20 eylül 1992'de 72 yaşındayken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Musa Anter yani Apê Musa...

1920 yılında Mardin ili Nusaybin ilçesine bağlı Akarsu Bucağının Ziwing köyünde dünyaya gözü açan Musa Anter'in ailesi çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Ayrıca Anter'in annesi Fesla hanım Türkiye'nin ilk kadın muhtarlarından biriydi.

Apê Musa, Ayşe Hale ile 1944 yılında evlendi. Çiftin 1945'te büyük oğlu Anter, 1948'de kızı Rahşan ve 1950'de küçük oğlu Dicle dünyaya geldi.

Apê Musa İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bölümünden üçüncü sınıftayken ayrıldı.

Üniversiteden ayrıldıktan sonra Şark Postası ve Dicle Kaynağı'nda yazmaya başladı. İleri Yurt gazetesindeki Kürtçe şiiri 'Qimil/Kımıl' sebebiyle 1959'da 49'lar davasında idamla yargılandı. Mayıs Darbesi'nde aftan yararlanarak serbest kalan Anter, cezaevinden çıktıktan sonra Deng, Barış Dünyası ve Yön dergilerinde yazdı.

1963'te 23'ler davası ile tekrar cezaevine girdi. Mamak, Sultan Ahmet, Balmumcu, Seyrantepe ve Nusaybin cezaevlerinde yattı.

1967'de sürgüne gönderilen Anter, 12 Eylül Darbesi'nde Kürtçülük propagandası yapmaktan tutuklandı. Yaşamının toplam 11,5 yılı hapiste geçti.

Anter İleri Yurt, Dicle-Fırat, Barış Dünyası, Deng, Yön, Azadiye Welat, Yeni Ülke, Özgür Gündem, Rewşen ve Tewlo'da yazdı. Ayrıca 1959'da Birina Reş / Kara Yara, 1962'de Qimil / Kımıl, 1967'de Ferhenga Kurdî-Tirkî / Kürtçe-Türkçe Sözlük, 1991'de Hatıralarım I, 1992'de Hatıralarım II, 1992'de Vakayiname, 1996 Fırat Marmara'ya Akar ve 1999 yılında Çinara Min kitapları yayımlandı.

20 Eylül 1992'de Kültür-Sanat Festivali için Diyarbakır'da olan Anter Seyrantepe mahallesinde uğradığı silahlı saldırıda sol bacağına iki, kalbi ve kafasına birer kurşun sıkılarak öldürüldü. Musa Anter'in yanında bulunan yiğeni gazeteci ve yazar Orhan Miroğlu ise saldırı sırasında yaralandı.

Eski JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan; Anter'in, kendisinin de içinde bulunduğu tim tarafından JİTEM için öldürüldüğünü söylemiştir. Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın isteği üzerine Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nda, Anter cinayetinin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından planlanıp uygulandığı yer almıştır

Apê Musa'nın mezarı, Mardin ili Nusaybin ilçesine bağlı Akarsu Bucağı Eskimağara (Ziwingê) köyündedir.

OĞLU DİCLE'NİN AĞZINDAN MUSA ANTER
Babam Musa Anter Türkiye'nin gerçeğiydi. Kürt'tü ve hayatı boyunca Türkiye'deki Kürtlerin sorunları üzerine çalıştı. Ayaklı kütüphane gibiydi, Avrupa'yı, Ortadoğu'yu ve Türkiye'yi iyi tanırdı.

Kürtlerin bir halk olduğunu, cetvelle çizilen haritalar yüzünden parçalandığını ve asimile politikalarına maruz bırakıldığını yazdı. Barışçıldı, ayrım yapmadan herkesi sevdi. Bu işlerin silahla çözülmeyeceğini savundu.

Biz 12 Mart 1971'den sonra İsveç'e yerleştik. Ağabeyim 1991'den bugüne kadar bilmediğimiz nedenlerle Türkiye'ye sokulmadı. Ama ben 1988'de Türkiye'de üç buçuk ay bedelli askerlik yapınca babamla her yaz görüşebildim.

