldu. Bu sözleşmede, kadınların hakları savunuldu. Ancak bu sözleşme, bölge için bir Anayasa olma özelliği taşımasına  rağmen hala yetersiz. Bu yetersizliği ortadan kaldırmak için bir komite kuruldu. Toplumsal Sözleşme Komitesi, temsilcilerden oluşuyor. Farklı inançlardan önde gelenlerin yer aldığı, toplumun her kesiminden temsilciler yer alıyor. Kadın, gençlik temsilcilerinin içinde yer aldığı komite, 4 aydır çalışmalarını sürdürüyor ve büyük bir bölümü tamamlandı. Kuzey ve Doğu Suriye için bir Anayasa çalışması yürütülürken, diğer yandan Suriye için Anayasal düzenleme çalışmaları yürütülüyor. Biz, demokrasinin hayatın her alanından var olmasını, herkesin eşit olmasını istiyoruz. 

Kadınlar, bu sürecin neresinde? 

Rojava’da, kadınlar öncü bir güç. Devrimi yaratan kadınlar, yeniliklere de imza attı. Yaşamın her alanında yerlerini alan kadınlar, bundan kaynaklı yeni yasanın belirlemesinde de taraflar. Kadınlar, toplumda yüzde 50 temsiliyetle varlar. Her alanda eşbaşkanlık sistemiyle öncüler. Bütün haklar elde edilene kadar da bu arayış sürecek. Kadınlar herkes için adalet istiyor. Rojava Devrimi ile birlikte bağımsız örgütlemelerini güçlendiren kadınlar, Özerk Yönetim’in her kademesinde rol aldı. Kadınların bakış açısı hayli genişledi. Örgütlenmelerini her geçen gün arttıran kadınlar, toplumu koruyan, devrimi koruyan bir konumda. Kadın Adalet Meclisi kuruldu. Toplumda yaşanan olumsuzlukların kadın bakış açısıyla değerlendirilmesi ve sonuca bağlanması için uygun hukuki normlar oluşturuldu. Her alanda örgütlemelerini oluşturan kadınlar, haklarını güvence altına alma noktasında kararlı.

Kadın hakları açısından Anayasa’da olmazsa olmanız nedir? Demokratik, eşit bir Anayasa nasıl mümkün? 

Dünyada Anayasalar belirlenirken, gücü elinde tutan siyasi partiler kendi çıkarları doğrultusunda yasalar belirliyor. Ancak Kuzey ve Doğu Suriye’de bütün kesimler bir araya geldi. Herkesin haklarını koruyan yasaları belirlemek için bu sürecin bir parçası oldu. Yeni yasalar belirlenirken kadınların bu çalışmalara katılımı yüzde 50 oranında oldu. Kadınlar, bu yasaların belirlenmesinde sadece kendi haklarını değil, toplumun topyekun haklarını, demokrasiyi savundu. Eşit bir Anayasa bütün halkların, inançların dahil edilmesiyle mümkündür. Demokratik bir Anayasa’da tekçilik olmaz, ulusalcılık olmaz. Demokratik, eşit bir Anayasa kadın olmadan olmaz. 

 Kadınların, yüz yıllardır kurdukları hayaller Rojava’da hakikate dönüşüyor. Rojava hukukunda, kadınlar bin yıllardır ellerinden alınan, kendisinden çalınan haklarını geri alıyor.

1789 Fransız Devrimi’nde ön saflarda yer alan Olympe De Gouges’in, devrim sonrası yayımlanan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nde kadınların insan ve yurttaş kategorisinde görülmemesine karşı çıkarak, Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni yayımladı. Bu mücadele, sizin süreci kadın mayasıyla tamamlamanıza etkisi oldu mu? Yıllar sonra Olympe De Gouges’in itirazlarının Rojava’da karşılık bulduğunu söyleyebilir miyiz? 

Rojava Devrimi bir kadın devrimi olarak biliniyor. Rojava’da gerçekleştirilenler bir zaman kadınların hayalleriydi. Kadınların özgürlük, eşitlik hayalleri Rojava’da gerçekleşiyor. Fransa Devrimi döneminde, eşit yurttaşlık hakkı hayalleri kuruldu. Kadınlar için seçme ve seçilme hakkı istendi. O hayaller bugün Rojava’da bir bir gerçek oluyor. Kadınlar, bugün Rojava’da Meclis Eşbaşkanı, her alanda en üst kademede rol sahibi. Kadınların, yüz yıllardır kurdukları hayaller Rojava’da hakikate dönüşüyor. Olympe De Gouges’in kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu kanunların yazılması hayali vardı. Bugün Rojava’da onun hayalleri gerçeğe dönüşüyor. Kadınların haklarını koruma altına alan yasal düzenlemeler sadece Rojava’da yaşayan kadınlar için bir düzenleme değil, bütün kadınlar için bir koruma olacak. Toplumsal yaşamın her alanında kadınların söz sahibi olduğu bir hayat mümkündür. Rojava hukukunda, kadınlar bin yıllardır ellerinden alınan, kendisinden çalınan haklarını geri alıyor. Kadına miras hakkı, eşit olma hakkı geri veriliyor. Rojava’da milyarlarca kadının hakkı savunuluyor. 

8 Mart dolayısıyla bugün uluslararası bir dayanışma ağı yakalayan kadın hareketlerine bir mesajınız var mı?

Kuzey ve Doğu Suriye’de kadın kurumları, son dönemde başarılı bir diplomasi yürüttü. Temsilci bir heyet, Avrupa, ABD ve Rusya gibi yerlerde başarılı görüşmeler yaptı. Gittikleri her yerde kadınların haklarını anlattılar, eşit bir yaşam çağrılarını yenilediler. 8 Mart’ta bütün kadınlara çağrımız; inanç ve ulusal eksenli çizilen sınırları aşın. Bütün kadınları Kuzey ve Doğu Suriye’ye çağırıyoruz. Kadınların birlikteliğini birlikte inşa edebilir, hayallerini birlikte geçekleştirebiliriz. Savaşların olmadığı, herkesin onurlu bir şekilde yaşadığı bir yaşamı birlikte inşa edebiliriz. Kadınlar, her alanda birlikteliklerini, örgütlülüklerini sağlamalı. 

MA / Emrullah Acar

Güncelleme Tarihi: 26 Şubat 2022, 19:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER