Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın Mêrdîn'deki son durağı Nisêbîn (Nusaybin) ilçesi oldu. Kalabalık bir grup tarafından karşılanan Bakırhan ve beraberindekiler, kent merkezinde araç konvoyuyla tur attı. Bakırhan, beraberindekiler seçim bürosunun olduğu Şirin Sokak'a kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca heyete eşlik eden çok sayıda kişi sloganlar attı. 

Seçim bürosu önünde bekleyenlerin de eşlik ettiği buluşma mitinge döndü. Meşalelerin de yakıldığı buluşmada özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu yapıldı. Ardından aday tanıtımı yapıldı. Burada konuşan ilçe eşbaşkan adayları halkı selamladı. Ardından söz alan Mêrdîn Büyükşehir Belediye Eşbaşkan Adayı Ahmet Türk, katılımcıları selamladı. 

AHMET TÜRK: ONURLU BİR BARIŞ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ

Türk, Nîsebîn'inde bu büyük bedelleri veren kentlerden olmasına rağmen halen ayakta olduğunu söyledi. Türk, "Parti yaşamımızda, halkımızın arasında siyaset bizler için çok önemli. Biz sadece belediye için değil onurlu bir barış açın büyük mücadele veriyoruz. Biz eminiz ki gün be gün Kürt halkının kimliği, dili ile özgürce yaşaması için büyük çalışmalar yapılıyor" dedi. 

Türk, “O nedenle bu seçim sadece yerel seçim değildir. Kürt halkının geleceği için çok önemlidir, buna böyle bakmalıyız. Dem dema me ye, dem dema azadiye ye" diyerek sözlerini sonlandırdı. 

ERDOĞAN POLİTİKASI

Ardından söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, halkı selamlarken sözleri "Biji berxwedana zindanan" sloganlarıyla kesildi. 1992 Nîsebîn Newrozu'nda yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Bakırhan, “Kalleşçe kurşunlarla katledilmiş Ape Musa'yı saygı ve minnetle anıyorum. Ape Musa şahsında özgürlük ve demokrasi mücadelesi verirken kalleşçe katledilen bütün yoldaşlarımıza saygı ve minnet dileklerimizi iletiyoruz" dedi. 

'NİSÊBÎN BİRİNCİ ÇIKACAK'

"Sara Kaya ve Ayşe Gökkan emin olsunki 31 Mart'ta Nîsebîn onların mücadelesini yürütecektir" diyerek sözlerine devam eden Bakırhan, "Sara ve Ayşe başkanlar emin olsunlar ki Nusaybin 31 Mart’ta yeniden onların mücadelesini yürüttükleri demokratik, toplumcu, halkçı, şeffaf belediyecilikle kesinlikle buluşacaktır. Sizler Ayşe Gökkanlara, Sara Kayalara söz veriyor musunuz? Bu hırsızları, bu usülsüzlük yapanları bu yolsuzluk yapanları, Kürt halkının iradesini gasp edenleri yollmaya var mısınız? Biz de Nusaybin’i çok iyi biliriz. Direnişiyle Nusaybin  Kürtlerin kalbidir. Kürtler için çok önemli bir merkez ve ilçemizdir. Eminim ki 31 Martta Nusaybin halkı geçmişte olduğu gibi yüzde 90’larla Kürdistan’da en fazla oyu alarak birinci çıkacaktır" dedi.  

QAMİŞLO SELAMLANDI

Geçtiğimiz günlerde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Teröristan asla kurulmayacak” dediğini hatırlatan Bakırhan, "Teröristan dediği yer bugün hemen 100 metre ilerimizdeki Qamişlodur, Rojava’dır. Orada yaşayan Kürtleri kast ediyor. Onlara göre 4 parçada yaşayan Kürtlerin tamamı teröristtir. Biz bu vesileyle buradan Qamişloya bin selam gönderiyoruz. Qamişlo halkının Rojava halkının 4 parça Kürdistan’da yaşayan halkımızın terörist olmadığını bin yıllardır bu kadim topraklarda yaşadığını ve bütün zulüm politikalarına rağmen yaşayacağını belirtmek istiyorum" diye konuştu. 

'SAVAŞIN KİMSEYE YARARI OLMAMIŞTIR'

Erdoğan'ın  "Kandil ittifakı kuruldu" dediğini hatırlatan Bakırhan şöyle devam etti: "Kandil ittifakının kurulduğu konusunda söylediği şeyler tamamen yalan. Kandil İttifakı yok ama Kürt düşmanı bir ittifak, Kürt karşıtı bir ittifak var. Kürtlerin dilini geleceğini yaşamını inkar eden bir ittifak var. Kürt halkının iradesine kayyım atayan bir ittifak var. Önümüzdeki seçim Kürt düşmanı ittifaka kaybettirme seçimi olacaktır. Kürt halkıyla emekçilerle yoksullarla Türkiye’deki ezilenlerle birlikte halklar emekçiler karşıtı, kadın ve çevre karşıtı bu ittifaka Kürt halkı gereken cevabı verecektir. Recep Tayip Erdoğan 2002 yılında diyor ki 'savaşın kazananı adil bir barışın kaybedeni olamaz.' Burada doğru söylüyor ama Sakarya’da yine aynı Erdoğan şunları söylüyor. 'Barış ve huzur istiyorsanız savaşa hazır olmalısınız.' Ukrayna'da 'barışın kaybedeni olmaz' diyen, Filistin'de 'adil barış' çağrısı yapan Erdoğan sıra Rojava’ya, Kürtlere gelince 'savaşa hazır olun' diyor. Biz Nusaybinden bir kez daha sesleniyoruz iktidara. 40 yıllık savaşın çatışmaların Türkiye’nin savaş politikalarının kimseye bir yararı olmamıştır." 