Babam devamlı tehdit ediliyordu. Hatta birilerinin evine kadar gidip tanıdıklarının isimlerini verdiği, görüşmek istediğini ama gelenleri tanımadığı için reddettiğini anlatmıştı.

"Hayatı boyunca direndi"

Babamın söylemleri çoğu kişiyi rahatsız etti. Çünkü yıllarca cezaevinde yatmasına ve işkence görmesine rağmen hayatı boyunca direndi. Bu yüzden ortadan kaldırılmasına karar verildiğine inanıyorum.

Bu kararı babamı öldüren değil büyük bir teşkilat verdi. O teşkilatın içinde saf değiştiren eski PKK'liler de var. Ama bir dönem iddia edildiği gibi Musa Anter'i PKK'liler öldürmedi.

Babam Kürtler arasındaki çekişmelere üzülürdü. Hatta "Kafesteki tavuklar birbirini öldürür, dışarı çıkınca başına geleceklerden habersizlerdir" derdi. Bunu bildikleri için öldürüldüğü gün de babama böyle tuzak kurmuşlar, arabuluculuk durumu var gibi göstermişler.

"Cenazesini bile defnedemedik"

Öldürüldüğü günü, hiç unutmuyorum. Haberi aldığımda İsveç'teydim. Bütün gün babama ulaşmaya çalıştım. Sanki içime doğdu, huzursuzdum. Eve vardığımda kızım Merve ağlıyordu, eşimin yüzü bembeyazdı. Gayri ihtiyari "Babam" dedim. Eşim kafasını salladı, yıkıldım. Ablamın eşi Şenol Yorozlu'dan detayları öğrendim. Cumhuriyet Gazetesi de sonradan görüş almak için aradı.

Akşam ailece bir aradaydık, babamın cenazesi için yola çıkmayı kararlaştırdık. Yakınlarımıza cenazeyi almamalarını, kendimizin defnedeceğini söyledik. Fakat cenazesini bile defnedemedik. Çünkü evlatlığı Süphan Mete imza atmış ve babamı sabahın erken saatlerinde apar topar Ziwinge'ye gömmüşler.

Diyarbakır Devlet Hastanesi'nden babamın eşyalarını almak isteyince hastanede kaydı olmadığı ortaya çıktı. Sadece otopsi raporu vardı. Babamı hastaneye kimin götürdüğü de meçhuldü.

Defnedildiği yere ulaştığımızda, taziyeleri kabul ederken başımızın üzerinde helikopter eksik olmadı. Babamı ancak bir sene sonra vasiyeti üzerine şimdiki mezarına Akarsu'ya taşıyabildik.

"Ergenekon'a müdahil olamadık"

1996'dan itibaren Cumhuriyet Savcılığı'nda soruşturmanın derinleştirilmesi için girişimde bulunduk. 1997'de Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın Susurluk Raporu'nda Musa Anter'in öldürülme kararının hatalı olduğu belirtilince, hatayı kimin yaptığını sorduk. Kutlu Savaş'ı da tanık olarak çağırdık. Gelmedi.

Musa Anter'in davası açıldığında, dönemin iktidarının, askeri makamlarının ve hatta Abdülkadir Aygan'ı öldürdüğünü iddia eden Emekli Albay Arif Doğan'ın dinlenmesi lazımdı.

AİHM'in 2006'daki yaşam hakkını ihlal kararını gülünç bulduk. Devlet öldürdüğü adamı niye korusun? 2007'de Ergenekon'a müdahil olmak istedik. Olamadık. Şu anda Ergenekon'da yargılananlar hep Fırat'ın doğusunda görevliydi, Ergenekon'un en büyük çalışma ağı Kürdistan'dı. Bunlardan bahsedince "Orasını karıştırma" dediler.