‘SAVAŞ POLİTİKANIZ SONUÇ ALMADI’

Bakırhan şöyle devam etti: "Nusaybin’i yakıp yıktınız 2 dönemdir iradesine kayyım atadınız. Bugün Nusaybin halkı bütün zulüm politikalarına, red ve inkar politikalarınıza rağmen barış anneleriyle gençleriyle kadınlarıyla zılgıtlarıyla bu meydandadır. Demek ki savaş politikanız sonuç almadı. Türkiye’nin bütçesini Kürtler dilini konuşmasın diye Kürtler iradesini seçmesin diye Rojava Suriye’de demokratik bir zeminde Kürtlerin arapların ortak yönettiği Rojava olmasın diye harcamayın. Türkiye’yi uçuruma getirdiniz. Ekonomi desen iflas etmiş. Demokrasi desen yok. Cezaevinde binlerce siyasi tutsak arkadaşımız var. Bu vesileyle cezaevindeki Gültan Kışanaklara, Selahattin Demirtaşlara, Figen Yüksekdağlara, Leyla Güvenlere, Sebahat Tuncellere bin selam olsun. 

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ 

Bakın değerli halkımız ne kadar tutarsız olduğu dün söylediğini bugün inkar ettiğini savaş sözleriyle sizlere hatırlattım. Dün yine Sakarya’da İsrail ile ticaret sonlandırılsın diye bir pankart açıldı. Peki bugüne kadar Gazze ve Filistin halkının yanında olduğunu söyleyen AKP Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu mitinginde 'İsrail ile ticaret sonlandırılsın' pankartını niye kaldırdılar? Türkiye halkları çok iyi biliyor ki İsrail en büyük silah ve ticaret anlaşması yapan en büyük gıda ticaretini yapan Türkiye’dir. Bir taraftan Filistin halkına özgürlük diyeceksin, barış diyeceksin, diğer taraftan Filistin halkının özgürlüğünü engelleyen Gazze’yi işgal eden Filistin halkını kıyan İsrail ile ticaret anlaşması yapacaksın. Buna ne Kürtler ne Araplar ne Türkler ne de kimse inanmaz. İşte 31 Mart seçimi bu yalancılarla bu ticaretine bakan, cebini dolduran, çocuklarını zenginleştiren bu sermayedarla emekçilerin, yoksulların, Kürtlerin seçimidir. Eminim ki 31 Mart’ta 86 milyon  insanıyla birlikte Türkiye emekçileri ve yoksulları bu sermayedarlar ve taraftarlarına bu ceplerini dolduranlara, İsrail'e 'terörist' deyip ama en büyük ticaret yapanlara gerekli olan cevabı verecektir." 

‘SORUMLULUK ALIN'

Esenyurt'ta yapılan mitingde barış annelerinin giydiği önlüklerle miting yapıldığını söyleyen Bakırhan, "Annelerimizde çok iyi biliyor yüzlerce tutsak 'tecrit kaldırılsın Sayın Öcalan 3 yıldır devam eden tecrit son bulsun. Kürt meselesinde Sayın Öcalan muhatap alınsın, Kürt meselesi müzakere ve diyalogla çözülsün’ diye açlık grevindedirler. Bu vesile ile cezaevindeki açlık grevinde olan arkadaşların talepleri hepimizin talepleridir. Bizler de tekrar ediyoruz Çözüm Süreci Türkiye’deki en rahat dönemdi ekonominin en iyi olduğu dönemdi bu savaş isteyen çatışma isteyen zihniyet bu masayı devirdikten sonra Türkiye peruperişan oldu. Tekrar yeniden Türkiye halkları kardeşçe demokratik bir zeminde birlikte yaşasın istiyoruz. Bunun için de tecrit politikası son bularak tekrar Sayın Öcalan ile Kürt meselesinin çözümü konusunda devletin iktidarın bir an önce sorumluluk almalıdır" şeklinde konuştu. 