Babamın cinayetiyle ilgili adı geçen tetikçi Hamit Yıldırım şu anda cezaevinde. Yeşil kartlı, sözde hiçbir şeyi olmayan biri. Lüks evi, otomobili, devletle büyük ilişkileri var. Türkiye kendi gerçekleriyle yüzleşmedikçe şeffaf olamaz. Musa Anter cinayeti sadece tetikçinin üstüne yıkılmamalı, cinayette emri verenler ve parmağı olanlar yakalanmalı.

AVUKAT SELİM OKÇUOĞLU ANLATIYOR
Musa Anter cinayetinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce rutin soruşturma yapıldı. Olay yeri incelendi, görgü tanıkları dinlendi. Polis yaralı kurtulan Orhan Miroğlu'nun, taksi şoförünün ve otel görevlerinin ifadelerine başvurdu. Ama Anter cinayeti sıradan bir soruşturmayla anlaşılamazdı. Çünkü o dönemin siyasal konjonktürüyle yakından ilişkiliydi.

Anter cinayetinin dönemin şartlarında kurgulandığına dair kuşku vardı. Ama faillerin tespiti için uzun süre ciddi soruşturma yürütülmedi. Hatta tersi mantıkla yaklaşıldı, PKK'nin yaptığı iddiasıyla soruşturma seyrinden çıkarılmak istendi.

Soruşturmadaki önemli verilerden biri 1997'de Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın Susurluk Raporu'ydu.

"Aygan'ın itirafları soruşturmayı tetikledi"

2004'te PKK itirafçısı ve JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan'ın itirafları cinayete ilişkin somut veriler ortaya koydu, deyim yerindeyse soruşturmayı tetikledi. Ama Hamit hakkında uzun süre sağlıklı bir sonuca ulaşılamadı.

2007'de dosya raftan indi, Ergenekon süreciyle soruşturma hızlandı. Başsavcılık, 2007'de "Devlet beni korursa, mahkemede tanıklık yaparım" diyen itirafçı Abdulkadir Aygan'ın İsveç'ten iadesi için girişim başlattı ve cinayette adı geçen "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım, itirafçılar Aygan, cinayet günü Jandarma Genel Komutanlığı-İstihbarat Başkanlığı'nda görevli Ali Ozansoy, Cemil Işık, Şırnaklı Hamit ve ölen Binbaşı Ahmet Cem Ersever hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı.

Şırnak'ta Hamit isminde çok sayıda kişi vardı. O dönemden itibaren savcılığa ihbarlar oldu. Şırnaklı Hamit'in Hamit Yıldırım olduğu konusunda bulgular ortaya çıkınca, hakkında yakalama kararı verildi.

"Zamanaşımı süresi 10 yıl uzadı"

Şüphelinin o zamanki fotoğraflarına ulaşılmaya çalışıldı. Hamit Yıldırım 29 Haziran'da Şırnak'ta yakalandı. Otel görevlileri, Abdulkadir Aygan ve Orhan Miroğlu şüpheliyi gençlik fotoğraflarından teşhis edince, Yıldırım 3Temmuz'da Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarıldı ve "Taammüden insan öldürmek" iddiasıyla tutuklanıp cezaevine konuldu.

Şu anda soruşturmayı Savcı Osman Coşkun ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Karat yürütüyor. Biz bu noktada olayın siyasal boyutunun ortaya çıkarılmasını bekliyoruz.

Abdülkadir Aygan'ın verdiği diğer isimlerden Cemil Işık'ın Almanya'da öldürülmesine yönelik Almanya'daki soruşturma evraklarının getirilmesini talep ettik.

Anter cinayetinde tetikçi yakalandığı için, zamanaşımı süresi 10 yıl uzadı. Savcılık bu cinayeti insanlığa karşı suç olarak nitelendirir ve mahkeme kabul ederse davada zaman aşımı riski ortadan kalkacak. (EG/BA)