Bakırhan şöyle devam etti: "Seçimlere giriyoruz, iki dönemdir burada iradenizi gasp eden bir kayyım var. Kayyımın hırsızlıklarını yolsuzluklarını anlatmayacağım anlatırsam buradan İstanbul’a yol olur. İstanbul’u da aşar. Bunların amacı hizmet etmek değil sizin iradenize dilinize kültürünüze atanmış sömürge mantığındaki insanlardır. Bu hırsızları el birliği ile göndereceğiz. Ne yapmış kayyım efendi Nusaybin'de daha önce belediyelerimizin yapmış olduğu Newroz anıtını ortadan kalmıştır. Kayyım efendi Newroz anıtını kaldırabilirsin ama o bizim kalbimizde abideleşti. Geçici olarak kaldırabilirsin ama yüreklerden asla bu Newroz anıtını dilimizi kültürümüzü söküp atamayacaksın. Bunu 31 Martta bu halk size gösterecek. Bu kayyım efendilerin Kürt illerindeki yaptıkları yolsuzluk asla ve asla unutulmayacaktır bir gün mutlaka ama mutlaka yönetime geldiğimiz zaman yönetim değiştiği zaman bunların sizden çaldığı çarçur ettiği her kuruşun hesabını soracağız. Sizlere söz veriyoruz. 

Özgür Özel duyurdu: Erdoğan’la yüz yüze görüşeceğiz Özgür Özel duyurdu: Erdoğan’la yüz yüze görüşeceğiz

VALİLİĞİN KİTAP FUARI

Mardin valiliği burada kitap fuarı açmış bin yıllardır bu topraklarda yaşayan Süryanilerin, Arapların ve Kürtlerin kendi dilinde yazmış olduğu kitapların fuara girmesini yasaklamış. Kayyım efendi burada Kürt, Arap, Süryani var eğer bunların dilinde yazılmış kitapları yasaklayacaksan kitap fuarının ne anlamı var. Tek anlamı o organizasyondan yine birileri rant elde edecek. İnşallah 31 Marttan sonra size söz veriyorum Belediye Eş Başkanlarımız bu toprakların kadim halklarının diliyle yazılmış bütün kitapların sergilendiği bir kitap festivali yapacaktır. O festivalde bu toprakların bütün renklerini bir arada göreceğimize söz veriyoruz. 

DEDAŞ ZULMÜ

DEDAŞ diye başbelası bir elektrik kurumu var, işi gücü Kürt illerinde kaçak elektrik var diye elektrik kesiyor. İşi gücü buraya yoğunlaşmaktır aslında o da sömürge mantığı ile hareket ediyor. Yahu enerjiyi Kürt illerinden elde edeceksin, en büyük barajları Kürt coğrafyasında kuracaksın yanı başımızda barajlar santraller olacak ama elektriğimizi keseceksin. Bunlara hesap soracağımız günler uzak değil. Kendi coğrafyamızda kendi enerjimizi elektriğimize kavuşacağımız DEDAŞ gibi yancı iktidarcı iktidarın direktifleriyle hareket eden onların mantığı ile bize davranan kurumlardan da bir gün yargı önünde hesap soracağız. 

SANDIKLARA SAHİP ÇIKIN

Kayyımıyla DEDAŞ’ıyla yer yer bürokrasisiyle birlikte bunların tamamı Ape Musaların, Orhan Doğanların mücadelesine bizim kültürümüze düşman. Dolayısıyla bu topraklarda tekrar kendi köklerimizden yeşermemiz için kendi dilimizi kültürümüzü yaşatmak için rica ediyorum. Birlik olalım beraber olalım güçlü olalım. Birbirimizle dayanışalım, uyuşturucu belasını Kürt illerinden def edin, dilinize sahip çıkın, gençlerinize doğanıza sahip çıkın. Bizler burada birlikte oldukça onların ne zulmü ne kayyımı ne de uyguladıkları politikalar bu topraklarda asla karşılık bulamayacaktır. Belki Nusaybin’e güçleri yetmez ama kimi Kürt illerine kaçak seçmen taşıyorlar. Seçmenlerin tamamı batıdan getirilmiş kolluk güçleridir. Kayyımlarla güçleri yetmedi şimdi haram ve kaçak seçmenlerle irademizi gasp etmeye çalışıyorlar. Rica ediyorum sandıklarınıza sahip çıkın eşinizi dostunuzu arayarak seçmen olanların oy kullanmaları için gelmelerini teşvik edin. Emin olun bu başı seccadede eli semada olan ama akıl ve beyinleri haramda olan insanlara kesinlikle bu sandıklarda bir cevap vermemiz lazım. Ahmet başkan söyledi cezaevindeki binler sürgündeki kardeşlerimiz yoldaşlarımız bu sorunun demokratik yollarla çözülmesini isteyen Kürt halkının gözleri 31 Marttadır. 31 Mart’ta en büyük zaferi kazanacağımıza olan inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu coşkunuz bize güç verdi hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum. Selahattin arkadaşımızın şekeri düştü. sizin coşkunuzu görünce belki heyecanlandı ama Gülbin arkadaş yanımızdadır. Gülbin arkadaşımızı, Selahattin arkadaşımızı size emanet ediyoruz. Onlar size Apê Musa’nın, Sara’nın, Syşe Gökkan’ın emanetleridir."